... Devamı Okula gitmek için hazırlanan Brooke çok güzel bir bileziğini takar. Tam dersten çıkarken, Justin’le çarpışırlar ve Brooke’un kahvesi Justin’in üzerine dökülür. Justin bir yeri ıskaladığını söyleyerek onu bir cafeye davet eder. Brooke bu teklifi gönülsüzce kabul eder. Justin Brooke’a çalıştığı şiirleri sorunca Brooke da ondan karşılığında ondan psikoloji anlatmasını ister. Justin bu meydan okumayı kabul eder ve Brooke’un el falına bakmaya başlar. Kızın hayatı ve kişiliği hakkında bir kaç detayı bildikten sonra, fala bakmanın aslında psikoloji olduğunu çünkü bütün hepsinin gözlemlenen detaylara dayanarak yapılan tahminler olduğunu ve amacın bakılan kişiye rahatlatmak, arada bir yakınlık kurmak olduğunu söyler. En önemlisi ise asla yanılmamaktır. Yanılmadığın sürece bilmek zorunda da değilsindir, insanlar detayları ve boşlukları kendileri doldurur. Brooke elini tutarak el falının arkasındaki psikolojiden bahseden bu delikanlıdan giderek etkilenmeye başlar. Birden Justin tuvalete gitmek için izin ister ve masadan kalkar. Brooke, kendini topladığı kısa sürenin ardından bileziğinin bileğinde olmadığını fark eder. Hemen Justin’in arkasından tuvalete doğru koşar ama tuvalette kimse yoktur. Brooke hemen sokağa fırlar ama Justin’den eser yoktur.
Çeviri: emcoln