B
12 yıl önce
Yıldızlararası filmine yorum yazdı:
Öteki filmine yorum yazdı:
golyadkin'i bilmeyenlerin çok da seveceğini sanmıyorum. sevdiklerini sanıyorlarsa film hakkındaki sezgilerini sevmişlerdir. doğru dürüst anlamamışlardır. Golyadkin'den yola çıkılıp uyarlanmış evet ama çıkış noktası, filmin ruhu, atmosferi aslında hep Dostoyevski'nin Golyadkin'i. bu nedenle kitabını okumadan filmini sevenler "aaa filmin kitabı da varmış" bölümünde sınıfta kalacaklardır.
Kill Your Darlings filmine yorum yazdı:
nedense ilk gördüğümde sırf adını beğendiğim için açıp trailer'ını izlediğim, sonra konusunu okuyup ilgimi çektiği halde sırf Daniel Radcliffe'e olan antipatim sebebiyle şu güne kadar izlemediğim film. Ruh halime uyacak film ararken tekrar karşıma çıktı ve bu sefer izlemeliyim dedim. iyi ki de demişim. filmin ilk 3 dakikasını izledikten sonra filmi durdurup bi yarım saat duvara baktım. heralde son zamanlarda filmlerden aklımda kalan en etkileyici sözler bunlar olacak.
o sözleri merak edenler için filmi izlemelerini öneririm. ama yine de spoiler uyarısı altında vereceğim ( yine de filmde daha en baştan saran ruh haliyle izlenmesini tavsiye ederim.)
bazı şeyleri bir kere sevdiğiniz zaman sonsuza kadar sizin olurlar
ve eğer gitmelerine izin verirseniz sadece dönüp dolaşıp size geri dönerler
kimliğinizin bir parçasını oluştururlar
ya da sizi mahvederler
Düşman filmine yorum yazdı:
dün akşam oturduk sevgilimle izledik. normalde yorum yapmamız gerekirken ikimiz de bir türlü söze başlayamadık. açık konuşmak gerekirse bi mok anlamamıştık. Jose Saramago'dan bahsettik onun yerine. Sonra zten böyle kesin bir son, net bir mesaj içeren filmlerin çok iyi olmadığını, böylesinin daha iyi olduğunu söyleyip teselli bulduk.
ama içimizi kemiriyordu yorum yapmamak. sarıldık birbirimize ve ona "böyle zor zmanlarda birbirimize destek olmalıyız" dedim. sonra tadımız kaçtığı için ikimiz de yatıp uyumak istedik. birbirimize sırtımızı döndük ama ikimiz de uyumadığımızı biliyorduk. kafamızda filmi etüt ediyorduk. sonra sevgilim sarıldı ve şöyle dedi: "bardamu'cum boşver hem bak dostoyevski ne demiş: her şeyi fazlasıyla anlamak hastalıktır." işte sevgilimin bu sözü sonrası gerçekten ikimiz de rahatladık ve birbirimize sarılıp uyuduk.
Kramer Kramer'e Karşı filmine yorum yazdı:
ebeveynlerin ayrılığının çocuk psikolojisindeki etkilerini görmek için yararlı bir film. ayrıca tarafarın zamanınd birbirini seven insanlardan nasıl düşmna dönüştüklerini de görebiliriz.
bu arada Mr. Kramer'ın en çok kullandığı kelime "terrific" tir. nedense ben de bu kelimeyi çok kullanırım. ilk kullandığı andan itibaren ilgimi çekti ve zaten bol bol da kullandı.
filmin başlarında merly streep'in canlandırdığı Joanna karakterine biraz olsun hak vermiştim. en azından mutsuz bir evliliin içinde yok oluşunu düşndüğümde. ama sonrasında yaptıkları onu kızılcık sopasıyla dövme isteği uyandırdı. ayrıca o kararsızlığı, dava açıp, sonra kazanıp vazgeçmesi adamı ve çocuğu yıpratmaktan başka ne işe yaradı? i
nsanlar problemler yaşayabilirler, kararsız kalabilirler. ma u kararlar çevrelerindekileri hele ki çok sevdiklerini iddia ettikleri çocuklarını etkiliyorsa biraz dha dikkatli düşünmeleri gerekmez mi sanki?
Ciddi Bir Adam filmine yorum yazdı:
coen kardeşlerin filmlerinde alışık olduğumuz başa sarma, döngüsel olarak devam etme, sonuca varmama hali yine devam ediyor. ve bu da onların filmlerini neden sevdiğimi bana bir kez daha hatırlatıyor.
shrödinger'in kedisini anlattığında aslında öğrenciden gelen parayla bağlantısı kurulmalı. yani öğrencinin paryı bıraktığını görmedik. kutunun içindek kediyi gözlemlemediğimi gibi. aynı manda eğer parayı bıraktığını görseydik slında parayı bırakmamış olurdu. ama paraın orda olması bunu orayaöğrencinin koydupu nlamına gelme. yani kedinin durumuyla flasıyla benzerlik gösterir. filmde dinin içi boşluğu da gösteriliyor. ve aslında kimsenin "hiçbir şey" yapmdığı da.
ayrıca film sırf jefferson airplane çalıyor diye bile sevilebilr. bkz. somebody to love
bir de şu var ki, şu an için solucan deliğinden veya karadelikten geçilmiş değil. nedense oraya takılıyor insanlar, oo süper filan diye. hatta varsayımların ötesinde konuşamıyoruz bile henüz.
başka bir gezegende hayat olma olasılığı ise yüksek, evrenin büyüklüğü düşünülecek olursa.
yer çekimin zaman algısına etkisi zaten çok önceden bulunmuş bir şeydi ama bunun noktasal bazda uygulanabilmesi için öncelikle kütle çekiminin ayrı olarak hesaplana ... Devamı
bir de şu var ki, şu an için solucan deliğinden veya karadelikten geçilmiş değil. nedense oraya takılıyor insanlar, oo süper filan diye. hatta varsayımların ötesinde konuşamıyoruz bile henüz.
başka bir gezegende hayat olma olasılığı ise yüksek, evrenin büyüklüğü düşünülecek olursa.
yer çekimin zaman algısına etkisi zaten çok önceden bulunmuş bir şeydi ama bunun noktasal bazda uygulanabilmesi için öncelikle kütle çekiminin ayrı olarak hesaplanabilecek bir hazimsel bütünlükten bahsetmemiz gerekir. bu da başka bir gezegende kendi kütlesi ve hızı bakımından mümkün olurken, kendi gezegenimizde yer çekiminde değişiklik yapabilmemiz biraz kurgu, fantastik bir yönelim.
filmde en ok rahatsızlık veren noktai duygusal sahnelerin dozunun fazla aşılmış olmasıydı. babasından kopamayan kız ilk başlarda sıktı. sonradan dönüş olayını tamamen buna bağlamayı başarsa da film, sanki gişelere oynamış gibi bir izlenim yarattı.
filmde insanlar çıkınca geçmişe mi gitti adam lan, çocuğunu gördü filan derlerse şunu da belirtelim. geçmiş değil, paralel bölünmelerin olduğu zamansızlığa geçti. yan zaman tek bi andan ibaret ve hepsi boşlukta asılı kalıyorlar gibi bir teori bu. paralel evrenler değil tam olarak. orada tercihlere bağlı bölünmeler söz konusudur. ama şunu söyleyelim ki teknik olarak geçmişe gidebilme ihtimali fantezi olarak bile olsa mümkün değildir bilimde. sadece geleceğe gidebilme adına söylenebilen bir şeyi söylmiş film ve kütle çekimine vurgu yapmış. yani başka bir gezegen, solucan deliği veya karadelik kendi yerçekimine ve zaman algısına sahiptir. ve eğer bizim gezegenimizden daha hızlı ve daha kütleli bir oluşumdan bahsediyorsak zaman orada daha yaaş geçer. yani oraya gittiğinizde 10 dakika geçtiğini hissedersiniz. siizn için gerçekten de 10 dakika geçmiştir, ama dünyada 7 yıl geçmiş olabilir. sizin hissettiğiniz sadece 10 dakika olduğu için biyolojik olarak da sadece 10 dakika geçmiş olacaktır. bu nedenle sizin için 1 ay geçtiğinde dünyada 100 yıl geçmiş olabilir ( bu tamamen bulundupunuz yerin zaman ve kütle çekimine bağlı) öyle olunca uzaya gitmiş ve dünya amanıyla orada 500 yıl kalmış birisi aslında geleceğ gitmiş olacaktır. ama asla bir daha uzaya gitmeden önce gördüğü, tanıdığı kişileri bulamayacaktır. anca mezar taşlarını bulabilirse bulur. olay bundan ibaret aslında.