1 yıl önce
Sevginin Gücü filmine yorum yazdı:
Bir şeyler izliyorum
Taksi Şoförü filmine yorum yazdı:
Taxi Driver filmi, bir taksi sürücüsünün hikâyesi değildir. Büyük şehirdeki modern hayatın nimetlerinin yanı sıra, dayatılan kronik hastalıklı bir ortamda; Vietnam sendromu sebebiyle gerçek kimliğine kavuşamayan bir insanın, karanlık melankolik ruh haliyle, yaşadığı yalnızlığın filmidir
Travis Bickle (Robert De Niro) savaş gazisi olarak Vietnam’dan New York’a dönmüştür. Hayata bir an önce karışmaya çabalasa da yabanıl ahlâk anlayışı, onun metropol hayatına uyum sağlamasını zorlaştırır. Uyku sorunu olduğundan geceleri çalışacağı bir taksi işi bulur. Şehrin sokaklarında dolanırken, ruhunun daha da sıkıştırıldığını, kâbuslarla boğulduğunu hissetmektedir. Bir seçim kampanyasında gönüllü olarak çalışan sarışın sekreter Betsy’e (Cybill Shepherd) beraberlik teklif eder. Her şey yolunda gibi görünür. Ama Travis onu bir akşam pornografik filmlerin oynatıldığı bir sinemaya götürür. Travis’e göre bu, çok normal bir şeydir. Betsy o günden sonra onunla görüşmek istemez. Travis birkaç kez ulaşma ... DevamıTaxi Driver filmi, bir taksi sürücüsünün hikâyesi değildir. Büyük şehirdeki modern hayatın nimetlerinin yanı sıra, dayatılan kronik hastalıklı bir ortamda; Vietnam sendromu sebebiyle gerçek kimliğine kavuşamayan bir insanın, karanlık melankolik ruh haliyle, yaşadığı yalnızlığın filmidir
Travis Bickle (Robert De Niro) savaş gazisi olarak Vietnam’dan New York’a dönmüştür. Hayata bir an önce karışmaya çabalasa da yabanıl ahlâk anlayışı, onun metropol hayatına uyum sağlamasını zorlaştırır. Uyku sorunu olduğundan geceleri çalışacağı bir taksi işi bulur. Şehrin sokaklarında dolanırken, ruhunun daha da sıkıştırıldığını, kâbuslarla boğulduğunu hissetmektedir. Bir seçim kampanyasında gönüllü olarak çalışan sarışın sekreter Betsy’e (Cybill Shepherd) beraberlik teklif eder. Her şey yolunda gibi görünür. Ama Travis onu bir akşam pornografik filmlerin oynatıldığı bir sinemaya götürür. Travis’e göre bu, çok normal bir şeydir. Betsy o günden sonra onunla görüşmek istemez. Travis birkaç kez ulaşmaya çalışır ama her seferinde red cevabı alır. Betsy’in yanında çalıştığı siyasetçi, taksisine iki kez biner. İlkinde adam bir fahişe ile birliktedir, diğerinde Travis şehir sorunları üzerine düşüncelerini politikacıya anlatır ve hatta –kuşku duyulacak kadar- onu desteklediğini belirtir. Öte yandan, çok küçük bir yaşta fahişe olan Iris (Jodie Foster) bir gece taksiye biner. Kız, Sport (Harvey Keitel) adında bir satıcının eline düşmüştür. Travis, kızı bu adamdan ve onaylamadığı hayattan kurtarmaya karar verir. Silahlara veda etmiş olmasına rağmen, bir anda kendini tek kişilik bir orduya dönüştürür. Travis, kan gövde götüren olaylardan sonra iyileşip ayağa kalktığında, medya onu adalet kahramanı ilan eder.
Taxi Driver, muhteşem bir kâbustur; her kâbus gibi, bilmek istediklerimizin yarısını anlatmıyor… Travis'in nereden geldiğini, sorunlarının tam olarak ne olduğunu, çirkin yarasının Vietnam'da mı olduğunu bilemiyoruz... Çünkü, bu bir vaka analizi değil, onun hayatından bir kaç günün kesiti. Örneğin, siyasi bir toplantıda siyah gözlükleriyle Travis bize tuhaf şekilde gülümser. Bize hem her şeyi, hem de hiçbir şeyi anlatmayan bir an: Travis'in itirazının ne olduğunu tam olarak bilmesek de hakkında bilmemiz gereken şeyi öğreniriz. Taxi Driver, ipuçlarıyla karakter çizme açısından bir başyapıt. Scorsese duygu uyandıran ayrıntıları seçiyor; yaratmak istediği etki de bu. Oyuncuların performansları tuhaf ve etkileyici. O, zaman içinde kurulan karakterleri değil, aktörlerin anlarını yakalamaya çalışıyor. Yansıtılması istenen öfke, korku, pişmanlık gibi duygular, senaryonun satır aralarına yazılmış gibi. Robert De Niro duygularını gizlerken bile seyirciye aktarmakta Marlon Brando kadar başarılı. Yakın plân sahnelerde Scorsese, yavaş çekimlerle bize bunları sergiliyor. Sarışın ilâhe rolündeki Cybill Shepherd çok doğru seçilmiş bir oyuncu; zamanla insana dönüşen bir buz kalıbı gibidir. O dönemde 15 yaşında olan Jodie Foster, Travis'in kurtarmak istediği 12 yaşındaki fahişeyi oynuyor. Scorsese’nin emektar oyuncusu Harvey Keitel, kızın satıcısı olan serseri rolünde. Tehditlerden ibaret, tam kıvamında bir sertliği var Keitel’in. Flaşlar patlıyormuş gibi bir çıkıp birden kayboluyorlar. Sanki karanlık, bir anda hepsinin üzerine çökecek gibi.
Barda filmine yorum yazdı:
Saf kötülüğün olmadığını düşünüyorum bir neden sonuç ilişkisi hep vardır ''Sürüden ayrılırsan ya vahşileşirsin ya da yok olursun'' Kurgu da ''sebep'' şuydu asla bir tartışma değil zaten Bar kapanırken gelen suçlu grup kendilerini toplumdan ayrı, dışlanmış ve farklı olduklarının bilincindeydi. İzole bir şekilde geliyorlar ama gözlerine bir genç grup çarpıyor bu grup kendilerinin sahip olamadıklarına sahip bir çok örnek verilebilir sosyallik, mutlulukları vb. burada sebep olarak tartışma yaratıyorlar ve onların sahip oldukları hayatları ellerinden almaya çalışıyorlar X kişisin kız arkadaşına istismar da bulunması, tartışmaya karşılık veren genç grupta ki kişi ile Suçlu grubun lideri arasında bir olay gerçekleşiyor (Alfa çatışması) ''sonuç'' olarak Suçlular sahip olamadıklarının ve hayata karşı öfkelerinin kurbanı olarak gençleri seçtiler. Başrolün dediği gibi "Biz bu hayatı tarif almadan yaşarız... Tarifsiz... Sevinçleri de tarifsiz, kederleri de tarifsiz!''
True Detective dizisine yorum yazdı:
Sen, kendin, bu büyük drama hiçbir zaman küstahlık ve aptal arzulardan ibaret geçici bir çözümden başka bir şey değildi. Ve öylece bırakıp gidebiliyorsun hayatına o kadar da sıkı sıkıya tutunmak gerekmediğini görerek. Fark ediyorsun ki tüm hayatınız, sevginiz, nefretiniz, hatıralarınız, acılarınız hepsi aynı şeydi. Hepsi bir rüyaydı. Kilitli bir odada sakladığınız rüya. İnsan olduğuna dair bir rüya.
Hayatınızın farklı dönemlerinde, yaşlarında veya olgularında sadece 1-2 bölümünü açıp izlemeniz gerekiyor. İnsan olmanın gerçekten ne olduğunu görmek için. Her şeyin bir illüzyon olduğunu kavradığınızda boşluk veya nihilist bir bakış açısı değil tam anlamıyla aydınlanmayı yaşıyorsunuz. Bazı zamanlar bu diziye ihtiyacınız olacak. Onlarca kitap değerinde bir yapım. Son olarak şu sözleri de eklemek istiyorum
“Zaman, düz bir çemberdir.” Yaptığımız ya da yapacağımız her şeyi tekrar yapacağız, tekrar o küçük çocuk ve kız yine o odada olacaklar. Tekrar ve tekrar. Sonsuza kadar.”
İyi seyi ... DevamıSen, kendin, bu büyük drama hiçbir zaman küstahlık ve aptal arzulardan ibaret geçici bir çözümden başka bir şey değildi. Ve öylece bırakıp gidebiliyorsun hayatına o kadar da sıkı sıkıya tutunmak gerekmediğini görerek. Fark ediyorsun ki tüm hayatınız, sevginiz, nefretiniz, hatıralarınız, acılarınız hepsi aynı şeydi. Hepsi bir rüyaydı. Kilitli bir odada sakladığınız rüya. İnsan olduğuna dair bir rüya.
Hayatınızın farklı dönemlerinde, yaşlarında veya olgularında sadece 1-2 bölümünü açıp izlemeniz gerekiyor. İnsan olmanın gerçekten ne olduğunu görmek için. Her şeyin bir illüzyon olduğunu kavradığınızda boşluk veya nihilist bir bakış açısı değil tam anlamıyla aydınlanmayı yaşıyorsunuz. Bazı zamanlar bu diziye ihtiyacınız olacak. Onlarca kitap değerinde bir yapım. Son olarak şu sözleri de eklemek istiyorum
“Zaman, düz bir çemberdir.” Yaptığımız ya da yapacağımız her şeyi tekrar yapacağız, tekrar o küçük çocuk ve kız yine o odada olacaklar. Tekrar ve tekrar. Sonsuza kadar.”
İyi seyirler.
Cennetin Krallığı filmine yorum yazdı:
‘’Gerçekte, hiçbirimiz sonumuzu kestiremiyoruz ya da o sona kimin elinden gideceğimizi. Bir kral bir adamı harekete geçirebilir. Bir baba oğlundan talepte bulunabilir. O adam kendi kendine de harekete geçebilir ve o adam işte o zaman gerçekten kendi oyununa başlamış olur. Unutma nasıl Oynamış ya da oynatılmış olursan ol Seni piyon gibi kullananlar, kral veya güçlü adamlar olsa da ruhun sadece sana aittir.’’
Başkalarının Hayatı filmine yorum yazdı:
İyiliğin anahtarı sanatta gizlidir sanatta baskıcı politakanın en büyük düşmanıdır
Bu müziği dinlemiş biri, yani gerçekten dinlemiş biri, kötü bir insan olabilir mi?
Yedinci Kıta filmine yorum yazdı:
İzlediğim en sarsıcı film diyebilirim. Çok sert bir şekilde yüzlerine vuruyor insanların Haneke.
İnsan: Hayatları, Hayatlarımız, Hayatlarıydı, Hayatları olacak .
Amerikan Güzeli filmine yorum yazdı:
Çocukluğumuzdan beri Hollywood sinemasında gördüğümüz Amerikan banliyö evleri ve ''Amerikan Rüyası'' mutlu bir aile, iyi ve hoşgörülü komşular her şey ne kadar güzel görünüyor işte Film karesinde tam olarak bunu görüyoruz. Hikaye olarak ise tıpkı ''American Beauty'' gülünün dışarıdan harika görünüp içeriden tamamen çürümesine benzetebiliriz.
Film hakkında yazılacak çok şey vardı farklı bi noktadan yazmak istedim incelemelerde değinilmemişti tam anlamıyla bir başyapıt neden bu kadar Oscar kazandığını anlamak zor değil. Yıllar sonra açıp tekrar izlenmesi gereken bir film hayatın farklı zamanlarında farklı tecrübelerde daha çok ders çıkarılabilecek bir film Lester'ın dediği gibi:
''Eminim Neden Bahsettiğim Hakkında Hiçbir Fikriniz Yok. Ama Merak Etmeyin. Bir Gün Anlayacaksınız.''
SPOILER
Angela popüler, erkeklerin ilgisini çeken ve hayali manken olmak isteyen bir karakter Lester'ı baştan çıkaran ama asıl amacı kendini ruhen tatmin etmek olan bir kızdı Jane ile tamamen zıt bir ... DevamıÇocukluğumuzdan beri Hollywood sinemasında gördüğümüz Amerikan banliyö evleri ve ''Amerikan Rüyası'' mutlu bir aile, iyi ve hoşgörülü komşular her şey ne kadar güzel görünüyor işte Film karesinde tam olarak bunu görüyoruz. Hikaye olarak ise tıpkı ''American Beauty'' gülünün dışarıdan harika görünüp içeriden tamamen çürümesine benzetebiliriz.
Film hakkında yazılacak çok şey vardı farklı bi noktadan yazmak istedim incelemelerde değinilmemişti tam anlamıyla bir başyapıt neden bu kadar Oscar kazandığını anlamak zor değil. Yıllar sonra açıp tekrar izlenmesi gereken bir film hayatın farklı zamanlarında farklı tecrübelerde daha çok ders çıkarılabilecek bir film Lester'ın dediği gibi:
''Eminim Neden Bahsettiğim Hakkında Hiçbir Fikriniz Yok. Ama Merak Etmeyin. Bir Gün Anlayacaksınız.''
SPOILER
Angela popüler, erkeklerin ilgisini çeken ve hayali manken olmak isteyen bir karakter Lester'ı baştan çıkaran ama asıl amacı kendini ruhen tatmin etmek olan bir kızdı Jane ile tamamen zıt bir ikili Uyuşturucu kullanan erkekler ile seks yapan Angela Jane'e aslında psikolojide (Yansıtma) olarak geçen kavramı uyguluyordu tıpkı Ricky nin Muhafazakar babası gibi aslında kendinde yargıladığı ve olmak istemediği şeyleri başkasına yükleme durumundaydı biz resimde Angela'yı böyle gördük Jane ise ''düzgün'' tabirini kullandığımız karakterdi ama dediğim gibi her şey resimde böyleydi işte Lester'ın Angela'ya olan derin arzusu onu resimde gördüğü gibi zannetmesinden kaynaklıydı aslında Angela bakire bir kızdı ve ID sinde tıpkı Jane gibiydi Jane ise resimden farklıydı Ricky ile yatıp uyuşturucu kullanıyordu ama kendisine bunu itiraf edemiyordu. Ricky onu videoya aldığında hafif bir gülümse takınması bunun hoşuna gitmesi ve sonunda onunla birlikte olmak istemesi aslında her şeyin resimden farklı olmasıydı.
K-PAX filmine yorum yazdı:
Oyunculuk vardır bir de Kevin Spacey vardır. Oyunculuk kısmına değinmek istiyorum çünkü bu senaryo çok iyi oyunculuk gerektiren bir senaryo başroller ve yan karakterler gayet başarılıydı özellikle ''Blue Bird'' sahnesi çok başarılıydı. oyunculuğuna değinmek istediğim diğer kişi Hawie rolünü canlandıran kişiydi gerçekten izlerken etkiledi beni mimikleri ve konuşması yaratılan karaktere uygundu. nedense ayrı bi dikkatimi çekti izlerken
Senaryo kısmı K-PAX gerçekten var mı? Prot gerçekten var mı? gibi sorular film bittikten sonra da aklımızdaydı bunu biz izleyicilere bırakıldığını düşünüyorum. bence filmin asıl amacı anlatılmak istenen bir hikayeyi bilim kurguyla harmanlamak istemeleri ve bize iki farklı film izlettirmeleri Bknz: K-PAX de aile kavramı yoktur ve zaman insan algısı dışındadır Prot karakteri bize bunları gösterdi film boyunca ''AİLE'' ve ''ZAMAN'' kavramında durduk.
AİLE: Robert Karakterinden geliyordu bir kasabada tokmakçılık ... DevamıOyunculuk vardır bir de Kevin Spacey vardır. Oyunculuk kısmına değinmek istiyorum çünkü bu senaryo çok iyi oyunculuk gerektiren bir senaryo başroller ve yan karakterler gayet başarılıydı özellikle ''Blue Bird'' sahnesi çok başarılıydı. oyunculuğuna değinmek istediğim diğer kişi Hawie rolünü canlandıran kişiydi gerçekten izlerken etkiledi beni mimikleri ve konuşması yaratılan karaktere uygundu. nedense ayrı bi dikkatimi çekti izlerken
Senaryo kısmı K-PAX gerçekten var mı? Prot gerçekten var mı? gibi sorular film bittikten sonra da aklımızdaydı bunu biz izleyicilere bırakıldığını düşünüyorum. bence filmin asıl amacı anlatılmak istenen bir hikayeyi bilim kurguyla harmanlamak istemeleri ve bize iki farklı film izlettirmeleri Bknz: K-PAX de aile kavramı yoktur ve zaman insan algısı dışındadır Prot karakteri bize bunları gösterdi film boyunca ''AİLE'' ve ''ZAMAN'' kavramında durduk.
AİLE: Robert Karakterinden geliyordu bir kasabada tokmakçılık yapan aile babası trajik bir şekilde ailesini kaybediyordu. Başrolümüz Dr. Mark ise ailesine zaman ayırmıyordu eşi bu durumdan şikayetçiydi ''piyano sahnesi'' buna örnek gösterilebilir Prot ise Robert'ın bedeninde ona aile kavramını anlatıyordu keza Dr.Mark'ın film sonunda eşine sarılması ve çocuklarına bakması buna dayanıyor çünkü Robert'ın trajik hikayesi onu etkilemişti
ZAMAN: Prot geçmiş veya gelecek değil şimdiyi öğretti. Psikiyatri de siyahi karakter sürekli öngöremediği hastalıklardan endişe ediyordu başına gelebileceklerden korkuyordu yarın da sağlıklı olmak istiyordu Prot'un Hawie'ye verdiği ikinci görev ile iyileşmiş oldu ve ölümün tahmin edilemez olduğunu bugünü yaşaması gerektiğini öğrendi.
''Sana bir şey söylemek istiyorum, Mark; senin henüz bilmediğin bir şey. Biz K-PAXliler bunu keşfedecek kadar uzun bir süre ortalardaydık: Evren genişleyecek. Sonra kendi içine çökecek. Ardından yine genişleyecek. Bu süreci sonsuza dek tekrarlayacak. Bilmediğin şey ise evren bir kez daha genişlediğinde, her şey şu anda olduğu gibi olacak. Şu sıralar ne kadar hata yaptıysan, bir sonraki sefer de aynılarını yapacaksın. Yaptığın her hatayı tekrar ve tekrar, sonsuza dek yaşamış olacaksın. Bu yüzden sana şu sıralar hatalarını düzeltmeni tavsiye ediyorum, Mark. Çünkü ‘şu sıralar’ elinde olan tek zaman''
GENEL: Prot gerçekten uzaylıydı Robert ise insandı biz Robert üzerinden Prot'un insanlığa dersini izlemiş olduk.
Filmin en güzel kısımlarından biri Psikiyatri hastalarının fark edip doktorların ve diğer insanların Prot'u fark etmemesiydi.
Ya Deliler Haklıysa?
Leon ve Mathilda arasındaki ilişki, sıradışı ve derin bir bağ oluştuyor. Başlangıçta yalnızca bir tesadüf sonucu tanışan bu iki karakter, birbirlerinin hayatlarında önemli bir yer ediniyor. Leon, soğuk, mesafeli ve duygusal olarak kapanmış bir suikastçıdır. Mathilda ise ailesinin acımasızca öldürülmesinin ardından hayatta kalmaya çalışan, kırılgan ama aynı zamanda güçlü bir kız çocuğudur.
İlk başta, Leon, Mathilda'ya yardım etmeye istekli değildir. Ancak zamanla, onu korumak için bir sorumluluk hissi duymaya başlar. Mathilda ise, Leon’un yalnızlığına ve katı dış görünüşüne rağmen, ona bağlanır ve bir anlamda onu “öğretmeni” olarak kabul eder. Bu ilişki, yalnızca bir kurtarıcı ve kurtarılan arasında bir bağ değil, aynı zamanda birbirlerinin eksikliklerini tamamlayan bir güç haline gelir.
Leon, Mathilda'ya hayatta kalma ve intikam almayı ö ... Devamı
Leon ve Mathilda arasındaki ilişki, sıradışı ve derin bir bağ oluştuyor. Başlangıçta yalnızca bir tesadüf sonucu tanışan bu iki karakter, birbirlerinin hayatlarında önemli bir yer ediniyor. Leon, soğuk, mesafeli ve duygusal olarak kapanmış bir suikastçıdır. Mathilda ise ailesinin acımasızca öldürülmesinin ardından hayatta kalmaya çalışan, kırılgan ama aynı zamanda güçlü bir kız çocuğudur.
İlk başta, Leon, Mathilda'ya yardım etmeye istekli değildir. Ancak zamanla, onu korumak için bir sorumluluk hissi duymaya başlar. Mathilda ise, Leon’un yalnızlığına ve katı dış görünüşüne rağmen, ona bağlanır ve bir anlamda onu “öğretmeni” olarak kabul eder. Bu ilişki, yalnızca bir kurtarıcı ve kurtarılan arasında bir bağ değil, aynı zamanda birbirlerinin eksikliklerini tamamlayan bir güç haline gelir.
Leon, Mathilda'ya hayatta kalma ve intikam almayı öğretirken, Mathilda da ona duygusal bir yön kazandırır. Leon'un duygusal olarak yeniden açılmasına ve insan olmanın anlamını keşfetmesine yardımcı olur. Film boyunca, ikili arasında bir baba-kız ilişkisinin ötesine geçen, karmaşık ve derin bir bağ gelişir. Bu ilişki, onların kişisel dönüşümlerini ve filmin duygusal ağırlığını oluşturur.
Ve Sevgi bir insanı öldürebilecek kadar güçlü müdür? :)