Çok kısa da sürse Zülfü Livaneli’den Karlı Kayın ve Leylim Ley türkülerini de duyabileceğiniz Batı Almanya’da geçen şiir gibi bir film. Konu harika müzikler de güzeldi bir de duygu yönü biraz daha ağır basabilse inanılmaz bir film olabilirmiş. Yine de izlenilmesi gereken kült filmlerden.
Filmi izlerken sıkıldığımı hissettim daha sonra filmin aslında içinde yatan çok derin bir anlamı olduğunu farkettim. Tarkovsky gibi Bergman gibi insanı hissetmeye yöneltiyor, filmin kafası sonradan geldi çok iyi bence.
Bu zaman kadar hiçbir felsefe filmine ’’iyi ki izlemişim!’’ demediğim gibi buna da demedim. Filmin yarısında uyuya kalırsınız muhtemelen. Bittiğinde ’’ee n’oldu şimdi?’’ diyeceksiniz muhtemelen.
İnsanların aklından geçenleri görüp onların zor ve sıkıntılı yaşamlarına, uzun süren giriş sahnesi ile tanıklık ediyoruz . böyle bir giriş, melek Damiel'in insanların yaşadığı bunca güçlüğü görüyor olmasına rağmen ete kemiğe bürünme ve sevip sevilme arzusunu daha iyi vurgulayacağından tercih edilmiş olsa gerek...
ilk olarak, trapezci kızın işine tam olarak kendini verdiğinde renklenen film sirkin dağılacağının duyulmasıyla yine siyah beyaza dönüyor. Bu sahnede kızın sarf ettiği ''herşey gerçek olamayacak kadar güzelleştiğinde bitiveriyor.'' repliği renklerin değişmesini daha anlamlı kılıyor.
Sizin de, belli aralıklarla tekrar tekrar aynı filmi izlediğiniz oluyor mu hiç ?
Wim Wenders'in "Der Himmel über Berlin" i benimkilerden bir tanesi. Bir şeyi kaybetmişcesine aranıp durduğumda nerede bulabileceğime emin olduğum ve ilk baktığım yerlerden birisi.. Filmin başrol oyuncusu Bruno Ganz ise, sanki hayatımın belli bir döneminde yollarımızın kesiştiği çok iyi tanıdığım ve yakınlık duy... Devamı
İnsanların aklından geçenleri görüp onların zor ve sıkıntılı yaşamlarına, uzun süren giriş sahnesi ile tanıklık ediyoruz . böyle bir giriş, melek Damiel'in insanların yaşadığı bunca güçlüğü görüyor olmasına rağmen ete kemiğe bürünme ve sevip sevilme arzusunu daha iyi vurgulayacağından tercih edilmiş olsa gerek...
ilk olarak, trapezci kızın işine tam olarak kendini verdiğinde renklenen film sirkin dağılacağının duyulmasıyla yine siyah beyaza dönüyor. Bu sahnede kızın sarf ettiği ''herşey gerçek olamayacak kadar güzelleştiğinde bitiveriyor.'' repliği renklerin değişmesini daha anlamlı kılıyor.
Sizin de, belli aralıklarla tekrar tekrar aynı filmi izlediğiniz oluyor mu hiç ?
Wim Wenders'in "Der Himmel über Berlin" i benimkilerden bir tanesi. Bir şeyi kaybetmişcesine aranıp durduğumda nerede bulabileceğime emin olduğum ve ilk baktığım yerlerden birisi.. Filmin başrol oyuncusu Bruno Ganz ise, sanki hayatımın belli bir döneminde yollarımızın kesiştiği çok iyi tanıdığım ve yakınlık duyduğum biriymiş gibi kendisini hangi filmde görsem sebepsizce mutlu olurum. Bu filmde insan olmayı isteyen bir melek olarak karşımıza çıkıyor. "The House That Jack Built"te bir seri katile cehennemi gezdiren Verge(ilius)'u, hatta "Downfall"da şeytanın ta kendisi Hitler'i canlandırırken gördüğünüzde bile gerçekliğinden şüpheye düşmezsiniz. Belki de, Der Himmel über Berlin'i sadece aradığım şeyi bulabilmek için değil aynı zamanda özlediğim birini de görmek için izliyorumdur. Herkesin filmi, resmi, şarkısı, kitabı ve şiiri birbirinden farklıdır herhalde.. Yani sizde aradığınız ne varsa bulursunuz bu filmi izleyin demiyorum, önce doğru adresi bulmalısınız.
• Wim Wenders, "Der Himmel über Berlin" i 1987 yılında yapmış. Hemen bir yıl sonra ise Şerif Gören "Polizei" (1988) filmini çekiyor. İki filmin birbirine yakın tarihlerde ve Berlin'i kendine mekan edinmiş olması benzer detaylarla karşılaşmamızı sağlıyor. Bunlar; bir sütünun üzerinde melek heykeli bulunan Zafer Anıtı ve üzerinde boydan boya grafitilerin olduğu henüz yıkılmamış olan Berlin Duvarı.
Zafer Anıtı, Der Himmel über Berlin'de meleklerin uğrak yeri, Polizei da ise Kemal Sunal'ın canlandırdığı Ali Ekber'in elinde çiçeklerle bu anıtın önünde beklediğini görüyoruz. Der Himmel über Berlin'de Bruno Ganz, sevdiği kadına görünebilmek için melek olmaktan vazgeçip günahkar ve ölümlü bir insan oluyor. Polizei'da ise Kemal Sunal saf bir çöpçü iken sevdiği kadına açılmak ister ama arkadaşları tarafından kandırılır, bu durumdan olumsuz etkilenince insanların arasına bu sefer ancak yozlaşmış bir polis kılığında çıkabilir. Kısaca iki film arasındaki yakınlık sadece mekan ve zamandan ibaret değil...
• "Berlin Duvarı" Artist: Thierry Noir
Melek Damiel'in insan olarak ilk defa renkli gördüğü sahnenin sonunda Berlin duvarına grafiti resim yaparken görülen ve Bruno Ganz'a el sallayan kişi sanatçı Noir'in kendisidir.
kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden biridir. bi' kısmı siyah beyaz, bir kısmı da renkli geçiyor, spoiler vermek istemiyorum. ama konu olsun, replikler olsun mükemmel bir film, kendine özgü bi' senaryosu var daha n'olsun? alışılmışın dışında olduğunu düşünüyorum. fantastik kurgu, ama içinizden "lan, gerçek olabilir mi acaba böyle bir şey?" diyebiliyorsunuz.
Müthiş bir fikir, insanların içlerini okumak. Bir film çeksem kesinlikle böyle bir şeyi eklemeyi düşünürdüm. Filmi izlerken dehşete düştüm yoğunluk ve güzellik karşısında.
öyle bi film izliosunuzki o replikler ezber olsun ortamı gelsinde çatur çutur konuşayım böle fikirlerim açık olsun aynı bu şekilde die geçiriosunuz aklınızdan.ha bide ben de kötü geçen günün ardından omza bi dokunuş hissii ve "amaannn koy .. rahvan" durumları da oluşmadı deil. tabi bide hollywood ellerinde nice harcanmış senaryolar örneği olarak ele alınablir . nitekim city of angels versiyonu bu yoğunluğun sağından solundan geçemez. tabi kişisel fikrimizdir ama wim wenders harbi film yapmştr bilgilerinize..
@notthatbad
2 yıl önce
10 / 10
@kuzgunadam
6 yıl önce
8 / 10
Konu harika müzikler de güzeldi bir de duygu yönü biraz daha ağır basabilse inanılmaz bir film olabilirmiş. Yine de izlenilmesi gereken kült filmlerden.
@ebus_durak
6 yıl önce
7.7 / 10
@merveklc
10 yıl önce
@paranoyakvisne
11 yıl önce
@anasumiobalatu
12 yıl önce
5.3 / 10
@enik_kral
14 yıl önce
ilk olarak, trapezci kızın işine tam olarak kendini verdiğinde renklenen film sirkin dağılacağının duyulmasıyla yine siyah beyaza dönüyor. Bu sahnede kızın sarf ettiği ''herşey gerçek olamayacak kadar güzelleştiğinde bitiveriyor.'' repliği renklerin değişmesini daha anlamlı kılıyor.
Sizin de, belli aralıklarla tekrar tekrar aynı filmi izlediğiniz oluyor mu hiç ?
Wim Wenders'in "Der Himmel über Berlin" i benimkilerden bir tanesi. Bir şeyi kaybetmişcesine aranıp durduğumda nerede bulabileceğime emin olduğum ve ilk baktığım yerlerden birisi.. Filmin başrol oyuncusu Bruno Ganz ise, sanki hayatımın belli bir döneminde yollarımızın kesiştiği çok iyi tanıdığım ve yakınlık duy ... Devamı
ilk olarak, trapezci kızın işine tam olarak kendini verdiğinde renklenen film sirkin dağılacağının duyulmasıyla yine siyah beyaza dönüyor. Bu sahnede kızın sarf ettiği ''herşey gerçek olamayacak kadar güzelleştiğinde bitiveriyor.'' repliği renklerin değişmesini daha anlamlı kılıyor.
Sizin de, belli aralıklarla tekrar tekrar aynı filmi izlediğiniz oluyor mu hiç ?
Wim Wenders'in "Der Himmel über Berlin" i benimkilerden bir tanesi. Bir şeyi kaybetmişcesine aranıp durduğumda nerede bulabileceğime emin olduğum ve ilk baktığım yerlerden birisi.. Filmin başrol oyuncusu Bruno Ganz ise, sanki hayatımın belli bir döneminde yollarımızın kesiştiği çok iyi tanıdığım ve yakınlık duyduğum biriymiş gibi kendisini hangi filmde görsem sebepsizce mutlu olurum. Bu filmde insan olmayı isteyen bir melek olarak karşımıza çıkıyor. "The House That Jack Built"te bir seri katile cehennemi gezdiren Verge(ilius)'u, hatta "Downfall"da şeytanın ta kendisi Hitler'i canlandırırken gördüğünüzde bile gerçekliğinden şüpheye düşmezsiniz. Belki de, Der Himmel über Berlin'i sadece aradığım şeyi bulabilmek için değil aynı zamanda özlediğim birini de görmek için izliyorumdur. Herkesin filmi, resmi, şarkısı, kitabı ve şiiri birbirinden farklıdır herhalde.. Yani sizde aradığınız ne varsa bulursunuz bu filmi izleyin demiyorum, önce doğru adresi bulmalısınız.
• Wim Wenders, "Der Himmel über Berlin" i 1987 yılında yapmış. Hemen bir yıl sonra ise Şerif Gören "Polizei" (1988) filmini çekiyor. İki filmin birbirine yakın tarihlerde ve Berlin'i kendine mekan edinmiş olması benzer detaylarla karşılaşmamızı sağlıyor. Bunlar; bir sütünun üzerinde melek heykeli bulunan Zafer Anıtı ve üzerinde boydan boya grafitilerin olduğu henüz yıkılmamış olan Berlin Duvarı.
Zafer Anıtı, Der Himmel über Berlin'de meleklerin uğrak yeri, Polizei da ise Kemal Sunal'ın canlandırdığı Ali Ekber'in elinde çiçeklerle bu anıtın önünde beklediğini görüyoruz. Der Himmel über Berlin'de Bruno Ganz, sevdiği kadına görünebilmek için melek olmaktan vazgeçip günahkar ve ölümlü bir insan oluyor. Polizei'da ise Kemal Sunal saf bir çöpçü iken sevdiği kadına açılmak ister ama arkadaşları tarafından kandırılır, bu durumdan olumsuz etkilenince insanların arasına bu sefer ancak yozlaşmış bir polis kılığında çıkabilir. Kısaca iki film arasındaki yakınlık sadece mekan ve zamandan ibaret değil...
• "Berlin Duvarı" Artist: Thierry Noir
Melek Damiel'in insan olarak ilk defa renkli gördüğü sahnenin sonunda Berlin duvarına grafiti resim yaparken görülen ve Bruno Ganz'a el sallayan kişi sanatçı Noir'in kendisidir.
@all_you_need_is
14 yıl önce
10 / 10
@paradigma
17 yıl önce
9 / 10
@edchigliak
17 yıl önce
8.2 / 10