8

69 OY
PUAN VER
5

Imdb: 8.1 (87.182 OY)

KONUSU
Oscar ödüllü Elizabethin yazarı Michael Hirstten genç Kral VIII. Henrynin çalkantılı yaşamı ve olaylı aşklarını konu edinen çarpıcı bir yapım. 1500lerin büyülü atmosferinde bir yolculuğa çıkarken İngiliz tarihinin en ünlü krallarından biri olan Henry, izleyicilere her saniyesi dolu geçen bir dram su ... Devamı
Oscar ödüllü Elizabethin yazarı Michael Hirstten genç Kral VIII. Henrynin çalkantılı yaşamı ve olaylı aşklarını konu edinen çarpıcı bir yapım. 1500lerin büyülü atmosferinde bir yolculuğa çıkarken İngiliz tarihinin en ünlü krallarından biri olan Henry, izleyicilere her saniyesi dolu geçen bir dram sunacak. Sırf metresiyle birlikte olabilmek için yeni bir din yaratıp karısından boşanan bu adama kim karşı gelebilir ki?
Jonathan Rhys Meyers

Henry VIII...

Henry Cavill

Charles Br...

Anthony Brophy

Ambassador...

Maria Doyle Kennedy

Catherine ...

Simon Ward

Bishop Ste...

Annabelle Wallis

Jane Seymour

Sarah Bolger

Princess M...

Andrew McNair

Sir Thomas...

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@szxyw

2 ay önce

Çok çok iyiydi.
O kadar müthiş bir kral profili çıkarmışlar ki, krallar gibi yaşamak dendiği zaman tek geçer şu dizinin Henry'si.
Oyunculuklar, kostümler ve müzikler. Hikayenin yer yer gerçek tarihe olan teması yer yer kurduğu romantizm çok dengeli. Entrika nedir, nasıl yapılır resmen okulu gibi.
J. R. Meyers delisi oldum bu dizi sayesinde ve asla pişman değilim. Keşke daha fazla bilinse de arkadaş geyiğinde oturup şu ailenin dedikodusunu yapsak. İzleyin, izlettirin ve dikkat edin aşık olmayın :D
Ayrıca Henry T. , yaşadığı dönemin ilginç bir figürü, stratejik olarak izlediği adımlar aslında bugün üstünde güneş batmayan ingiltere'nin zeminini hazırlamış
güçlü armada, bağımsız ekonomi ve kilise reformu ile hala kendi içinde güçlenen bir ülke. Dönemi tarih okuması üzerinden takip edecekler içinde yeterli bir gerçekliğe sahip. Bazı ufak detaylar- cümleler vay be cidden öyle oldu dedirtiyor. İzleyecek olanlara iyi seyirler.

@alkanistan

10 ay önce

8.6 / 10

Bana göre Dizinin en büyük başarısı, genellikle sadece şişman, yaşlı ve zorba bir kral olarak bilinen VIII. Henry karakterine yepyeni bir boyut getirmesiydi. Jonathan Rhys Meyers’ın genç, yakıcı enerjisi “şişman, hantal kral” imgesini bilinçli biçimde tersyüz ediyor; bu da dizinin tarihî doğruluk tartışmalarının merkezlerinden biri hâline geliyor. Ama dramatik karşılığı var: arzunun ve gücün baş döndürücü hızda birbirini beslediği bir Henry portresi çıkıyor. Natalie Dormer’ın Anne Boleyn yorumu özellikle üçüncü sezonda dizinin kalp atışını belirliyor; çevresinde Maria Doyle Kennedy, Sam Neill, Henry Cavill gibi isimler tabloyu tamamlıyor.

The Tudors, adeta bir sanat eseri gibi işlenmişti. O dönemin tüm ihtişamını, zenginliğini ve aynı zamanda kirli yüzünü yansıtan kostümler, görkemli mekanlar ve sanat yönetimi, izleyiciyi adeta 16. yüzyıl İngiltere'sine ışınladı. Her sahne, özenle tasarlanmış bir tablo gibiydi. Bu görsel zenginlik,
... Devamı
Bana göre Dizinin en büyük başarısı, genellikle sadece şişman, yaşlı ve zorba bir kral olarak bilinen VIII. Henry karakterine yepyeni bir boyut getirmesiydi. Jonathan Rhys Meyers’ın genç, yakıcı enerjisi “şişman, hantal kral” imgesini bilinçli biçimde tersyüz ediyor; bu da dizinin tarihî doğruluk tartışmalarının merkezlerinden biri hâline geliyor. Ama dramatik karşılığı var: arzunun ve gücün baş döndürücü hızda birbirini beslediği bir Henry portresi çıkıyor. Natalie Dormer’ın Anne Boleyn yorumu özellikle üçüncü sezonda dizinin kalp atışını belirliyor; çevresinde Maria Doyle Kennedy, Sam Neill, Henry Cavill gibi isimler tabloyu tamamlıyor.

The Tudors, adeta bir sanat eseri gibi işlenmişti. O dönemin tüm ihtişamını, zenginliğini ve aynı zamanda kirli yüzünü yansıtan kostümler, görkemli mekanlar ve sanat yönetimi, izleyiciyi adeta 16. yüzyıl İngiltere'sine ışınladı. Her sahne, özenle tasarlanmış bir tablo gibiydi. Bu görsel zenginlik, dizinin dönemin ruhunu yakalamasını sağladı ve izleyicilerin diziye olan bağlılığını artırdı. Sadece hikayeyi değil, o dönemin estetiğini de izleme fırsatı sundu.

Dizi, saraydaki entrikaları, din ve siyaset arasındaki ince çizgiyi ve VIII. Henry'nin altı eşiyle olan karmaşık ilişkilerini tüm yönleriyle gözler önüne serdi. Bence bu yüzden hala hafızalarımızda…

The Tudors, tarih birebir doğruluk iddiasıyla değil, iktidarın ritmini seyir zevkine tercüme etmekle kalıcı oldu. Saray protokolünü bir güç koreografisine, özel arzuları politik hamlelere dönüştürürken “dizi” kalıbını sinemasal bir şölene yaklaştırdı. Kostüm-aksesuar katmanındaki incelik, Morris’in teması ve İrlanda lokasyonlarının somutluğu bir araya gelince; eleştiriler kalsa da hatırlanırlığı garanti altına alındı. Bugün hâlâ Tudor takıntısının popüler kültürde bu denli canlı olmasında bu tür yapımların payı büyük: tarih, doğruluğu mükemmel olmasa da, duygusal gerçekliğiyle seyircinin zihninde yaşamaya devam ediyor.

@noumena

6 yıl önce

10 / 10

Başucu dizilerimden..

Bu dizi beni entrika ve katakulli bağımlısı yapmıştır sanırım. Henry Tudor’un önüne geleni kraliçe yapması nasıl kraliyeti çökertmemiş onu anlayamadım mesela. Bir kadın uğruna Papa’yı karşısına alıp katolik mezhebinden anglikan mezhebine geçmesi de unutulmaz bir hamleydi. Gerçekte şişman çirkin bir adammış kral. İyi ki Jonathan Rhys Meyers oynamış yoksa bu kadar albenisi olmazdı dizinin.

İlk iki sezonu zirvedir nazarımca bu dizinin. 3. sezonu gerçekten çok kötüdür. Ama son sezonunda toparladığını düşünüyorum. O beşinci kraliçe ve kralın yaveri Thomas Culpepper denilen deyusa çok uyuz olmuştum. Ama çok heyecanlıydı o ikisinin olduğu bölümler.

Anne Boleyn’in babası çok yaramaz adamdı. Layığını buldu sonunda iyi oldu. Cromwell ve Ütopya’nın yazarı Thomas More sempati beslediğim karakterlerdi. Wolsey de fena değildi.

Birde o kadar çok Thomas adında karakter var ki bu dizide şaşarsınız o derece.

Kült bir dizi old
... Devamı
Başucu dizilerimden..

Bu dizi beni entrika ve katakulli bağımlısı yapmıştır sanırım. Henry Tudor’un önüne geleni kraliçe yapması nasıl kraliyeti çökertmemiş onu anlayamadım mesela. Bir kadın uğruna Papa’yı karşısına alıp katolik mezhebinden anglikan mezhebine geçmesi de unutulmaz bir hamleydi. Gerçekte şişman çirkin bir adammış kral. İyi ki Jonathan Rhys Meyers oynamış yoksa bu kadar albenisi olmazdı dizinin.

İlk iki sezonu zirvedir nazarımca bu dizinin. 3. sezonu gerçekten çok kötüdür. Ama son sezonunda toparladığını düşünüyorum. O beşinci kraliçe ve kralın yaveri Thomas Culpepper denilen deyusa çok uyuz olmuştum. Ama çok heyecanlıydı o ikisinin olduğu bölümler.

Anne Boleyn’in babası çok yaramaz adamdı. Layığını buldu sonunda iyi oldu. Cromwell ve Ütopya’nın yazarı Thomas More sempati beslediğim karakterlerdi. Wolsey de fena değildi.

Birde o kadar çok Thomas adında karakter var ki bu dizide şaşarsınız o derece.

Kült bir dizi olduğunu düşünüyorum.

@mirfe

13 yıl önce

Harika bir diziydi. Her sezonu beğenerek izledim. Jonatham Rhys Meyers, Natalia Dormer ’ın oyunculukları harika dizinin müzikleri ise mükemmel.

@amenra

14 yıl önce

9 / 10

AŞK.. İHANET.. İHTİRAS.. ENTRİKA ve TÜKENMEK BİLMEYEN BİR HIRS..

Birbirine çok aykırı fakat herbirinin eksikliğinde diğerlerinin anlamını yitirdiği bu duyguların olağanüstü harmanlaştırıldığı efsane bir diziydi. Hangi kelimeleri seçeceğim konusunda o kadar zorlanıyorum ki şuanda. Tasviri imkansıza yakın bir memnuniyet içerisinde olduğumu söyleyebilirim en azından. Yaklaşık olarak bir hafta boyunca zamanımın çoğunu bu diziyi izlemekle geçirdim ve nihayetinde az önce FİNAL bölümünü izleyerek bu sayfayıda kapatmış oldum. Açıkcası ilk bölümlerinde fazlasıyla sıkıldığımı belirtmek istiyorum. Hatta izlemekten vazgeçmeyi düşündüğüm anlar bile olmuştu. Eğer böyle bir hata yapmış olsaydım büyük bir pişmanlığın pençesinde olabilirdim belkide..

Bitmek tükenmek bilmeyen bir hırsın gölgesinde kendini, çocuklarını, halkını ve seçmiş olduğu altı kadının hayatlarını karanlığa sürükleyen bir KRAL’ ın ihtiras oyunlarıyla çevrelenmiş trajikomik hikayesi
... Devamı
AŞK.. İHANET.. İHTİRAS.. ENTRİKA ve TÜKENMEK BİLMEYEN BİR HIRS..

Birbirine çok aykırı fakat herbirinin eksikliğinde diğerlerinin anlamını yitirdiği bu duyguların olağanüstü harmanlaştırıldığı efsane bir diziydi. Hangi kelimeleri seçeceğim konusunda o kadar zorlanıyorum ki şuanda. Tasviri imkansıza yakın bir memnuniyet içerisinde olduğumu söyleyebilirim en azından. Yaklaşık olarak bir hafta boyunca zamanımın çoğunu bu diziyi izlemekle geçirdim ve nihayetinde az önce FİNAL bölümünü izleyerek bu sayfayıda kapatmış oldum. Açıkcası ilk bölümlerinde fazlasıyla sıkıldığımı belirtmek istiyorum. Hatta izlemekten vazgeçmeyi düşündüğüm anlar bile olmuştu. Eğer böyle bir hata yapmış olsaydım büyük bir pişmanlığın pençesinde olabilirdim belkide..

Bitmek tükenmek bilmeyen bir hırsın gölgesinde kendini, çocuklarını, halkını ve seçmiş olduğu altı kadının hayatlarını karanlığa sürükleyen bir KRAL’ ın ihtiras oyunlarıyla çevrelenmiş trajikomik hikayesini izlerken birçok defa hayretler içerisinde kaldım. Jonathan Rhys Meyers muhteşem bir performans sergileyerek üstlenmiş olduğu rolün hakkını fazlasıyla vermeyi başardı. Henry Cavill daha ilk bölümlerden itibaren gerek karakteriyle gerekse senaryoya kattığı başarıyla göz dolduran bir isimdi. Yakışıklılığı için zannediyorum övgüye layık olduğu konusunda hemfikirizdir ki KRAL olmasını arzuladığım birisiydi. Ölümüne en çok üzüldüğüm karakterler arasındaydı.

( spoiler içerebilir )

Sarah Bolger ağır başlılığı ve inancına olan bağlılığı ile tam bir hanımefendiydi. Keza annesi sevgili Kathrine’ e olan benzerliği ve ona olan bağlılığı, sadakati beni memnun etti. İngiltere halkının onu çok sevmesine rağmen tahtta o kadar kısa kalmış olmasına şaşırmadım desem yalan olur.

Çok zor kabul gören ve gayrimeşru olarak yıllarca anılan Elizabeth’ in uzun yıllar süren hükümdarlığı ilahi adaletin tecelli etmesiydi sanırım. Kraliçe Anne Boleyn, her ne kadar ahlaksız bir kadın olarak sergilenmiş isede o kadar haksız iftiraya uğraması ve hazin sonu beni ziyadesiyle üzmüştü. Kraliçe Jane o kadar masum ve temizdi ki Kraliçe olmayı en çok hakedenlerden birisiydi. Yazık ki bu dönemi çok kısa sürdü ve en azından eceliyle ölmesi beni mutlu etti. Kral tarafından infaz edilseydi şayet herhangi bir sebepten dolayı dahada üzülebilirdim. Cleves’ li Anne ise oldukça ağırbaşlı ve edepli bir kadın olmasına rağmen Kralı memnun etmeyi başaramadı malesef. Kesinlikle herkesin izlemesi gerektiğine inandığım olağanüstü bir dönem dizisi. 10 / 9
N

@noumenon

14 yıl önce

9.5 / 10

İzlediğim en güzel tarihi dizidir. Orta Çağ ve Rönesans atmosferi içerir Barok esintiler de çoğunluktadır bu dizide. VIII Henry'nin yaşamını konu edinir. Öyle ki aşk için bir ulusun mezhebini değiştirmiştir. 6 evlilik yapmıştır sadece birinde mutlu olmuştur diğerlerinde olamamıştır. Muhteşem Yüzyılla kıyaslamak istiyorum ama imkansız gibi bir şey bu iki diziyi yan yana koymak. Kesinlikle çok emek verilmiş, oyunculukların konuştuğu bir yapımdır The Tudors..

Keşke bitmeseydi o 4 sezondan sonra. Keşke Bloody Mary ve Elizabeth'te işlenseydi demekten alamıyorum kendimi...

Dizideki favori karakterim Tomas Cromwell'di. Bu adamın yüzü çok tanıdık geliyordu meğersem Monte Cristo Kontu'ndaki savcı rolüylede izlemiştim onu. Gerçekten iyi bir oyuncu ama dizide Henry'nin kılıcını oda tattı ve en acısıda bir kerede bitir demesine rağmen bir kaç kez kılıç sallamasıydı başına ve acı çekerek ölmesiydi..

Anne B
... Devamı
İzlediğim en güzel tarihi dizidir. Orta Çağ ve Rönesans atmosferi içerir Barok esintiler de çoğunluktadır bu dizide. VIII Henry'nin yaşamını konu edinir. Öyle ki aşk için bir ulusun mezhebini değiştirmiştir. 6 evlilik yapmıştır sadece birinde mutlu olmuştur diğerlerinde olamamıştır. Muhteşem Yüzyılla kıyaslamak istiyorum ama imkansız gibi bir şey bu iki diziyi yan yana koymak. Kesinlikle çok emek verilmiş, oyunculukların konuştuğu bir yapımdır The Tudors..

Keşke bitmeseydi o 4 sezondan sonra. Keşke Bloody Mary ve Elizabeth'te işlenseydi demekten alamıyorum kendimi...

Dizideki favori karakterim Tomas Cromwell'di. Bu adamın yüzü çok tanıdık geliyordu meğersem Monte Cristo Kontu'ndaki savcı rolüylede izlemiştim onu. Gerçekten iyi bir oyuncu ama dizide Henry'nin kılıcını oda tattı ve en acısıda bir kerede bitir demesine rağmen bir kaç kez kılıç sallamasıydı başına ve acı çekerek ölmesiydi..

Anne Boleyn'in idamı çok üzüntülü bir sahneydi. Çoğu insan tarafından masum görünmüştür ama kitapta gerçektende ağabeyiyle ensest ilişkileri mevcuttu. O yüzden ölmesine ben pek üzülmedim

Kralın beşinci karısı Catherine Howard kralı kahyasıyla aldatmasıyla benim nefretimi kazanmıştır. İdam edilirkende pişman olmadığını söylemiştir. Bu sahne ise en sevindiğim yerlerden birisidir..
M

@mademoiselle_35

17 yıl önce

ortaçağ mantığını bu kadar övmeleri de ayrı bir tezat. Dizi ye gelince ilk olarak phillipa gregory nin kitaplarından konuya aşinayım sadece hayal gücümün yansımasını izliyorum dizide fakat uyuşmayan noktalarda yok değil... ayrıca bu dizi türkiyede yayınlanırken +18 felan olması gerek bence henry nin kadınlara olan düşkünlüğü mazallahhh:)
D

@drunkwiththefis

18 yıl önce

kral çıplak, kadınları cıbıldak. henri sana kadın dayanmıyor, napıyorsun böyle.
SPOILER

The Tudors dizisine Benzer Dizi ekliyorsun.

Arama Sonuçları

The Tudors dizisini Kategorize ediyorsun.

Bu diziyi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

The Tudors dizisine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

DİZİ İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL