-
@hewit Kullanıcısının Forum Mesajları
Türkiye'nin İlk Film Çöplüğü
bunlar da film çok ciddiye alınacak bir site değil, son zamanlarda hiç bakmadım ancak açıldığında bolca saçmalıkla dolu bir siteydi. içinde bulunan yorumlar da genellikle incisözlük benzeri, dayanaksız sallamaktan ibaret geyiklerdir.
bunlar da film\'in çöp olarak nitelendirdiği bazı filmler;
mommo - kız kardeşim, bornova bornova, beş şehir, sonbahar, pandora\'nın kutusu ve daha niceleri...
türk sinemasının son dönem ürettiği filmlere sert bir eleştiri getirdiği ve bu doğrultuda değerlendirilmesi gerektiği söylenebilir ancak o zaman da incisözlük\'ün anarşizmin yılmaz savunucu ve uygulayıcısı olduğunu filan da kabul etmek gerekir.
ek olarak: bu sitedekiler zamanında yeni sinema hareketinin facebook sayfasını "hack"leyerek sinema sevdalarını göstermişlerdi. ayrca söylendiğine göre bu çöplüğün horozu zamanında "karşı hayat" adında genellikle "berbat" olarak nitelendirilen bir film çektikten sonra bu yollara düşmüştür, söz konusu film, şu anda eleştirdiği filmlere attığı bokların doğrudan kaynağı olacak kadar kötüymüş ve yapmaya çalıştığı bu film aslında bok attığı filmlerle benzer doğrultuda sadece "berbat" bir versiyonu imiş. ben de başkalarının yalancısıyım bilemedim şimdi...
-
Kullanıcı: hewit - 09.01.2011
Son zamanlarda en çok dinlediğiniz 10 parça
last fm son 3 ay için der ki:
1 Fatima Spar und die Freedom Fries Bosa Noga
2 Detektivbyran E18
3 Manu Chao Clandestino
3 Bandista Beton Millet Sakarya
5 Arto Tunçboyacıyan Dolma Mama
6 Koop Koop Island Blues
7 Bandista yan babilon
8 Nouvelle Vague Master & Servant
9 Koop Come To Me
10 Bandista aim
-
Kullanıcı: hewit - 12.12.2010
Kore Sinemasının En İyi 250 Filmi
bu liste en iyi filmler listesi değil en çok izlenen filmler listesidir. kriter gişedir. üst sıralarda kore'nin ivedik'lerini görme ihtimali mevcut.
http://www.sarangni.info/s250.html
yukarıdaki linkte sarangni'deki kullanıcıların oylamalarıyla seçilmiş bir en iyi 250 var ancak oy sayılarına bakınca bunun da çok geçerli olduğuu söyleyemeyiz.
-
Kullanıcı: hewit - 26.11.2010
Emir Kusturica-Terk-i Diyar
aşırı popülistlikte suçladığım ve zaten altın portakal için yarışamayacak filmini festivalden çekmesini ise aşağılık bir davranış olarak nitelendirdiğim semih kaplanoğlu'nun konuyla ilgili kapsamlı röportajı.
Emir Kusturica'nın Bosnada savaş suçu işlemekten yargılanan isimlere yakınlığı ve keskin açıklamalarını bir ay önce San Sabestianda karşılaştığı Bosnalı bir yönetmenden öğrenmiş Semih Kaplanoğlu. O an oradan arayıp Bu adam gelirse gelemeyeceğini Antalya Film Festivali yetkililerine bir ay önceden bildirmiş. "Zaten ideolojisi belli" diyen Antalya Belediye Başkanı'na da gülerek "Neymiş açıklasın. Onun görüşünden değil galiba" diyor. En çok kızdığı şey ise Kusturica'nın giderken söylediği "O önce Ermeni Soykırımı'nı, Irak işgalini protesto etsin" sözleri. Kaplanoğlu, Ermenilerden Özür Kampanyasındaki imzasını ve Irak işgaline karşı katıldığı eylemleri hatırlatarak cevap veriyor bu sözlere. Bilinenin aksine Kaplanoğlu, filmini çekmemiş festivalden. Bal bugün yönetmeni olmadan Antalya Film Festivali'nde gösterilecek.
Nereden başladı bu tartışma?
Bir ay kadar önce San Sebastian Film Festivali'ndeydim. Tabii o sırada Altın Koza'ya katılacağım kesindi. Çünkü onlara söz vermiştim. Ama Antalya Film Festivaline katılıp katılmayacağım, daha doğrusu filmin yarışma bölümünde olup olmayacağım Altın Koza'nın sonucuna bağlı olacaktı.
Bu konuda da Antalya Film Festivali'ni yapan AKSAV bir yönetmelik çıkarmıştı. Ben de o yönetmeliğe uyuyordum. Bu konuda bir sıkıntı yoktu.
San Sabestian'da No Man's Land 'ın (2001 yılında Oscar ödülü almıştı) Boşnak yönetmeni Danis Tanovic ile karşılaştım.Yemek yiyorduk. Bana Kusturica sizin Antalya Film Festivali'nde jüri başkanı olacakmış dedi. Gerçekten ben o ana kadar Kusturica'nın jüri başkanı olacağını bilmiyordum. Çünkü bu yaz yaklaşık iki-üç ayımı yurtdışında geçirdim ve bütün bu brieflerden habersizdim. Eee dedim Ne var geliyorsa. Bana dedi ki, Sen bilmiyor musun? Bu adam böyle laflar etti Bosna Savaşı sırasında. Tabii daha önce bu konuda bazı şeyler duymuştum ama bu kadar ayrıntıyı ve bu kadar keskin olduğunu bilmiyordum. Bana dedi ki Gir Youtubea bak neler çıkacak? Merak ettim ve internete girdiğim zaman gördüğüm şeylerden dehşete kapıldım. Miloseviç ve o Arkan denen adamla (Bosna Savaşı sırasında Sırp milislerin komutanı) fotoğrafları vardı. Alaycı bir üslupla, Bosnalı kadınlara tecavüz edildi dendiğinde Bu bir doğal afet gibi ağır şeyler söylüyor. Bu duyduklarım beni dehşete düşürdü ve hemen, bunu görür görmez Antalya Film Festivali'nin yöneticisi, Sanat Yönetmeni Deniz Ziya Temeltaş'ı aradım.
Bir ay kadar önce oluyor bu.
Evet. Ona dedim ki, Böyle bir şey gördüm ve şaşkınlık geçiriyorum. Bu adam nerdeyse bütün bu yapılanlar doğrudur falan diyor. Bunları 90'larda falan söylemiş ama yeni bir şey de yok, özür dilerim, yaptık bir hata, milliyetçilik, savaştır insanın kafası karışır, olur böyle şeyler gibi şeyler de söylememiş. Aksine devam ediyor alttan alta. Dedim ki, Bu konuda bilgi sahibi misiniz? Bakın, ben bu işlerle uğraşan bir adamım ama maalesef bu konuyu atlamışım ve farkında değilim. Tabii bu adamla ilgili bazı hoşnutsuzluklar vardı ama bu tür sözleri ilk defa görüyorum ve çok şaşırdım. Bana dediler ki "Ya biz de bilmiyorduk, bir bakalım buna." Hatta ben, bundan siyasi sonuçlar çıkabileceğini de söyledim. İstersen sen bunu Antalya Belediye Başkanına da söyle. Belki o da bilmiyordur, danışmanları da bilmiyordur, bu çok hoş karşılanmaz, istersen onlara da söyle dedim.
Antalya'ya gitmeyeceğinizi de o zaman mı söylediniz ilk?
Yine de siz bu adamı davet ederseniz ben o ortama hiç gelmeyeyim. Çünkü biraraya geliniyor, yemekler oluyor, muhabbet ediyoruz. Kendimi tutamam soru sorarım. Siz gene benim filmimi gösterin ama ben o ortama girmeyeyim, bunu da sana şimdiden söyleyeyim dedim. Ben bunu yaklaşık üç hafta önce San Sebastian'dayken ilettim onlara.
Onlar ne dedi peki?
Sonra o (Ziya Temeltaş) bana dönüp dedi ki, Evet haklısın, baktım ben de, gerçekten böyle bir durum var. Ben de gördüm ve şaşırdım. Ama bu benim verebileceğim bir karar değil. AKSAV'ın verebileceği bir karar. Ben bu konuda bir şey söyleyemem. Bu arada da yavaş yavaş dünyadaki ve Türkiye'deki Boşnak derneklerinden tepkiler başlamıştı. Bu arada ben bir yerlere gittim geldim, olanları çok fazla takip edemedim. Sonra Adana sonuçları açıklandı, bizim filmimizin otomatikman yarışma dışı kalacağı belliydi. Eğer Adana'da En İyi Film Ödülü alırsak bizim filmimiz zaten yarışma dışı kalacaktı. Bu arada ben Ziya ile "Bu adam geliyor mu gelmiyor mu" konuşmaları yapıyordum. Ve nihayet Boşnakların protestoları üzerine AKSAV'dan, Biz sanatçının üst kimliğine bakarız. Geçmişine ya da nasıl davrandığına ya da nasıl bir fikri olduğuna bakmayız diye bir açıklama yapıldı. Bu benim için zaten yeterli bir cevaptı. Ben sonrasında arkadaşlarıma danıştım. Arkadaşlarımın bir kısmı zaten gitmek istemiyorlardı. Ve sonra biz dedik ki, filmimiz gösterilsin ama biz galasına da gelmeyeceğiz, hiçbir etkinlikte de bulunmayacağız. Vicdani olarak bu kişinin burada olmasına karşı çıktığımızı, daha doğrusu vicdani olarak savaş suçlarına, onaylanırmış bir şekilde yaklaşılmasını tasvip edemeyeceğimizi ve bu yüzden de gelmeyeceğimizi bildirdik. Bu metni yayınladık. Yaşanan olayın arka planı bu.
Tabii Kusturica'nın üst kimliğine bakan Belediye Başkanı sizin ideolojinizin zaten belli olduğunu söyledi. Atilla Dorsay'a göre siz katı bir milliyetçiymişsiniz.
Bir kere Antalya Belediye Başkanı'nın benim belli olan ideolojimi açıklaması lazım. Belli ki onun ideolojisinden değilim. Daha doğrusu, Atilla Dorsay beni aşırı milliyetçilikle suçladı. Çok kırıldım. Çarpıtma ile biz festival dışı bırakıldığımız için bu şekilde olmuş gibi şeyler çıktı.
Kusturica da, O önce Ermeni soykırımına karşı çıksın diyerek gitti.
Beni en çok sinirlendiren şey o zaten. Kusturica'nın Peki niye 1915 ve Irakla ilgili bir şey söylememiş sözleri. Savunma gibi algılanmasın ama hatırlatmak istiyorum, bilenler biliyordur zaten. Ermeni Kardeşimden Özür Diliyorum kampanyasının ilk imzacılarından biriyim. Irak Savaşına karşı da bütün kampanyalarda yer aldım, pek çok etkinliğe katıldım. Barış inisiyatifinde ilk başlardan beri vardım.
Fethullahçıyı duymadım ama AKP'li de ilan edildiniz tabii ki.
Benim yaptığım şey, kıyı belediyelerine karşı AKP'ci bir eylem gibi gösterildi. En basiti, İstanbul Film Festivali sırasında Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Emek Sineması için zaten koltukları kirli falan dediğinde, ben kürsüden onun yüzüne karşı Hayır kirli değil demiştim. Ben olabildiği kadar dünyada insanlık adına yapılan bütün savaşların, tecavüzlerin, şiddetin karşısında biriyim. Burada da bir taraf değilim. Taraf olamam ama sadece şiddeti yayanlara, şiddeti örgütleyenlere, savaşı, soykırımı savunanlara karşıyım. Türkiye'deki Kürt meselesindeki duruşum da belli zaten. Ama sadece sanırım Kusturica'ya birileri birtakım briefler veriyor. Böyle söylersen şöyle olur diye. Bu büyük bir cehalet tabii.
Peki bir de üç buçuk ay önce Kusturica'nın Bursa'ya gelmesi var. O zaman kimse bir şey demedi, şimdi CHP'li belediye olunca sesler yükseldi deniyor.
Bursa meselesini gerçekten bilmiyordum, haberim yoktu. Bursa'ya geldiğini, konser verdiğini gerçekten bilmiyordum. Bursa'ya geldiğini bilsem bile Kusturica'nın söylediği sözleri ve bu olanları net olarak bilmiyordum. Bütün bunları üç hafta kadar önce San Sebastian'da öğrendim. Bosnalı bir yönetmenden. Tamam Bursa'ya gitmiş ama Bursa'daki insanlar da bunu bilmiyorlar ki. Kimse bunu haber yapmamış. Bugün basın toplantısı yapılıyor. Kimse internetten adam gibi Kusturicanın ne dediğine bakmamış bile. Hala Kusturica'nın bu yaklaşımı ve sözleri sanki bir söylentiymiş gibi davranılıyor. Adamın fotoğrafları var, söyledikleri var, basında konuşmaları var. Bunlara çok rahatlıkla ulaşılabilir. Kaldı ki, ben defalarca Saraybosna'da bulundum. Şu anda 20 yaşlarında olan ve o zaman yedi-sekiz yaşlarında tecavüze uğramış küçük kız çocukları şimdi büyümüşler, ben onlarla konuştum. Çocuklarını kaybetmiş, öldürülmüş annelerle konuştum. Onlarla oturdum, onların acılarını paylaşmaya çalıştım. Her şeyi gördüm, mezarlıkları ziyaret ettim. Bütün bunlar artık olmuş mu, olmamış mı diye tartışılmayacak kadar net, suçlular uluslararası mahkemeler tarafından ceza almışlar. Canlı tanıkları ile konuştum. En azından sadece onların gözleri, onların ifadeleri, onların anlattığı şeyler, sadece onlar, benim buradaki duruşumu belirleyen şeylerdir.
-
Kullanıcı: hewit - 11.10.2010
Emir Kusturica-Terk-i Diyar
her şeyin bir sınırı olmalı ama yok.
kusturica ne demiş türkler hakkında: uğursuz gudubet yaratıklar, hiç sevmiyorum, zaten kim sever ki...
pardon bunu siyah kediler hakkında söylemiş, yanlış alıntılamışım.
öncelikle kusturica'nın dedim dedikleriyle, basın çarpıtması ya da tamamen yalan olarak nitelediklerini ayırmak gerekiyor. ama maksat provakasyon olunca gerek duyulmuyor. elimizdeki tek gerçek kaynak geldi ve bizim genel itibariyle sevebileceğimiz ve sevmeyeceğimiz laflar söyledi. Aman şirin gözükeyim demedi. ama hala yalan hala yalan.
filmadami.com çok dandik site bu kadar kötüsünü görmedim demiş bir de.
bazı alıntılar:
Bir kez daha ifade ediyorum: Hayatım boyunca asla ve asla insanlığa karşı işlenmiş bir suça destek olmadım. Hukuksal olarak bakarsak orada insanlığa karşı işlenen suçlardan uzak durdum ve tavır aldım, şimdi bu algı değişmeye başladı. Şu anda dünyanın her yerinde arka arkaya soykırımlar görüyoruz ve bunların hiçbirinin parçası değilim.
Nihai olarak, özellikle Bosna'da özellikle katledilen Müslümanlar için üzüntümü bir kez daha ifade ediyorum.
####
Benim üyesi olduğum Sırbistan'ın Bosna'daki Müslümanlara karşı işlediği suçlara her zaman tavır aldım ve mesafe koydum. Bosna'da olduğu gibi benim ulusumda da işlenen cinayetlere karşı tavır koydum ve protesto ettim.
Aynı şekilde Bosna'da birçok Sırp da öldü. Siz ne kadar insan kalıp eski suçlara karşı tavır alsanız da suçun, cinayetin politik vizyonuna uyamıyorsunuz. Sonra da bu anlamsız suçlamalara muhatap oluyorsunuz. Bu da Kültür Bakanı'nın yerine getirdiği eylem oluyor. Bin yıl yaşacak olsam ya da 2 bin yıl. Bu 2 bin yılda kaç büyük kolonyal devletin işlediği soykırımlara tavır almak zorunda kalacağım. Ne yazık ki gelişme soykırımlar üzerine kurulu bu insanlık tarihinde.
##########
Ben bir siyasetçi değilim. Benim sinemam söylenenleri anlamsız kılıyor zaten. Beni suçlayanlar arasında yönetmenler de varmış. Bu gayri ahlaki bir durum. Bir gazeteyi alıp bu gazetede söylenenleri insanı tamamen temsil eden birşey olarak kabul edemezsin.
Benim sinemama bakmış olsaydınız eğer bütün söylenenlerin anlamsız olduğunu görürdünüz. Şu anda dostane bir şekilde konuşmak istiyorum. Hayatımda bu konuyla ilgili yanlış birşey yaptığımı düşünmüyorum."
####
Bu suçlamalar hiçbir gerçekle uymuyor. Bu birilerinin propagandası.
Ben devrimciyim, düşüncelerimi yüksek sesle dile getiririm. Benim ailem melez. Balkanlar'ın tam anlamıyla temsilcisiyim. Damarlarımda Müslüman kanı, Hıristıyan kanı dolaşıyor. Ben Hıristiyanım doğru. Bütün bunların Bosna'daki savaşla hiçbir ilgisi yok.
Savaş başladıktan sonra Fransız basınından "tecavüzler hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sordular. Beyanımda şu yönde; herşeyin abartıldığını söyledim. Kızılhaç savaşta bütün taraflardan öldürülmüş insan sayısının 110 bin olduğunu söylüyor. Ama savaş başladıktan sonra 250 bin insanın öldürüldüğünden bahsediyorlar. Ben de bununla ilgili "Biraz daha rasyonel davranmamız gerekiyor ve her konuda biraz abartılıyor" dedim. Ama asla kadınlardan bahsetmiyordum.
Yani elimizde görüşleriyle halk olarak pek uyuşmadığımız bir kişi var. Ancak görüşlerle uyuşmamak farklı, hala çarpıtmalarla linç anlayışına destek çıkmak farklı.
gerek olabileceğini sezdiğimden ek bir tercüme yapayım: Kendisi diyor ki; evet, bana kadınlar hakkında bir soru soruldu ve bunu cevapladım. cevabımda savaşta propaganda amaçlı abartmalar olduğunu, söylendiği kadar kişinin ölmediğini düşündüğümü belirttim. Ancak ben tecavüze uğrayan kadınlardan değil ölüler üzerinden yürütülen propogandadan bahsediyordum.(kızılhaç ile bosna kaynakları arasında rüportaj döneminde ciddi bir fark var ve kendisi kızılhaç'ı daha güvenilir buluyor) yani sorulan soruya o doğrultuda bir cevap vermemiş.
şimdi buna inanmayabilirsiniz de ancak adamın yüzü buradaydı, kimseye şirin gözükeyim demedi aksine "ölü sayıları porpaganda için kullanıldı" gibi bu coğrafyada hiç hoş karşılanmayacak laflar etti.
Bunun dışında da adamı savaş suçlularıyla aynı safta gösteren pek çok haberi doğrudan yalanladı.
işin özü şu ki çarpıtmalara baş vurmadan da bu coğrafya da eleştirilebilir kendisi. illa çarpıtma ve yalanlardan kuvet alarak işi linç boyutuna çekmeye gerek yok.
-
Kullanıcı: hewit - 10.10.2010
Emir Kusturica-Terk-i Diyar
Emir Kusturica'nın söylediklerine bakınca savaş suçlarına karşı bir küçümseme söz konusu değil. olay tamamen müslüman bir aileden çıktıktan sonra hristiyan olup kendini sırp hissettiği ifadesi üzerine dönmektedir.
bir savaşta her tarafın suçlu olduğunu söylemenin onu bu noktaya getirdiği açık. zira herkes her popüler adamdan sadece bosnalılar öldürüldü, sırplar şeytan gibi laflar bekliyor. ancak bir savaş varsa, bu tip lafların geçerliliği yok. basın toplantısında söylemiş zaten: "sırpların yaptığı insanlık dışı eylemleri kınıyorum" diye. ben kendisi açısından onu savaş suçlularının safına ekleyecek bir argüman göremiyorum. sadece karşımızda genel kabulün dışında olan bir kişi var ve düşünmeye meyilli olmayan halkımız da bu genel tarzın dışındaki kişi üzerinden sömürülüyor.
murathan mungan ile ilgili bir bilgim yok ancak semih kaplanoğlu o denli aşağılık bir iş yapmıştır ki kelimeler yetmez. zaten katılamayacağı festivalden filmini çekmesi ne demektir? emir kusturica'nın geleceği zaten belliyken beyefendi tepkisini katılamayacağı kesinleşince göstermiş ve tepkisini tamamen provakatif basından yaptığı alıntılara dayandırmıştır.
ama nerede bu bay ikiyüzlüye doğru dürüst tepki koyacak kamuoyu, yok tabi.
-
Kullanıcı: hewit - 10.10.2010
Emir Kusturica-Terk-i Diyar
Elin adamının iç siyasete meze edilmesinden başka birşey değil. buralarda alışılageldik bir ikiyüzlülük örneği. emir kusturica'nın gerçekte söylediklerine de bu ülkedeki çoğu insan karşı çıkardı ancak bu karşı çıkış "sana katılmıyorum kusturica" aşamasında kalırdı. yalan ve provakasyonlarla bu tepki linç boyutuna çekildi ve bazılarının ufak oyunları için harcandı.
ancak kendisini devrimci olarak tanımlayan kusturica'nın (tam olarak neler olduğunu bilmiyorum antalya'da ancak) gitmemesi gerekirdi.
semih kaplanoğlu ise popülist davranmış, kaldı ki yapılan açıklamadaki detayları söylemediğini kusturica belirtti. maksat popülizm.
kusturica yugoslavya'da yaşamak isterdi sanırım bu yüzden buradakiler için uzak bir bakış açısı var.(bizim tanjevic de yugoslavya rüyasını belirtmişti, bu orada yaşamadan tam olarak yorumlayabileceğimiz bir durum değil) en azından savaşta herkesin suçu olduğunu söyleyebiliyor. kendisinin sırplara yakın olduğu zaten biliniyordu.
-
Kullanıcı: hewit - 10.10.2010
rezillik anları, anıları..
En birinci iyi aile çocuğu olaraktan kerhane kelimesinin anlamını 11 ya da 12 yaşına kadar bilememek. Bu kelimeyi "kalabalık yer" gibi bir anlama sahip sanmak.(çeşitli kullanılışları algımı şaşırtmış demek)
Tüm sülalenin toplandığı evde "kerhaneye çevirdiniz burayı" demek, üstüne bunun muziplik kategorisine gireceğini düşünüp neşeli karşılıklar beklemek.
kenara çekilmek...
-
Kullanıcı: hewit - 27.09.2010
Siyah-Beyaz
Siyah Beyazdan ziyade tüm sinema tarihinin en iyisi diye tanıtılabilecek bir film var. Ancak bu film kesinlikle sinemada izlenip kamera kullanımında nasıl ulaşılması zor bir zirve yapıldığı daha iyi idrak edilebilir. Belki ileride çeşitli festivallerde tekrar buraları ziyaret eder...
Soy Cuba
-
Kullanıcı: hewit - 16.09.2010