Hepimizin istediği şey değil midir aslında, gelecekte ne olacağını bilmek. Çocukluğumuzdan itibaren ilerde ne olacağımızı, bizi nelerin beklediğini öğrenmek ? İnsanlar gelecekleri konusunda fikir sahibi olabilmek, ufacık bir ipucu için bile umarsızca para harcayabiliyorlar; kahve falıdır, medyumlardır, tarottur vs. Ta ki bu filme kadar... :) Filmi izlerken ve izledikten sonra anlıyorsunuz ki gelecekte neler olacağını bilmek sandığımız gibi güzel, bize gözüktüğü kadar toz pempe değilmiş. Tüyler ürpertici senaryosuyla sizi ekrana kitleyen filmin üzerinde durduğu ve olayların etrafında şekillendiği konu bu bence Ryne Douglas Pearson'un kitabından uyarlanan filmde oyunculuğu ve görsel efektleri de başarılı buldum.
Açıkçası bu kadar iyi bir filmin karşıma çıkacağını düşünmemiştim.Klasik dünyanın sonu olayı ve klasik zafer insanlığındır edebiyatının tamamen dışına çıkılmış.Filmi izlerken zaman zaman çok gerildim..Özellikle küçük çocuklarla,meleklerin karşılaşmaları,fısıldaşmalar,yaratılan karanlık atmosfer ve yakın çekimler,bu sahneleri çok farklı kılmış..Uçağın düşme sahnesi ve metro sahnesi,hem görsel olarak çok doyurucu,hemde o anlardaki kargaşa,çaresizlik ve gerçekçilik çok iyi aktarılmış..Kurguda yer yer boşluklar oluşsada,en azından klasik bir final izlemediğim için,bunları görmezden gelebilirim...
Final sahnesinde Baba ile oğul'un ayrılığı daha iyi dramatize edilebilirmiş..İnsanlığın yeniden başlaması için alınan iki çocuk,yeni hayatın,yeni neslin Adem ve Havva'sı olarak seçilip,sanırım Cennet'e bırakılıyolar...
Sinemaya 90 lı yıllarda The Crow ve Dark City gibi iki kült film kazandırmış olan Alex Proyasın son filmine merak içinde gittiğimi ancak yukarıda bahsi geçen iki filmi başka biri mi yönetmiş acaba diyerek çıktığımı hatırlıyorum.Son yıllarda Hollywood sinemasında genel bir orijinallik krizi yaşandığını biliyoruz.Artan Remakeler ve Uzakdoğu filmlerinden yapılan uyarlamalar tezimizi doğruluyor.Ancak Sistem içinde kendine ayrı bir yer edinmiş yönetmenlerin de bu krizden kurtulamamaları sinemanın geleceği açısından endişeye kapılmamıza neden oluyor.Umarım bu geçici bir krizdir ve sinema dünyası en kısa sürede toparlanır.Bunu bizim sinemamız için de diliyorum.Seyircisi ve çekilen film sayısı artan Türk sinemasının kaliteli yapımlarla buluşmamızı sağlaması en büyük dileğimiz.
Durum gösteriyor ki yeni bir Yüzüklerin efendisi veya Matrix olayı yaşamak uzun sürebilir.Oysa yönetmen Alex Proyas, Matrix ten de önce çekilen Karanlık Şehir adlı filminde, alternatif bir Matrix evreni kurmayı başarmış... Devamı
Sinemaya 90 lı yıllarda The Crow ve Dark City gibi iki kült film kazandırmış olan Alex Proyasın son filmine merak içinde gittiğimi ancak yukarıda bahsi geçen iki filmi başka biri mi yönetmiş acaba diyerek çıktığımı hatırlıyorum.Son yıllarda Hollywood sinemasında genel bir orijinallik krizi yaşandığını biliyoruz.Artan Remakeler ve Uzakdoğu filmlerinden yapılan uyarlamalar tezimizi doğruluyor.Ancak Sistem içinde kendine ayrı bir yer edinmiş yönetmenlerin de bu krizden kurtulamamaları sinemanın geleceği açısından endişeye kapılmamıza neden oluyor.Umarım bu geçici bir krizdir ve sinema dünyası en kısa sürede toparlanır.Bunu bizim sinemamız için de diliyorum.Seyircisi ve çekilen film sayısı artan Türk sinemasının kaliteli yapımlarla buluşmamızı sağlaması en büyük dileğimiz.
Durum gösteriyor ki yeni bir Yüzüklerin efendisi veya Matrix olayı yaşamak uzun sürebilir.Oysa yönetmen Alex Proyas, Matrix ten de önce çekilen Karanlık Şehir adlı filminde, alternatif bir Matrix evreni kurmayı başarmıştı.2000li yıllar yönetmene pek yaramamış.Kehanetten önce çektiği I robot filmi de tatmin etmekten uzaktı.Kehanette gördüğümüz şey bir yığın klişenin art arda gösterilmesinden ibaret.Filmin konusu kısaca M.I.Tte( teknik üniversite) çalışan Astro fizikçi John Koestler bir yangında eşini kaybetmiş ve küçük oğluyla birlikte bu durumu atlatmaya çalışan bekar bir babadır.Oğlunun okuduğu okul bir proje gerçekleştirmiştir.Elli yıl önce okuldaki çocuklara gelecekle ilgili ne düşündükleri hakkında resimler çizmeleri istenmiş ve bu resimler elli yıl sonra açılmak üzere okulun avlusuna gömülmüştür.Bu resimler açıldığında Calebin eline geçen, bir resim değil anlamsız sayılarla doldurulmuş bir metindir.Bu metin Johnun da dikkatini çekecek, tavan yapmış IQsuyla sayılar arasında bağ kurmakta zorlanmayacaktır.Metin korkunç bir gerçeği daha doğrusu bir kehaneti barındırmaktadır.John, gerçekleşmekte olan bu kehanetin karşısında durabilecek midir.Ailesini bundan koruyabilecek midir.Finalde cevabını bulan bu sorular bizi de kafası şişmiş bir şekilde CGI efektleriyle baş başa bırakacak ve uzaylıları da işin içine katarak tam bir curcunaya sebep olacaktır.
Alex Proyasın kariyerine bakıldığında tür filmleri özellikle bilimkurgu türü filmleri yaptığını görüyoruz.Bilimkurgu adı üzerinde gerçekle hayalin birbirine karışmasından meydan gelmektedir.Ekranda gördüğümüz veya okuduğumuz şeyin hayal ürünü olduğunu biliriz, ama hayal ürünü eserin kendi evreni içerisinde gerçekçi ve mantıklı olmasını da bekleriz.Kehanetin eksik parçası hikayenin bir türlü ilerleyememesi filmin sanki üç tane aksiyon sahnesi için çekildiği hissini vermesidir.Üç sahne de iyi çekilmiş, burada yönetmenin hakkını verelim.Özellikle Uçak kazası sahnesi hoşuma gitti doğrusu.Yönetmeni bu filmi çekmeye iten diğer sebepler de filmde kendine yer bulan, felsefi değeri olan bilim-inanç tartışması ve Amerikan filmlerinin olmazsa olmazı ailenin önemi alt metinleri olabilir.Bir toplum neyi kaybettiyse onun peşinden gidiyor herhalde.Ölüm teması yönetmenin favori teması galiba.The Crow filminde de değindiği ölüm temasını bu filmde başka bir seviyeye taşıyor yönetmen.Bu konuda New Age dini akımlardan etkilendiğini söylemek mümkün.
Filmde oynayan oyunculara gelince sınavı hiçbirinin, Nicolas Cage de buna dahil geçemediğini söylemek zorundayım.Bu oyuncu son yıllarda yaptığı tercihlerle iyice memur oyuncu kategorisine girmekte ve maalesef varsa eğer star personasından çok şey kaybettirmektedir.Rumble Fish, Raising Arizona, Leaving Las Vegas,Face off ve Snake Eyes gibi filmlerde iyi oynamış birinden bahsediyoruz.
Senaryonun zayıf olması içinde cevher barındıran yönetmenin de zayıf bir film ortaya koymasına neden olmuş.
Baştan sona içinde hiçbir sürpriz barındırmayan, ne olacağını önceden bildiğiniz ve klişelerle dolu bu filmin görülecek tek yanı aksiyon sahneleri ve finaldeki alternatif evren-cennet mi demeliydim- tasviri olabilir.
Keyifle izlenebilecek bir film olduğunu düşünüyorum, uçak ve metro sahnesi çok iyiydi, bunun dışında sonu beklemediğim ama istediğim konuyla ilgili çıktığından sonunu ayrı bir beğendim. Sonu biraz da bakış açınızla alakalı olarak iyi veya kötü yorumlanabilir.
uçak kazası sahnesi gerçekten müthiş çekilmiştir. keza metro sahneside aynı şekilde öyledir. lakin uzay gemisi gördüğüm en berbat tasarımların başında gelir ve bu filmdeki uzaylıların ne ayak olduğunu bir türlü çözemedik. insan hayatnın devamı için çalıştıklarına göre uhrevi yaratıklar olmaları büyük olasılık. izlenebilir.
Bazı yerlerde efektler ve oyunculuk kötüydü. Bu tarz filmlerden, başta pek bir şey beklememek lazım zaten. Filimin sonu bence buna rağmen başarılıydı, sonunu iyi bağlayıp son 10-15dk da ilk izlenimi bir miktar kırmayı başarmışlar. Özellikle önceki yorumların birinde, arkadaşın bahsettiği gibi beethoven'ın yedinci senfonisiyle ...
fiLm bence izLenebiLir... konu itibariyLe daha önce bir çok örnekLerini görsek de bu "dünyanın sonu geLdi" fiLmLeri arasında "izLenebiLir" diye tabir edebiLeceğim bir yerde bence.. türLerinin özeLLikLerini barındıran bir oLmuş aynı zamanda.. yer yer aksiyon, yer yer geriLim, yer yer dram-gizem ve geneL oLarak ise bir biLim kurgu havasını çok güzeL hissetiriyor.. efektLer de fena değiL bazı sahneLerinde tüyLerim diken diken oLdu :) özeLLikLe metro sahnesi çok hoşuma gitti.. yani fiLm iyi başLıyor ve öyLe geLişiyor.. sonu ise açıkçası benim uzun zamandır bekLediğim bir sondu.. söyLe ki; bir çok biLim kurgu fiLminde bu fiLmdeki gibi geLişir ve devam eder ama sonu bu şekiLde oLmaz.. ben bu haLini sevdim.. sonu fiLmin geneLi iLe bütünLük içinde.. beni yeterince tatmin ettii.. zaten bence fiLmin en büyük eksisi konu itibariyLe daha önce çok örnekLerini görmüş oLmamız.. GeneL oLarak bakıLdığında birçok kLişeyi barındırıyor evet ama fiLm kötü oLmamış bence iyi.. onun dışında başLı başına fiLmi... Devamı
fiLm bence izLenebiLir... konu itibariyLe daha önce bir çok örnekLerini görsek de bu "dünyanın sonu geLdi" fiLmLeri arasında "izLenebiLir" diye tabir edebiLeceğim bir yerde bence.. türLerinin özeLLikLerini barındıran bir oLmuş aynı zamanda.. yer yer aksiyon, yer yer geriLim, yer yer dram-gizem ve geneL oLarak ise bir biLim kurgu havasını çok güzeL hissetiriyor.. efektLer de fena değiL bazı sahneLerinde tüyLerim diken diken oLdu :) özeLLikLe metro sahnesi çok hoşuma gitti.. yani fiLm iyi başLıyor ve öyLe geLişiyor.. sonu ise açıkçası benim uzun zamandır bekLediğim bir sondu.. söyLe ki; bir çok biLim kurgu fiLminde bu fiLmdeki gibi geLişir ve devam eder ama sonu bu şekiLde oLmaz.. ben bu haLini sevdim.. sonu fiLmin geneLi iLe bütünLük içinde.. beni yeterince tatmin ettii.. zaten bence fiLmin en büyük eksisi konu itibariyLe daha önce çok örnekLerini görmüş oLmamız.. GeneL oLarak bakıLdığında birçok kLişeyi barındırıyor evet ama fiLm kötü oLmamış bence iyi.. onun dışında başLı başına fiLmi eLeaLırsak bence tatmin edici.. ayıca nicoLas cage gibi bir aktörü barındırıyor :) sonuç oLarak ben fiLmi beğendim tavsiye ederim..
Film bir sürü klişe üzerine kurulu. Karısını ve hemen arkasından imanını kaybetmiş,dindar bir ailenin aykırı evladı, çocuğuyla bir başına kalmış dul erkekler serisine bir tane de Knowing'den ekleme gelmiş. Bu erkeklerden Holywood'da bolca bulmak mümkün. Bunun dışında eğer her pazar kilise okulunda eğitilmediyseniz veya teolojiye özel bir merakınız yoksa sizin için çok da bir anlamı olmayacak bir sürü göndermeyle dolu. Son dönem dini-fantastik sinema örneklerinden biri sanırım.
Özellikle son sahnede doruğa ulaşan bir göndermeler ağı film boyunca peşimizi bırakmıyor. Uzaylı olarak addedilen o mahlukatlarsa bana daha çok, kutsal melek figürlerini çağrıştırdı. Göğe yükselen uzay gemileri de bariz 12 Havari imgesi. Örnekler çoğalabilir. Bir şikayetim de yok.
Benim adıma en sevindirici gelişme Beethoven'ın 7.senfonisine dairdi. 7.senfoni mi o final için yazılmış yoksa o final mi 7.senfoni için bilemedim. Sadece son 5dk.sı ile harcadığım zaman ve parayı amorti etmiştir gözümde. Merak ... Devamı
Film bir sürü klişe üzerine kurulu. Karısını ve hemen arkasından imanını kaybetmiş,dindar bir ailenin aykırı evladı, çocuğuyla bir başına kalmış dul erkekler serisine bir tane de Knowing'den ekleme gelmiş. Bu erkeklerden Holywood'da bolca bulmak mümkün. Bunun dışında eğer her pazar kilise okulunda eğitilmediyseniz veya teolojiye özel bir merakınız yoksa sizin için çok da bir anlamı olmayacak bir sürü göndermeyle dolu. Son dönem dini-fantastik sinema örneklerinden biri sanırım.
Özellikle son sahnede doruğa ulaşan bir göndermeler ağı film boyunca peşimizi bırakmıyor. Uzaylı olarak addedilen o mahlukatlarsa bana daha çok, kutsal melek figürlerini çağrıştırdı. Göğe yükselen uzay gemileri de bariz 12 Havari imgesi. Örnekler çoğalabilir. Bir şikayetim de yok.
Benim adıma en sevindirici gelişme Beethoven'ın 7.senfonisine dairdi. 7.senfoni mi o final için yazılmış yoksa o final mi 7.senfoni için bilemedim. Sadece son 5dk.sı ile harcadığım zaman ve parayı amorti etmiştir gözümde. Merak edenler için, Beethoven'ın o muazzam parçası:
"Symphony No.7 in A major, Op.9". Bir şekilde edinin artık :)
@riman1729
16 yıl önce
6.5 / 10
@cruachan
16 yıl önce
10 / 10
@lowen
16 yıl önce
7.6 / 10
Final sahnesinde Baba ile oğul'un ayrılığı daha iyi dramatize edilebilirmiş..İnsanlığın yeniden başlaması için alınan iki çocuk,yeni hayatın,yeni neslin Adem ve Havva'sı olarak seçilip,sanırım Cennet'e bırakılıyolar...
Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.
@foolmood
16 yıl önce
6 / 10
Durum gösteriyor ki yeni bir Yüzüklerin efendisi veya Matrix olayı yaşamak uzun sürebilir.Oysa yönetmen Alex Proyas, Matrix ten de önce çekilen Karanlık Şehir adlı filminde, alternatif bir Matrix evreni kurmayı başarmış ... Devamı
Durum gösteriyor ki yeni bir Yüzüklerin efendisi veya Matrix olayı yaşamak uzun sürebilir.Oysa yönetmen Alex Proyas, Matrix ten de önce çekilen Karanlık Şehir adlı filminde, alternatif bir Matrix evreni kurmayı başarmıştı.2000li yıllar yönetmene pek yaramamış.Kehanetten önce çektiği I robot filmi de tatmin etmekten uzaktı.Kehanette gördüğümüz şey bir yığın klişenin art arda gösterilmesinden ibaret.Filmin konusu kısaca M.I.Tte( teknik üniversite) çalışan Astro fizikçi John Koestler bir yangında eşini kaybetmiş ve küçük oğluyla birlikte bu durumu atlatmaya çalışan bekar bir babadır.Oğlunun okuduğu okul bir proje gerçekleştirmiştir.Elli yıl önce okuldaki çocuklara gelecekle ilgili ne düşündükleri hakkında resimler çizmeleri istenmiş ve bu resimler elli yıl sonra açılmak üzere okulun avlusuna gömülmüştür.Bu resimler açıldığında Calebin eline geçen, bir resim değil anlamsız sayılarla doldurulmuş bir metindir.Bu metin Johnun da dikkatini çekecek, tavan yapmış IQsuyla sayılar arasında bağ kurmakta zorlanmayacaktır.Metin korkunç bir gerçeği daha doğrusu bir kehaneti barındırmaktadır.John, gerçekleşmekte olan bu kehanetin karşısında durabilecek midir.Ailesini bundan koruyabilecek midir.Finalde cevabını bulan bu sorular bizi de kafası şişmiş bir şekilde CGI efektleriyle baş başa bırakacak ve uzaylıları da işin içine katarak tam bir curcunaya sebep olacaktır.
Alex Proyasın kariyerine bakıldığında tür filmleri özellikle bilimkurgu türü filmleri yaptığını görüyoruz.Bilimkurgu adı üzerinde gerçekle hayalin birbirine karışmasından meydan gelmektedir.Ekranda gördüğümüz veya okuduğumuz şeyin hayal ürünü olduğunu biliriz, ama hayal ürünü eserin kendi evreni içerisinde gerçekçi ve mantıklı olmasını da bekleriz.Kehanetin eksik parçası hikayenin bir türlü ilerleyememesi filmin sanki üç tane aksiyon sahnesi için çekildiği hissini vermesidir.Üç sahne de iyi çekilmiş, burada yönetmenin hakkını verelim.Özellikle Uçak kazası sahnesi hoşuma gitti doğrusu.Yönetmeni bu filmi çekmeye iten diğer sebepler de filmde kendine yer bulan, felsefi değeri olan bilim-inanç tartışması ve Amerikan filmlerinin olmazsa olmazı ailenin önemi alt metinleri olabilir.Bir toplum neyi kaybettiyse onun peşinden gidiyor herhalde.Ölüm teması yönetmenin favori teması galiba.The Crow filminde de değindiği ölüm temasını bu filmde başka bir seviyeye taşıyor yönetmen.Bu konuda New Age dini akımlardan etkilendiğini söylemek mümkün.
Filmde oynayan oyunculara gelince sınavı hiçbirinin, Nicolas Cage de buna dahil geçemediğini söylemek zorundayım.Bu oyuncu son yıllarda yaptığı tercihlerle iyice memur oyuncu kategorisine girmekte ve maalesef varsa eğer star personasından çok şey kaybettirmektedir.Rumble Fish, Raising Arizona, Leaving Las Vegas,Face off ve Snake Eyes gibi filmlerde iyi oynamış birinden bahsediyoruz.
Senaryonun zayıf olması içinde cevher barındıran yönetmenin de zayıf bir film ortaya koymasına neden olmuş.
Baştan sona içinde hiçbir sürpriz barındırmayan, ne olacağını önceden bildiğiniz ve klişelerle dolu bu filmin görülecek tek yanı aksiyon sahneleri ve finaldeki alternatif evren-cennet mi demeliydim- tasviri olabilir.
@electronicarts
17 yıl önce
8.4 / 10
@batanga
17 yıl önce
@elendar
18 yıl önce
@siraktan
18 yıl önce
3.7 / 10
@tamara
18 yıl önce
6.5 / 10
@havlayankuzu
18 yıl önce
6.3 / 10
Özellikle son sahnede doruğa ulaşan bir göndermeler ağı film boyunca peşimizi bırakmıyor. Uzaylı olarak addedilen o mahlukatlarsa bana daha çok, kutsal melek figürlerini çağrıştırdı. Göğe yükselen uzay gemileri de bariz 12 Havari imgesi. Örnekler çoğalabilir. Bir şikayetim de yok.
Benim adıma en sevindirici gelişme Beethoven'ın 7.senfonisine dairdi. 7.senfoni mi o final için yazılmış yoksa o final mi 7.senfoni için bilemedim. Sadece son 5dk.sı ile harcadığım zaman ve parayı amorti etmiştir gözümde. Merak ... Devamı
Özellikle son sahnede doruğa ulaşan bir göndermeler ağı film boyunca peşimizi bırakmıyor. Uzaylı olarak addedilen o mahlukatlarsa bana daha çok, kutsal melek figürlerini çağrıştırdı. Göğe yükselen uzay gemileri de bariz 12 Havari imgesi. Örnekler çoğalabilir. Bir şikayetim de yok.
Benim adıma en sevindirici gelişme Beethoven'ın 7.senfonisine dairdi. 7.senfoni mi o final için yazılmış yoksa o final mi 7.senfoni için bilemedim. Sadece son 5dk.sı ile harcadığım zaman ve parayı amorti etmiştir gözümde. Merak edenler için, Beethoven'ın o muazzam parçası:
"Symphony No.7 in A major, Op.9". Bir şekilde edinin artık :)