Kız Kardeşim Evleniyor filmine yorum yazdı:
Durgun, dingin ve amaçsızca ilerleyen bir film. Hepsi bu.
Kız Kardeşim Evleniyor filmine yorum yazdı:
Durgun, dingin ve amaçsızca ilerleyen bir film. Hepsi bu.
Paris Is Us filmine yorum yazdı:
Anna'cım sen Paris olabilirsin ama sevgilin Greg Barselona. Herif hırs küpü. Millet Paris diye çıldırır bu adam kafayı Barselona ile bozmuş. Neyse bu konu tartışmaya açık.
Asıl mesele Anna'nın yaşadığı tuhaf dönüşüm. Filmde sona yaklaştıkça artık biz Anna'yı göremiyoruz. Gördüğümüz tek şey Anna'nın da içinde ruhsal olarak kaybolduğu ve Anna'nin gözünde Paris'le özdeşleşen kargaşa, kaos, panik ve ölüm korkusu. Anna'nın ölümün kıyısına gelip buradan kurtulmanın getirdiği travmanın sebep olduğu bunalımlar, kendisine ve sevgilisine yabancılaşıp korktuğu şeyin kendisine yani Paris'e dönüşmesine neden oluyor.
Köfte Yağmuru filmine yorum yazdı:
Açık büfe ve internetten yemek siparişi olaylarının çığırından çıktığını ve besin içeriği anlamında da sağlıksız yiyeceklere yağmur gibi maruz kaldığımızı eğlenceli şekilde hicveden keyifli bir çizgi film. O değil de şu yiyecek yağmurunu biraz da açlıktan kırılan Afrika'ya yağdırsaydınız be kardeşim :) New York, Londra, Paris hepsine yağdı maşallah. Allah arttırsın kimsenin rızkında gözümüz yok ama biraz da Afrika'ya yağdını görseydik keşke. Kahire var ama kastettiğim o değil, Afrika'dan kastettiğim açlık sorunu olan sahra ve sahra altı ülkeleri.
Blue Jay filmine yorum yazdı:
Sakin, huzurlu ve hüzünlü bir film. Filmin geçtiği harika tabiat içindeki ücra kasaba kadar sakin, iki kişinin olgun ve medeni kişilikleri ile geçmişi acı tatlı yad etmeleri kadar huzurlu, yitirdikleri yıllar ve sondaki sır kadar hüzünlü. Filmin siyah beyaz olması da bu üç özelliği daha da pekiştiriyor. Film biraz sıkıcı gelebilir, ama bu biraz karakterlerin söylemek istedikleri şeyleri içlerinde tutmak ve birbirlerinin yokluğunda her şey yolundaymış gibi yapmalarının verdiği kendilerini sıkma durumundan kaynaklanıyor. Zaten bu durum film içinde yavaş yavaş çözülüyor ve filmin sonunda patlıyor.
Şanslı Per filmine yorum yazdı:
Filmde Slaven Bilic'in de oynaması güzel bir süpriz olmuş :)
Talihsiz Serüvenler Dizisi dizisine yorum yazdı:
Üç sezon boyunca dizide gördüğüm en büyük talihsizlik, çocuklara yardım edebilecek herkesin geri zekalı olması. Çocukların en büyük talihi ise her bölümde sorunlar karşısında başvuracakları kütüphaneler ve kitaplar olması. İnsanlardan hayır yok çünkü.
Beni Unutma filmine yorum yazdı:
Ne anlatmaya çalıştığını anlamadığım film. Depresif birinin triplerini seyrettik. Yüksek puan verenler Twilightçı tayfa olabilir. Sırf iddialaşma olsun diye kızla tanışmak klişenin zirvesiydi. Daha önce de yazan olmuş, yine söyleyeyim. Evet sonu ilginç bitti ama ters köşelik bir durum yok. Ters köşe olması için, "aa bu aslında öylemiymiş?" "Bu kişinin veya olayın iç yüzü böylemiymiş" gibisinden filmdeki olaylarla bağlantılı bir durum olması lazim. Trajik ve ilginç bir son. Ama açıkçası boyle son yapmalarindaki amaç neydi anlayamadım. Biraz daha duygu sömürüsü ve acındırma olsun diye herhalde. Gerçi bunun Amerikan halkinda bir karşılığı vardır. Ama bu olay olmasaydı konuyu nasıl bağlayacaklardı? Adamın kafasına meteor mu düşecekti? Yarim yamalak, sıkıcı giden bir konunun sonunu zahmetsizce dikkat çekici bir sonla bağlamış oldular
İkinci Bahar dizisine yorum yazdı:
Çok sevdiğim yerli dizilerin başında geliyor. Arada açar izlerim. Çocukken tv'den, daha sonra internetten defalarca izledim. Tekrar tekrar izleyince ana konusu da yavaş yavaş oturdu bende. Dizinin konusu apaçık dükkan fetişizmi. Dizideki diğer her şey, yaşananlar, bunun yansıması veya alt konusu. Zaten Ali Haydar Usta son bölümün başlarında dükkanın içinde bundan biraz bahsediyor. Bir dükkan için kırılmadık kalp, çevrilmedik entrika, estirilmeyen ihtiras kalmıyor. Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin Kudüs için savaşması gibi, Ali Haydar, Vakkas ve Neriman dükkan için bildiğin kutsal savaş veriyorlar. Ya da emellerine ulaşabilmek için dükkanı bir koz olarak kullanıyorlar. Ama dükkan hep konunun merkezinde. Tamam bir kebapçının anlatıldığı bir dizide dükkan önemlidir. Ama yani İstanbul'da başka dükkan kalmamış gibi canhıraş tek bir dükkan için bu kadar dolap çevrilmesi de yaşim ilerledikçe bana saçma gelmeye başladı. Yani Yüzüklerin Efendisi'ndeki "tek yüzük" için bile bu kadar mücadele v ... DevamıÇok sevdiğim yerli dizilerin başında geliyor. Arada açar izlerim. Çocukken tv'den, daha sonra internetten defalarca izledim. Tekrar tekrar izleyince ana konusu da yavaş yavaş oturdu bende. Dizinin konusu apaçık dükkan fetişizmi. Dizideki diğer her şey, yaşananlar, bunun yansıması veya alt konusu. Zaten Ali Haydar Usta son bölümün başlarında dükkanın içinde bundan biraz bahsediyor. Bir dükkan için kırılmadık kalp, çevrilmedik entrika, estirilmeyen ihtiras kalmıyor. Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin Kudüs için savaşması gibi, Ali Haydar, Vakkas ve Neriman dükkan için bildiğin kutsal savaş veriyorlar. Ya da emellerine ulaşabilmek için dükkanı bir koz olarak kullanıyorlar. Ama dükkan hep konunun merkezinde. Tamam bir kebapçının anlatıldığı bir dizide dükkan önemlidir. Ama yani İstanbul'da başka dükkan kalmamış gibi canhıraş tek bir dükkan için bu kadar dolap çevrilmesi de yaşim ilerledikçe bana saçma gelmeye başladı. Yani Yüzüklerin Efendisi'ndeki "tek yüzük" için bile bu kadar mücadele verilmemiştir herhalde. Dizinin en güzel yani tadında bırakılmasıydı. İyiki de öyle olmuş. Yıllar geçse bile o tat hala damağımızda.
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2 filmine yorum yazdı:
Yangından mal kaçırır gibi olayların hızlı hızlı gösterilip geçildiği, curcunadan ibaret bir film. Ana haber bülteni gibiydi. Olay neyse hızlıca veriliyor ve geçiliyor. Bazıları hiç verilmiyor. Remus mu öldü? Geç. Fred mi öldü? Geç. Bellatrix mi öldü? Hızlıca geç. Voldemort mu öldü? Geç geç geç. Sevincin de, üzüntünün de yaşanmasına fırsat verilmiyor. Serinin açık ara en kötü filmi.
Harry Potter ve Ateş Kadehi filmine yorum yazdı:
İlk üç filmle beraber serinin son güzel filmi. Bundan sonraki dört filmden hiç keyif almadım.