13 yıl önce
İmdat ile Zarife filmine yorum yazdı:
Toprağın Çocukları filmine yorum yazdı:
Filme sinematografik ve sanatsal açıdan bakarsak ciddi eksiklikler var. Oyuncuların bireysel olarak çok çok iyi oyuncular olduğu apaçık ortada; fakat ya süre sıkıntısından ya da belki çekimlerde yaşanan talihsiz olay yüzünden tam olarak bir role girememe sorunsalı göze çarpıyor. Yine de duyguyu verme konusunda başarılıydılar ve dramatik yapıyı hissettrdiler. -Bu belki de benim konuya olan hassasiyetimden dolayıdır, tam bilemiyorum.-
Sinemamızın önündeki en büyük engel olan her şeyi karikatürizeleştirme sendromumuz ne yazık ki bu filmde de devam ediyor, bu gerçekten üzücü. Filmde yüzey yapıyı oluşturan olayların çok basit ve detaylara inilmeden verilmesi anlatımın yavan olmasını sağlıyor. Yine de ben bunu derin yapıya ağırlık vermekten ve filmin esas vurgusunu ön plana çıkarmaktan kaynaklandığını düşünüyorum.
Olumsuz eleştirileri yaptıktan sonra, filme dair olumlu eleştirilerime gelelim. Evet film mesaj kaygısı ve didaktiklik içeriyor; ama zaten olması gereken de bu. Bu konuda temel a ... DevamıFilme sinematografik ve sanatsal açıdan bakarsak ciddi eksiklikler var. Oyuncuların bireysel olarak çok çok iyi oyuncular olduğu apaçık ortada; fakat ya süre sıkıntısından ya da belki çekimlerde yaşanan talihsiz olay yüzünden tam olarak bir role girememe sorunsalı göze çarpıyor. Yine de duyguyu verme konusunda başarılıydılar ve dramatik yapıyı hissettrdiler. -Bu belki de benim konuya olan hassasiyetimden dolayıdır, tam bilemiyorum.-
Sinemamızın önündeki en büyük engel olan her şeyi karikatürizeleştirme sendromumuz ne yazık ki bu filmde de devam ediyor, bu gerçekten üzücü. Filmde yüzey yapıyı oluşturan olayların çok basit ve detaylara inilmeden verilmesi anlatımın yavan olmasını sağlıyor. Yine de ben bunu derin yapıya ağırlık vermekten ve filmin esas vurgusunu ön plana çıkarmaktan kaynaklandığını düşünüyorum.
Olumsuz eleştirileri yaptıktan sonra, filme dair olumlu eleştirilerime gelelim. Evet film mesaj kaygısı ve didaktiklik içeriyor; ama zaten olması gereken de bu. Bu konuda temel amaç mesaj vermek ve yaşananlar sonucu bizi 30 yıl geriye götüren, utanç kaynağı olan bu durumu bu hale getiren herkesin gözüne sokmak zaten. Bu açıdan verilen mesajı ve veriliş biçimini çok başarılı buldum. Filmin müzikleri gerçekten çok iyi olmuş. Atmosfer yaratmada ve bir bakıma tekdüze olan anlatımı bağlayıcı kılma konusunda çok başarılı buldum. Ayrıca dozunda verilen aşk ve mizah hem az önce de değindiğim tekdüzeliği kırmış hem de doğru yerde ve zamanda kullanılarak gerekli noktalara mesajlarını da göndermiş.
Bu filmi bu zamanda bile çekmenin zorluğunun farkında olarak, filmi değerlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca filmde hemen herkesin gönüllülük esasıyla çalıştığını ve ücret almadığını da bilmemizde fayda var. Özetle her türlü imkansızlığa ve hatta talihsizliğe rağmen böyle bir filmin yapılabilmiş olması bile başlı başına bir takdir sebebidir ki böyle gönüllülük esasıyla ve çok da profesyonelce olmayan bu doğal hali belki de çok daha iyi olmuştur.
Son söz olarak "Toprağın Çocukları" unutmaya yüz tuttuğumuz tarihimizin acı gerçeklerini ve cehaletin sonuçlarını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. İzleyin, izlettirin.
Kırık Midyeler filmine yorum yazdı:
Film klişelşmiş bir konu üzerine kurulu olsa da konunun bir yerlerde, birileri tarafından yaşandığını biliyor olmamız nedeniyle asla sıkmıyor, bilakis ilgi çekiyor. Filmdeki çocuk oyuncular ilk oyunculuk deneyimlerini yaşasalar da onların sıcak, samimi ve doğal oyunculuklarıyla durum çok iyi kotarılmış. Engin Benli, Selma Alispahiç, Feridun Koç, Volga Sorgu gibi deneyimli isimlerle ise oyunculuklar sağlamlaştırılmış. Oyuncular açısından beni en çok şaşırtan Enzo İkah oldu, yaptığı müzikler ve barışçıl yaklaşımıyla tanıdığımız güzel insanın oyunculuk yönünü de görmüş olduk ve bence o da çok iyi kotarmış rolünü.
Filmin müzikleri gerçekten; ama gerçekten çok güzel. Sırf yer yer ağır işleyen tematik yapıda bile filmi izlenebilir kılıyor. Ben kamera açıları ve kareleri de beğendim. İstanbul'un tarihi dokusu, güzellikleri ve diğer yandan da yoksulluk ve yaşam mücadelesi güzel yansıtılmış. Ayrıca sefalet ve lüks karşıtlığına başvurulmaması filmi karikatürizelik ve didaktiklikten kurtarmış ço ... DevamıFilm klişelşmiş bir konu üzerine kurulu olsa da konunun bir yerlerde, birileri tarafından yaşandığını biliyor olmamız nedeniyle asla sıkmıyor, bilakis ilgi çekiyor. Filmdeki çocuk oyuncular ilk oyunculuk deneyimlerini yaşasalar da onların sıcak, samimi ve doğal oyunculuklarıyla durum çok iyi kotarılmış. Engin Benli, Selma Alispahiç, Feridun Koç, Volga Sorgu gibi deneyimli isimlerle ise oyunculuklar sağlamlaştırılmış. Oyuncular açısından beni en çok şaşırtan Enzo İkah oldu, yaptığı müzikler ve barışçıl yaklaşımıyla tanıdığımız güzel insanın oyunculuk yönünü de görmüş olduk ve bence o da çok iyi kotarmış rolünü.
Filmin müzikleri gerçekten; ama gerçekten çok güzel. Sırf yer yer ağır işleyen tematik yapıda bile filmi izlenebilir kılıyor. Ben kamera açıları ve kareleri de beğendim. İstanbul'un tarihi dokusu, güzellikleri ve diğer yandan da yoksulluk ve yaşam mücadelesi güzel yansıtılmış. Ayrıca sefalet ve lüks karşıtlığına başvurulmaması filmi karikatürizelik ve didaktiklikten kurtarmış çok da iyi yapmış.
Özetle bence hak ettiği değeri görememiş bir film. Elbette ki eksiklikleri, aksayan yönleri var; fakat yapıcı bakacak olursak yönetmenin ilk uzun metraj filmi olması ve düşük bütçe göz önüne alındığında ortaya çıkan sonuç bence harikulade.
Son söz: Film bana fazlasıyla Yusuf ile Kenan'ı anımsattı ve bu filmi sevenlerin onu da seveceğini düşünüyorum.
Sürü filmine yorum yazdı:
Yılmaz Güney’in bence en iyi filmidir. Tarık Akan, Tuncel Kurtiz ve Yaman Okay’ın oyunculukları takdire şayandır. Melike Demirağ belki filmin oyuncu kadrosundaki tek zayıf halkadır.
Film dönemin Türkiye sorunlarını birer birer öyle taşlamıştır ki bu olay örgüsü içinde bu eleştirilerin hiçbiri sırıtmamış aksine olay örgüsünü zenginleştirmiştir.
Filmde Tarık Akan’ın imgesel sevgi anlatımı bile filmi izlemek için sebeptir.
Sanatsa sanat, edebilikse edebilik, eleştiriyse eleştiri, halksa halk... özetle filmde yok yoktur.
İzleyin, izletin.
Kızılırmak Karakoyun filmine yorum yazdı:
Öyküsüyle, yönetmeniyle, müzikleriyle Türk sinemasının yüz aklarından olan filmde duygular o kadar içten bir şekilde verilmiş ki etkilenmemek mümkün değil. Sadece ustalara saygı için bile izlenmeyi hak eden bir film kanımca.
Bu filmi özellikle dile getirmek istediği meseleleri yüzey yapıda, çiğ bir şekilde ve göze sokarak vermekten ziyade derin yapıda, konuya yedirerek üstü kapalı bir şekilde vermesi bakımından başarılı buldum. Pekala çok bilmiş bir ağabey ya da abla İmdat'a bir nutuk çekerek hayvan haklarından bahsedebilir ve onu suçlayabilirdi, bu didaktik tavra düşmemesi kafadan artı puanla başlamasına sebep oluyor.
Ayrıca doğa ve hayvanlar için toplanmış grubun slogan at ... Devamı
Bu filmi özellikle dile getirmek istediği meseleleri yüzey yapıda, çiğ bir şekilde ve göze sokarak vermekten ziyade derin yapıda, konuya yedirerek üstü kapalı bir şekilde vermesi bakımından başarılı buldum. Pekala çok bilmiş bir ağabey ya da abla İmdat'a bir nutuk çekerek hayvan haklarından bahsedebilir ve onu suçlayabilirdi, bu didaktik tavra düşmemesi kafadan artı puanla başlamasına sebep oluyor.
Ayrıca doğa ve hayvanlar için toplanmış grubun slogan attığı sırada Zarife'nin alana girmesiyle çil yavrusu gibi dağılıp akabinde bir kelime etmeden İmdat'a saldıran "hayvanseverler!" meraforuyla da verilmek istenen hoş bir mesaj var. Gerçi bu tip insanlara verilebilecek en güzel cevabı film zaten otelin çatısında kendisine saldıran ve belki de kendisini öldürecek olan Zarife'ye silahlarını doğrultan otel güvenliklerine biz aramızda hallederiz minvalinde bir şeyler söyleyen İmdat ile veriyor.
Filmdeki bir diğer meselede aslında öteki olmanın yarattığı buhran. Zarife zaten kendi doğal yaşamından koparılmış, kendine yabancı olan şehre adapte edilmeye çalışılmış, bu yapılırken de türlü işkence ve eziyetlere maruz bırakılmış ve sonuç olarak güdüleri sayesinde özünü kaybetmese de özüne yabancılaştırılmış bir hayvan. Öte taraftan İmdat bir çingene obasında yaşayan, kendi türündeki diğer insanlara göre öteki olan bir adam. İlk bakışta Zarife dış etkenlerle, İmdat ise kendi iradesiyle bu durumu seçmiş gibi görünüyor; ama kazın ayağı öyle edğil işte. İmdat belli ki hayata tutunmak için baka yollar denemiş; ancak başarılı olamamış ve öteki olmayı kabullenerek en sonunda kendisine böyle bir yol çizmiş ve bazı şeylerden ödün verse de haysiyetinden ve insalığından ödün vermemiş. Bunu da şuradan anlıyoruz:
İmdat: (Ormanda kendinden kaçan Zarife'ye): "Sen gidersen aç kalırız! Ne yapayım, hırsızlık mı yapayım, hırsız mı olayım?"
İmdat ile Zarife'nin aralarındaki türsel farklılığa, anlaşmazlıklara ve hatta şiddete rağmen iki süper dost olmasının sebebi de galiba bu öteki olma durumundan doğan kader birliği. Bunu da şuralardan anlıyoruz:
Zarife'nin İmdat'ı çok öfkelendirmesine rağmen onun Zarife'ye şiddet uygulamak yerine konuşmayı tercih etmesi ve İmdat'ın Freudian kabuslarında bile Zarife'nin olması; onun İmdat tarafından bir mal bir meta olarak görülmediğinin bir yol arkadaşı olarak görüldüğünün kanıtı.
Ayrıca Zarife'nin de tüm ilkel güdülerine rağmen İmdat'a saldırdığında sadece ondan intikam almak ve ona bir şeyleri kanıtlamak istermişçesine üstünü başını parçalayıp daha ileriye gitmemesi de bunun bir göstergesi.
Filmle ilgili söylenecek daha çok söz var; ama biraz üşendiğim için bir de olumsuz eleştiri yapıp yorumumu tamamlamak istiyorum. Benim filme yönelik gözüme batan tek şey sanki romanların aşırı karikatürize şekilde sunulmuş olması ve her ne kadar oyunculuğunun hayranı olsam da Şevket Altuğ'daki şivenin yapay görünmesi oldu.
Sözün özü: Türk Sineması'nda pek eşi bulunmayan bu nadide eseri izleyin, diyor ve 10/7,5 vererek noktalıyorum.