P
13 yıl önce
Kelebeğin Rüyası filmine yorum yazdı:
Bizim Büyük Çaresizliğimiz filmine yorum yazdı:
bir edebi eseri filme almak konusunda hep ikilemde kalmışımdır.bugüne kadar hem kitabı hemde filmi olan yapıtlardan muhakkak biri sönük kalıyordu.bu kaide "bizim büyük çaresizliğimizde" de değişmedi.önce kitabını okudum ardından filmi izledim.ve film çok sönük kaldı.barış bıçakçı'nın müthiş naifliğini,samimiyetini aktardığı kitabın yanında çok sönük hemde.
belki oyunculuklar bazen kurtarır böyle durumları fakat bu noktada da çok eksikti film.ve en önemlisi kitabı okumayıp bu filmi izleyen insan çok zor içine girer olay örgüsünün.kopuk kopuk çok geçişler vardı filmde.kitabı okumasam çoğu şeyin anlamdırmak ve hatta bir bağ kurmak çok zor olurdu.
en iyisi mi izlemeyenler önce kitabını alıp okusunlar.çünkü barış bıçakçı orda şaheser yaratmıştı.ardından filmi izlemeselerde olur.
Masumiyet filmine yorum yazdı:
sinemanın nasıl bir sanat olduğunu gösteren yapıtlardan biri.hayatta belkide çok sık karşılaştığımız,etrafımızda bu tip yaşanmışlıkları çok sık duyduğumuz bir olay örgüsünün sadeliğini ve etkileyiciliğini bu kadar net yansıtmaktır sinema.hayatı olduğu gibi yakalamak bir nevi.bunun için abartılı ses efektlrtine yada yüksel pikselli görüntülere gerek yok.olanı olduğu aktarmak çok zordur bu işi.işte bunu çok güzel başarmış zeki demirkubuz.
haluk bilginer'in hayat hikayesini anlattığı sahnesi oyunculukta zirve noktası olmuştur.karakterlerin o kadar içine alan bir yapısı varki sanki film boyunca bekir'in,yusuf'un,uğur'un,otelci amcanın bir tık ötesindeymiş hissiyatıyla izledim filmi.o kadar içine alan oyunculuklar vardı.
filmin sonunda şunu düşünmeden edemedim;filmin en masumu olan çilem'in doğuştan hem sağır hemde dilsiz olması ona tanrı tatarfından reva görülen bu engelin onun için bir şans mı yoksa çok büyük bir kadersizlik mi olduğuydu.çilem bu engellerle dünyaya gelmeseydi çocuk yaşt ... Devamısinemanın nasıl bir sanat olduğunu gösteren yapıtlardan biri.hayatta belkide çok sık karşılaştığımız,etrafımızda bu tip yaşanmışlıkları çok sık duyduğumuz bir olay örgüsünün sadeliğini ve etkileyiciliğini bu kadar net yansıtmaktır sinema.hayatı olduğu gibi yakalamak bir nevi.bunun için abartılı ses efektlrtine yada yüksel pikselli görüntülere gerek yok.olanı olduğu aktarmak çok zordur bu işi.işte bunu çok güzel başarmış zeki demirkubuz.
haluk bilginer'in hayat hikayesini anlattığı sahnesi oyunculukta zirve noktası olmuştur.karakterlerin o kadar içine alan bir yapısı varki sanki film boyunca bekir'in,yusuf'un,uğur'un,otelci amcanın bir tık ötesindeymiş hissiyatıyla izledim filmi.o kadar içine alan oyunculuklar vardı.
filmin sonunda şunu düşünmeden edemedim;filmin en masumu olan çilem'in doğuştan hem sağır hemde dilsiz olması ona tanrı tatarfından reva görülen bu engelin onun için bir şans mı yoksa çok büyük bir kadersizlik mi olduğuydu.çilem bu engellerle dünyaya gelmeseydi çocuk yaşta kendini içinde bulacağı bu yaşama nasıl katlanırdı sorusu takıldı aklıma.bütün bu trajedinin içinde duymadan ve içindeki isyanı,hüznü dışarıya taşıramadan nasıl dayanabilrdi bu yaşama bilemiyorum.bazen herhalde en iyisi hiç işitmemek,hiç görmemek ve sonsuza kadar susmak olsa gerek.
RoboCop filmine yorum yazdı:
geçmişin hatrına,çocukuluğu yad etmek için izledik lakin klasik hollywood pespayeliğinin örneklerinden biri olmuş.patlamalı,yer yer hareket kokan lakin incir çekirdeğini doldurmayacak bir yapıt.yapmış olmak için yapılan yapımlardan.tam bir çöp 120 dakika.
Burası İngiltere filmine yorum yazdı:
ufaktan bir american history x çağrışımı yaptı bana.ve hatta american history x'in daha yumuşatılmış hali gibi.shane meedows ırkçılık yada aşırı milliyetçiliği daha yumuşatarak,şiddeti daha kontrollü yansıtmış izleyiciye.bilemiyorum belkide thomas turgoose'un varlığı filmi bu noktaya getirmiştir.tony kaye american history x'te yüzümüze çok daha sert vuruyordu ırkçılığı.stephan graham için oyunculuk dersi vermiş diyebiliriz.hele final sahnesindeki patlaması tahminimce izleyen herkesi etkisi altına almıştır.ve tabiki thomas turgoose.ufaklık büyük oynamış.hemde çok.1980 ingilteresine güzel bir eleştirek bakış.ve tabiki savaş meraklısı dünyaya.
karakterlerin birçoğu bir türlü ısındıramadı kendini film boyu.belçim erdoğan nedense çok yapmacık.ikinci filmi izlediğim fakat oyuncluk pek birşey göremedim.mert fırat biraz daha önde role ısındırma konusnda.kıvanç tatlıtuğ içinse üzerine oturmamış bu rol diyebilirim.filme en oturan karakter "hoca" olarak karşımıza çıkan yılmaz erdoğan olmuş.filmi yzaması ve yönetmesi sebebiyle olay örgüsüne bu kadar hakim olması sebebiyle kendine en doğru rolü biçmiş.
hikayenin dramı filmi izlenir kıldı gözümde.yoksa 2 saatı aşkın süre bir sinema filmi için iddalı bir durum.fakat kafada "bitime ne kadar kaldı acaba?" hep döndü durdu.dedim gibi oalyın dramı,dönem filmi olması izlenir kılıyor o kadar."eh işte" deyip geçebileceğim bir yapıt olmuş.