1 yıl önce
Kutsal Geyiğin Ölümü filmine yorum yazdı:
Öldürme Üzerine Kısa Bir Film filmine yorum yazdı:
Her şeyiyle 10/10'luk bir film. Kieslowski'nin açık ara en iyi filmi bence. Özellikle görüntü yönetmenliğine hayran kaldım. Kullanılan filtre ve kontrast Varşova'ya farklı bir hava katmış. Film genel olarak aşırı gerçekçi ve çarpıcı. Filmin başında gözüken asılmış bir kedi görüntüsü filmin devamıyla ilgili ufak bir bilgi veriyor zaten. Ölüm ve öldürme duygularını tam anlamıyla izleyiciye yaşatıyor Kieslowski.
Persona filmine yorum yazdı:
Tam bir başyapıt. Sembolizm ögelerini daha iyi kullanan bir yönetmen yoktur. 1966'da çekildiği düşünülünce etkisi daha da artıyor. Bergman'ın diğer filmlerinde olduğu gibi bu film de beni sorgulamaya itmişti ilk izlediğimde. Geçenlerde tekrardan açıp izledim ve bu sefer farklı şeyler sorgulamaya başladım. Her izlediğinizde farklı bir noktadan konuyu ele almanıza neden oluyor. The Seventh Seal filminde olduğu gibi bu filminde de karakterleri yaratırken sembolist bir bakış açısı olduğu aşikar. Bergman'ın her filmi aslında kendinizi bulmanıza yardımcı oluyor. Ingmar Bergman bana göre bir psikolog hatta filozoftur. Bu filme Tarkovskyvari diyenler olmuş fakat aslında tam tersi bu durum. Tarkovsky'nin Bergman'dan ne kadar etkilendiği çok belli. Zaten dönemlerine bakınca kimin kimden etkilendiği apaçık ortada.
Filmi izlemeden önce kesinlikle Jung’un Arketipler Kuramı'nı araştırmalısnız çünkü Bergman bu filmi bu kuramla yazmıştır. Dünyaya gösterdiğimiz dış yüzler, başkalarının görmesine iz ... DevamıTam bir başyapıt. Sembolizm ögelerini daha iyi kullanan bir yönetmen yoktur. 1966'da çekildiği düşünülünce etkisi daha da artıyor. Bergman'ın diğer filmlerinde olduğu gibi bu film de beni sorgulamaya itmişti ilk izlediğimde. Geçenlerde tekrardan açıp izledim ve bu sefer farklı şeyler sorgulamaya başladım. Her izlediğinizde farklı bir noktadan konuyu ele almanıza neden oluyor. The Seventh Seal filminde olduğu gibi bu filminde de karakterleri yaratırken sembolist bir bakış açısı olduğu aşikar. Bergman'ın her filmi aslında kendinizi bulmanıza yardımcı oluyor. Ingmar Bergman bana göre bir psikolog hatta filozoftur. Bu filme Tarkovskyvari diyenler olmuş fakat aslında tam tersi bu durum. Tarkovsky'nin Bergman'dan ne kadar etkilendiği çok belli. Zaten dönemlerine bakınca kimin kimden etkilendiği apaçık ortada.
Filmi izlemeden önce kesinlikle Jung’un Arketipler Kuramı'nı araştırmalısnız çünkü Bergman bu filmi bu kuramla yazmıştır. Dünyaya gösterdiğimiz dış yüzler, başkalarının görmesine izin verdiğimiz kendimizin parçası personamızdır. Yunan oyuncuların taktığı maskelere gönderme yapan persona, başkalarına gösterdiğimiz kişiliklerimizin maskesidir. Toplum tarafından tepki görmemek için gizlediğimiz yanımızı örten kostümdür. Böylece kendimizi tehlikelere karşı korur, çıkarlarımızı güvence altına alırız.Bazı durumlarda birey, taktığı personanın aslında kendisi olduğuna inanır, personasıyla özdeşleşen birey böylece kendisine yabancılaşır. Bu durumu Jung şişme (inflation) olarak tanımlar. Bu bireyler, rollerine kendilerini fazlasıyla kaptırmış, personalarının egemenliği altında kaybolmuşlar, kendi gerçekliklerinden kopmuşlardır. Diğer bir kavram gölgedir. Gölge, personanın karşıtı olan güçtür. Başka bir deyişle kişinin yüzleşmekten kaçındığı, toplumdan gizlediği, hoş karşılanmayan istek ve fikirleridir. Bu her zaman bizimle olan ama çoğu kez fark edilmeyen karanlık yan, öteki bendir(alterego).
Eraserhead filmine yorum yazdı:
David Lynch, en sanatsal yönetmenlerden biri. Luis Bunuel ve Salvador Dali'den sonra en önemli ve en etkileyici sürrealist sanatçıdır bana göre. Filmlerinde tasvir ettiği bilinçaltı ve rüya portresi gerçekten etkisinden çıkılması zor bir tasvirdir. İzlerken Lynch'in ne anlattığını veya ne anlatmak istediğini anlamak zordur, hatta bazen imkansızdır fakat hiç bir anlam verememize rağmen bu adamın filmleri insanı çok derinden etkiler. İşte bu durum sanatın duygusal etkisidir. Nasıl içinde söz olmayan veya bilmediğimiz bir dilde söylenen şarkılarda bir duygu hissi yaşıyorsak, Lynch'in filmlerinde de anlatılmak istenileni anlamadan duygusal olarak etkileniriz.
Bir Endülüs Köpeği filmine yorum yazdı:
Bunuel ve Dali'nin sürrealizmin tanrıları olduğunu kanıtlayan eser. Sürrealizm sinemasının ilk örneği. Birçok kişi "bu nasil film", "hiçbir şey anlamadım" gibi yorumlar yapmış. Abi zaten Dali gibi adamlar filmden bir şey anlamamizi beklemiyor. Gördüğü surreal rüyaları görsele dökmüşler bu filmde. Bir resim galerisi geziyormuş gibi hayal edin kendinizi. Sanatsal bakış açınızı bir üst seviyeye çıkartacak bir eserdir bu film. Sürrealizm hayal gücüdür, hayal gücü ise sanatin yapıtaşıdır. Her sanatçının, hatta her insanin izlemesi gereken bir başyapıt..!
True Detective dizisine yorum yazdı:
Rust Cohle karakteri gibisi bir daha gelmez. Dizinin 1. sezonu bana göre polisiye dizi tarihinin en iyi sezonudur.
Küller ve Kar filmine yorum yazdı:
Hayatım boyunca daha iyi bir şey izlemedim. Senede birkaç kez açıp izlerim. Şehirde, doğadan uzakta sıkışıp kaldığımız bu zamanlarda bana meditasyon gibi gelir bu belgesel. Uzun bir süre vegan olarak yaşamama sebep olan eserdir. Tüm saflığıyla, insanın doğanın bir parçası olduğunu tekrar tekrar hissettiren bu inanılmaz görsel şöleni hissederek izlemelisiniz.
Yaşar Kemal Efsanesi filmine yorum yazdı:
Toplumun her kesimi Yaşar Kemal'i okusaydı, ülkede sorun kalmazdı.
Mitolojide Agamemnon’un, ordusunun Truva’ya gidebilmesi için kızı Iphigenia’yı kurban etmesi gerekirken, filmde de Steven ailesinden birini seçip öldürmek zorunda kalıyor. Martin ise adeta Artemis gibi bir figür; cezayı kesen, geri dönülmez bir kural koyan kişi. Sonunda Steven, gözleri bağlı şekilde rastgele ateş edip oğlunu öldürerek ailesini kurtarıyor. Ama bu gerçekten bir kurtuluş mu? Yoksa geride asla kapanmayacak bir yara mı bırakıyor? Lanthimos, bu mitolojik trajediyi günümüze uyarlarken kader, adalet ve vicdan kavramlarını sarsıcı bir şekilde sorgulatıyor.