... Devamı 1915te, kış ayazında, Camille Claudel eğilip yerdeki bir taşı alır ve dikkatle inceler. Sanki işine yoğunlaşmış bir heykeltıraştır izlediğimiz; zihninde basit bir taşı yepyeni bir şeye dönüştürüyor gibidir. Ama sonra taşı atar, bir daha da sanata dönmez. Ailesi akıl hastanesine kapatılmasının hayrına olacağına karar kılmıştır. Film boyunca Camillein bir sanatçı olarak kabul görmeyi, anlayışla karşılanmayı ummasını izler, sevgili yazar kardeşi Paul Claudelin onu ziyaret etmesini beklediğine tanık oluruz. Bruno Dumontunİsanın Yaşamı, İnsanlıkveFlandersgibi yetkin filmlerinin ardından gelen ve Berlinde prömiyerini yapan bu dram, gelmiş geçmiş en yetenekli kadın heykeltıraşlardan birinin içsel karmaşasını inceliyor. "Şansa bakın, Camille Claudelin hastaneye yatırılışıyla ilgili bir kitap okuyordum ki bunu Juliettele aynı yaştayken yaşadığını öğrendim. Beynimde bir şimşek çaktı, işte bu, dedim. Hayatı hakkında, hastaneye yatırılışı hakkında tıbbi kayıtlar hariç hiçbir şey bilmemek hoşuma gitti. Elimde hiçbir şey olmaksızın bir senaryo yazmak da öyle."