17 yıl önce
Truman Show filmine yorum yazdı:
Yasak Bölge 9 filmine yorum yazdı:
benden görünüşüyle farklı olana ne olursa olsun kötü davranmak için toplumsal ortak bir davranış biçimi geliştirmek üzerine kurulu bir dünyada yaşadığımızı ve bunun ne kadar insan olmaktan uzak olduğunu bağıra çağıra anlatan özel bir film district 9..
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
ana karakterin uzaylılara tutumu ve sonra nihayetinde onlardan biri olma durumunda yaşadıkları çok çarpıcı..kedi maması yemek zorunda bırakılan, zekaca ve gelişmişlik seviyesi ile insanoğlundan çok üstün varlıkları sırf sana ellerindeki silahları kullanmıyor diye maruz bıraktırdığın muamele, ve doğada insanın kendinden olmayana layık gördüğü iğrenç sosyo-psikoloji inanılmaz işlenmiş filmde..
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
insanın tükettiği hiçbir ürüne gözünü dikmediği, güvenlik açısından hiçbir tehdit yaratmadığı halde oradan oraya sürüklenen ve nihayetinde çadır kamplarda yaşamaya zorlanan, tek dertleri de bir an evvel anayurtlarına dönmek olan bu aslında güzel, barışçıl ve üstün varl ... Devamıbenden görünüşüyle farklı olana ne olursa olsun kötü davranmak için toplumsal ortak bir davranış biçimi geliştirmek üzerine kurulu bir dünyada yaşadığımızı ve bunun ne kadar insan olmaktan uzak olduğunu bağıra çağıra anlatan özel bir film district 9..
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
ana karakterin uzaylılara tutumu ve sonra nihayetinde onlardan biri olma durumunda yaşadıkları çok çarpıcı..kedi maması yemek zorunda bırakılan, zekaca ve gelişmişlik seviyesi ile insanoğlundan çok üstün varlıkları sırf sana ellerindeki silahları kullanmıyor diye maruz bıraktırdığın muamele, ve doğada insanın kendinden olmayana layık gördüğü iğrenç sosyo-psikoloji inanılmaz işlenmiş filmde..
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
insanın tükettiği hiçbir ürüne gözünü dikmediği, güvenlik açısından hiçbir tehdit yaratmadığı halde oradan oraya sürüklenen ve nihayetinde çadır kamplarda yaşamaya zorlanan, tek dertleri de bir an evvel anayurtlarına dönmek olan bu aslında güzel, barışçıl ve üstün varlıklara yapılanın binlerce yıldır kendi türüne yok sen zencisin, sarısın veya başka ırktansın diye 'yaptığımızın ne farkı vardı ki'yi sorgulatan bir film olmuş..
üstelik kendinden olmayana uygulanan ezici baskı sadece bir insanoğlunun kafasına takılan saçma bir sorudan ibaretken: ya benim elimdekileri alırsa!
işte sırf bu sebebten ürettiğine biçtiğin değer üretenden üstün kalır, sahip olduğun 'şey' yaşayan soluk alan ve yardıma ihtiyacı olandan üstündür..bu iğrenç bakış açısını sana kazandıran da, sınıflı üretim ilişkisinin ta kendisidir..yaşamak için üretmek yerine, daha fazla tüketmek daha fazla sahip olmak için fetişt bir hazla yaşarsın..tükettiğine de toplumsal olarak ürettiğine de yabancısındır..
birilerinin karidese benziyor olması onun kötü olması için yeter de artar bile..bir gün sen o duruma düşersen, yani başkası konumuna layık görülürsen sana yapılacaklar da aynıdır..
aç bıraktırılırsın, toplu mülteci kamplarına sokuşturulur kötü şartlarla hastalıkla mücadele edersin ki başkaldırın engellensin..
oysa ki karşındakinin tek bir sorusu vardır: bende senin gibiyim, yaşıyor soluk alıyorum, barınmaya temel ihtiyaçlarımı karşılamaya ihtiyacım var..bunun karşılığında sana vereceğim daha güzel bir dünya için elele vermek olur..elimi uzatıyorum n'olur dıştalama beni ve benim gibi yardıma ihtiyacı olanları?
ancak varlığını sınıfsal ilişkinin iktidarını daha da kuvvetlendirmek, toplumu dikte ederek manipüleyle yönetmek olan devlet ve üretim araçlarını elinde bulunduran aşağılık burjuva sınıfı bunun tam tersini yapar; çünkü tek isteği varlığını ne pahasına olursa olsun idame ettirmektir..
filmde uzaylıları çıkartın, yaşadığınız ülkenin devletinin sınırları içinde yaşayan farklı toplumsal grupları koyun, olmadı doğayı koyun..ne farkeder? bugün dünyada hangi iktidar varlığını devam ettirmek için 'ya sev ya terket' ideolojisiyle hareket etmemiştir..
son olarak, güney afrika'daki şehir isimlerinin, çoğu sonradan kavramlaştırılmış terimlerin hollandaca kökenli olduğunu farkettiğimde o kadar içim acıdı ki..ezilenlerin psikolojisi de muhteşem bir temele oturtmuş filmi..hala baskıya kötü yaşam koşullarına maruz kaldığı halde yerli halkın ortaklaşa bir başkaldırı yerine ezmeye yönelmesi de ne akıl almaz bir grup davranış biçimidir!
filmin en can alici noktasi, film biterken jim carrey'nin tipki her sabah yaptigi gibi nezaketen son bir kez sevenlerine bir 'hoscakal' i cok gormemesidir..
icinden cikilmaz gibi gorunen bu dejenere toplumda, kurtulma yolunu sahne kapisindan cikmakla bulan truman kadar, kendi basrollerini oynayan bizlerin boyle bir talihi yoktur maalesef..
buradaki ince gonderme, acaba, dogasindan ve icinde yasadigi dunyasindan gittikce yabancilasmis ve yalnizlasmis bir toplumda yasayan bireylerin hicbir daim kacislarinin olmadigini mi, yoksa herkes icin oyle bir kapinin hali hazirda mevcut oldugunu mu gosterir? bu ince elenmesi, uzerinde dusunulmesi, sik dokunmasi gerekli bir durumdur..
farkli bir nokta ama, studyo sefinin, elindeki kumanda ile istediginde yagmur yagdirip, gok gurletmesi, ya da istediginde herseyi bir anda baskalast ... Devamı
filmin en can alici noktasi, film biterken jim carrey'nin tipki her sabah yaptigi gibi nezaketen son bir kez sevenlerine bir 'hoscakal' i cok gormemesidir..
icinden cikilmaz gibi gorunen bu dejenere toplumda, kurtulma yolunu sahne kapisindan cikmakla bulan truman kadar, kendi basrollerini oynayan bizlerin boyle bir talihi yoktur maalesef..
buradaki ince gonderme, acaba, dogasindan ve icinde yasadigi dunyasindan gittikce yabancilasmis ve yalnizlasmis bir toplumda yasayan bireylerin hicbir daim kacislarinin olmadigini mi, yoksa herkes icin oyle bir kapinin hali hazirda mevcut oldugunu mu gosterir? bu ince elenmesi, uzerinde dusunulmesi, sik dokunmasi gerekli bir durumdur..
farkli bir nokta ama, studyo sefinin, elindeki kumanda ile istediginde yagmur yagdirip, gok gurletmesi, ya da istediginde herseyi bir anda baskalastirabilme kudreti apacik bir tanri kodlamasidir ve bu, sistemdeki ust yapi'nin sadece insani yasadigi sistemden cikartmamak icin bir baski aygiti oldugunu, idealizmin insan tarafindan yaratilmis bosinanlar oldugunu gozler onune serer..
eger ki, sistem sadece urettigini satabilmek/tuketmek hedefiyle eylemlestiriyorsa, o zaman mumkun oldugunca bir yokedim tuketim ideolojili bireyler yaratmak ve pazarlar kurmak zorundadir..ve bu hedefi icinde, baski aygitlarini tam da kendi istedigi gibi sekillendirir ki, ust yapida sahip oldugu her kurumu sinifli toplumun varligini surdurmesi yolunda harcar..
son olarak belirtmek isterim ki, filmin bu acidan degerlendirilmesi belki de insanin varolan yapiya nasil baktigi ile ilgili bir mevzudur..cunku filmde klasik hollywood modasi olan ayni anda her kabiliyet - romantizm, komedi, dram, aksiyon - esprisi gozlerden kacmaz..
film aslinda bir re-make'tir ve dunyanin hemen her ulkesinde sonradan epey bir 'in' olan 'big brother' konseptine onculluk etmistir..
ayrica,
(bkz.: nineteen eighty four - george orwell)