5 gün önce
The 100 dizisine yorum yazdı:
The 100 dizisine yorum yazdı:
Dizi ilginç bir fikirle başladı. Bu tür dizilerde düşmanları ve bunların arkasındaki sebep bağlamlarını iyi kurgulamak gerekir. Bence dizi ilk iki sezonda bunu 10 üzerinden yaklaşık 7 seviyesinde başardı.... Devamı
Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.Dizi ilginç bir fikirle başladı. Bu tür dizilerde düşmanları ve bunların arkasındaki sebep bağlamlarını iyi kurgulamak gerekir. Bence dizi ilk iki sezonda bunu 10 üzerinden yaklaşık 7 seviyesinde başardı.
Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.
4. sezon 10. bölümde Clarke ve Roan konuşuyordu.
09:11'de Roan şöyle diyor:
"İttifak dönemi geride kaldı. Bugün kendi halkım için savaşıyorum."
09:53'te Clarke şöyle diyor:
"Ben insanlığın hayatta kalmasını istiyorum, benim halkım olmasa bile."
AYNI BÖLÜMDE
Roan başta söylediğinin zıddına, Octavia ile ittifak yapıyor ve
40:49'da Clarke'ın düşüncesi:
"Eğer sadece bir klan hayatta kalacaksa, o da bizimki olabilir." diyor.
Evet, benim için burada bitti. Bu seviyedeki bir tutarsızlık kabul edilebilirlik sınırın altında. 1 bölümdeki bu seviye çarpıklık içinden çıkılamayan "my people" söylemi bir yahudi laneti. Buna da daha fazla tahhammül edemedim bıraktım.
The Night Manager dizisine yorum yazdı:
Lan bi bitmediniz amk. Üstün beyaz ırk middle easte ışık filan getiriyor yine. Çöle filan türkiyeye iniyor uçak kapları geçince de amerikan bilmem neysi.. bunun ismi bundan sonra "western schizophrenia" ben koydum. bu amcıklar o ışığı önce kendi götlerine soksunlar belki coğrafya filan öğrenirler böylece. 1. Sezon 5. Bölüm sinirlendim.
Karanlık Yolculuk filmine yorum yazdı:
Çok fazla telkin ve manipülasyon içeren bence kötü bir film.
Güneş Ne Zaman Doğacak filmine yorum yazdı:
Behind this movie there is an idea, and ideas are bulletproof. ;)
Parçalanmış filmine yorum yazdı:
’Gerçek şu ki, bizden salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yollar tutmuşuz. ’
(Cin 11)
Baya güzel film. Oyunculuk da harika. Replikler müthiş...
Otopsi filmine yorum yazdı:
Bu kadar güzel başlamış bir film ne kadar kötü sonlanabilir.
Ayinle cadı öldürürseniz, bu acıyı tattırmak isteyecekleri masum insanlar olur. Yapmayın etmeyin. Cadı öldürecekseniz insan gibi öldürün.
Mulholland Çıkmazı filmine yorum yazdı:
Eşinizi biriyle yakalarsanız tutup mücevherlerinin üzerlerine boya dökmeyin,
yoksa evden atılırsınız
Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.
Başlangıçta, "Thelonious'un bir şekilde Ark'tan kaçabilmesi" gibi ani değişimleri tolere ettim. Ancak "Finn'in vahşeti" ile birlikte bu durum rahatsız etmeye başladı ve "Bellamy'nin Pike'ın emirleri altındaki davranışları" ile daha da arttı. Karakterlerin psikolojik dönüşümleri yeterince gösterilmedi. Bu konuya birazdan tekrar döneceğim.
Ayrıca özellikle verilen "women in power" sublimalinden de rahatsız oldum.
Üçüncü sezona gelince; her ne kadar sık sık "insanlığı kurtarmaktan" bahsedilse de, benim duyduğum daha çok "my people" söylemiydi. Üstelik "kan" vurgusu arttıkça, diziden daha fazla ırkçılık, ve çıfıt(yahudi) kokusu geliyor.
Peki beni diziyi bırakmaya iten ne oldu?
Başta bahsettiğim ani ve tutarsız değişimler.
4. sezon 10. bölümde Clarke ve Roan konuşuyordu.
09:11'de Roan şöyle diyor:
"İttifak dönemi geride kaldı. Bugün kendi halkım için savaşıyorum."
09:53'te Clarke şöyle diyor:
"Ben insanlığın hayatta kalmasını istiyorum, benim halkım olmasa bile."
AYNI BÖLÜMDE
Roan başta söylediğinin zıddına, Octavia ile ittifak yapıyor ve
40:49'da Clarke'ın düşüncesi:
"Eğer sadece bir klan hayatta kalacaksa, o da bizimki olabilir." diyor.
Evet, benim için burada bitti. Bu seviyedeki bir tutarsızlık kabul edilebilirlik sınırın altında. 1 bölümdeki bu seviye çarpıklık içinden çıkılamayan "my people" söylemi bir yahudi laneti. Buna da daha fazla tahhammül edemedim bıraktım.