F
16 yıl önce
Manufactured Landscapes filmine yorum yazdı:
çeviriye başladım. yarına hazır olur. turkcealtazi.org dan takip edebilirsiniz.
Manufactured Landscapes filmine yorum yazdı:
çeviriye başladım. yarına hazır olur. turkcealtazi.org dan takip edebilirsiniz.
Ses filmine yorum yazdı:
Aslında çok iyi bir fikirle ve ortak çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkmış bir yapım.
Oyuncular harika, senaryo çok güzel ama bi tek yönetmende iş yok.
Şu çok değerli yönetmenimiz sayın Ümit Ünalmışın daha kaç filmi harcamasını izleyeceğiz?
Her seferinde çok güzel hikayeler ve iyi oyuncularla gelip bizleri meraklandırıyor sonrasında da hevesimizi kursağımızda bırakıyor.
Yine de ülkemizde çekilmiş gerilim filmleri arasında başka bi yana koyabileceğimiz, kötüler arasından bir iyi, ya da kötünün iyisi diyebiliriz film için.
Tarntinonun bir sözü var, iyi film yapmak için çok film izlemek yeterlidir diyor.
Bari bu tarz her filmde kullanılan bi kaç klişeyi al filme monte et de biz de arada ürkelim korkalım filan.
Ümit Beyin film yapmayı öğrenmesi için daha kaç film yapması gerekiyor? yada Ümit Ünalmışdan bir yönetmen olur mu?
İzlediğim filmlerinde hep birşeyler eksik
Ben beğenmedim.
Tavsiye de edemem, zaman kaybı.
Orjinal Yazı
Ken Park filmine yorum yazdı:
Its about several Californian skateboarders life and relationships with and without their parents.
Bu film hakkında çok şey duymuş ve izleme listeme almıştım. Liste o kadar büyük ki artık içinden oo piti piti diyerek film seçiyorum.
Şaka bi yana fragmanınından etkilenip de izlemeye karar verdiğim bi filmdi.
Tek söyleyebileceğim her yönüyle sıradışı bir film.
Holivudun sinemanın doğduğu yer olan avrupadan en büyük farkı her filme eğlence ve maddi (parasal) bi gözle bakması. Dolayısıyla gerçek sinema izleyicisi ister istemez avrupa ve uzakdoğu filmlerine kayıyor. Çünkü ancak buralardan çıkan filmlerde biraz samimiyet bulabiliyorsunuz.
Amerika, Hollanda ve Fransa ortak yapımı bu filmde yönetmenler Larry Clark ve Edward Lachman gerçekten de zor olanı başarmışlar.
Hep düşünmüşümdür, bi film %100 gerçek hayata uygun olsa, gerçekleri anlatsa nasıl olur diye. Hani o anca filmlerde olur dediğimiz türden sahneler olmadan mesela
Tamam böle düşünenler için belgeseller var git belgesel izle ... DevamıIts about several Californian skateboarders life and relationships with and without their parents.
Bu film hakkında çok şey duymuş ve izleme listeme almıştım. Liste o kadar büyük ki artık içinden oo piti piti diyerek film seçiyorum.
Şaka bi yana fragmanınından etkilenip de izlemeye karar verdiğim bi filmdi.
Tek söyleyebileceğim her yönüyle sıradışı bir film.
Holivudun sinemanın doğduğu yer olan avrupadan en büyük farkı her filme eğlence ve maddi (parasal) bi gözle bakması. Dolayısıyla gerçek sinema izleyicisi ister istemez avrupa ve uzakdoğu filmlerine kayıyor. Çünkü ancak buralardan çıkan filmlerde biraz samimiyet bulabiliyorsunuz.
Amerika, Hollanda ve Fransa ortak yapımı bu filmde yönetmenler Larry Clark ve Edward Lachman gerçekten de zor olanı başarmışlar.
Hep düşünmüşümdür, bi film %100 gerçek hayata uygun olsa, gerçekleri anlatsa nasıl olur diye. Hani o anca filmlerde olur dediğimiz türden sahneler olmadan mesela
Tamam böle düşünenler için belgeseller var git belgesel izle diyebilirsiniz ama ben inatla sinemanın özel durumlar dışında çok da hayattan kopmaması gerektiği kanaatindeyim.
Resimle ilgilenen herkesin aşağı yukarı bildiği bir konu vardır, pespektif. İlle de resmi yaparken adamların ellerini ayaklarını olması gerektiğinden büyük çizerler resim olduğu belli olsun diye yoksa neden resim yapılıyormuş ki, fotoğrafa benzermiş filan falan.
İşte bu film gerçek hayatın fotoğrafına benzemiş.
Hiç de öle sinemasal bir dil kullanayım, aman biraz görselleştireyim kaygısı olmadan ortaya on numara film çıkmış.
Tavsiye edilesidir. (Tabi yetişkinlere)
Orjinal Yazı ve Muhabbetin Devamı
Derin Gırtlak filmine yorum yazdı:
25.000 Dolar için 6 günde çekildi. Amerikan hükümeti izlemenizi istemedi. 23 Eyalette yasaklandı. 600.000 Dolardan fazla kazandırdı. Film endüstrisi tarihindeki en karlı yapımdı.
Bu belgesel acaba neden bahsediyor diye öğrenmek için önceden Deep Throat(1972) filmini izlemiştim. Filmin büyük başarı kazandığını da öğrenmiştim ama bu kadar çok şeyin başlangıcı olduğunu bilmiyordum. Belgeseli izledikten sonra anladım.
1972 yapımı filmin üzerinden giderek amerikadaki cinsel devrim hareketinin ve porno endüstrisinin nasıl doğduğunu anlıyoruz. Aslında sinemaya gidip açık seçik film izlemek isteyen insanlarla cinselliğin şimdiye kadar olduğu gibi tabu olarak kalması gerektiğine inan insanların aynı kişiler olması, watergate skandalı ile devrilmiş amerikan başkanının en büyük sansürcü başkan olarak filmin oyuncusunu 5 yıl hapse mahkum ettirmesi ve sonrasında gelişen diğer olayların hepsi de birbiriyle bağlantılı
hatta amerikada gazeteciler arasında bir deyim olarak kullanılan deep throat yan ... Devamı25.000 Dolar için 6 günde çekildi. Amerikan hükümeti izlemenizi istemedi. 23 Eyalette yasaklandı. 600.000 Dolardan fazla kazandırdı. Film endüstrisi tarihindeki en karlı yapımdı.
Bu belgesel acaba neden bahsediyor diye öğrenmek için önceden Deep Throat(1972) filmini izlemiştim. Filmin büyük başarı kazandığını da öğrenmiştim ama bu kadar çok şeyin başlangıcı olduğunu bilmiyordum. Belgeseli izledikten sonra anladım.
1972 yapımı filmin üzerinden giderek amerikadaki cinsel devrim hareketinin ve porno endüstrisinin nasıl doğduğunu anlıyoruz. Aslında sinemaya gidip açık seçik film izlemek isteyen insanlarla cinselliğin şimdiye kadar olduğu gibi tabu olarak kalması gerektiğine inan insanların aynı kişiler olması, watergate skandalı ile devrilmiş amerikan başkanının en büyük sansürcü başkan olarak filmin oyuncusunu 5 yıl hapse mahkum ettirmesi ve sonrasında gelişen diğer olayların hepsi de birbiriyle bağlantılı
hatta amerikada gazeteciler arasında bir deyim olarak kullanılan deep throat yani derin gırtlak da buralardan geliyor
Ben belgeselin ismine bakınca sadece bu filmden bahsedeceğini sanmıştım ama yetmişli yıllarda patlayan bu porno filmlerin en başından günümüze kadar geçen süreci anlatıyor. tabi amerikada 70lerde başlayıp seksenlerin başında çözülen bu olay etkisini on yıl arayla ülkemizde de gösteriyor. Türkiyede de önce fransız ve amerikan yapımlarıyla başlayan sonra yerli versiyonları da çekilen bu erotik film fırtınası aslında halkın ve devletin ikiyüzlülüğünü anlatıyor. amerikada hardporno olarak çekilen filmler oradan ülkemize gelinceye kadar değişime uğramış tabii ki, bizim kültürün kaldırabileceği seviyeye düşürülüp sadece belden aşağı şakalar ve biraz müstehçen konuşmalarla, kadınların sadece göğüslerinin göründüğü soft yapımlarla geçen seksenli yılların erotik filmleri hala bizim sinema tarihimizde bi yerlerde durmaktadır.
hatta bi filmdekki müstehçenliğe atıf yapacakları zaman hemen seksenli yılların erotik filmleri gibi lafını ağızlarına dolayıverir eleştiren kişiler.
tüm bu sahte duyarlılıklar ve savunmalar gerçekten de ikiyüzlülüğün daniskasıdır. amerikada sansürü savunan kadın hakları grupları, kilise ve devlet ile sanatı savunan karşı tarafın kavgası tam bi yalandan ibarettir.. çünkü yasaklandıkça daha çok ünlenen bu filme defalarca gidenler ile kiliseye para yardımı yapanlar ve o başkana oy verenler aynı kişilerdir..
orjinal yazı ve muhabbetin devamı
The Ghost Writer filmine yorum yazdı:
Roman Polanskiden bir şaheser daha..
Nasıl olurda bu filmin ismini Türkçeye çevirmezler anlayamadım, al işte ben çevirdim hayalet yazar diye oldumu bence oldu. herkes ingilizce bilmiyor ki ülkede. ben bu filmin dağıtıcı firması olsam asla böle kritik bi hata yapmazdım. hemde böle güzel bi film için..
Roman Polanski zaten önceki işleriyle kendini kanıtlamış mükemmel yönetmenlerden ve çok severim.
Filmi izlemeyi seçmemdeki en temel nedendi zaten, hiç konuya veya oyunculara bakmadan izledim ve gerçekten de beklediğim gibi yine harika bi filmle karşılaştım..
Konu anlatımı ve anlatım yönetimi bile okullarda ders olarak anlatılabilecek kadar harika bu yönetmen ve son filmi için son sözüm sadece izleyin ve görün demek olacak..
8/10
sonuç: kesinlikle tavsiye edilir..
orjinal yazı
Pers Prensi: Zamanın Kumları filmine yorum yazdı:
Aslına bakarsanız bu film benim kendi seçimim değil, bir yakınımın gel beraber izleyek diyerek beni izlemeye ittiği bir film diyebiliriz.
Filme gelirsek söylenecek o kadar da fazla bişey yok. Bilgisayarla ilgilenen herkesin bi süre oynadığı prince of persia oyunun sinemaya uyarlanmış hali ve oldukça başarılı. Kadro da sağlam özellikle de Ben Kingsley favorim..
Klasik holivud filmi diyebiliriz aslında, çok şey beklemeden güzel vakit geçirmek için iyi bi film.. bol bol görsel efekt ve aksiyon var, mutlu sonla da bitiyor e daha ne istiyelim
ben izlenebilir düşüncesiyle databasee 7/10 not verdim..
eğer böle vurdulu kırdılı aksiyon filmlerini seviyorsanız izlenebilir..
orjinal yazı
Sıfır Dediğimde filmine yorum yazdı:
Sıfır Dediğimde gerçek bir olaydan yola çıkarak farklı dünyaların kapılarını aralıyor.
Benim gibi psikolojiyi ile ilgilenenler ve sevenlerin mutlaka islemesi gereken bir yapım. Son zamanlarda çevrilmiş yerli yapımlar arasından birçok nedenle ayrılan bir film. Aşağıda alıntı olarak hikayesini paylaşacağım ama kısaca özetlemek gerekirse daha yapım aşamasında bile konuyla ilgili veya ilgisiz herkesden yorum & eleştiri alarak şekilverilmiş ve açılan bir web sitesi ile herşeyin kullanıcılar ile paylaşıldığı bir platform oluşturulmuş. bu daha önce görmediğimiz bişey..
ortaya çıkan sonuç da harika olmuş tabiyatıyla..
ayrıca bir başka Görkem Yeltan filmi daha.. oynadığı her rolü hakkıyla veren bu başarılı oyuncuyu takip etmekten zevk alıyorum. kendisi tebrik ediyorum çünkü başarı çabuk kaybedilen birşeydir. istikrarlı yürüyüşünde kendisine şans diliyorum..
Oktay Kaynarca için söylenecek birşey yok, iyi yapımlarda rol aldığında o da kendisine verilen rolün altından kalkmayı biliyor. Sadece ... DevamıSıfır Dediğimde gerçek bir olaydan yola çıkarak farklı dünyaların kapılarını aralıyor.
Benim gibi psikolojiyi ile ilgilenenler ve sevenlerin mutlaka islemesi gereken bir yapım. Son zamanlarda çevrilmiş yerli yapımlar arasından birçok nedenle ayrılan bir film. Aşağıda alıntı olarak hikayesini paylaşacağım ama kısaca özetlemek gerekirse daha yapım aşamasında bile konuyla ilgili veya ilgisiz herkesden yorum & eleştiri alarak şekilverilmiş ve açılan bir web sitesi ile herşeyin kullanıcılar ile paylaşıldığı bir platform oluşturulmuş. bu daha önce görmediğimiz bişey..
ortaya çıkan sonuç da harika olmuş tabiyatıyla..
ayrıca bir başka Görkem Yeltan filmi daha.. oynadığı her rolü hakkıyla veren bu başarılı oyuncuyu takip etmekten zevk alıyorum. kendisi tebrik ediyorum çünkü başarı çabuk kaybedilen birşeydir. istikrarlı yürüyüşünde kendisine şans diliyorum..
Oktay Kaynarca için söylenecek birşey yok, iyi yapımlarda rol aldığında o da kendisine verilen rolün altından kalkmayı biliyor. Sadece mafya babası değil, bir köleyi de gayet rahat oynar..
Filmde aslında en dikkat çeken isim Damla Tokel, kendisi profosyonel tiyatro eğitimi almış ve daha önce sinema deneyimi yok. Ben kendisini bu ilk rolünde çok başarılı bulmadım ama belki ilerde daha iyi işler yapacaktır..
Ben database notunu düşük bularak yükselmesi için 8/10 not verdim ama aslında 7/10 eder..
Filmde özellikle hem korku öğelerinden hemde cinsellikten kaçmışlar ki herkes izleyebilsin, devlet sinemalarda yaş sınırı koymasın diye. Aslında hikaye güzel ve aynı hikaye holivud yapımı olsaydı çok tutardı. çünkü kelebek etkisi tarzı bi film olmuş..
Orjinal Yazı
Kelebek ve Dalgıç filmine yorum yazdı:
Gerçekten ilham veren ve farklı bi film izlemek isterseniz buyrun..
İnsanın tüm hayatını sorgulamasına ve kendi geçmişiyle hesaplaşmasına olanak sağlayan bi film. Oyuncular kesinlikle harika. Özelliklede Fransız oyuncu Emmanuelle Seigner filmin bir başka izlenesi yanı.
Gerçek bir yaşam öyküsünün de anlatılıyor olması zaten ortaya iyi bir film çıkacağı izlenimini yaratmıştı bende..
izledikten sonra da anladım ki gerçek hayattan alınan öyküler daha bi etkili oluyor..
Kesinlikle izlenmesini tavsiye ederim. Bu arada filmi izlemeden önce medilleri hazır edin..
8/10 olarak oy kullandım.
Oskara 4 dalda aday gösterilmiş olması vehiç oskar alamamış olması tamamen akademinin sorunu.. artık onları takan da kalmadı zaten. yılda bir defa kırmızı halıydı filan güzel eğleniyorlar ama festivallerdeki özen oskarda yok malesef..
orjinal yazı
Islık Çalmak İstersem, Çalarım filmine yorum yazdı:
Afişini çok beğendiğim filmlerden, benim izleme nedenim Berlin film festivalinde (Berlin International Film Festival) 3 adaylık ve 2 ödül kazanıp beğenilmiş olmasıydı. Festival filmi dedik hadi izleyelim dedik..
Bi kere Romanya Sineması aldı başını gidiyor bunu anlamamız lazım. izlediğim her romanya yapımı film öle yada böle farklı filmlerdi. Bu tarz filmleri izlediğinizde açıkça holivud filmlerinden farklı olduğunu görebiliyorsunuz. Sanırım bu fark da biraz samimiyet farkı..
Film kısa bi zaman diliminde geçiyor ve bi hapishane filmi..
benim kişisel görüşüm izlenebilesi bi film ama seyretmediğinizde öle çok şey kaçırabileceğiniz bi film de değil.
7/10 olarak oy kullandım.
Orjinal Yazı