İşte bizim böyle yapımlara ihtiyacımız var..Bu filmi izleyipde tüyleri diken diken olmayan,içinde bi şeyler hissetmeyen varmıdır acaba,çok merak ediyorum..Özellikle Mete Horozoğlunun ilk iştima sahnesi Oscar'lık bir sahne ve kolay kolay hafızalardan silenemeyecek..Askerliğin zorluğunu,zaman zaman güzelliğini çok iyi anlatan bir film olmuş..Psikolojik yönden fazla derine inemesede,özellikle asker yolu bekleyen annelere,eşlere,sevgililere bazı şeyleri hissettirmede çok yardımcı olacağını düşünüyorum..Tabii ki filmin konusunu oluşturan,esas değinilmek istenen olay 'terör'..Zaten film anlatılmak isteneni çok güzel aktarmış..Bayrağımızın dalgalandığı her toprak,her kaya parçası bizimdir..
Belgelerle ve bilgilerle birlikte izlerseniz gerçeğe ne kadar yakın çekildiğinin farkına varırsınız. İzlerken milliyetçi duygularımın tavan yaptı. Yeri geldi gurur duydum yeri geldi rezil etmeyin beyler böyle mi yapılır dedim yeri geldi sinirlendim yeri geldi gülümsedim. Komutanın konuşma sahnesi beni bayağı etkilemiştir ki bence filmin en can alıcı sahnelerinden birisi de oydu.
şu ana kadar yapılanlar içinde gerçeğe en yakın olanı. nereden mi biliyorum, çünkü gerçek benim. 1991 kovan 35...
özellikle komutanın yaşadığı travma sonrası stres bozukluğu iyi verilmiş. Buna alışmak ve bir süre sonra da bağımlı hale gelmek. Bunun en iyi tanımını Frederick Forshyte'in The dogs of war adlı kitabında okumuştum. Orada bir paralı askere neden tekrar tekrar savaşa gittiği soruluyordu. yanıtı şöyleydi: The coppery taste of fear just before the combat and the wild cruel joy of being alive afterwards- çatışmaya girmeden hemen önce korkunun ağzınızda bıraktığı bakırsı tad, ve çatışmadan sonra sağ kalmış olmanın verdiği vahşi ve acımasız haz duyusu... herhalde insan doğasının en kirli, en sefil ve karanlık yönünden geliyor ve bire bir doğru bir tanım maalesef. nefes te aynı sona varan bir kaç kurgu gördüm. bir de konu üzerindeki toplumsal bölünmüşlüğü iyi vermiş. eğer sansürsüz izlediyseniz benim gibi, telsizdeki küfürleşme o kadar gerçekçi ki, kahkahaya boğuldum. öyle felsefi... Devamı
şu ana kadar yapılanlar içinde gerçeğe en yakın olanı. nereden mi biliyorum, çünkü gerçek benim. 1991 kovan 35...
özellikle komutanın yaşadığı travma sonrası stres bozukluğu iyi verilmiş. Buna alışmak ve bir süre sonra da bağımlı hale gelmek. Bunun en iyi tanımını Frederick Forshyte'in The dogs of war adlı kitabında okumuştum. Orada bir paralı askere neden tekrar tekrar savaşa gittiği soruluyordu. yanıtı şöyleydi: The coppery taste of fear just before the combat and the wild cruel joy of being alive afterwards- çatışmaya girmeden hemen önce korkunun ağzınızda bıraktığı bakırsı tad, ve çatışmadan sonra sağ kalmış olmanın verdiği vahşi ve acımasız haz duyusu... herhalde insan doğasının en kirli, en sefil ve karanlık yönünden geliyor ve bire bir doğru bir tanım maalesef. nefes te aynı sona varan bir kaç kurgu gördüm. bir de konu üzerindeki toplumsal bölünmüşlüğü iyi vermiş. eğer sansürsüz izlediyseniz benim gibi, telsizdeki küfürleşme o kadar gerçekçi ki, kahkahaya boğuldum. öyle felsefi ve siyasi konuşurken aniden karşılıklı gelir küfürler... evet, iyi ve ayrıntılarda ciddi bir filmdi. mesajı da anlayana ve her ne anlıyorsa... inşallah daha iyileri gelir. herkesin ihtiyacı var.
"insanın kanını donduran, içini burkan acı bir gerçek!"
başarılı,abartısız ve gayet akıcı bir şekilde kameraya alınmış. gişe için yapıldığını düşünenlere katılmıyorum. içi boş yüzlerce türk filmi varken mesaj kaygısından çok insanlara, özellikle koltuk sevdasından yanıp tutuşan masa başındaki veya altındaki insanlara bir şeyleri hatırlatabilecek düzeyde bir film olmuş.
İnsanları anlamak güç. Karakoldaki askerleri ilk silah sesinde korkan ürekn, sen ben gibi sıradan, işi askerlik olmayan insanlar olarak gösteren filme militarist diyorlar. aynı askerler attığını vuran, herbiri 30 rambo gücünde gösterilse yine aynı suçlamayla karşılaşacaktı. bi filmin anti militarsit olabilmesi için ( böyle bir gereklilik niye var onuda bilmiyorum) nası olması lazım. yada antimlitarist mi olması lazım. yaşanmış bir olaydan yola çıkılmış bir filme bu kadar yüzeysel yorum yapmak çok büyük bir meziyet olsa gerek. filmleri militarist antimilitarist diye sınıflayabilirsiniz ama orda bir savaş var ( adına ne derseniz deyin) insanlar ölüyor, askerlerimiz ölüyor, tıpkı filmde anlatıldığı gibi ölüyor. antimlitarizm özünde iyi bir şey olabilir ama malesef savaşlar antimilitarist değil.
Filmin alt metinlerine hiç girmek istemiyorum, anlatım da biraz abartılı geldi ki bu noktada gizli yönlendirme amaçlı olduğu yorumlarını da unutmamalı.
Beni çeken şey oradaki askerlerin hayatlarına hakikaten girebilmesi oldu. Yani bir propaganda filmi olsa; asker Mehmet köydeki sevdiceği Hatçe ile hasretleşirdi ve film sonunda Mehmet ölür Hatçe ve köy halkı karalar bağlardı acı bir müzikle. Burada o yüzeysellik yok, iyi.
itiraf edeyim, filmi izlemezden önce ben de önyargılıydım. Bu sebeple, ancak askerlik hizmetimi devam ettirirken izlemem mümkün oldu, o da emirle :)
Yeni nesil bir Vatan,Millet,Sakarya ayarı izleyeceğimi düşünmekteydim. Halbuki, kullandığı dil ve görsel altyapısı itibariyle hamasigüdüleri oldukça sınırlı bir film. Bir sınır karakoluna tıkılmış sıradan erler var, memleketin her yerinden gelmişler, orda ölmeyi beklemekteler. Daha fazlası da yok aslında, kimin kimi niye vurduğu belli değil, ülkemizin o parçasında yaşanmış ve her an yine yaşanabilecekler. Bunlardan hamasi bir propoganda algısı çıkarabiliyorsanız bu da bir bakış açısı sorunudur.Kanımca, bir TSK yüzbaşısının ağzından,savaşa dair söylenenler dahi önemli birdönüm noktası.
Bunun dışındaLevent Semerci, seçtiği manzaralarla, sembolik bir ağ örmeye çabalamış, reklam ve klip yönetmenliğinden kalma bir alışkanlık olsa gerek.
Gösterime sunulduğu tarihten doğan bazı yanlış anlaşılmaların ötesinde, Türk sineması için kaliteli bir ya... Devamı
itiraf edeyim, filmi izlemezden önce ben de önyargılıydım. Bu sebeple, ancak askerlik hizmetimi devam ettirirken izlemem mümkün oldu, o da emirle :)
Yeni nesil bir Vatan,Millet,Sakarya ayarı izleyeceğimi düşünmekteydim. Halbuki, kullandığı dil ve görsel altyapısı itibariyle hamasigüdüleri oldukça sınırlı bir film. Bir sınır karakoluna tıkılmış sıradan erler var, memleketin her yerinden gelmişler, orda ölmeyi beklemekteler. Daha fazlası da yok aslında, kimin kimi niye vurduğu belli değil, ülkemizin o parçasında yaşanmış ve her an yine yaşanabilecekler. Bunlardan hamasi bir propoganda algısı çıkarabiliyorsanız bu da bir bakış açısı sorunudur.Kanımca, bir TSK yüzbaşısının ağzından,savaşa dair söylenenler dahi önemli birdönüm noktası.
Bunun dışındaLevent Semerci, seçtiği manzaralarla, sembolik bir ağ örmeye çabalamış, reklam ve klip yönetmenliğinden kalma bir alışkanlık olsa gerek.
Gösterime sunulduğu tarihten doğan bazı yanlış anlaşılmaların ötesinde, Türk sineması için kaliteli bir yapım olduğunu düşünüyor ve ilerleyen yıllarda bu gerçeğin daha fazla sayıda insan tarafından da fark edileceğini ümit ediyorum.
Filmde ; roleye ulaşmak için yola çıkan birlik terörüstler tarafından pusuya düşürüldüğünde olay bittikten sonra olay yerine gelen cumhuriyet savcısına.....
Ve karakola ulaşıldığında Karakol komutanı asteğmen bariz bir şekilde beceriksiz... korkak... iş bilmez gösterilmiştir.
Burada savcı ve asteğmen sivil hayatan birer insan....
Bunlar iş bilmez... Bunlara biz öğretmezsek herşeyi berbat ederler havası var.Biz en iyisini biliriz havasında muvazzaf subay.
Yedek subaylığımı asteğmen olarak yapan birisi olarak bu konuya katiyyen katılamayacağım.
Burada filmde doğuda devam eden aksaklıklar olanca açıklığı ile de görülmekte.
Derme çatma bir karakola o kadar genç tıkılıyor ve hiç bir koruma önlemi yok. Mevziler arası korunaklı geçit yok... Isıya duyarlı termal kameralar yok. Uçaksavar yok. Ağır silah yok. Bir bazuka bile yok.. Yok yok yok. Ve deniyor ki yüzbaşıya.. Telefonda verilen emir: Karakoldan dışarı çıkmayacaksın.
Yüzbaşının tamamen profesyonel askerlik kuralları ile yaptığı pu... Devamı
Filmde ; roleye ulaşmak için yola çıkan birlik terörüstler tarafından pusuya düşürüldüğünde olay bittikten sonra olay yerine gelen cumhuriyet savcısına.....
Ve karakola ulaşıldığında Karakol komutanı asteğmen bariz bir şekilde beceriksiz... korkak... iş bilmez gösterilmiştir.
Burada savcı ve asteğmen sivil hayatan birer insan....
Bunlar iş bilmez... Bunlara biz öğretmezsek herşeyi berbat ederler havası var.Biz en iyisini biliriz havasında muvazzaf subay.
Yedek subaylığımı asteğmen olarak yapan birisi olarak bu konuya katiyyen katılamayacağım.
Burada filmde doğuda devam eden aksaklıklar olanca açıklığı ile de görülmekte.
Derme çatma bir karakola o kadar genç tıkılıyor ve hiç bir koruma önlemi yok. Mevziler arası korunaklı geçit yok... Isıya duyarlı termal kameralar yok. Uçaksavar yok. Ağır silah yok. Bir bazuka bile yok.. Yok yok yok. Ve deniyor ki yüzbaşıya.. Telefonda verilen emir: Karakoldan dışarı çıkmayacaksın.
Yüzbaşının tamamen profesyonel askerlik kuralları ile yaptığı pusu ve neticesinde ulaşılan güzel başarı, gösteriyor ki profesyonel askerlik olsaydı şimdiye kadar.. o kadar gencimiz şehit olmazdı.
Teledffon çalıpda alo demeden şehit olan askeri izleyince boğazıma birşey dizildi..Yüreğimde bir sıkıntı bütün vücuduma sirayet etti.
Üzüldüm, biriketlerin ardında rpg den sakınan gençlere.. Bu kadar mı fakir bir ülkeyiz yahu dedim.
@setenayfb
14 yıl önce
2.9 / 10
@lowen
16 yıl önce
8.3 / 10
@raphalleon
16 yıl önce
8.1 / 10
@turan_sert
16 yıl önce
özellikle komutanın yaşadığı travma sonrası stres bozukluğu iyi verilmiş. Buna alışmak ve bir süre sonra da bağımlı hale gelmek. Bunun en iyi tanımını Frederick Forshyte'in The dogs of war adlı kitabında okumuştum. Orada bir paralı askere neden tekrar tekrar savaşa gittiği soruluyordu. yanıtı şöyleydi: The coppery taste of fear just before the combat and the wild cruel joy of being alive afterwards- çatışmaya girmeden hemen önce korkunun ağzınızda bıraktığı bakırsı tad, ve çatışmadan sonra sağ kalmış olmanın verdiği vahşi ve acımasız haz duyusu... herhalde insan doğasının en kirli, en sefil ve karanlık yönünden geliyor ve bire bir doğru bir tanım maalesef. nefes te aynı sona varan bir kaç kurgu gördüm. bir de konu üzerindeki toplumsal bölünmüşlüğü iyi vermiş. eğer sansürsüz izlediyseniz benim gibi, telsizdeki küfürleşme o kadar gerçekçi ki, kahkahaya boğuldum. öyle felsefi ... Devamı
özellikle komutanın yaşadığı travma sonrası stres bozukluğu iyi verilmiş. Buna alışmak ve bir süre sonra da bağımlı hale gelmek. Bunun en iyi tanımını Frederick Forshyte'in The dogs of war adlı kitabında okumuştum. Orada bir paralı askere neden tekrar tekrar savaşa gittiği soruluyordu. yanıtı şöyleydi: The coppery taste of fear just before the combat and the wild cruel joy of being alive afterwards- çatışmaya girmeden hemen önce korkunun ağzınızda bıraktığı bakırsı tad, ve çatışmadan sonra sağ kalmış olmanın verdiği vahşi ve acımasız haz duyusu... herhalde insan doğasının en kirli, en sefil ve karanlık yönünden geliyor ve bire bir doğru bir tanım maalesef. nefes te aynı sona varan bir kaç kurgu gördüm. bir de konu üzerindeki toplumsal bölünmüşlüğü iyi vermiş. eğer sansürsüz izlediyseniz benim gibi, telsizdeki küfürleşme o kadar gerçekçi ki, kahkahaya boğuldum. öyle felsefi ve siyasi konuşurken aniden karşılıklı gelir küfürler... evet, iyi ve ayrıntılarda ciddi bir filmdi. mesajı da anlayana ve her ne anlıyorsa... inşallah daha iyileri gelir. herkesin ihtiyacı var.
@bestreaction
16 yıl önce
8 / 10
başarılı,abartısız ve gayet akıcı bir şekilde kameraya alınmış. gişe için yapıldığını düşünenlere katılmıyorum. içi boş yüzlerce türk filmi varken mesaj kaygısından çok insanlara, özellikle koltuk sevdasından yanıp tutuşan masa başındaki veya altındaki insanlara bir şeyleri hatırlatabilecek düzeyde bir film olmuş.
@batanga
17 yıl önce
@paradigma
17 yıl önce
7 / 10
Beni çeken şey oradaki askerlerin hayatlarına hakikaten girebilmesi oldu. Yani bir propaganda filmi olsa; asker Mehmet köydeki sevdiceği Hatçe ile hasretleşirdi ve film sonunda Mehmet ölür Hatçe ve köy halkı karalar bağlardı acı bir müzikle. Burada o yüzeysellik yok, iyi.
@havlayankuzu
17 yıl önce
8.8 / 10
Yeni nesil bir Vatan,Millet,Sakarya ayarı izleyeceğimi düşünmekteydim. Halbuki, kullandığı dil ve görsel altyapısı itibariyle hamasigüdüleri oldukça sınırlı bir film. Bir sınır karakoluna tıkılmış sıradan erler var, memleketin her yerinden gelmişler, orda ölmeyi beklemekteler. Daha fazlası da yok aslında, kimin kimi niye vurduğu belli değil, ülkemizin o parçasında yaşanmış ve her an yine yaşanabilecekler. Bunlardan hamasi bir propoganda algısı çıkarabiliyorsanız bu da bir bakış açısı sorunudur.Kanımca, bir TSK yüzbaşısının ağzından,savaşa dair söylenenler dahi önemli birdönüm noktası.
Bunun dışındaLevent Semerci, seçtiği manzaralarla, sembolik bir ağ örmeye çabalamış, reklam ve klip yönetmenliğinden kalma bir alışkanlık olsa gerek.
Gösterime sunulduğu tarihten doğan bazı yanlış anlaşılmaların ötesinde, Türk sineması için kaliteli bir ya ... Devamı
Yeni nesil bir Vatan,Millet,Sakarya ayarı izleyeceğimi düşünmekteydim. Halbuki, kullandığı dil ve görsel altyapısı itibariyle hamasigüdüleri oldukça sınırlı bir film. Bir sınır karakoluna tıkılmış sıradan erler var, memleketin her yerinden gelmişler, orda ölmeyi beklemekteler. Daha fazlası da yok aslında, kimin kimi niye vurduğu belli değil, ülkemizin o parçasında yaşanmış ve her an yine yaşanabilecekler. Bunlardan hamasi bir propoganda algısı çıkarabiliyorsanız bu da bir bakış açısı sorunudur.Kanımca, bir TSK yüzbaşısının ağzından,savaşa dair söylenenler dahi önemli birdönüm noktası.
Bunun dışındaLevent Semerci, seçtiği manzaralarla, sembolik bir ağ örmeye çabalamış, reklam ve klip yönetmenliğinden kalma bir alışkanlık olsa gerek.
Gösterime sunulduğu tarihten doğan bazı yanlış anlaşılmaların ötesinde, Türk sineması için kaliteli bir yapım olduğunu düşünüyor ve ilerleyen yıllarda bu gerçeğin daha fazla sayıda insan tarafından da fark edileceğini ümit ediyorum.
@bavitsole
17 yıl önce
8.5 / 10
Ve karakola ulaşıldığında Karakol komutanı asteğmen bariz bir şekilde beceriksiz... korkak... iş bilmez gösterilmiştir.
Burada savcı ve asteğmen sivil hayatan birer insan....
Bunlar iş bilmez... Bunlara biz öğretmezsek herşeyi berbat ederler havası var.Biz en iyisini biliriz havasında muvazzaf subay.
Yedek subaylığımı asteğmen olarak yapan birisi olarak bu konuya katiyyen katılamayacağım.
Burada filmde doğuda devam eden aksaklıklar olanca açıklığı ile de görülmekte.
Derme çatma bir karakola o kadar genç tıkılıyor ve hiç bir koruma önlemi yok. Mevziler arası korunaklı geçit yok... Isıya duyarlı termal kameralar yok. Uçaksavar yok. Ağır silah yok. Bir bazuka bile yok.. Yok yok yok. Ve deniyor ki yüzbaşıya.. Telefonda verilen emir: Karakoldan dışarı çıkmayacaksın.
Yüzbaşının tamamen profesyonel askerlik kuralları ile yaptığı pu ... Devamı
Ve karakola ulaşıldığında Karakol komutanı asteğmen bariz bir şekilde beceriksiz... korkak... iş bilmez gösterilmiştir.
Burada savcı ve asteğmen sivil hayatan birer insan....
Bunlar iş bilmez... Bunlara biz öğretmezsek herşeyi berbat ederler havası var.Biz en iyisini biliriz havasında muvazzaf subay.
Yedek subaylığımı asteğmen olarak yapan birisi olarak bu konuya katiyyen katılamayacağım.
Burada filmde doğuda devam eden aksaklıklar olanca açıklığı ile de görülmekte.
Derme çatma bir karakola o kadar genç tıkılıyor ve hiç bir koruma önlemi yok. Mevziler arası korunaklı geçit yok... Isıya duyarlı termal kameralar yok. Uçaksavar yok. Ağır silah yok. Bir bazuka bile yok.. Yok yok yok. Ve deniyor ki yüzbaşıya.. Telefonda verilen emir: Karakoldan dışarı çıkmayacaksın.
Yüzbaşının tamamen profesyonel askerlik kuralları ile yaptığı pusu ve neticesinde ulaşılan güzel başarı, gösteriyor ki profesyonel askerlik olsaydı şimdiye kadar.. o kadar gencimiz şehit olmazdı.
Teledffon çalıpda alo demeden şehit olan askeri izleyince boğazıma birşey dizildi..Yüreğimde bir sıkıntı bütün vücuduma sirayet etti.
Üzüldüm, biriketlerin ardında rpg den sakınan gençlere.. Bu kadar mı fakir bir ülkeyiz yahu dedim.
@alone
17 yıl önce
7 / 10