Köprüdeki Kız

(1999)

Girl on the Bridge a.k.a La fille sur le pont

Film 1 Saat 30 Dk. Komedi, Dram Fransa 21 Temmuz 2000

7.7

171 OY
PUAN VER
5

Imdb: 7.4 (14.916 OY)

KONUSU
Tümüyle siyah-beyaz ve geniş ekran olarak filme çekilen "The Girl on the Bridge"in açılışında altı dakika süren bir söyleşi sahnesi yer alır. Bu sahnelerde 22 yaşında bir genç kız olan Adele’in (Vanessa Paradis) bir televizyon stüdyosunda anlattıklarına tanık oluruz. Yüzünü göremediğimiz ama ses ton ... Devamı
Tümüyle siyah-beyaz ve geniş ekran olarak filme çekilen "The Girl on the Bridge"in açılışında altı dakika süren bir söyleşi sahnesi yer alır. Bu sahnelerde 22 yaşında bir genç kız olan Adele’in (Vanessa Paradis) bir televizyon stüdyosunda anlattıklarına tanık oluruz. Yüzünü göremediğimiz ama ses tonundan sempatik biri olduğunu anladığımız sunucuya yaşamının son birkaç aylık bölümünden kesitleri anlatmaktadır.

Adele yaşamının akışına hiçbir şekilde egemen olamamış, sürekli olarak sevmeye ve sevilmeye hasret çekmiş bir genç kızdır. Kaba hatlarıyla anlattığı yaşamına bakılırsa bu genç kızın yaşamı sürekli kötü şanstan ve başarısız ilişkilerden oluşmuştur. Bir erkekten diğerine koşerken bir türlü dengesini bulamazken hatalardan ders almayı da bilemediğini görürüz. Bunları da şu sözlerle açıklar: "Daha önce yaptığım hatalardan ders almam gerekirdi. Yapamadım. Hiçbir zaman belli bir amaca hizmet edemedim. Hiçbir zaman mutlu olamadım. Gerçek mutluluğu hiçbir zaman yakalayamadım."

Adele’nin perdedeki görüntüsüne yapılan bir kesmeyle birkaç ay öncesine dönerek gece karanlığında Paris köprülerinden birine geçeriz. İntihara yeltenen Adele kendisini Seine nehrinin sularına bırakmak üzeredir. Yakınlarda bir yerde bulunan Gabor (Daniel Auteuil), bunalımlı kızla konuşmaya ve bağlantı kurmaya çalışır.

Çeşitli sirklerde hedef tahtasına bağladığı genç kadınlara bıçak fırlatarak geçimini sağlayan Gabor açısından bu tür köprüler yeni ’hedef tahtası’ adaylarını bulması için en iyi mekanlardır. İntihara yeltenen genç kadınlara bu türden tehlikeli bir iş teklifi yapmakta ve vazgeçirebildikleriyle beraber çalışmaktadır. Adele’e de bunları söyler ve kendisiyle çalışmasını teklif eder. Ancak Adele kararlıdır ve köprüden atlar. Gabor da onun arkasından atlar.

Gabor’un bir özelliği de, o güne kadar kendisine hedef görevini yapan kadınların hiçbirisiyle yatmamış olmasıdır. Buna kaşılık Adele yoluna çıkan potansiyel sevgili adaylarının hiçbirisine hayır dememiştir. Şansları bu defa yaver gidecek midir?

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

Daha fazla yanıt göster

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@tiamath

1 yıl önce

7.5 / 10

Belki de ikimiz de hayal gördük ve bu o kadar da kötü değildi. (Adele)

Hayattaki şanssızlığından, hiçbirşeyin yolunda gitmeyişinden sıkılmış, kendini hissedilebilecek en değersiz şekilde hissetmeye başlamış olan Adele'in artık intihat etme zamanı geldi deyip köprüden atlamaya niyetlendiği yerde başlıyor film. Gabor, bir bıçak fırlatıcısıdır ve köprüde intihara girişmekte olan Adele'i görmesiyle birlikte onunla konuşmaya gidiyor. Böylesine boş bir şekilde hayatını harcayacağına gel benim oyuncum ol en azından hayatının daha derin bir anlamı olsun şeklinde bir teklif yapıyor.

Film, hayatta ruh eşinizin nerede karşınıza çıkabileceğine dair olabilecek en ütopik örneklerden birini veriyor. İntihar girişimindeki o son dakikalarda bile şansın dönebileceğinin bir öğretisi gibi. Adele ve Gabor'un birbirleri ile olan bağları zamanla öyle derinleşiyor ki artık kilometrelerce uzaktan bile birbirleriyle konuşabilir kıvama geliyorlar. Bu süreçt
... Devamı
Belki de ikimiz de hayal gördük ve bu o kadar da kötü değildi. (Adele)

Hayattaki şanssızlığından, hiçbirşeyin yolunda gitmeyişinden sıkılmış, kendini hissedilebilecek en değersiz şekilde hissetmeye başlamış olan Adele'in artık intihat etme zamanı geldi deyip köprüden atlamaya niyetlendiği yerde başlıyor film. Gabor, bir bıçak fırlatıcısıdır ve köprüde intihara girişmekte olan Adele'i görmesiyle birlikte onunla konuşmaya gidiyor. Böylesine boş bir şekilde hayatını harcayacağına gel benim oyuncum ol en azından hayatının daha derin bir anlamı olsun şeklinde bir teklif yapıyor.

Film, hayatta ruh eşinizin nerede karşınıza çıkabileceğine dair olabilecek en ütopik örneklerden birini veriyor. İntihar girişimindeki o son dakikalarda bile şansın dönebileceğinin bir öğretisi gibi. Adele ve Gabor'un birbirleri ile olan bağları zamanla öyle derinleşiyor ki artık kilometrelerce uzaktan bile birbirleriyle konuşabilir kıvama geliyorlar. Bu süreçte Adele'in hala değersizliğine bir çare arayışı altında önüne gelenle yatıp birkaç dakikalığına da olsa kendini değerli hissetmeye çalışması , filmin siyah beyaz çekilerek melankolik havayı derinleştirmesi, 90'lı yıllardaki Fransız filmlerinin olmazsa olmazı haline gelmiş olan türk/arabik/oryantalist ezgilerin kullanılışı ve İstanbul'da çekilmiş olan sahneleri elbette nazarımızda filmi birkaç tık yukarıya taşıyor.

Film boyunca diyaloglar oldukça güzel düşünülmüş Vanessa ve Daniel ikilisinin oyunculukları gayet başarılı. Gabor'un her bıçak atışında Adele'in hayatını kurtarıyormuş ve yeni bir şans daha elde etmesini sağlıyormuş izlenimi başarılı bir şekilde yansıtılmış. Her ne kadar birazcık polliyanna-vari bir sona sahip olsa da genel olarak film başarılı.

@kerimonay

1 yıl önce

ovarrated, 1000 diyalogtan biri kısmen anlamlı olunca popülerleşmiş, kesinlikle insana abir şey kazandırmayan, seneryo derinliği olmayan kötü bir film.
E

@eren_bbcn

7 yıl önce

9.4 / 10

''Fransızca'' bu filmi izleyene kadar kulağıma bu kadar güzel gelmemişti.

@ebus_durak

8 yıl önce

Overrated.

@senadir

8 yıl önce

birlikteyken iyi hissedenleri bir bütün olanları anlatan hoş bir film.

müzik de güzel.

https://www.youtube.com/watch?v=CKqQl3D4AzI
A

@aylakmadame

9 yıl önce

Uzun zamandır bu denli tutku yoğun bir film izlememiştim. Bilhassa bazı sahneler,bazı diyaloglar öyle vurucuydu ki. İstanbul'da nihayetlenmesi de hoş olmuş. Etkisi sürer...

@snijeg

12 yıl önce

Kız gollum gibi ama film hoş cidden.
I

@ibra

13 yıl önce

Sırf kızla olan diyaloglar için bile izlenebilir :)

@elitisodis

13 yıl önce

Şans diye birşey yoktur sadece sahip olamadığın şeylere şans dersin , doğru yer doğru zaman en önemlisi de doğru insanla karşılaşmak,köprüde hemde kendine hiç umudu kalmayan insanları hedef olması için ikna eden bıçak atıcıyla aşk..senden önce ve senden sonra dedirttirecek kadarda güçlü bir ilişki her repliği ayrı bir hikaye ,birbrinden ayrı kalınca hayatları altüst olan birleşince ise mükemmel ötesi bir çift:)türk motifleride beni çok mutlu etti ayrıca:)

@fillesurlepont

14 yıl önce

9 / 10

önce "who will take my dreams away"i dinleyin, sonra bu şarkının filmin en can alıcı sahnesinde çaldığını hayal edin, sonra izleyin ve bunun nasıl mükemmel bir şekilde yapıldığını görün.
G

@gargy

14 yıl önce

"böbreğin mi eksik, karaciğerin mi, yoksa bacağın mı " gibisinden tipik -sağcı- müslümanların kendi hallerine şükretmelerini sağlayan sorular ile şans kavramınıirdeleyen, abartılı bir sıklıkla duyacağınız ezan sesinden rahatsız olabileceğiniz 3. sınıf bir fransız filmi.

içerisinde Türk-lük, Türkiye gibi motifler işlenen filmlere -kompleks sahibi- sinemaseverlerin fazla ilgi göstermesinden ötürü böyle bi popülariteye sahip olduğunu düşünüyorum.

@aleste

14 yıl önce

Angel-a dan sonra beni pek kesmedi açıkçası ama yinede güzel bir film. senaryoda bazı ayrıntılar es geçilmiş bazı şeyler yüzeysel verilmiş. onun dışında pek bi sorun yok. başroldeki elemansa bazı sahnelerde gözümde al pacino nun scarface teki zamanları oldu bazende teoman.

o nasıl bir sevişme tarzıdır bu arada arkadaşım bıçak mıçak neyin fetişi oluyor bu.

@lavn

14 yıl önce

10 / 10

danie auteuil gibi adam bana da bıçak atsaydı;

'böyle devam edemeyiz..'

''neye devam edemeyiz?''

'beraber olmamaya..'

diyaloğu benimle de yaşanırdı.

çok sevdiğim vanessa filmi.

@poormf

14 yıl önce

8 / 10

adam : - Sinderella olacaksın gecelerin kraliçesi

kadın : - gündüzleri ne yapacağım?

Şans perisi bir adam, saflık timsali bir kadın ve tam bitecekken yeniden başlayan iki yaşamın, altından sular akan bir köprünün üstünde kurdukları köprü. Müzikleri, siyah beyaz olmasına karşın gökkuşağının renklerini hissettiren görüntüleri, herbiri üzerinde düşünülmeye değer diyalogları, telepatik iletişimleri, çıplaklık cinsellik olmaksızın gerçekleşen bıçaklı orgazm sahnesi ve İstanbul’da bir köprüde sonlanıyor olmasıyla farklı bir romantik film.

not: Bir de Türk usulü düğün olaymış

80/100
D

@discokralicesi

15 yıl önce

Sonu özellikle etkileyici olmuş insan avrupa sinemasında memleketini görünce bir garip oluyor doğrusu.Filmin genel dokusu şans ve kader üzerine kurulmuş.Birbirlerini kilometrelerce uzaktan duyup konuşabilmeleri de ayrıca hoşuma giden bir detay oldu.Böylelikle filmde ince bir çizgi yakalanmış.Kızın marjinalliği adamınkıyle cok ince bir şekilde birleştirilmiş.Avrupa sineması sevenlere kesinlikle tavsiye edeceğim bir film bu.
SPOILER

Köprüdeki Kız filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Köprüdeki Kız filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Köprüdeki Kız filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL