S
17 yıl önce
Cennetin Rengi filmine yorum yazdı:
Konformist filmine yorum yazdı:
Siyasi film olarak sinema tarihinin en önemli filmleri arasında sayılabilicek kalitede bir film olduğunu düşünüyorum. Çünkü olay sadece faşizm eleştirisinden ibaret değildir.
Film okullarında, sinematografi derslerinin vazgeçilmez örneklerinden biridir Conformist. Bertolucci'yi Bertolucci yapan etkenlerden biri genelde birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni Vittorio Storaro'nun bu filmdeki başarısı filmin konusundan çok üstünde durulması gereken nokta olduğunu düşünüyorum.
Işık, gölge ve kamera hareketi'ni mükemmel kullanmakla kalmamış aynı zamanda biçimsel nitelikte sembollerde yapılmıştır. Fazla alıntı yapmadan filmden bir kaç kareyi örnek olarak vericek olursak, ilk akla gelen Marcello'nun evinde sevgilisiyle öpüştüğü, konuştuğu vs. sahnedir. Burda sevgilisiyle ayakta baya birbirlerine yakın şekilde bir odanın içinde konuşmaktadırlar. Jaluzi'nin arasından içeriye ışık sızmaktadır. Jaluzi'nin gölgeleri Marcello ve sevgilisinin üzerine düşmüştür. Pencere'nin dışından yukarı, aşağı har ... DevamıSiyasi film olarak sinema tarihinin en önemli filmleri arasında sayılabilicek kalitede bir film olduğunu düşünüyorum. Çünkü olay sadece faşizm eleştirisinden ibaret değildir.
Film okullarında, sinematografi derslerinin vazgeçilmez örneklerinden biridir Conformist. Bertolucci'yi Bertolucci yapan etkenlerden biri genelde birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni Vittorio Storaro'nun bu filmdeki başarısı filmin konusundan çok üstünde durulması gereken nokta olduğunu düşünüyorum.
Işık, gölge ve kamera hareketi'ni mükemmel kullanmakla kalmamış aynı zamanda biçimsel nitelikte sembollerde yapılmıştır. Fazla alıntı yapmadan filmden bir kaç kareyi örnek olarak vericek olursak, ilk akla gelen Marcello'nun evinde sevgilisiyle öpüştüğü, konuştuğu vs. sahnedir. Burda sevgilisiyle ayakta baya birbirlerine yakın şekilde bir odanın içinde konuşmaktadırlar. Jaluzi'nin arasından içeriye ışık sızmaktadır. Jaluzi'nin gölgeleri Marcello ve sevgilisinin üzerine düşmüştür. Pencere'nin dışından yukarı, aşağı hareket halinde olan ışık kaynağı, Jaluzi'nin gölgelerini onların suratları üzerinde hareket halinde tutar. Bu muhteşemdir. Odanın içi resmen, Jaluzi'nin hayali ördüğü parmaklıklara dönmüştür, sanki Marcello ve sevgilisi bir hapisin içindedir. Burda sinematografik biçimcilikle, Marcello'nın faşist ideoloji yüzünden bir çıkmaza girdiği ve hayatının istediği bir yöne gidemediği sembolize edilmektedir.
Evet, Bertollucci'nin de en büyük başarısı faşizmi, cinsellikte oluşturduğu sıkıntılarla birlikte anlatmaya çalışmasıdır. Çoğu filminde uyguladığı Marksist ve Freudyen yapı bu filmdede bozulmamıştır. Faşist ideolojinin, insanları nasıl tek düze yaptığı ve artık insanların nasıl ideoloji istiyorsa o hale geldiklerini ve bundan Marcello'nun gölge oyunlarıyla hapise düştüğünü sembolize ettiği gibi o dönemede ışık tutar. Cinsellikle olan bağlantısı ise gene Marcello'nun halinden ortaya çıkar. Marcello evde yakında evleneceği sevgilisiyle bile adam akıllı sevişemez, evde çalışan kadın görücek diye korkup hemen doğrulur. Bir yandan onu kontrol eden parti bunun üstüne baskı uygular. Çocukken yaşadığı eşcinsel olaylar yüzünden cinayet işlemiştir. Yani sonuç olarak faşist ideoloji bu adamın cinsel olarak ne olduğunu ne istediğini bile unutturmuştur. Hissiz, donuk suratlı bir adam haline gelmiştir. Film boyunca dikkat ederseniz, Marcello fazla mimik kullanmaz, buz gibidir resmen. İşte filmin adıda burdan gelir. Normal olmaya çalışan Marcello, suratı resmen maskesi olmuştur onun. İdeoloji'nin maskesi. Cinselliği ve bir ideolojiyi birbirine bağımlı şekilde daha iyi anlatmak gerçekten zor olmalı.
Sinematografik biçimciliğine geri dönücek olursak. Sayılamıyacak kadar fazla örnek vardır. Yamuk kadraj kullanımı, eski ressamlara göndermeler yapılmıştır mesela, resmi birebir tekrardan canlı oyuncularla tekrardan yaşatması, özellikle Marcello'nun eski hocasının evine geldiğinde, hocasının odasındaki sahneye dikkat edilmelidir. Bunun dışında Çok aşırı geniş açılarla, faşist ideolojinin büyüklüğünü ( dev heykeller, bayraklar, uniformalar ) sembolize etmiştir. Aynı zamanda beni en çok etkileyen kısmı kameranın durmayan devinimidir. Storaro'nun en başarılı yönü budur bana göre. Kamera hareketini çok başarılı kullanmıştır.
Sonuç olarak, dönemini çok iyi yansıtan, bir çokta alt metin barındıran, gerçek bir sanat eseridir. Bir sanatçı olarak Bertolucci'nin sol propaganda yaptığı barizdir, ama propaganda yapmadanda nasıl siyasi bir film çekebilirsiniz ki? Savaş filmlerinde nasıl kamera hangi cepheyi daha çok çekiyorsa, yönetmen o tarafı tutar aynı şekilde bu filmdede tutulan taraf barizdir. Zaten Bertolucci'nin Marksist olduğu bilinen birşeydir.
Kiralık Katil filmine yorum yazdı:
Öncelikle filmde dekor ve kıyafet konusunda biçimcilik çok başarılıdır. Jef'in kaldığı daire açık ve koyu gri tonlarından oluşmaktadır. İçerde gene koyu tonlarda bir kafes ve içinde gene gri tonlarında bir ufak kuş. Hepsi Jef'in dış dünyasıyla birlikte bence iç dünyasınıda sembolize etmektedir. Jef in yavaş yavaş sıkıntıya girmesiyle birlikte, yaşadığı şehiri ona dar etmeleriyle, evindeki bir tane kafesin içinde kuş olmasının bağlantısı vardır. Jef'de yavaş yavaş, kuş gibi kafesin içine girmiştir. Gri tonları sırf odasıyla bitmez şehirdede gözükür. Bunu karakterlerin bizi sanki filmden yabancılaştırmak istermişlerki gibi hissiz ve donuk oyunları katılınca, boğuk ve tedirgin edici mod fazlasıyla verilir.
Filmde resmen oyuncular gülümsememiştir. Son derece az diyalog geçer. Sessizlik ve şüphe gri tonlarıyla çökmüştür resmen.
En hoşuma giden sahnelerden biri, Jef'in evine dinleme cihazı koymaya gelirken ki sahnedir. Bir adam apartman içinde yürümektedir, sessizce kapıları dinler, sonra ... DevamıÖncelikle filmde dekor ve kıyafet konusunda biçimcilik çok başarılıdır. Jef'in kaldığı daire açık ve koyu gri tonlarından oluşmaktadır. İçerde gene koyu tonlarda bir kafes ve içinde gene gri tonlarında bir ufak kuş. Hepsi Jef'in dış dünyasıyla birlikte bence iç dünyasınıda sembolize etmektedir. Jef in yavaş yavaş sıkıntıya girmesiyle birlikte, yaşadığı şehiri ona dar etmeleriyle, evindeki bir tane kafesin içinde kuş olmasının bağlantısı vardır. Jef'de yavaş yavaş, kuş gibi kafesin içine girmiştir. Gri tonları sırf odasıyla bitmez şehirdede gözükür. Bunu karakterlerin bizi sanki filmden yabancılaştırmak istermişlerki gibi hissiz ve donuk oyunları katılınca, boğuk ve tedirgin edici mod fazlasıyla verilir.
Filmde resmen oyuncular gülümsememiştir. Son derece az diyalog geçer. Sessizlik ve şüphe gri tonlarıyla çökmüştür resmen.
En hoşuma giden sahnelerden biri, Jef'in evine dinleme cihazı koymaya gelirken ki sahnedir. Bir adam apartman içinde yürümektedir, sessizce kapıları dinler, sonra Jef'in dairesine, kuşun kafesine kesilir sahne, burda kuş bağırış içinde, çırpınmaktadır. Sonra yakın çekimden bir adamın eline kesilir sahne, bir kapıyı açmaya çalışıyordur, elinde bir çok farklı anahtar vardır. Kuşun bağırışları adamın apartmanda yürüyüş sahnesine bindirilmiştir, belliki bu adam Jef e gelmiştir. Diğer anahtarla kapıyı açmaya çalışan gösterilmediği için ve hangi kapıyı açmaya çalıştığı bilinmediği için bir an üzerimde acaba daha ilerki bir zamana flashforward mı yapmışlar gibi düşünmeme sebep olmuşken bir anda diğer apartmanda gezen adamla beraber Jef'in evine girerler. Bu sahnede 2. adamın gösterilmemesi ve kuş seslerinin diğer sahneye bindirilmesi tedirginliği çok güzel vermiş. Güzel bir kurgu tekniğiyle bu 3 sahneyi birleştirmişler.
Bunun dışında filmin boyunca özellikle ilk yarıda çok nadir diyaloglu sahne olması ve oyuncuların bunla birlikte çok donuk bir oyunculuk sergilemeleri çok farlı bir mod oluşturmuştur. Sırf görüntülerle, fazla diyalog kullanmadan nasıl çarpıcı bir hikaye anlatılabilir diyorsanız, bu film çok başarılı bir örnek.
Film müthiş bir sadelikle kör bir çocuk ve ailesinin dramını anlatmaktadır.
İran sinemasının son yıllardaki büyük yükselişi ve Avrupa’daki festivallerde dahi ödüller toplamaya başlaması, kullandıkları minimalist senaryo tarzı ile paraleldir. İran’ın kapalı bir devlet olması, sanatçıları anlatım yollarında farklılıklara yönlendirmiştir. Özellikle yalın hikayeler üzerinden semboller kullanarak büyük dersler vermek gibi.Bu durum göz önünde bulundurularak Majid Malidi’nin sembollere yöneldiği açıktır.
Bu sembollerin kullanıldığı sahnelerden bazıları
1- Mohammad’ın babası nehirin kenarında tıraş olmaktadır. Elinde ufak bir ayna vardır. Birden artan doğa üstü bir ses onu korkutur ve aynayı yere düşürür, bu sırada yüzünü biraz kesmiştir. Aynayı yerden alır ve ayna ortadan 2 ye bölünmüştür. 2 tane kendisinden görür. Bu sahnede Mohammad’ın babasının oğluna kötü bir şey yapabiliceği sembolize edilmiştir. Sanki ayna ortadan ikiye kırılır ve bir yanı şey ... Devamı
Film müthiş bir sadelikle kör bir çocuk ve ailesinin dramını anlatmaktadır.
İran sinemasının son yıllardaki büyük yükselişi ve Avrupa’daki festivallerde dahi ödüller toplamaya başlaması, kullandıkları minimalist senaryo tarzı ile paraleldir. İran’ın kapalı bir devlet olması, sanatçıları anlatım yollarında farklılıklara yönlendirmiştir. Özellikle yalın hikayeler üzerinden semboller kullanarak büyük dersler vermek gibi.Bu durum göz önünde bulundurularak Majid Malidi’nin sembollere yöneldiği açıktır.
Bu sembollerin kullanıldığı sahnelerden bazıları
1- Mohammad’ın babası nehirin kenarında tıraş olmaktadır. Elinde ufak bir ayna vardır. Birden artan doğa üstü bir ses onu korkutur ve aynayı yere düşürür, bu sırada yüzünü biraz kesmiştir. Aynayı yerden alır ve ayna ortadan 2 ye bölünmüştür. 2 tane kendisinden görür. Bu sahnede Mohammad’ın babasının oğluna kötü bir şey yapabiliceği sembolize edilmiştir. Sanki ayna ortadan ikiye kırılır ve bir yanı şeytandır bir yanı melek. Hangisini dinlicektir ? Yuzunun kesilmesi ve kırmızı rengiyle birliktede tehlikenin yaklaşıcağı sembolize edilmiştir.
2- Mohammad ile babası ilk köye geldikleri sırada hava son derece güzeldir. Mohammad mutludur, sevdiği yere gelmiştir. Hava çok güzeldir. 2. kez Mohammad’ın babası oğlunu köyden kaçırıp tekrar şehire bırakıp döndükten sonra gene aynı yoldan köye gider. Bu sefer hava yağmurludur. Havanın durumu ile insanların o andaki psikolojileri sembolize edilmiştir. Aynı yağmur, babanın annesiyle tartışması sırasında şiddetlenir ve şimşekler çakmaya başlar gene bu psikolojik sembolizm tekrarlanır.
3- Mohammad’ın ananesi, artık olayları kaldıramicak hale gelince, gölün kenarına doğru gider burda bi karaya vurmuş balık görür ve onu tekrar suya bırakır, kendiside onla beraber suya doğru ilerler. Burdada kendi yorumumca, kadının ölüme gittiği sembolü verilmiştir.
4- Ters dönmüş ve iki taş arasına sıkışmış kaplumbağa, artık büyük sıkıntıların geldiğinin habercisidir.
Daha bunun gibi bir çok sembol vardır, özellikle ’’el’’ bir çok kere ekrana çok yakın çekim yansır. Ellerin filmdeki sembolü onemlidir.
Filmin başında okuldaki kör çocukların, elleriyle yazı yazmaları ve sonra okumaları çok güzel kurgulanmıştır. ’’ Jump Cut’’ vari hızlı ve sert kesimlerle sınıftaki çocukların elleri gösterilir. Anlatım tekniği açısından başarılı buldum.
Son olarak filmde önemle üstünde durulması gereken noktalardan bence biri, filmin başında Mohammad kör olmanın sıkıntısıyla ilgili dialogudur ’’ Eğer Allah körleri daha çok seviyorsa ve önemsiyorsa neden hayatımdaki herkes benden kaçmaya çalışıyor ’’ der. Filmin sonunda yönetmen büyük kazadan sonra Mohammad ölüyormu diye düşünürken biz, eline yukardan gelen ilahi bir sarı ışık ekler, hafiften Mohammad’ın eli kıpraşır, ve film biter. Yönetmen sonuçta Mohammad’ın filmin başında ettiği lafın karşılığını vermiştir. Allah sizleri daha çok seviyordur ve önemsiyordur, bak ölmedin işte der. Majid Majidi sonuçta bu hikayeyle bir nevi din, ilahi hayat, tanrı inancı propagandasıda yapmış olmuştur, yanlış anlaşılmasın bana sorarsanız Majidi bilinçli bir propaganda yapmamıştır, sadece inandığı felsefeyle hareket etmiştir bu onun inancıdır, siyasi bir alt metin taşımaz. Allah yukardadır ve bizi izliyordur ve elbet yardım edicektir. Mesaj gayet nettir.