14 yıl önce
Vahşi Irk filmine yorum yazdı:
Sen Kimsin? filmine yorum yazdı:
Bu filmi izledim ve o anda Tolga Çevik hayranlığım sona erdi. Hemen ardından bu durumu düzeltmek için Komedi Dükkanı açtım ve Tolga Çeviğe olan saygınlığım tekrar anca arttı, Tolga yapma böyler şeyler!
Celal ile Ceren filmine yorum yazdı:
Bu tür filmler bana göre "çerezlik" diye nitelendirebilecek filmlerdir. İnsanları güldürürler ve etkisini yarım saate kalmaz kaybederler, zaten amaçları da budur bu kerataların. =)
Celal ile Ceren de işte öyle bir film, tam bir çerezlik. Arşive alsan alınmaz, satsan satılmaz işte öyle bir durum. =)
Tüm salon gibi ben de izlerken bayağı güldüm, amacını başardı yani. Bunun haricinde ekstra birşey beklememek lazım, keza yok zaten. Ek olarak, Recep İvedik serisinden kokular geliyordu bu filmde, bazı iğrenç sahneler Şahan beyin olmazsa olmazları.
Shine filmine yorum yazdı:
Gerçekten çok güzel bir biyografi filmi olmuş. Film biter bitmez bu piyanist kimmiş diye araştırdım. Bu tür filmleri gerçekten çok seviyorum. Hem öğretiyorlar, hem de izlettiriyorlar. Bunun en güzel örneklerinden aklıma gelen örnekler tabii ki Amadeus, Temple Grandin ve benzeri birçok film. Shine da bu listeye girmeyi hak kazanmış bir filmdir benim gözümde.
Geoffrey Rush için bir anektod geçmeden edemeyeceğim. Be adam ne güzel oynamışsın !
Seni tanımasak gerçekte de şizofren olduğunu düşüneceğiz. Ayrıca, en etkilendiğim sahne babasıyla konuştuğu sahneler ve tabii ki bir numaram bar sahnesi. 3 defa izledim sırf o sahneyi. =) Esas adamımız içeri girer, kendini bilmezler onunla dalga geçer ve esas adamımız cevabını icraatla verir. =)) Hariküladesiniz hem Geoffrey Rush hem Flight of Bumblebee. Son olarak; ah o baba yok mu ah o baba.
F Tipi Film filmine yorum yazdı:
10 farklı yönetmen, 10 farklı yönetmenin 10 farklı senaryosu, ve bu senaryoların birleşmesiyle oluşan uzun metraj bir film, gerçekten ilginç ve ilgi çekici.
Daha da ilgi çekici olanı ise F Tipi cezaevlerinin araştırılıp seyirciye sunulması.
Fakat bu sunulma işlemi yaparken genelde psikolojik yoldan ve subliminal mesajlarla ilerlenilmiş. Mevcut durumun fiziki yönüne 10 farklı yönetmen de pek değinmemiş. Tecritler mevcutsa ben yönetmenlerden tecritlerin fiziki olarak gösterilmesini beklerdim fakat yönetmenler olayın psikolojik tarafından bakmışlar.
Bu psikolojik bakış yapılırken de başarılı bir şekilde yansıtmışlar oradaki mahkumların neler çektiklerini, yaşadıkları şeylere ne tepki verdiklerini, neler yaptıklarını.
Oradaki mahkumları terörist gibi görmek ne cehalettir (gerçek hayatta öyle görmek, filmde değil). Siyasi suçlu deyince aklımıza eylem yapan, polise saldıran, siyasi fikirlerden mütevellit olan vs. vs. vs. aklımıza gelinir hep, askerimize kurşun sıkan o ciğersizler geleceğ ... Devamı10 farklı yönetmen, 10 farklı yönetmenin 10 farklı senaryosu, ve bu senaryoların birleşmesiyle oluşan uzun metraj bir film, gerçekten ilginç ve ilgi çekici.
Daha da ilgi çekici olanı ise F Tipi cezaevlerinin araştırılıp seyirciye sunulması.
Fakat bu sunulma işlemi yaparken genelde psikolojik yoldan ve subliminal mesajlarla ilerlenilmiş. Mevcut durumun fiziki yönüne 10 farklı yönetmen de pek değinmemiş. Tecritler mevcutsa ben yönetmenlerden tecritlerin fiziki olarak gösterilmesini beklerdim fakat yönetmenler olayın psikolojik tarafından bakmışlar.
Bu psikolojik bakış yapılırken de başarılı bir şekilde yansıtmışlar oradaki mahkumların neler çektiklerini, yaşadıkları şeylere ne tepki verdiklerini, neler yaptıklarını.
Oradaki mahkumları terörist gibi görmek ne cehalettir (gerçek hayatta öyle görmek, filmde değil). Siyasi suçlu deyince aklımıza eylem yapan, polise saldıran, siyasi fikirlerden mütevellit olan vs. vs. vs. aklımıza gelinir hep, askerimize kurşun sıkan o ciğersizler geleceğine ! Hatta F tipi yerine meclise girerler, hatta ve hatta bu filmi çeken yönetmenlerden birisi dahi o safı destekleyenlerdendir. Peki biz buradan şunu çıkarabilir miyiz? Siyasi suçlu gerçekte bir suçlu tanımına giren kişi değil, siyasi arenada yenik durumuna düşmüş veya bu kapsamda hata yapmış kişidir. Bu bence veya değil, sadece çıkan sonuç bu, ya sizce?
Tabii ki 5 parmağın 5'i de bir değildir bunları da unutmamak lazım.
Not: Bir taraf kesinlikle değilim. Siyasal Bilimler ve Uluslararası İlişkiler uzman adayı olarak konuşuyorum sadece. Zaten siyaseten bir taraf seçmem doğru değil, olumlu olumsuz herşeyi eleştirmektir gayem.
The Man from Nowhere filmine yorum yazdı:
Oyuncuların, özellikle küçük kızın ve jönümüzün , performansları gerçekten mükemmeldi. Koreliler kesinlikle bu işi biliyor be arkadaş. Hani bazı filmler vardır, film başlar millet dalar birbirine, film biterken hala birbirlerine dalıyorlardır ve herkes ölür film biter. Hah işte bu film öyle değil, anlamsız sanatdışı dövüş sahneleri yok bu filmde. Adamlar özel kareografi hazırlamışlar 3 dakikalık sahneler için. Taktir-e şayan olmuş. Ayrıca, dövüş içerikli bir film ve gözlerim doldu. Bu daha da özel birşey benim için. Ahhh küçük kız Somee, gece gece gözlerimi doldurdun.
Yürüyen Şato filmine yorum yazdı:
Çok samimi, içten, sıcak bir film. Karakterler de keza aynen öyle, hiçbirine isteseniz dahi sinir olamazsınız. "Miyazaki bu işi biliyor" dedirten bir film. Beklentilerimi karşıladım desem yanlış bir cümle kurmuş olmam. Hayalgücü düzeyi çok ama çok yüksek olan bir film. Üstünde gerçekten çalışılmış. Başarılı..
Çok Filim Hareketler Bunlar filmine yorum yazdı:
"Filmi yerin dibine soktum" butonu işte böyle filmler için var.
Ruhlar Bölgesi filmine yorum yazdı:
Sinemalara geldiğinde izleyememiştim fakat sonradan birkaç arkadaşımın tavsiyesi üzerine izledim. Çok övdüler illa bu illa bu diye. Açıkcası aman aman bir film değil, fakat izlerken geriliyorsunuz. bu bir gerçek.
Ek olarak, aşağıdaki yorumlardan birinde görünce aklıma geldi. Şeytan ( iblis mi artık neyse o ) makyajı neydi öyle, bildiğiniz sirkten fırlamış gibiydi. =)
Son olarak, filmin konusu türünün diğer örneklerine göre farklı. Sonuçta;
Astral yolculuk konusu çok fazla işlenmiyor filmlerde.
Baskın filmine yorum yazdı:
Dövüş sahneleri inanılmaz derecede iyi çekilmiş. Filmi ilk gördüğümde Endonezya sineması olduğunu anlamadım, yönetmen ve ülke kısmına bakınca Endonezya gördüm. Açıkcası öyle olduğu için çok üst düzey birşey beklemiyordum fakat şaşırttı. Dövüş sahneleri çok profesyonel çekilmiş.
Merak ettim ve araştırmaya karar verdim dövüş sahneleri nasıl bu kadar iyi diye. Başrollerden biri olan kısa boylu Yayan Ruhian nam-ı diğer Mad Dog zaten kareografi yazarıymış. Aynı zamanda teknik olarak dersler falan veriyormuş. Yönetmenin de yeteneğiyle birleşince bu dövüş sahneleri ortaya çıkmış. Zaten belliydi Mad Dog'a torpil geçilmesinden. =) Fakat; dövüş sahneleri hariç ne yazık ki pek birşey yok.
Bir arkadaş grubu afedersiniz de bu kadar salak olabilir mi ya? Müstahak bunlara bütün yaşananlar, az bile bunlara.
Tam bir vakit kaybı diyebiliriz kısacası. Artı bir yön göremedim.