haneke diye abartılmış begenmeye zorlanılmıs bir film yada ben rahatsız huzursuz filmlerin ağa babalarını izledim sanırım. funny games ten sonra sası geldi tadı... tatmin etmedi kusura bakmasın
Yok bilmem Fransa'nın sömürgeci geçmişine okkalı bir tokatla selam gönderiyormuş da,George üzerinden fildişi kulelerinden inmeyen Avrupa burjuvazisini eleştiriyormuş da,ırkçılığın kolektif ve bireysel tarihe göz kırpıyormuş da...Geçin bunları kardeşim ya.Ortada film yok,film.Bunları konuşmak için önce bir film olması lazım.Kafa karışıklığını,neyi tam olarak nasıl anlatacağına karar verememeyi tarz haline getirmiş hanekenin hezeyanları izliyoruz iki saat.
Geçmişte yaptığınız şeylerle yargıla bilirimsiniz. Michael Haneke bu filmde bizi vicdanımızla baş başa bırakıyor biz unutuyoruz diye geçmiş unutulmuyor yaptığımız hatalar kötülükler hep karşımıza çıkıyor. Haneke yine bir burjuvazi aile kurumunun duygulara atmış bir ekonomi olarak ele almış bir ırkçılık devreye giriyor filmde anlatılan ve Hanekenin dertlerinden birini çok iyi yansıtılmış.İnsan oğlunun genelde neden olduğu kötülükler iyi mi kötümü olduklarına karar verememesinden olduğu söylenir.Filmin temel meselesi kötülük tüm zamanlarda çıkan en akıllı işlerden biri bana göre Caché 1961 paris katliamı Cezayirlere uygulanan ırkçılığı gelelim kasetlere kasetleri Michael Haneke gönderir.Filminin içine elini sokar idea edildiği gibi kimse kasetleri göndermemiştir zaten meta bir olay doğa üstü bir şey yoktur Caché de kasetlerin teslim edilmesinin bir nedeni vardır anlatılan evrenin dışındadır filmi Michael Haneke çeker bize gönderir. Georges karakterine gelen mektuplara bakarsak bir yardım... Devamı
Geçmişte yaptığınız şeylerle yargıla bilirimsiniz. Michael Haneke bu filmde bizi vicdanımızla baş başa bırakıyor biz unutuyoruz diye geçmiş unutulmuyor yaptığımız hatalar kötülükler hep karşımıza çıkıyor. Haneke yine bir burjuvazi aile kurumunun duygulara atmış bir ekonomi olarak ele almış bir ırkçılık devreye giriyor filmde anlatılan ve Hanekenin dertlerinden birini çok iyi yansıtılmış.İnsan oğlunun genelde neden olduğu kötülükler iyi mi kötümü olduklarına karar verememesinden olduğu söylenir.Filmin temel meselesi kötülük tüm zamanlarda çıkan en akıllı işlerden biri bana göre Caché 1961 paris katliamı Cezayirlere uygulanan ırkçılığı gelelim kasetlere kasetleri Michael Haneke gönderir.Filminin içine elini sokar idea edildiği gibi kimse kasetleri göndermemiştir zaten meta bir olay doğa üstü bir şey yoktur Caché de kasetlerin teslim edilmesinin bir nedeni vardır anlatılan evrenin dışındadır filmi Michael Haneke çeker bize gönderir. Georges karakterine gelen mektuplara bakarsak bir yardım çığlığını adalet arayışını ve acıyı değil yani vicdanınızın sesini değil de film bittiğinde kim gönderdi diye merak ediyorsanız Georges sesini duyuyorsanız anne karakteri arkadaşı ile cinsel ilişkiye girdi mi ? diye düşünüyorsanız Georges ve Anne çocukları niye eve gelmedi diye tartıştıkları sahnede arkadaki televizyonda gözümüze sokulan savaş kan gibi görüntüleri görmüyorsanız sizde Georges karakteri gibi bir vicdan sorgulamasına girmeniz lazım. çok aklı bir tuzaktır ve bu tuzağa düşmemek için elinizden gelen tek bir şey ya vardır ya da yoktur o da kanayan kanaya bilen vicdandır.Çocuklar hiç bir zaman masum değildir.
sona gelindiğinde Georges’un /kendini ölü gibi hissettiğini/ söylemesi sonuçlanan yargının amacı gibiydi.belki de kaptığı bir tür hastalık vicdanıyla ilgilidir.
Haneke’nin başyapıtlarınan birisi olan Cache, gerçekten tekrar tekrar izlenebilecek güzellikte bir film.
Haneke’nin en önemli meselelerinden birisi olan sinemada gerçeklik hissini zedeleyen ve istismar eden hollywood filmi türleri ve onların klişelerinin burada da kullanıldığını görüyoruz. Gerilim filmlerinin özelliklerini kullanan cache elbette bunu aslında meramını anlatmak için bir araç olarak kullanıyor. Film türlerinin insan tüketimine ve böylece anlamlı olabilecek görüntülerin, görüntüler arasındaki ilişkilerin, hikayelerin tür klişeleriyle film tüketimiyle insanı sahte şekilde mutlu etmesi ve sanat olarak sinemanın amaçlarına ters düşebilecek şekilde düzenlenmesiyle ilgilenmiyor yönetmen. Haneke klişeleri kullanarak onlarla gerçeklik hissi yaratmaya çalışıyor. Bunu yaparken dramatik müzik kullanmamayı, ani-sert kesmelerle görüntüleri sonlandırmayı, kendi klişelerine dönüştüğü söylenebilecek diğer bazı noktaları kullanıyor.
Cache de bir gerilim filmindeki en önemli klişelerden ... Devamı
Haneke’nin başyapıtlarınan birisi olan Cache, gerçekten tekrar tekrar izlenebilecek güzellikte bir film.
Haneke’nin en önemli meselelerinden birisi olan sinemada gerçeklik hissini zedeleyen ve istismar eden hollywood filmi türleri ve onların klişelerinin burada da kullanıldığını görüyoruz. Gerilim filmlerinin özelliklerini kullanan cache elbette bunu aslında meramını anlatmak için bir araç olarak kullanıyor. Film türlerinin insan tüketimine ve böylece anlamlı olabilecek görüntülerin, görüntüler arasındaki ilişkilerin, hikayelerin tür klişeleriyle film tüketimiyle insanı sahte şekilde mutlu etmesi ve sanat olarak sinemanın amaçlarına ters düşebilecek şekilde düzenlenmesiyle ilgilenmiyor yönetmen. Haneke klişeleri kullanarak onlarla gerçeklik hissi yaratmaya çalışıyor. Bunu yaparken dramatik müzik kullanmamayı, ani-sert kesmelerle görüntüleri sonlandırmayı, kendi klişelerine dönüştüğü söylenebilecek diğer bazı noktaları kullanıyor.
Cache de bir gerilim filmindeki en önemli klişelerden birisini kullanıyor: ortada bir cinayet yok ama bir sır, bir gizem var. Georges’a ve ailesine yollanan video kasetler ailenin konforlu hayatını alt üst ediyor, çünkü bitmek bilmiyor ve ısrarla karakterleri, özellikle de sinemadan görülmüş en itici karakterlerden Georges’u bir yere bakmaya çağırıyor. Film ilerledikçe yönetmenin video kasetlerle hem georges’a , hem eşine hem bize yaptığı gibi, georges da bakmaya ve görmeye çalışıyor: geçmişine. Çünkü kasetler Georges’a geçmişini işaret ediyor.
Filmin açılış sekansında hareketsiz duran, dakikalarca izlediğimiz ve hiç birşey olmayan kısımda yönetmenin esas yöntemini de yakalamış oluyoruz: Film boyunca, ilginç finali de dahil, aynen Georges gibi bakacağız ama gördüğümüzü anlayamayacağız, baktığımızı görüyorsak da bu görüntünün ne olduğunu bir türlü çözemeyeceğiz. İşte bu gerilim filmlerinde bulunmayan ve eğer bulunuyorsa bile derdi finalde süsleyerek bize numarasını yutturmak isteyen hin filmcilerin düşünmemeyi tercih ettiği bir yöntem. Georges baktıkça görmeye başlıyor ama gördüğünü anlayamıyor önce, biz de onunla beraber bakarken çözmeye başlıyor ve georges filmin finalinde gördüklerinden insani, vicdani olarak etkilenemeden ve tek derdi suçunu bir an önce unutmakken kendini karanlık odasında perdeleri çekerek uyumaya bırakırken bizler filmin afişindeki gibi aydınlık, berrak bir final sahnesiyle başbaşa bırakılıyoruz: filmi sadece bir kez izleyenlerin belki ıskalamış olabileceği gibi bu sahnede mecid’in oğlu ve georges’un oğlu beraber okulun önünde onlarca insanın arasında konuşuyor. Filmin esas sorusu olarak kabul edilen kasetleri kim gönderdi sorusunun cevabıyla ilgili bir çok iddia var, final sahnesi de bu cevaplardan birisi, ancak tipik bir haneke filmi sonu olan finalsizlik bu filmde de mevcut ve bu finalsiz son filmin meselesini perdeden ve sinema salonundan dışarıya taşıyor: biz georges’lar, bir anne’ler, baktığı halde göremeyenler, görse de gördüğüyle yüzleşemeyenler, kanaması durmuş bir vicdanla ölene dek yaşamak arzusunda konforuyla memnun yaşayanlara yönelik bakma ve görme arzusu bu. Gizli olan, saklı olan, saklanan ne ve kim? Filmde saklanan, gizlenen, bakıp da göremediğimiz ama georges’un geçmişini bilen, kasetleri gönderen kişi, elbette yönetmen. Bize de saklandığı yerden gördüklerini göstererek ve eliyle işaret ederek georges’a bakmamızı ve onu görmemizi istiyor. Georges’a bakarken kendi suçlarımızla, vicdan yüklerimize bakmamızı ve görmemizi istiyor Haneke.
Sona ermeyen bütün haneke filmleri, filmlerdeki meselelerin, gerçeklik hissi bize hikaye edilerek anlatılan olayların sürüp gittiğini, eğlencelik bir durum olmadığını söylüyor. Bu yüzden haneke filmleri hep asık yüzlüler, belki tek istisna haneke’nin en iyimser filmim dediği Bilinmeyen Kod olabilir. Ya da seneler sonra yeniden izlemeyi düşündüğüm, yönetmenin kendi klişelerini bir kenara bıraktığı Aşk filmi.. İzlemeyenlere Cache’yi mutlaka izlemelerini öneriyorum.
Şu ana kadar toplamda 4 filmini izlemiş olmama rağmen Haneke'nin beni en çok etkileyen filmiydi bu film. Elias Canetti'nin Körleşme'sine benzettim uzaktanda olsa. Vicdani bir sorunu yine izleyicinin gözüne sokup ikilemde bıraktırmayı gayet başarılı bir şekilde başarmış Haneke. Hangisi haklıdan ziyade koşullar ve tutumların ön planda olduğu bir filmdi.
Şu ana kadar 3 tane haneke yapımı film izlemiş biri olarak içlerinde en kötüsü bu galiba. diğerleri funny games ve amour’du. Tamam az çok haneke’nin ne tarz film çektiğini bilerek başına oturduk ama bu filmde gerilimin "g" sini bulmak dahi mümkün değil. Film apaçık anton çehov’un bir eserinin sinemaya uyarlanmış versiyonu gibi öylesine sıkıcı öylesine durağan.6/10 iyi seyirler.
Yemin ederim insanların rahatı bu adama batıyor. İlla ki tedirgin edecek, izleyiciyi her filmde tehdit ediyor bu adam. Poponun altındaki yastıktan dikenler çıkması an meselesi çok yayılma demiş yine. Haneke'nin çoğu zaman durgun ama genelinde vurucu ve tehditkar filmlerinden biri daha. Funny games ile iyi bir ikili olur bu film bence ama art arda izlenmemeli.
@ksantippe
3 ay önce
5 / 10
@prozactoplumu
1 yıl önce
@yigithan300
4 yıl önce
8.9 / 10
@kuzgunadam
6 yıl önce
7.3 / 10
@karabetik
8 yıl önce
@messiyg
8 yıl önce
7 / 10
@parfenrogojin
9 yıl önce
Haneke’nin en önemli meselelerinden birisi olan sinemada gerçeklik hissini zedeleyen ve istismar eden hollywood filmi türleri ve onların klişelerinin burada da kullanıldığını görüyoruz. Gerilim filmlerinin özelliklerini kullanan cache elbette bunu aslında meramını anlatmak için bir araç olarak kullanıyor. Film türlerinin insan tüketimine ve böylece anlamlı olabilecek görüntülerin, görüntüler arasındaki ilişkilerin, hikayelerin tür klişeleriyle film tüketimiyle insanı sahte şekilde mutlu etmesi ve sanat olarak sinemanın amaçlarına ters düşebilecek şekilde düzenlenmesiyle ilgilenmiyor yönetmen. Haneke klişeleri kullanarak onlarla gerçeklik hissi yaratmaya çalışıyor. Bunu yaparken dramatik müzik kullanmamayı, ani-sert kesmelerle görüntüleri sonlandırmayı, kendi klişelerine dönüştüğü söylenebilecek diğer bazı noktaları kullanıyor.
Cache de bir gerilim filmindeki en önemli klişelerden ... Devamı
Haneke’nin en önemli meselelerinden birisi olan sinemada gerçeklik hissini zedeleyen ve istismar eden hollywood filmi türleri ve onların klişelerinin burada da kullanıldığını görüyoruz. Gerilim filmlerinin özelliklerini kullanan cache elbette bunu aslında meramını anlatmak için bir araç olarak kullanıyor. Film türlerinin insan tüketimine ve böylece anlamlı olabilecek görüntülerin, görüntüler arasındaki ilişkilerin, hikayelerin tür klişeleriyle film tüketimiyle insanı sahte şekilde mutlu etmesi ve sanat olarak sinemanın amaçlarına ters düşebilecek şekilde düzenlenmesiyle ilgilenmiyor yönetmen. Haneke klişeleri kullanarak onlarla gerçeklik hissi yaratmaya çalışıyor. Bunu yaparken dramatik müzik kullanmamayı, ani-sert kesmelerle görüntüleri sonlandırmayı, kendi klişelerine dönüştüğü söylenebilecek diğer bazı noktaları kullanıyor.
Cache de bir gerilim filmindeki en önemli klişelerden birisini kullanıyor: ortada bir cinayet yok ama bir sır, bir gizem var. Georges’a ve ailesine yollanan video kasetler ailenin konforlu hayatını alt üst ediyor, çünkü bitmek bilmiyor ve ısrarla karakterleri, özellikle de sinemadan görülmüş en itici karakterlerden Georges’u bir yere bakmaya çağırıyor. Film ilerledikçe yönetmenin video kasetlerle hem georges’a , hem eşine hem bize yaptığı gibi, georges da bakmaya ve görmeye çalışıyor: geçmişine. Çünkü kasetler Georges’a geçmişini işaret ediyor.
Filmin açılış sekansında hareketsiz duran, dakikalarca izlediğimiz ve hiç birşey olmayan kısımda yönetmenin esas yöntemini de yakalamış oluyoruz: Film boyunca, ilginç finali de dahil, aynen Georges gibi bakacağız ama gördüğümüzü anlayamayacağız, baktığımızı görüyorsak da bu görüntünün ne olduğunu bir türlü çözemeyeceğiz. İşte bu gerilim filmlerinde bulunmayan ve eğer bulunuyorsa bile derdi finalde süsleyerek bize numarasını yutturmak isteyen hin filmcilerin düşünmemeyi tercih ettiği bir yöntem. Georges baktıkça görmeye başlıyor ama gördüğünü anlayamıyor önce, biz de onunla beraber bakarken çözmeye başlıyor ve georges filmin finalinde gördüklerinden insani, vicdani olarak etkilenemeden ve tek derdi suçunu bir an önce unutmakken kendini karanlık odasında perdeleri çekerek uyumaya bırakırken bizler filmin afişindeki gibi aydınlık, berrak bir final sahnesiyle başbaşa bırakılıyoruz: filmi sadece bir kez izleyenlerin belki ıskalamış olabileceği gibi bu sahnede mecid’in oğlu ve georges’un oğlu beraber okulun önünde onlarca insanın arasında konuşuyor. Filmin esas sorusu olarak kabul edilen kasetleri kim gönderdi sorusunun cevabıyla ilgili bir çok iddia var, final sahnesi de bu cevaplardan birisi, ancak tipik bir haneke filmi sonu olan finalsizlik bu filmde de mevcut ve bu finalsiz son filmin meselesini perdeden ve sinema salonundan dışarıya taşıyor: biz georges’lar, bir anne’ler, baktığı halde göremeyenler, görse de gördüğüyle yüzleşemeyenler, kanaması durmuş bir vicdanla ölene dek yaşamak arzusunda konforuyla memnun yaşayanlara yönelik bakma ve görme arzusu bu. Gizli olan, saklı olan, saklanan ne ve kim? Filmde saklanan, gizlenen, bakıp da göremediğimiz ama georges’un geçmişini bilen, kasetleri gönderen kişi, elbette yönetmen. Bize de saklandığı yerden gördüklerini göstererek ve eliyle işaret ederek georges’a bakmamızı ve onu görmemizi istiyor. Georges’a bakarken kendi suçlarımızla, vicdan yüklerimize bakmamızı ve görmemizi istiyor Haneke.
Sona ermeyen bütün haneke filmleri, filmlerdeki meselelerin, gerçeklik hissi bize hikaye edilerek anlatılan olayların sürüp gittiğini, eğlencelik bir durum olmadığını söylüyor. Bu yüzden haneke filmleri hep asık yüzlüler, belki tek istisna haneke’nin en iyimser filmim dediği Bilinmeyen Kod olabilir. Ya da seneler sonra yeniden izlemeyi düşündüğüm, yönetmenin kendi klişelerini bir kenara bıraktığı Aşk filmi.. İzlemeyenlere Cache’yi mutlaka izlemelerini öneriyorum.
@olanzveins
9 yıl önce
7.5 / 10
@chewing
12 yıl önce
6 / 10
@digeri
13 yıl önce