15 yıl önce
Büyük İskender filmine yorum yazdı:
bu filmi nereden bulabiliriz
Uyuyan Güzel filmine yorum yazdı:
Sanatsal desen değil, aksiyon yok, erotizm o kada çıplaklığa rağmen zerre kadar yok. O film konusuna bu film. böh
Sıkıyönetim filmine yorum yazdı:
1970 yılında Dan Mitrione adında Uluslararası Gelişme Örgütü üyesi bir Amerikalı, Urugaylı gerillalar tarafından yakalanır ve öldürülür. Bunun üzerine siyasi sinemanın ünlü Yunanlı yönetmeni Costa-Gavras, bu esrarlı öyküyü yıllarca araştırdıktan sonra senarist arkadaşı Franco Solinas ile beraber bu filmi yazar. Filmde Latin Amerika ülkelerinde komünize karşı mücadele etmek üzere U.G.D. üyeliği adı altında polis teşkilatlarını yöneten Philip Michael Santore’yi kaçıran sol görüşlü Tupamaro gerillalarının tek istediği siyasi mahkumların serbest bırakılmasıdır. Ancak "demokrasi" tanımları gereği böyle bir yetkileri olmadığını ileri süren hükümet bu teklifi derhal geri çevirir. Ülkede geniş çaplı bir arama başlatan polis müfettişleri, Amerikalı dostlarını kurtarmak için her yolu denemeye başlar. Ancak Amerika’da başka ülke polis şeflerine komünizmle mücadelede işkence tekniklerinden, provakasyona kadar her yolu öğreten Santore’nin umutları gerilların elinde her geçen gün azalmaya başlar.
Kızıl Darı Tarlaları filmine yorum yazdı:
1920’li yıllarda Kuzeybatı Çin kırsalının sakin yaşamını hareketlendiren en önemli etken düğünler, hasat bayramları ve eşkiyalardır. Görünmeyen bir anlatıcı Büyükanne ve Büyükbabasının yaşamından kesitler anlatmaya başlar. Henüz on sekizinde iken bir şarap fabrikası sahibine satılan Büyükanneyi düğün töreni için yeni evine götüren kortej bir haydutun saldırısına uğrar. Büyükanne bir kızıl mısır tarlasında haydutla baş başa kalınca, öykü şehvet düşkünlüğü ile biçimlenmiş bir dünyada yol almaya başlar. Şarap fabrikasının sahibi ortadan kaybolunca, Büyükanne mutlu bir tecavüze uğradığı haydutla evlenir. Üretilen her şarap fıçısı onların mutluluklarını besler. Mutlu günler 1937 Japon istilasıyla sona erer. Fabrika işçileri Japonlarla savaşmaya karar verirler. Çatışmadan geriye, arkalarında kirli, bulanık bir güneşin asılı kalmış gibi durduğu Büyükbaba ve Baba kalır. Öykünün düğüm noktalarını oluşturan olaylar hep kızıl mısır tarlalarında geçer.
Yimou, Kızıl Mısır Tarlaları ile her anlamda ... Devamı1920’li yıllarda Kuzeybatı Çin kırsalının sakin yaşamını hareketlendiren en önemli etken düğünler, hasat bayramları ve eşkiyalardır. Görünmeyen bir anlatıcı Büyükanne ve Büyükbabasının yaşamından kesitler anlatmaya başlar. Henüz on sekizinde iken bir şarap fabrikası sahibine satılan Büyükanneyi düğün töreni için yeni evine götüren kortej bir haydutun saldırısına uğrar. Büyükanne bir kızıl mısır tarlasında haydutla baş başa kalınca, öykü şehvet düşkünlüğü ile biçimlenmiş bir dünyada yol almaya başlar. Şarap fabrikasının sahibi ortadan kaybolunca, Büyükanne mutlu bir tecavüze uğradığı haydutla evlenir. Üretilen her şarap fıçısı onların mutluluklarını besler. Mutlu günler 1937 Japon istilasıyla sona erer. Fabrika işçileri Japonlarla savaşmaya karar verirler. Çatışmadan geriye, arkalarında kirli, bulanık bir güneşin asılı kalmış gibi durduğu Büyükbaba ve Baba kalır. Öykünün düğüm noktalarını oluşturan olaylar hep kızıl mısır tarlalarında geçer.
Yimou, Kızıl Mısır Tarlaları ile her anlamda, yerli ve yabancı sinema dünyasında, tecimsel alanda, eleştirel ve sanatsal platformda tam bir patlama yaratır. Film,1988Berlin Film FestivalindeAltın Ayıödülünü kazanarak Çin sinema tarihinde bir ilki gerçekleştirir.
Çoğunluk filmine yorum yazdı:
10 numara filmdi. Beni en çok küçükken yürüyüş yaptıkları ormana bina dikmeye gelmeleri etkiledi. inan temelkuran halt yemiş. Kesinlikle ödüllük bir film. selamlar.
Unthinkable filmine yorum yazdı:
Amerikan yasalarına acayip bağlı bir FBI ajanı, ve dünyayı kurtarmak için çocuklarına öldürmeye kadar ileri gidecek kadar kararlı yorgun savaşçı. işkenceyi daha iyi haklı çıkaramazlardı zaten. daha az önce amerikalıların savaş esirlerine (onuda geçtim işgal ettiği yerlerdeki halklara) neler yaptığına tanık oldum. bir kaç parmak kesmiş. teröristin çocuklarını öldürmekle tehdit etmiş çok mu? ve hatta filmin son mesajı çok anlamlı: işkenceyi yasaklayan(!) amerikan yasaları ve imanlı amerikan FBI kadın ajanı olmasaydı onlarca insan ölmezdi.
Tehlikeli Oyun filmine yorum yazdı:
die welle / the wave almanca ve ingilizce dalga demek. çeviri genel bir çeviri ise yanlış olmuş. Yok değilde siteden kaynaklıysa düzeltelim mi? şöyle bir söz vardır ne kadar anlıyorum desen de o olmadan yeteri kadar anlayamazsın. kendimi orada hissettim. Faşizmi tattım gerçekten. Nasıl değerler üzerine yükseldiğini daha iyi anladım %92'lik seçim kazanmalarını falan. o birliği nasıl sağladığı üzerinde. hocason konuşmasını yaparken böyle birşeyle sonlandıracağını tahmin ediyordum fakat kafamda daha farklı birşey vardı özellikle emek ile ilgili söyledikleri. "hitler'in bir konuşmasıydı bu bakın gençler" falan gibi birşeyler bitirmesini bekliyordum. öyle olmadı. çok güzel vurgulamış yalnız eleştirmek gerekirse bir haftaya yığmasa daha iyi olurdu sonuçta köklü bir inanç sistemi oluştu öğrenciler arasında. ve bunun için bence bir hafta yeterli değil 1 haftalık zaman dilimine sıkışmamış olurdu. son olarak franco'nun bir sözü ile bitirelim. "emeğin üzerindeki eşitsizlik tahakkümünü kaldıracağı ... Devamıdie welle / the wave almanca ve ingilizce dalga demek. çeviri genel bir çeviri ise yanlış olmuş. Yok değilde siteden kaynaklıysa düzeltelim mi? şöyle bir söz vardır ne kadar anlıyorum desen de o olmadan yeteri kadar anlayamazsın. kendimi orada hissettim. Faşizmi tattım gerçekten. Nasıl değerler üzerine yükseldiğini daha iyi anladım %92'lik seçim kazanmalarını falan. o birliği nasıl sağladığı üzerinde. hocason konuşmasını yaparken böyle birşeyle sonlandıracağını tahmin ediyordum fakat kafamda daha farklı birşey vardı özellikle emek ile ilgili söyledikleri. "hitler'in bir konuşmasıydı bu bakın gençler" falan gibi birşeyler bitirmesini bekliyordum. öyle olmadı. çok güzel vurgulamış yalnız eleştirmek gerekirse bir haftaya yığmasa daha iyi olurdu sonuçta köklü bir inanç sistemi oluştu öğrenciler arasında. ve bunun için bence bir hafta yeterli değil 1 haftalık zaman dilimine sıkışmamış olurdu. son olarak franco'nun bir sözü ile bitirelim. "emeğin üzerindeki eşitsizlik tahakkümünü kaldıracağız"
Easy Rider filmine yorum yazdı:
daha çok beat kuşağı tarzı diyebilir miyiz? bu jack kerouac lar "on the road"lar falan. çok güzel bir filmdi üstelik jack nicholsun'un kesinlikle harika bir oyunculuğu var.
Dog Pound filmine yorum yazdı:
bide anlayabileceğimiz dilinide yazaydınız çok süper olurdu