1 yıl önce
Not Defteri filmine yorum yazdı:
Aşk ve Dostluk filmine yorum yazdı:
Filmin tiyatral bir havasının olması ve karakterlerin en başta tıpkı bir romanmışçasına tek tek tanıtılması birer cümleyle... izleyin bir şey kaybettirmez aksine sinema birikiminize bir şeyler daha katar.
Sessiz Çığlık filmine yorum yazdı:
Yani, dağınık kurgu seviyorsanız izlenesi bir film. Fakat Trier'ın Thelma filmi yanında zannedersem buna film bile dememeliyim. on üzerinden puan ver derseniz: 4/10
Mavi En Sıcak Renktir filmine yorum yazdı:
Varoluşsal Sancılar ve Cinsellik
Jean Paul Sartre'nin varoluşçuluğunu, kendini var edebilme konusunu derinliğiyle işlemeye çalışan bir eser. İnsan tercihleriyle var olur. Ve eğer tercihleri bireysel benini yansıtıyorsa kendini gerçek manada var etmiş olur. Hayat, çeşitlilik ve bu çeşitililiğin kendisiyle beraber getirdiği karmaşıklıklarla doludur. İnsanoğlu hayatı anlamlandırmak için (en moderni ve özgürlükçüsü bile...) tabular kurar ve o tabulara inanır. Ona göre yaşamın merkezi kurduğu tabulardır. Çünkü varoluş özden önce gelir Sartre'a göre. Yani insan veya kişioğlu evvela varolur daha sonra benliği veya özü şekillenir.
Diyebilirsiniz ki bunları neden anlatıyorum? Filmde lezbiyen ilişkisi yaşayan ve filmin merkezinde yer alan genç yaşta iki kızın var olduğunu görüyoruz (Ema ve Adle). Bunlar bir arayış içerisinde toplumda kendi bireysel varlıklarını ve tercihlerini sorgulamaktalar. Bunu yaparken bir tanesinin yani Ema'nın entelektüel bir tav ... DevamıVaroluşsal Sancılar ve Cinsellik
Jean Paul Sartre'nin varoluşçuluğunu, kendini var edebilme konusunu derinliğiyle işlemeye çalışan bir eser. İnsan tercihleriyle var olur. Ve eğer tercihleri bireysel benini yansıtıyorsa kendini gerçek manada var etmiş olur. Hayat, çeşitlilik ve bu çeşitililiğin kendisiyle beraber getirdiği karmaşıklıklarla doludur. İnsanoğlu hayatı anlamlandırmak için (en moderni ve özgürlükçüsü bile...) tabular kurar ve o tabulara inanır. Ona göre yaşamın merkezi kurduğu tabulardır. Çünkü varoluş özden önce gelir Sartre'a göre. Yani insan veya kişioğlu evvela varolur daha sonra benliği veya özü şekillenir.
Diyebilirsiniz ki bunları neden anlatıyorum? Filmde lezbiyen ilişkisi yaşayan ve filmin merkezinde yer alan genç yaşta iki kızın var olduğunu görüyoruz (Ema ve Adle). Bunlar bir arayış içerisinde toplumda kendi bireysel varlıklarını ve tercihlerini sorgulamaktalar. Bunu yaparken bir tanesinin yani Ema'nın entelektüel bir tavır sergilediğini görüyoruz. Toplumdaki yerini ve tercihlerini sanat, felsefe gibi uğraş alanlarından ve kendi üretimlerinden belirlediğini ve yaşamını ona göre şekillendirdiğini görüyoruz. Diğer tarafta henüz ergenlik çağında yaşamı yeni yeni kavrıyor diyebileceğimiz Adle var ki onun entelektüel bir tavırdan oldukça uzak olduğunu görüyoruz. Adle tamamen iç güdüleriyle hareket etmekte, mesleğini ve cinsel tercihini ona göre seçmektedir. Dışardan bir gözle değerlendirdiğimiz zaman iki karakterin de ideal olanı yakalamış olduğunu ve kendilerini var edip mutluluğa ya da geçici anlamda bir avuntuya ulaştıklarını görüyoruz. Fakat hayat onlara hissettikleri kadar cömert davranmamaktadır. Zaman ilerledikçe ikisi de (bilhassa Adle) oldukları konumu içten içe sorgulamaya başlarlar. Bu bir buhranı doğurur. Bu buhran onları yeni tatlar denemeye sürükler. Ve Adle'in zaman içinde biseksüel bir yapıya evrildiğini gözlemliyoruz. Ema ise sanatsal bir buhranla boğuşmakta ve "entelektüel sorunsal" diyebileceğimiz bir boşluk yaşamaktadır. Bütün bunlar onların ilişkisinin bitmesine zemin hazırlamıştır diyebiliriz. Aslında onların ilişkisi kendilerine geçici olarak buldukları bir kimlikten öteye geçememiştir. Geçici bir kimlik... Bu yüzden ilişkide sarsıntılar olmuş ve ikisinin hareket noktası farklı olduğu için ayrılık kaçınılmaz olmuştur.
Aradan üç ya da dört yıl geçtikten sonra durumların değiştiğini söylemek mümkün. Ema, yaşadığı sanatsal buhranı bir resim galerisinde resimlerini sergilemeyi başararak -kısmen- atlatmıştır. Çünkü, belli bir ideal peşinde koşmakta ve bu ideali sanat ve felsefe gibi dallarla entelektüel bir dokuyla süslemektedir. Bu açıdan bakılınca Ema'nın yaşam yolunda attığı adımlar hem daha olgun hem de daha sağlamdır. Fakat her ne kadar Ema entelektüel bir doyuma ulaşmışsa da insanın var oluşunu tamamlayan unsurlar arasında cinsellik ve duygulanımlar da vardır. İşte Ema, Adle ile olan ilişkisini bitirerek bu unsurlardan mahrum kalmıştır. Bu da son çizdiği resimlere yansımaktadır. Yani aslında sanatında bile entelektüel olgunluğa ulaşma yolunda çekilen sorunlar kendini bilinçsizce göstermektedir. Çünkü var oluş bir sistematik gibidir. O sistematikten eksik olan her unsur mutlaka bilinç düzeyinde ya da bilinç dışı düzeyde kendini gösterecektir.
Adle'e gelirsek... Aradığı kimliği geçici olarak cinsellik ve duygular temelinden bulduğu için filmde Adle'e sonsuz bir huzursuzluk çizilmiştir. Çünkü Adle'in bu boşluktan kurtulması için Ema gibi bir entelektüel uğraşı yoktur ve Adle'in kimlik bilinci daha zayıftır. Yukarda da ifade ettiğim gibi cinsellik ve duygulardan oluştuğu için filmde daha zayıf bir kimlikmiş gibi yansıtılmıştır. Yaşama karşı duruş sergilemek sadece bir tercih yapmakla sınırlı değildir. Önemli olan bu tercihler doğrultusunda üretken olabilmektir. Nitekim filmin bir sahnesinde Ema'nın Adle'e başarılı olduğu edebiyat alanında eserler vermediği için serzenişte bulunduğunu görüyoruz. Ve ilginç olan şudur ki o sahnede Ema "üretmek" olgusunu "mutluluk"la bağdaştırmaktadır. Ama Adle henüz o entelektüel bilince sahip değildir. Hatta film bitene kadar bile o düzeye ulaşamamaktadır. Bu durum Adle'i sonsuz bir buhrana sürüklemektedir. Çünkü dışa vuracağı yani var oluşunun eksikliklerini ya da yapısını anlatacağı herhangi bir eser vererek içini dökme yoluna gitmez. Bütün sorunlarını içine atmakta kendi kendine yaşamaktadır. Bu, Adle'i adım adım hastalıklı bir yapıya doğru sürüklemektedir. Belli bir zaman sonra Adle artık cinsel tercihsizlik gibi bir durumla karşılaşacaktır. Nedir cinsel tercihsizlik? Yani ne kızlara ne de erkeklere karşı duygusal yahut cinsel herhangi bir tavır takınamayacaktır. Çünkü zihinsel anlamda bir hastalık geçiriyor olmasının yanında aynı zamanda hormonal bir hastalıkla da baş başa kalmıştır. Filmin son sahnesinde tek başına Adle'in sokakta ağır adımlarla yürüyüp evine gittiğini görüyoruz. Bu durum onun sonuçsuz kaldığının bir göstergesidir. Yani içinde yaşadığı ruhsal sorunların dışavurumu fiziksel yalnızlık olarak kendini göstermektedir ki filmde bu konu çözüme kavuşturulmamış, yarıda bırakılarak bir "yönetmen tavrı" ortaya konmuştur.
Filmdeki Mekanların Seçimi
Filmdeki mekanların oldukça özenli bir şekilde seçildiğini görüyoruz. Noah’ın mavi pancurlu beyaz bir eve dönüştürdüğü ev, evin yakınındaki göl, doğal alanlar, kasaba ve diğer bütün mekanlar gerçekten de büyük bir ustalık ve incelikle seçilmiş diyebiliriz. Mekan seçiminin başarılı olması oldukça önemli nitekim bir sinemada tıpkı tiyatroda olduğu gibi üç birlik kuralı geçerlidir. Bunlar mekân-zaman-olay'dır. Bu üç unsurun yapısal ilişki açısından birbiriyle uyumu önemlidir. Bununla birlikte, bunların tek başına niteliklerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu anlamda değerlendirildiği zaman mekan seçimleri başarılıdır demek mümkündür.
Dekorasyon ve Kostümler
Filmdeki dekorasyon ve kostümler de tıpkı mekân gibi başarılıdır. Bütçe sorunu yaşamamış bir Hollywood filmi olduğu kendini belli ediyor. Özellikle oyuncuların dönemin ruhunu yansıtan tarzda giydirilmiş olması benim gözümde oldukça başarılı bir iş. Çü ... Devamı
Filmdeki Mekanların Seçimi
Filmdeki mekanların oldukça özenli bir şekilde seçildiğini görüyoruz. Noah’ın mavi pancurlu beyaz bir eve dönüştürdüğü ev, evin yakınındaki göl, doğal alanlar, kasaba ve diğer bütün mekanlar gerçekten de büyük bir ustalık ve incelikle seçilmiş diyebiliriz. Mekan seçiminin başarılı olması oldukça önemli nitekim bir sinemada tıpkı tiyatroda olduğu gibi üç birlik kuralı geçerlidir. Bunlar mekân-zaman-olay'dır. Bu üç unsurun yapısal ilişki açısından birbiriyle uyumu önemlidir. Bununla birlikte, bunların tek başına niteliklerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu anlamda değerlendirildiği zaman mekan seçimleri başarılıdır demek mümkündür.
Dekorasyon ve Kostümler
Filmdeki dekorasyon ve kostümler de tıpkı mekân gibi başarılıdır. Bütçe sorunu yaşamamış bir Hollywood filmi olduğu kendini belli ediyor. Özellikle oyuncuların dönemin ruhunu yansıtan tarzda giydirilmiş olması benim gözümde oldukça başarılı bir iş. Çünkü özellikle bunun gibi geçmişten bir zaman dilimini yansıtan filmlerde dekorasyonu ve kostümleri doğru seçmek son derece detay gerektiren önemli bir iştir.
Filmin Konusu
Konusu itibariyle bana göre son derece klişe bir film. Zengin, kültürlü kız ve fakir oğlanın aşkı. Ve buna karşı çıkan ebeveynler. Belki binlerce defa şahit olduğumuz bir senaryo. O yüzden üzerinde pek durmaya gerek diye düşünüyorum.
Sinematografi
Filmde en beğendiğim noktalardan biri sanırım kamera merceğinin seçimi ve görüntü renklendirmesi oldu diyebilirim. Dönemin ruhuna uygun bir renklendirme işlemi uygulanmış. Ne çok koyu ne de çok açık tonlarla karşılaşıyoruz. Genel anlamda olması gerektiği gibi. Fakat sadece Noah ile Allie’nin hastane/huzurevi sekanslarında (özellikle son bölümlerde) modern dönemi yansıtıyormuş gibi bir renklendirme ve mercek tonu var. Ya da bilmiyorum belki de bana öyle gelmiştir. Ancak bunun dışında sinematografik açıdan genel anlamda oldukça başarılı diyebilirim.