7 yıl önce
Gölgesizler filmine yorum yazdı:
In a hole in the ground there lived a hobbit.
Körlük filmine yorum yazdı:
Kötü bir uyarlama olmasını geçtim izlediğim en kötü filmlerden de biriydi. Atlaya atlaya izleyebildim. Oyunculuklar, çekimler, konunun işlenişi her şey çok kötüydü. Bilmiyorum kitaptan habersiz izleyen birisi körlük kavramının metafor olduğunu anlayabilir mi. Hoş ilk körün asyalı olması yönetmenin de çok anlamamış olduğunun göstergesi bence.
Sen, kitabı henüz okumamış olan! Her şey için çok geçse, bu filmi izlediysen; kitabı sakın bu filmle yargılama ve o başyapıtı mutlaka oku. Hayal gücünde koyduğun her tuğla buradakinden daha canlı duracak. Eğer henüz izlemediysen lütfen önce kitabı oku ve sonra, belki, bir ara, vaktin aşırı çoksa filmi izle. Ya da onun yerine bir çay demle ne bileyim.
The Hateful Eight filmine yorum yazdı:
Güzel bir film olması Tarantino'nun en kötü filmi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Hannibal dizisine yorum yazdı:
Bu dizinin kıymetini bilmeyip de bitmesine neden olan ama abudik gubidik dizileri 8-9 sezon izleyen herkesi kın kın kınıyorum. Neydi yani 3-4 bölüm sıkıcı diye mi bitti dizi? O kadar çok dizi var ki 3-4 sezon sıkıcı olup şu an bilmem kaçıncı sezonunu yayınlayan.. Yoo ama bu dizinin eksiği kesinlikle her bölüm sevişen yakışıklı erkekle güzel kız olmayışıydı. Yoksa kime ne senaryo zeka doluymuş, Mads Mikkelsen şiir gibi oyunculuk gösteriyormuş, her bölüm sanat kokuyormuş? Yalnız bazı sahnelerden sanki sürpriz yapıp bitmeyecekmiş gibi geldi bana ama kendimi avutuyor da olabilirim.
Aynı Yıldızın Altında filmine yorum yazdı:
Bana yıllar önce sevdiğim insanlara, hala söyleyebiliyorken, her fırsatta onları sevdiğimi söylemem gerektiğini öğreten bir arkadaşım vardı. Ve bu film bana onun ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlattı. Ve sahi, Hazel'a ne oldu?
Dünyada 20.000 Gün filmine yorum yazdı:
Diğerleri için Dünyada 20.000 Gün, benim gibi Nick Cave aşıkları için Cennete 97 Dakika bu belgesel.
Günah Şehri: Uğruna Ölünecek Kadın filmine yorum yazdı:
İlk filmin gölgesinde kalacak korkusuyla gittim, malum devam filmleri çoğu zaman "Keşke çekilmeseydi." dedirtir. Aksine gayet başarılı bir filmdi. Old Town'ın atmosferi, oyuncuların performansı, olay örgüsü, her şey yerli yerindeydi.Ne yazık ki Bruce Willis'i pek göremiyoruz, malumunuz.
Hani bazı filmler evde izlense de olur ya, bu öyle değil işte. Sin City zaten çekim teknikleri şahane olan bir film, bu filmde bir de 3D eklenince görselliği çok daha keyifli olmuş. Kesinlikle vaktinizi ayırıp sinemada izlemelisiniz. Uzun zamandır vizyona pek düzgün film girmiyordu, beni sevindirdi.
Friends dizisine yorum yazdı:
Türünde dram yazan pek çok şey izledim ama ağladığım komedi yazan Friends'in finali oldu.. Sırf bittiği için bile dünyanın en hüzünlü dizisi..
Carnivàle dizisine yorum yazdı:
Henüz bitti, tozu ciğerimde kaldı.
Zamanında bütçe nedeniyle bitmiş madem, yeniden çekilse günümüz dizilerinin çoğundan daha düşük bütçeli ve daha gelirli olur. Hala ziyan olmuşluğun köşesinden dönülebilir bence, geç değil.
Yeni başlamayı düşünenler hiç başlamasın. Tam bir 'alışmak ve kaybetmek' vakası. Zamansız bittiğinde yerçekimsiz ortamda, yerdeki tek şey gibi hissedersiniz. Ya da başlayın, böyle bir güzellikten mahrum kalmak istemezsiniz.
Sevginin Gücü filmine yorum yazdı:
Filmi baştan sona izleyip de "Sübyancı filmi bu yaa.." diyip geçebilen çok insan var.
Düz bir insansanız bu filmde sübyancılık görürsünüz.
Oysa sevgi aynı anda çok şeyi ifade etmektedir. Birine olan hayranlığı, birini örnek almayı, birini çocuğun gibi korumayı, birini kendin gibi sahiplenmeyi, birinin hayatına değer vermeyi.. Sığ bir duygu değildir sevgi, onu yalnızca sizde bulunan çeşitleriyle değerlendiremezsiniz.
Kaç kere izledim sayamadım, hayatımın filmidir Leon.
Gary Oldman’ın "Everyoooooone!" diye bağırışıyla, Natalie Portman’ın o yaşta sergilediği oyunculukla, Jean Reno’nun tam bir ’Leon’ olmasıyla, konusuyla, müzikleriyle, bitkisiyle, son sahnesiyle.. Her şeyiyle sevilesi bir filmdir Leon.
İzlemesini değil de, görmesini bilene..
Çünkü hep bir hayal kırıklığı. Böyle değerli bir kadroya rağmen kocaman bir hayal kırıklığı. Suç da bulamıyorum esasen çünkü bu kitabı filme çevirmek gerçekten Christopher Nolan'ın harcı. Kitaptaki derinlik ve anlam filmde yansıtılamamış. Olay örgüsü bakımından da eksik. Ne yalan söyleyeyim bu güzel kadro, kitabı okurken şekillenen insanlara da uymamış. Bu filmden bize kar kalan "Ben Kimim?" şarkısı olmuş.
Ama Hasan Ali Toptaş'ı okuyun. Yalnızca Gölgesizler'i değil, diğer kitaplarını da okuyun. Çünkü HAT okumak adeta bir zihin egzersizi.