13 yıl önce
Delik filmine yorum yazdı:
Çöl Şeytanı filmine yorum yazdı:
Sinema çevrelerinde şiddetin ozanı diye de bilinen usta bir yönetmenin : ''Sam Peckinpah'' in elinden çıkma western kategorisinde değerlendirilen fakat aslında klasik western tanımına çok da uymayan bir film ''The Ballad of Cable Hogue''.Bir ??Wild Bunch?? beklemeyin diye yazıyorum : Düellolar , çatışma sahneleri yok bir defa, gözünü kırpmadan adam öldüren kovboylar da görmüyoruz filmi izlerken. Aksine gayet yufka yürekli babacan hatta arkadaşları elindeki suyu alıp onu çölde tek başına bırakmaya yeltendiklerinde dahi silahını kullanmaktan imtina eden bir adam. Silahını doğrulttuğu adam bile onun ateş edemeyeceğini biliyor ve ona korkak diyor.
Akabinde Cable Hogue çölde tek başına kalmış ,susuz perişan bir halde ilerlerken bir yandan da kızgın kumların arasında bir vaha bir su kaynağı bulma ümidini de yitirmiyor. Artık günler sonra susuzluktan bitkin düşmüş hareket edemez hale gelmişken yere kapaklandığında parmaklarının arasında nemli bir ş ... DevamıSinema çevrelerinde şiddetin ozanı diye de bilinen usta bir yönetmenin : ''Sam Peckinpah'' in elinden çıkma western kategorisinde değerlendirilen fakat aslında klasik western tanımına çok da uymayan bir film ''The Ballad of Cable Hogue''.Bir ??Wild Bunch?? beklemeyin diye yazıyorum : Düellolar , çatışma sahneleri yok bir defa, gözünü kırpmadan adam öldüren kovboylar da görmüyoruz filmi izlerken. Aksine gayet yufka yürekli babacan hatta arkadaşları elindeki suyu alıp onu çölde tek başına bırakmaya yeltendiklerinde dahi silahını kullanmaktan imtina eden bir adam. Silahını doğrulttuğu adam bile onun ateş edemeyeceğini biliyor ve ona korkak diyor.
Akabinde Cable Hogue çölde tek başına kalmış ,susuz perişan bir halde ilerlerken bir yandan da kızgın kumların arasında bir vaha bir su kaynağı bulma ümidini de yitirmiyor. Artık günler sonra susuzluktan bitkin düşmüş hareket edemez hale gelmişken yere kapaklandığında parmaklarının arasında nemli bir şey hissediyor. Parmaklarına baktığında suyun etkisiyle çamurlaşmış kumu görüyor ve kazmaya başlıyor. Bu dakikadan sonra ölmek üzere olan bir adamın talihinin nasıl döndüğüne şahit oluyoruz. Hogue elleriyle toprağı kazıp bir çukur oluşturuyor ve yerden kaynayan suyu büyük bir iştahla seyrediyor. Ölümden kurtulan adam şimdi ayağına kadar gelen bu fırsatı değerlendirmek istiyor.Önce oradan geçmekte olan yolculara suyu kullanmaları karşılığında bir bedel ödetmekle başlıyor işe sonra onların arasından bir rahibe arazisini emanet edip en yakın kasabaya giderek binbir güçlükle su kaynağının olduğu araziyi kendi üstüne kayıt ettirmeyi başarıyor. Hogue kasabanın bankasından aldığı bir nevi teşvik parası ile kendisi gibi yalnız olan rahibin de yardımıyla suyun etrafına bir konaklama tesisi yapıyor. Şimdinin benzinlikleri nasıl ortaya çıkmış onun işaretlerini de veriyorlar espirili bir dille. Unutmadan diğer karakterleri de yazayım: Hogue'a kader ortaklığı yapan Rahip son derece üçkağıtçı , çıkarcı dini kendi istekleri için kullanmaktan çekinmeyen ve ahlaki bakımdan başkarakterimize hiç mi hiç benzemeyen bir adam, kasabaya ilk gittiğinde gördüğü hayat kadını Hildy ise her ne kadar yaptığı işe ters olsa da Hogue'dan etkileniyor aralarında çıkarsız bir çekim olmasına izin veriyor.Filmin hikayesini sonuna kadar yazmak niyetinde değilim. Jason Robards ve Peckinpah isimleri için dahi tercih edilebilir bir yapım The Ballad of Cable Hogue. Bir Başyapıt değil elbette ama vasat bir film de sayılmaz. Fazla şiddet içermeyen bir Peckinpah filmi ve başrolde Robards var. Sanırım bunlar filmi izlemek için yeterli sebepler
Öldüren Şüphe filmine yorum yazdı:
Oldukça başarılı bir Macera-Casusluk filmi -ya da Ajanlık mı demeliyim bilmiyorum(!) Daha önce North by Northwest’ te izlediğim Cary Grant , dünyalar tatlısı Audrey Hepburn ile müthiş bir çift olmuşlar. Bu ikilinin dışında kalan oyuncular da gayet tanıdık : The Magnificent Seven (Muhteşem Yedili) veGiu la Testa (Bir zamanlar Devrim ya da Bir Avuç Dinamit) gibi filmlerden hatırladığımız ’’James Coburn’’ İki Hınzır Adam (Grumpy Old Man) filmindeki iki sevimli ihtiyardan biri ’’Walter Mattahu ve Hollywood’un simasını iyi bildiğimiz ama adını çıkaramadığımız karakter oyuncularından : ’’Cool Hand Luke’’ ta Paul Newman ile bir mahkum rolünde karşılıklı oynayan"The Dirty Dozen’’ filminde Binbaşı Reisman (Lee Marvin) ın arkadaşı Binbaşı Max Armbruster’ı canlandıran George Kennedy ( kendisi 1925 doğumlu ve yukarıda bahsi geçen oyunculardan hayatta kalabilmiş yegane kişi) filmimizde rol alan oyuncular.
Filmin açılış sekansı ilgi çekici: Önce yeşil bir arazi ve bir çift ray görüyoruz daha sonra ... DevamıOldukça başarılı bir Macera-Casusluk filmi -ya da Ajanlık mı demeliyim bilmiyorum(!) Daha önce North by Northwest’ te izlediğim Cary Grant , dünyalar tatlısı Audrey Hepburn ile müthiş bir çift olmuşlar. Bu ikilinin dışında kalan oyuncular da gayet tanıdık : The Magnificent Seven (Muhteşem Yedili) veGiu la Testa (Bir zamanlar Devrim ya da Bir Avuç Dinamit) gibi filmlerden hatırladığımız ’’James Coburn’’ İki Hınzır Adam (Grumpy Old Man) filmindeki iki sevimli ihtiyardan biri ’’Walter Mattahu ve Hollywood’un simasını iyi bildiğimiz ama adını çıkaramadığımız karakter oyuncularından : ’’Cool Hand Luke’’ ta Paul Newman ile bir mahkum rolünde karşılıklı oynayan"The Dirty Dozen’’ filminde Binbaşı Reisman (Lee Marvin) ın arkadaşı Binbaşı Max Armbruster’ı canlandıran George Kennedy ( kendisi 1925 doğumlu ve yukarıda bahsi geçen oyunculardan hayatta kalabilmiş yegane kişi) filmimizde rol alan oyuncular.
Filmin açılış sekansı ilgi çekici: Önce yeşil bir arazi ve bir çift ray görüyoruz daha sonra üstümüze gelen trenin altına yaklaşıyor kamera ve tam aksi yönden bir adamın aşağıya yuvarlandığına şahit oluyoruz.Adam kimdi niye trenden atıldı diye meraklanmışken jenerik akıyor ve bir kayak merkezinde tatil yapan Reggina Lampert’ı (Audrey Hepburn) görüyoruz. Bir arkadaşı ve onun yaramaz çocuğu da yanlarında iken karşılıklı oturmuş sohbet ediyorlar. Reggina kocasının yalanlarından şikayetçi ve boşanmak istediğini söylüyor arkadaşına.(Buradaki 5 dakikalık sahnede filmin genelinde de görmüş olduğumuz espirili zeki diyaloglar mevcut ve filmin tamamı için bir referans olarak alabiliriz bu sahneyi)
Bundan sonrası için filmin gelişme kısmı diyebiliriz sanırım. Evine dönen Reggina önce eşyalarının yerinde yeller estiğini görüyor. Bir sonraki sahnede polis tarafından kendisine ulaşıldığında öldürülüp trenden atılan kocası Charles Lampert ’ın cesedini teşhis etmesi isteniyor.Burada kocasının ölmeden önce tüm mal varlıklarını yüklü miktarda (250,000 dolar) nakde çevirmiş olduğu ve halen paranın nerde olduğunu bilen kimse olmadığı da ortaya çıkıyor.Birdenbire dul kalan kadına büyük bir tehlikede olduğunu kocasını öldüren kimselerin paranın peşinde olduğunu ve kendisini de aynı akibetin bekliyor olabileceğini söylüyorlar. Reggina kayak merkezinde bir tesadüf sonucu tanıştığı Peter Joshua( Cary Grant) ’nın da yardımı ile başındaki tüm belalardan kurtulmayı amaçlıyor.
Elli sene öncesinde çekilmiş olmasına rağmen zekice yazılmış senaryosuyla, akıcılığıyla ve bitene kadar insanı saran merak duygusuyla defalarca izlenmeyi hakeden bir film olduğunu düşünüyorum. İyi seyirler
Yedi Kere Kadın filmine yorum yazdı:
Sırf Peter Sellers' da rol alıyor diye izledim bu filmi.Toplam 106 dakika"Ladri di biciclette'' (Bisiklet Hırsızları) ve Caccia alla volpe (After the Fox-Sevimli Mahkum) filmlerinden hatırlayacağımız Vittorio de Sica yönetiminde çekilmiş film. Yedi ayrı hikayede yedi ayrı kadını canlandıranThe Apartment' ın güzel asansör görevlisi Shirley Maclaine bu filmde oyunculuğunun yabana atılır seviyede olmadığını kanıtlamış. Edebiyatçı kocasına aşık fakat çok da ilgisine mazhar olmayan eş rolünde Edith karakteri çok iyi canlandırılmış.Ayrıca Michael Caine'in de rol aldığı Romantik Jean hikayesi bana Guy De Maupassant tarzını anımsattı. Küçük öyküleri seviyorsanız MacLaine'nin genç ve sevimli olduğu zamanlardaki oyununu görmek istiyorsanız gayet keyifli bir seyirlik olduğunu düşünüyorum.
Caccia alla volpe filmine yorum yazdı:
Bu zamana kadar kimsenin yorum yapmaması çok ilginç. Peter sellers' ın oyunculuk yeteneğini konuşturduğu. Bisiklet Hırsızları filminin de yönetmeni Vittorio De Sica'nın oldukça eğlenceli bir filmi. Kahirede gerçekleşen büyük bir soygundan sonra soyguncular çalınan altınların avrupaya getirilmesi için Sellers'ın canlandırdığı Federico Fabrizzi namı diğer '' Fox-Tilki'' ile bir anlaşma yaparlar. Fabrizzi polislere yakalanmadan altın sevkiyatını yapmak için ilginç bir yol bulur.
Bir sinema yönetmeni kılığına girer ve ekibiyle beraber küçük bir italyan kasabasına film çekmek üzere yola koyulur. Sellers'in zamanın yeni dalga akımı yönetmenlerini Ti'ye alan oyunu kasabalının film ekibine olan ilgisi işleri iyice eğlenceli hale sokar. Yönetmen De Sica da filmde küçük bir rolde kendisini oynamış. Oyuncunun hayranları için biçilmez kaftan diyebilirim.
12 Kahraman Haydut filmine yorum yazdı:
Filmdeki oyunculuklar çok iyi özellikle Lee marvin askerlik psikolojisini çok iyi anlatan bir karakter çizmiş. Başına buyruk hareketleri ile tanınan bir asker olan Albay Reisman' a zorlu bir görev verilir.Birçoğu ağır cezalara çarptırılmış -hatta bazıları idam suçlusu- 12 askeri mahkuma ikinci dünya savaşı sırasında bir alman karargahına yapılacak operasyon için oluşturulacak ekibe dahil olmalarını teklif etmesi istenir. Ekip kurulur ancak askerlikle alakası olmayan disiplin edilmesi zor ve hepsi de birbirinden farklı mahkumları ortak bir amaç için yönlendirmek albay için kolay olmayacaktır. Filmin ilk yarısı hatta neredeyse üçte ikisi mahkumların eğitimi ile alakalı bölümü izliyoruz. Fİnal bölümünde Almanların kaldığı binaya operasyon yapıyorlar. Filmdeki amerikan milliyetçiliği bazı yerlerde çok rahatsız ediyor. Propagandaya çok takılmazsanız seyirlik bir film.
Yağmurla gelen adam filmine yorum yazdı:
Çok bilinmedik ama Bronson'un karizmasını konuşturduğu bir film. Son derece tehlikeli polis tarafından da aranan bir suçlu gece vakti evine girdiği bir kadına saldırmaya kalkışır. Kendi evinde saldırıya maruz kalan genç kadın saldırganı öldürür ve delilleri de yok eder. Herşey olağan akışında devam ediyor gibi görünürken yaşadığı şehre bir adam gelir. Adam olan bitenden haberdar gibidir. Charles Bronson'un en olgun dönemine ait bir film. Ben Dvd den izlemiştim internet ortamında bulunur mu bilemiyorum. Aktörün hayranlarının hoşuna gidecek bir film.
Serpico filmine yorum yazdı:
Al Pacino'nun oyunculuğu gerçekten muhteşem. Polis okullarında gece gündüz gösterilmesi gereken bir film iken televizyonlarda bile oynatılmıyor olması çok üzücü. 2013 türkiyesinde aynı psikolojiyi yaşayan insanlar biliyorum adamlar 40 sene önce çözmüşler olayı.
Farewell, Friend filmine yorum yazdı:
Fransınz lejyonunda görevli iki askerin ordu ile işleri bittikten sonra tekrar karşılaşması. Fakat onları tekrar bir araya getiren sebep bir soygun girişimi olacaktır.Konusu itibariyle çok ilgi çekici bir film olmasa da oyuncuların karizması için dahi izlenebilir bir film. Özellikle başlangıç sekansında çalan müzik çok başarılı.
-’’Le deuxieme souffle’’ ,’’Classes tous risques’’ ve ’’The Sicilan Clan’’ gibi filmlerin de senaryosuna katkıda bulunan aynı zamanda eski bir mahkum olan Jose Giovanni bu filmin de senaryosunu yazmış olduğu romanıyla desteklemiş. 60 lar fransız sinemasının (Suç filmleri ya da film noir de diyebilir miyiz?) diğer yapımları nasılsa bu film de öyle.Film hakkında yorumları okuyunca klasik bir hapishane kaçış filmi izleyeceğinizi sanıyorsunuz ama bu son derece yanıltıcı bir tahmin, çünkü :
- Gerek hapishane görevlileri Müdür , diğer yöneticiler gardiyanlar ve onların gözetimindeki mahkumlar hiçbir benzer filmde göremeyeceğiniz kadar kibar bakımlı insanlar. Öyle kahramanlaşanTatar Ramazan ya da izlerken nefret ettiğimiz Gardiyan Zihni gibi karakterler yok bu filmde. Birileri Shawshank Redemption ile kıyaslamış ki o filmle de bir alakası yok yapımın. Filmin başından itibaren uygulamaya konulmuş ... Devamı
-’’Le deuxieme souffle’’ ,’’Classes tous risques’’ ve ’’The Sicilan Clan’’ gibi filmlerin de senaryosuna katkıda bulunan aynı zamanda eski bir mahkum olan Jose Giovanni bu filmin de senaryosunu yazmış olduğu romanıyla desteklemiş. 60 lar fransız sinemasının (Suç filmleri ya da film noir de diyebilir miyiz?) diğer yapımları nasılsa bu film de öyle.Film hakkında yorumları okuyunca klasik bir hapishane kaçış filmi izleyeceğinizi sanıyorsunuz ama bu son derece yanıltıcı bir tahmin, çünkü :
- Gerek hapishane görevlileri Müdür , diğer yöneticiler gardiyanlar ve onların gözetimindeki mahkumlar hiçbir benzer filmde göremeyeceğiniz kadar kibar bakımlı insanlar. Öyle kahramanlaşanTatar Ramazan ya da izlerken nefret ettiğimiz Gardiyan Zihni gibi karakterler yok bu filmde. Birileri Shawshank Redemption ile kıyaslamış ki o filmle de bir alakası yok yapımın. Filmin başından itibaren uygulamaya konulmuş kaçış planı son sahneye kadar kendini merakla izletiyor. Hapishane atmosferi ve mahkumların buradan kurtulma çabaları öyle titizlikle verilmiş ki izleyici kaçış anını planı yapanlardan daha fazla bir sabırsızlıkla bekliyor. Burada işin başındaki mahkum Roland’a ayrı bir parantez açmak lazım. Bu karakteri canlandıran ’’Jean Keraudy’’ nin rol aldığı başka bir film bulamadım ancak tek filmle de olsa akılda kalıcı bir performans sergilemiş. Çok akıllı elinden her iş gelen bir adam ve yeteneklerini arkadaşları için de kullanmaktan çekinmiyor. Keşke böyle bir arkadaşım olsaydı diye düşündüm izlerken. ’’Le deuxieme souffle’’ dan hatırladığım ’’Michel Constantin’’ ise aynen o filmdeki gibi bir karakter. Duygularını çok belli etmeyen çok konuşmayan ama dostlarına oldukça bağlı kendisine bir görev verildiğinde eksiksiz yapan biri. Son zamanlarda izlediğim bir çok film gibi ’’ Le Trou’’ için de aynı şeyi söyleyebilirim. Başyapıt değil (Belki o tarihte değerlendirsek böyle olduğunu söyleyebilirdik) ama vasatın üstü olay örgüsüyle seyirciyi filmin içine çekmesiyle izlenebilir bir film. Kesinlikle zaman kaybı olmayacaktır.
Not : Filmin başında’jean Keraudy’’ Jacques Becker’in bir hikayesini izleyeceğimizi ve bu hikayenin gerçek olduğunu kendi hikayesi olduğunu söylüyor. Yani Jean gerçekten hapishaneden kaçmayı başarmış bir adam ve filmde yaşadıklarının bir tatbikatını yapıyor gibi.Gerçekçi sinema dedikleri böyle oluyor. Senarist ve oyuncu eski mahkum. Gerçekten enteresan.