Hiç beklenmedik anlarda, olmadık sahnelerde sizi güldürebilen bir filmdi The Goat. Bir kez güldüğünüzde film boyunca yüzünüzdeki o gülümseme gitmiyor, öyle bir filmdi. Bu filmde de yine Buster Keaton’ın zekasına ve vizyonuna şahit oluyoruz.
Kağıt üzerinde basit gibi duran bir hikâye üzerinden, tamamen fiziksel komediye dayalı bir anlatım var. Diyalog yok, gereksiz sahne yok; her anı bir gag ya da akıllıca kurgulanmış bir aksiyon sekansı.
Buster Keaton’ın yüzünde neredeyse hiç değişmeyen ciddi ifadeyle en absürt olayları yaşaması, seyirciyi “bunu gerçekten nasıl çektiler?” dedirten sahnelerle baş başa bırakıyor.
1921 gibi teknik olarak kısıtlı bir yılda, böylesine yaratıcı kadrajlar, akıcı tempo ve kusursuz zamanlama görmek ayrı bir keyif.
Özellikle tren sahneleri ve yanlış anlaşılma üzerine kurulu polis kovalamacası, hem komedi hem de tempo açısından zamanının çok ötesinde.
Kısacası The Goat, hem Keaton hayranları hem de sessiz sinemaya giriş yapmak isteyenler için ilaç ... Devamı
Hiç beklenmedik anlarda, olmadık sahnelerde sizi güldürebilen bir filmdi The Goat. Bir kez güldüğünüzde film boyunca yüzünüzdeki o gülümseme gitmiyor, öyle bir filmdi. Bu filmde de yine Buster Keaton’ın zekasına ve vizyonuna şahit oluyoruz.
Kağıt üzerinde basit gibi duran bir hikâye üzerinden, tamamen fiziksel komediye dayalı bir anlatım var. Diyalog yok, gereksiz sahne yok; her anı bir gag ya da akıllıca kurgulanmış bir aksiyon sekansı.
Buster Keaton’ın yüzünde neredeyse hiç değişmeyen ciddi ifadeyle en absürt olayları yaşaması, seyirciyi “bunu gerçekten nasıl çektiler?” dedirten sahnelerle baş başa bırakıyor.
1921 gibi teknik olarak kısıtlı bir yılda, böylesine yaratıcı kadrajlar, akıcı tempo ve kusursuz zamanlama görmek ayrı bir keyif.
Özellikle tren sahneleri ve yanlış anlaşılma üzerine kurulu polis kovalamacası, hem komedi hem de tempo açısından zamanının çok ötesinde.
Kısacası The Goat, hem Keaton hayranları hem de sessiz sinemaya giriş yapmak isteyenler için ilaç gibi bir kısa film. Sadece 23 dakikada, birçok modern komedinin başaramadığı kadar iyi mizah ve tempo sunuyor.
@burakt0
10 ay önce
8.5 / 10
Kağıt üzerinde basit gibi duran bir hikâye üzerinden, tamamen fiziksel komediye dayalı bir anlatım var. Diyalog yok, gereksiz sahne yok; her anı bir gag ya da akıllıca kurgulanmış bir aksiyon sekansı.
Buster Keaton’ın yüzünde neredeyse hiç değişmeyen ciddi ifadeyle en absürt olayları yaşaması, seyirciyi “bunu gerçekten nasıl çektiler?” dedirten sahnelerle baş başa bırakıyor.
1921 gibi teknik olarak kısıtlı bir yılda, böylesine yaratıcı kadrajlar, akıcı tempo ve kusursuz zamanlama görmek ayrı bir keyif.
Özellikle tren sahneleri ve yanlış anlaşılma üzerine kurulu polis kovalamacası, hem komedi hem de tempo açısından zamanının çok ötesinde.
Kısacası The Goat, hem Keaton hayranları hem de sessiz sinemaya giriş yapmak isteyenler için ilaç ... Devamı
Kağıt üzerinde basit gibi duran bir hikâye üzerinden, tamamen fiziksel komediye dayalı bir anlatım var. Diyalog yok, gereksiz sahne yok; her anı bir gag ya da akıllıca kurgulanmış bir aksiyon sekansı.
Buster Keaton’ın yüzünde neredeyse hiç değişmeyen ciddi ifadeyle en absürt olayları yaşaması, seyirciyi “bunu gerçekten nasıl çektiler?” dedirten sahnelerle baş başa bırakıyor.
1921 gibi teknik olarak kısıtlı bir yılda, böylesine yaratıcı kadrajlar, akıcı tempo ve kusursuz zamanlama görmek ayrı bir keyif.
Özellikle tren sahneleri ve yanlış anlaşılma üzerine kurulu polis kovalamacası, hem komedi hem de tempo açısından zamanının çok ötesinde.
Kısacası The Goat, hem Keaton hayranları hem de sessiz sinemaya giriş yapmak isteyenler için ilaç gibi bir kısa film. Sadece 23 dakikada, birçok modern komedinin başaramadığı kadar iyi mizah ve tempo sunuyor.