İyi/Kötü bir film demek dahi spoiler sayılacağı için, filmin yaşattığı hisler hakkında olan görüşümü gizli ibare altında ekleyeyim.
Bir ihtimal iç sıkıntısından ya da pek muhtemelen aylak aylak bakınırken yanlışlıkla girdiniz bu yazının içine, tıpkı bu filmdeki asıl karakterin bir anda kendini bulduğu bir dünya gibi. Felsefe tarihinde bu sorgunun içine düşmeyen ya da bu düşünceyi aklının ucundan geçirmemiş bir insan bulamayız herhalde; insanın dünyaya bir anda gökten düşer gibi kendisine yabancı olan bir yaşamın içine düştüğü hissi. Her şeyin sen olmadan önce kurgulanmış ve senin varlığının ya da yokluğunun bu kurgu bu düzen içinde bir şeyi değiştirmediği. Ve Camus’nun yabancılaşma tarifi. Bu kurguda yerinin olmadığı ve ancak rol yaparak bu oyunda devam edileceği ve devam edenlerinde rol yaptığı bir dünya bu film. Düzenin ve koruyucuları tarafından sorunsuz bir dünya yaratma çabasını, her şeyin formülize edildiği bu formüllere göre yaşamayanlar... Devamı
İyi/Kötü bir film demek dahi spoiler sayılacağı için, filmin yaşattığı hisler hakkında olan görüşümü gizli ibare altında ekleyeyim.
Bir ihtimal iç sıkıntısından ya da pek muhtemelen aylak aylak bakınırken yanlışlıkla girdiniz bu yazının içine, tıpkı bu filmdeki asıl karakterin bir anda kendini bulduğu bir dünya gibi. Felsefe tarihinde bu sorgunun içine düşmeyen ya da bu düşünceyi aklının ucundan geçirmemiş bir insan bulamayız herhalde; insanın dünyaya bir anda gökten düşer gibi kendisine yabancı olan bir yaşamın içine düştüğü hissi. Her şeyin sen olmadan önce kurgulanmış ve senin varlığının ya da yokluğunun bu kurgu bu düzen içinde bir şeyi değiştirmediği. Ve Camus’nun yabancılaşma tarifi. Bu kurguda yerinin olmadığı ve ancak rol yaparak bu oyunda devam edileceği ve devam edenlerinde rol yaptığı bir dünya bu film. Düzenin ve koruyucuları tarafından sorunsuz bir dünya yaratma çabasını, her şeyin formülize edildiği bu formüllere göre yaşamayanların, farklı düşünenlerin hatta farklı hissedenlerin bile bu düzen koruyucuları tarafından cezalandırıldığı, sistem tarafından sürekli pompalanmaya devam edilen her şey yolunda, herkes mutlu sloganları Aslına bakarsanız farklı düşünen insanlar dışında yani sisteme ayak uydurmayı reddeden insanlar dışında bi sorun yok, geri kalanlar ise tıpkı saatin içindeki mekanizma gibi sorunsuz hareket ediyorlar ve en özel anlarını bile hissizce bir makine gibi yaşıyorlar. Ama bu yaşananların hiçbir gerçekliği yok. Yaşamlarımızın gerçekliğini gösteren şeyler çelişkiler ve sorunlardır. Diğer türlüsü ise ırmağın akışıyla ilerlemektir sadece. Kaos olması gerekendir. Size bu filmin propagandasını yapmak değildir niyetim sadece yaşadığımız hayatla bağlantısını göstermek. Şöyle anlatayım; nasıl yaşamamıza başkaları karar veriyor. Saçımızın şekline, giyimimize, vücudumuza ve yüzümüze farklı olacaksa bile onların istediği bir şekilde farklı oluyoruz ya da bu farklılık sermayeye açılarak bunun üzerinden para kazanılıyor. Sisteme dair en küçük isyanımız diğerleri tarafından bastırılıyor farklı düşünceler ve hisler dışlanıyor, tüketiliyor, yok ediliyor.
Bir ihtimal iç sıkıntısından ya da pek muhtemelen aylak aylak bakınırken yanlışlıkla girdiniz bu yazının içine, tıpkı bu filmdeki asıl karakterin bir anda kendini bulduğu bir dünya gibi. Felsefe tarihinde bu sorgunun içine düşmeyen ya da bu düşünceyi aklının ucundan geçirmemiş bir insan bulamayız herhalde; insanın dünyaya bir anda gökten düşer gibi kendisine yabancı olan bir yaşamın içine düştüğü hissi. Her şeyin sen olmadan önce kurgulanmış ve senin varlığının ya da yokluğunun bu kurgu bu düzen içinde bir şeyi değiştirmediği. Ve Camus’nun yabancılaşma tarifi. Bu kurguda yerinin olmadığı ve ancak rol yaparak bu oyunda devam edileceği ve devam edenlerinde rol yaptığı bir dünya bu film. Düzenin ve koruyucuları tarafından sorunsuz bir dünya yaratma çabasını, her şeyin formülize edildiği bu formüllere göre yaşamayanlar ... Devamı
Bir ihtimal iç sıkıntısından ya da pek muhtemelen aylak aylak bakınırken yanlışlıkla girdiniz bu yazının içine, tıpkı bu filmdeki asıl karakterin bir anda kendini bulduğu bir dünya gibi. Felsefe tarihinde bu sorgunun içine düşmeyen ya da bu düşünceyi aklının ucundan geçirmemiş bir insan bulamayız herhalde; insanın dünyaya bir anda gökten düşer gibi kendisine yabancı olan bir yaşamın içine düştüğü hissi. Her şeyin sen olmadan önce kurgulanmış ve senin varlığının ya da yokluğunun bu kurgu bu düzen içinde bir şeyi değiştirmediği. Ve Camus’nun yabancılaşma tarifi. Bu kurguda yerinin olmadığı ve ancak rol yaparak bu oyunda devam edileceği ve devam edenlerinde rol yaptığı bir dünya bu film. Düzenin ve koruyucuları tarafından sorunsuz bir dünya yaratma çabasını, her şeyin formülize edildiği bu formüllere göre yaşamayanların, farklı düşünenlerin hatta farklı hissedenlerin bile bu düzen koruyucuları tarafından cezalandırıldığı, sistem tarafından sürekli pompalanmaya devam edilen her şey yolunda, herkes mutlu sloganları Aslına bakarsanız farklı düşünen insanlar dışında yani sisteme ayak uydurmayı reddeden insanlar dışında bi sorun yok, geri kalanlar ise tıpkı saatin içindeki mekanizma gibi sorunsuz hareket ediyorlar ve en özel anlarını bile hissizce bir makine gibi yaşıyorlar. Ama bu yaşananların hiçbir gerçekliği yok. Yaşamlarımızın gerçekliğini gösteren şeyler çelişkiler ve sorunlardır. Diğer türlüsü ise ırmağın akışıyla ilerlemektir sadece. Kaos olması gerekendir. Size bu filmin propagandasını yapmak değildir niyetim sadece yaşadığımız hayatla bağlantısını göstermek. Şöyle anlatayım; nasıl yaşamamıza başkaları karar veriyor. Saçımızın şekline, giyimimize, vücudumuza ve yüzümüze farklı olacaksa bile onların istediği bir şekilde farklı oluyoruz ya da bu farklılık sermayeye açılarak bunun üzerinden para kazanılıyor. Sisteme dair en küçük isyanımız diğerleri tarafından bastırılıyor farklı düşünceler ve hisler dışlanıyor, tüketiliyor, yok ediliyor.