O
3 ay önce
Büyük İskender filmine yorum yazdı:
Generation Kill dizisine yorum yazdı:
İzlemeye gerek yok ama hakkını vermek lazım dürüst bir diziydi
Umami filmine yorum yazdı:
Lüks restorantların her gün nasıl büyük organizasyon gerektirerek işletildiği çok iyi anlatılmış. Oyunculuklar doğal ve başarılıydı
Vatansever filmine yorum yazdı:
Efsane içeriği olan tarihi bir film çekmek yerine konuyu çok fazla kişiselleştirmiş bir film çekilmiş bence büyük hata. Mel Gibson gibi bir oyuncuyu baş role koymuşlar, sonra da kişisel intikam ve aile üzerine film kurgulamışlar...
Halbuki Amerikan bağımsızlık mücadelesi kendi başına onlarca film çekmeye yetecek kadar zengin bir içeriği sahip. Film amerikan propagandası içeriyor diyenler de ayrı bir komik, zaten filmin kurgulandığı süreç Amerikan bağımsızlık savaşı...
Allahtan filmin kapanışına doğru çok güzel bir savaş sahnesi koyulmuş yoksa hiç beni sarmayacaktı. Ek olarak, dönemin ruhunu başarılı bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Çevre, arazi, savaş sahneleri, müzikler ve oyuncular muhteşemdi. Kurgu ve hikaye işleyişi bunların yanında çok zayıf hissettiriyor
Mesaj: Joan Arc'ın Hikâyesi filmine yorum yazdı:
Filmin konusu enteresan. Bir tarihçi olarak benim hoşuma gitti. Baş karakterin tarihi bir figür olması ilgimi çekmişti. Meraklısı için Jeanne D'arc denilen talihsiz kızcağızın gerçek hikayesini özetleyeyim;
Jeanne D'arc muhtemelen psikoz hastası genç bir kızdı. Yüzyıl savaşlarının içinde doğmuş olması neticesinde küçüklüğünden beri gördüğü şiddet ve gerilim ortamı travmalar yaratmış. Ailesi sıradan çiftçi. Beş kardeşi vardı. Annesi Isabelle yaşadıkları köyde çok koyu bir katolik olarak tanınırdı fakat şöyle bir durum var bu insanlar orta çağda kırsalda yaşayan okuma-yazma bilmeyen köylüler. Yani din hakkında bildikleri şeyler büyük ölçüde hikayelerden ve efsanelerden ibaret. Annesi Isabelle'in etkisi, yaşadığı gerilimli ortam ve (benim düşünceme göre) psikoz hastası olması sebebiyle kendini Tanrı'nın elçisi zannetti...
E peki orta çağda genç bir kız nasıl bir veliahtla görüşebildi, askerleri ikna edebildi, halkın biricik umudu oldu? ... DevamıFilmin konusu enteresan. Bir tarihçi olarak benim hoşuma gitti. Baş karakterin tarihi bir figür olması ilgimi çekmişti. Meraklısı için Jeanne D'arc denilen talihsiz kızcağızın gerçek hikayesini özetleyeyim;
Jeanne D'arc muhtemelen psikoz hastası genç bir kızdı. Yüzyıl savaşlarının içinde doğmuş olması neticesinde küçüklüğünden beri gördüğü şiddet ve gerilim ortamı travmalar yaratmış. Ailesi sıradan çiftçi. Beş kardeşi vardı. Annesi Isabelle yaşadıkları köyde çok koyu bir katolik olarak tanınırdı fakat şöyle bir durum var bu insanlar orta çağda kırsalda yaşayan okuma-yazma bilmeyen köylüler. Yani din hakkında bildikleri şeyler büyük ölçüde hikayelerden ve efsanelerden ibaret. Annesi Isabelle'in etkisi, yaşadığı gerilimli ortam ve (benim düşünceme göre) psikoz hastası olması sebebiyle kendini Tanrı'nın elçisi zannetti...
E peki orta çağda genç bir kız nasıl bir veliahtla görüşebildi, askerleri ikna edebildi, halkın biricik umudu oldu? Bunun sebebi de tamamen umutsuzluk arkadaşlar. Filmde belirtildiği gibi 1420'li yıllarda savaş tamamen Fransa'nın aleyhine ilerliyordu. Uzun zamandır savaşmaktan bitap düşmüş askerler, vergi vermekten askere gitmekten anası ağlamış olan halk artık bir azizenin gelip onları kurtaracağına inanmaya başlamıştı zaten. Tarihte durum hep böyle olmuştur, bir toplum felaketler yaşamaya başladığı zaman bir kurtarıcıya tutunma eğiliminde olur.
8. Charles ise ülkesinin yarısını kaybettiği için tahta çıkma umudu yok denecek kadar azdı. Veliahtlığı döneminde İngilizler o kadar avantajlıydı ki muhtemelen depresyonda ve umutsuz haldeydi. O da bir kurtarıcı beklemiş olmalı. 16 yaşında dindar genç bir kızın çıkıp ona olumlu şeyler söylemesi hoşuna gitmiş olmalı.
3 senede Fransa'nın umudu olan bu genç kız politik emellerin kurbanı olmuştur. İşi biten kral bunu takmamaya başlamıştır. Kendi halinde takılan kızı adeta ölmesi için boşvermiştir. Askeri deneyimi olmayan bu cahil de kısa sürede yakayı ele verip yakılarak öldürülmüştür...
Kendisi saf ve hastadır. Filmde psikoz hastası olduğunu vurgulamaları çok iyi bir detay. Bu kız bir kahraman, peygamber veya bakire meryem vs... tarzı bir şey değildi sadece zavallı, hasta ve hastalığı sebebiyle gördüğü sanrılara inanmış genç bir kızdı.
Gaugamela savaşı sahneleri antik bir savaşta yaşanabilecek her şeyi gerçekçi bir şekilde yansıtmış. Bana sorarsanız en gerçekçi savaş sahnelerinden birisi (hem de animasyon desteği kullanılmamış)
Görsel zenginlik üst boyutta. Manzaralar, zırhlar, dönem giysileri, iç mekanlar son derece gerçekçi.
Dönemin politik arka planını başarılı bir şekilde anlatabilmiş. Ha tabi batılı tarih şemasına göre algı oluşturulmuş orası ayrı tartışılır. Sonuçta filmi yapanlar batılı.
Epik-destansı bir film olmadığı için insanları heyecanlandırmamış olabilir. Film son derece g ... Devamı
Gaugamela savaşı sahneleri antik bir savaşta yaşanabilecek her şeyi gerçekçi bir şekilde yansıtmış. Bana sorarsanız en gerçekçi savaş sahnelerinden birisi (hem de animasyon desteği kullanılmamış)
Görsel zenginlik üst boyutta. Manzaralar, zırhlar, dönem giysileri, iç mekanlar son derece gerçekçi.
Dönemin politik arka planını başarılı bir şekilde anlatabilmiş. Ha tabi batılı tarih şemasına göre algı oluşturulmuş orası ayrı tartışılır. Sonuçta filmi yapanlar batılı.
Epik-destansı bir film olmadığı için insanları heyecanlandırmamış olabilir. Film son derece gerçekçi olduğundan dolayı tarihe ilgisi olmayanlar çok sıkılmış doğal olarak. Ama sırf sizin ilginiz ve bilginiz yok diye çöp edemeyiz kardeşim güzelim filmi. 3 saat 33 dakikalık uncut versiyonunu tavsiye ederim. Ha izlemeden önce ufak da olsa Makedon krallığını, 2. Philip'i, Yunan felsefesini, İskender'i, Pers medeniyetini ve Helenistik çağı araştırmanızı öneririm...