11 yıl önce
A Ay filmine yorum yazdı:
Metaforlardan, sembollerden, Antonyonilerden, David Lynchlerden bezmiş bir sinema seyircisi iseniz bu filmden uzak durun, hatta kaçın!
A Ay filmine yorum yazdı:
Metaforlardan, sembollerden, Antonyonilerden, David Lynchlerden bezmiş bir sinema seyircisi iseniz bu filmden uzak durun, hatta kaçın!
Beş Kardeş dizisine yorum yazdı:
Melike isimli kız çocuğu korku filmlerinden fırlamış gibiydi. Şöyle sevimli başka bi çocuk bulamamışlar mı diye düşünmedim değil.
Gerisi güzel dizi, sosyal mesajlar, kaliteli espriler falan iyiydi. Fakat o kız neydi öyle yahu; iticilik kumkuması, ııyyy sevimsiz...
Yenilmezler: Ultron Çağı filmine yorum yazdı:
Safi efekt, görsellik. En acınası karakter Captain America gibi geldi bana. Ne iş yaparsın olm sen la?
24 dizisine yorum yazdı:
Aynı konuyu 1 sezona, yani 24 saate, yani 24 bölüme sündürebilmek bayağı çaba gerektiriyor. Haliyle 17-18 bölümde 1 tabur ajanla zor zahmet yakaladığın teröristi bir kaç düşmanın saldırısıyla salakça bir daha elinden kaçırmak, tekrar yakalamak için 3-5 bölüm daha kasmak ve 24 bölümün sonunda olayı bitirmek bayıyor da bayıyor. Mübarek dizi tamam heyecanlı, sürükleyici falan ama koskoca(?) CTU ajanları bu kadar şabalak olabilir mi yahu? Sözgelimi Jack Bauer’in kızını korumak için evine 3 ajan gidiyor, 1 tane düşman gelip o evde 3 ajanı da keklik gibi avlayıp kızı kaçırabiliyor. Ama iş Jack Bauer’e geldiğinde yapabileceklerin sınırı yok tabii. Yersen...
Başladığıma pişman olduğum, fakat bir türlü de bırakamadığım allah kahretsin ki bulaşıcı hastalık gibi yakama yapışan sürükleyici ama Amerikan propagandasının dibine vuran saçma sapan ama başarılı dizi.
Tavsiyemi istiyorsanız söyleyeyim: Hiç bulaşmayın...
Sevmek Zamanı filmine yorum yazdı:
Müzikleri bile yeter; siyah beyazın hüznü, sürekli yağan yağmurla başlayan film, bana yağmuru ne kadar sevdiğimi hatırlattı.
Ve şu replik; "Ben senin resmine aşığım. Resmin sen değilsin ki; resmin benim dünyama ait bişey. Ben seni değil, resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün düşüncelerimi yıkarsın. Ben senin resmine değil de, sana aşık olsam ne olacaktı; belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme, belki de alay edecektin sevgimle. Halbuki resmin bana dostça bakıyor, iyilikle bakıyor ve ebediyyen bakıcak. Hayır benimle resminin arasına girme, istemiyorum seni. Ben senin yalnız resmine aşığım."
Her ne kadar filmin sonu çok daha vurucu olabilirdi desek de, teknik imkansızlıklardan doğan bazı hatalar, eksiklikler varsa da, zamanını göz önüne aldığınızda Türk filmlerinin en önemlilerinden; bir klasik. Arşivlik. 85/100
Da Vinci's Demons dizisine yorum yazdı:
Dünyanın görüp göreceği en büyük dahilerden Da Vinci'nin adeta esrarkeş bir soytarıya döndürüldüğü bir dizi. Başrol hiç uymamış. Resim sanatı namına çok az şey var. İndiana Jones tadında bir macera filmi olmuş adeta. Da Vinci'nin özellikle sanat yönünü görmek umudu taşıyanlardansanız hayal kırıklığı yaşayacaksınız.
Biraz cinsellik, çokça dalavera, saray entrikaları, iktidar savaşı, macera, bir tutam ilginç buluş, çok az resim ve sanat; işte da Vinci's Demons.
Macera ve görsellik hatırına: 7/10.
Paris'te Son Konser filmine yorum yazdı:
Bu filmi ciddi ciddi müzik+orkestra eleştirisine döndürenleri gördüm ya, ölsem de gam yemem artık. :)
Film bir komedi filmi yahu; içinde hüzün de olan, katı sovyet rejimine giydirmeler yapan, duygusallık da barındıran, klasik müzik merkezli şahane bir komedi alooo...
Sadece müzikleri için bile izlenir. Melanie Laurent'ın güzelliği de cabası.
Başucuma aldım: 8/10
Five Minutes of Heaven filmine yorum yazdı:
Hangi aklıbaşında anne, aniden ortaya çıkıp 3 kurşunla abisini öldürüp kaçan maskeli bir katili durdurmadın diye 8-10 yaşlarındaki çocuğunu suçlar, "onu sen öldürdün" diye ona saldırır, onu dışlar ve sonunda vicdan azabından kafayı yemesine sebep olur?
Böyle mantık dışılıklarla başlayan filmlere bir türlü ısınamıyorum, filmin içine girmekte zorlanıyorum. Ne gerek var böyle saçma sapan senaryolara acaba?