15 yıl önce
Pamuk Prenses ve Avcı filmine yorum yazdı:
Gringo'yu Yakala filmine yorum yazdı:
Akşam akşam çok kafa yormayayım ama sürüklesin beni diyorsanız, buyrun tam size göre bir film.
İnanılmaz Örümcek Adam filmine yorum yazdı:
The Amazing Spider-Man
Uzun zamandır boşladığım sinema sezonuna The Amazing Spider-Man ile dönüş yaptım. Pişman oldum mu? Tabi ki hayır. 2002den bu yana Spider-Man hayranlarından biriyim, tamam belki pek çizgi roman okuma alışkanlığım yok ama Marvelı da genelde sinemadan takip ediyorum. Gelelim yeni örümcek adamımızın yakın geçmişte çekilen üçlemenin gölgesinde kalıp kalmayacağına.
Öncelikle ilk filmden 10, son filmden ise 5 yıl sonra yeniden bir Spider-Man uyarlamasının gerekli olup olmadığı bir merak konusuydu. Ancak yapımcıların tanıtım sürecinden itibaren Spider-Manin anlatılmayan hikayesini anlatacağız iddiası daha farklı bir yapım beklememize neden oldu. Anlatılmayanı anlatmak istemenin dışında 2007deki son filmin ardından yerden yere vurulan Örümcek Adamın arkasını son zamanların (hele ki çizgi uyarlamalarının) vazgeçilmezi olan 3D ile güçlendirmek olabileceğini düşünüyorum.
Hikayesi klasikThe Amazing Spider-Mançizgi romanlarından esin ... DevamıThe Amazing Spider-Man
Uzun zamandır boşladığım sinema sezonuna The Amazing Spider-Man ile dönüş yaptım. Pişman oldum mu? Tabi ki hayır. 2002den bu yana Spider-Man hayranlarından biriyim, tamam belki pek çizgi roman okuma alışkanlığım yok ama Marvelı da genelde sinemadan takip ediyorum. Gelelim yeni örümcek adamımızın yakın geçmişte çekilen üçlemenin gölgesinde kalıp kalmayacağına.
Öncelikle ilk filmden 10, son filmden ise 5 yıl sonra yeniden bir Spider-Man uyarlamasının gerekli olup olmadığı bir merak konusuydu. Ancak yapımcıların tanıtım sürecinden itibaren Spider-Manin anlatılmayan hikayesini anlatacağız iddiası daha farklı bir yapım beklememize neden oldu. Anlatılmayanı anlatmak istemenin dışında 2007deki son filmin ardından yerden yere vurulan Örümcek Adamın arkasını son zamanların (hele ki çizgi uyarlamalarının) vazgeçilmezi olan 3D ile güçlendirmek olabileceğini düşünüyorum.
Hikayesi klasikThe Amazing Spider-Mançizgi romanlarından esinlenilerek oluşturulan bu yeni çekilen serininilk filminde, Peter Parkerın Örümcek Adama nasıl dönüştüğü farklı bir bakış açısı ile anlatılıyor.Tek uzun metrajlı filmi olan (500) Days of Summerın ardından Örümcek Adam gibi bir seriye bulaşarakbüyük bir riske girmiş olsa daMarc Webbin alnının akıyla bu işin altından kalktığını söyleyebiliriz. Böylece yönetmenin (500) Days of Summerdaki başarısının da şans eseri olmadığını görmüş olduk.
Bu yeni üçlemede karakter seçimlerinin oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim. Peter Parkerı Tobey Maguireile bütünleştirmiştik, Örümcek Adam dendiğinde aklımıza gelen tek isim Tobey olurdu. AncakAndrew Garfieldı izledikten sonra fikrim değişti özellikle kostümün içinde farklı bir karakter gibi durmuyordu.Emma Stoneile olan uyumları da (normal yaşamlarında da sevgili olmalarından kaynaklı olabilir) gayet tatmin ediciydi.
Filmin konusuna hiç değinmek istemiyorum zaten hali hazırda bildiğimiz bir konu daha orjinal bir şekilde sunuluyor önümüze. Özellikle önceki filmlerde Parkerın bileğinden çıkan organik örümcek ağının bu kez değişiklik gösterip kendi geliştirdiği bir mekanizmadan çıkması olayı daha gerçekçi bir hale sokmasıyla birlikte beni de sevindirdi.
Efektlere gelirsek, gördüğüm kadarıyla Webb etkili bir şekilde kullanmamış 3Dyi. Film boyunca gözlüklerinizi çıkarıp bakarsanız filmi aksiyon sahneleri dışında gözlüksüz de izleyebileceğinizi görürsünüz. Tabi ki 3Dnin getirdiği ufak espriler de mevcut, parasının karşılığı olmasa da sadece onlar için bile 3D izlemeyi tercih ederim. Görsel efektlerde ise geniş bir kadroya sahip olan film bu açıdan pek hayal kırıklığına uğratmadı beni. Elbette 215 milyon dolarlık bir bütçe için CGI efektler biraz zayıf kalmış olsa da filmi IMAX izleyecekseniz bu kadarı bile tatmin edecektir.
Yani kısaca böyle bir Örümcek Adam görmeye ihtiyacımız varmış evet; ben salondan memnun ayrılanlardanım sizin de öyle olacağınızı umuyorum.
Herkese iyi seyirler
Hugo filmine yorum yazdı:
Hugo
Oscara bir kaç ay kala ulaşabildiğim adayları gözden geçirmeye başladım. Vizyon tarihleri Aralık sonu ve Ocak ayı olunca izlediğim bir iki film heyecanımı dindirmiyor, hala büyük merakla beklediğim filmler var. Hugo da bunlardan biriydi, hem de en çok merak ettiklerimden biriydi. Hugo vizyona girmeden önce Scorsese çocuk filmi mi yaptı, nasıl yani diye bir tedirginlik vardı ortada, bu bende de vardı tabi ta ki filmi görene dek. Filmde hiç bozmak istemediğim bir büyü var, bu yüzden burada söyleyeceklerime büyüyü bozmamak adına dikkat edeceğim. Aslında bu filmi herhangi bir kategorik çerçeve içine yerleştirerek nitelendirmek ya da yargılamak istemiyorum ama bu tam anlamıyla bir sinema tarihi filmi diyebilirim.
Film Brian Selznickin The Invention of Hugo Cabret adlı kitabından esinlenilmiş ve 1930lu yıllarda Pariste geçiyor. Hugo Cabret bir tren istasyonunda saat tamircisi olan babasının ölümünden ve onu himayesine alıp saatlerin tamirini öğ ... DevamıHugo
Oscara bir kaç ay kala ulaşabildiğim adayları gözden geçirmeye başladım. Vizyon tarihleri Aralık sonu ve Ocak ayı olunca izlediğim bir iki film heyecanımı dindirmiyor, hala büyük merakla beklediğim filmler var. Hugo da bunlardan biriydi, hem de en çok merak ettiklerimden biriydi. Hugo vizyona girmeden önce Scorsese çocuk filmi mi yaptı, nasıl yani diye bir tedirginlik vardı ortada, bu bende de vardı tabi ta ki filmi görene dek. Filmde hiç bozmak istemediğim bir büyü var, bu yüzden burada söyleyeceklerime büyüyü bozmamak adına dikkat edeceğim. Aslında bu filmi herhangi bir kategorik çerçeve içine yerleştirerek nitelendirmek ya da yargılamak istemiyorum ama bu tam anlamıyla bir sinema tarihi filmi diyebilirim.
Film Brian Selznickin The Invention of Hugo Cabret adlı kitabından esinlenilmiş ve 1930lu yıllarda Pariste geçiyor. Hugo Cabret bir tren istasyonunda saat tamircisi olan babasının ölümünden ve onu himayesine alıp saatlerin tamirini öğreten amcasının ortadan kaybolmasından sonra gizlice istasyonda yaşamaya başlar ve kimse tarafından farkedilmemek için her gün saatlerin kusursuz çalışmasını sağlamaktadır. Babasının ölmeden önce tamir etmeye çalıştığı otomatonu tamir etmek ise tek amacıdır. Otomaton için gerekli olan parçaları birbir aşırdığı oyuncakçı dükkanından yine bir parça almak üzere iken yakalanır Hugo ve hikaye burada şekillenmeye başlar.
Başrollerini Ben Kingsley, Sacha Baron Cohen ve inanılmaz oyunculukları ile çocuk rollerini Asa Butterfield ve Chloe Grace Moretz paylaşmaktadır. Kadrosunda görüp sevindiğim Jude Law ise bana hayal kırıklığı yaşatarak filmde çok ufak bir rol almış. 3D olması dolayısıyla daha başlangıç sahnesinde şovunu yapmış yönetmenimiz. Parise kuş bakışı aşık oluyor ve daha sonra uzun ve kesintisiz bir girişle Hugonun yaşantısına dalıyoruz. Kesinlikle bir çocuk filmi değil Hugo belki daha çok içerisinde 1900lü yılların başında sinemanın bulunduğu konumu da izleyebildiğimiz bir aile filmi.
Filmi izlemeden önce Ben Kingsleyin canlandırdığı karakter Georges Melies hakkında bilgi sahibi olmanızı öneririm. Eğer zaten kim olduğunu ve sinema tarihindeki önemini biliyorsanız, benim gibi filmi izlerken zaman zaman gülümsemekten kendinizi alıkoyamayacaksınız.
Şimdiden herkese iyi seyirler
Şey filmine yorum yazdı:
Filmi izlemeden önce kafamda o kadar büyütmüşüm ki açıkçası hayal kırıklığına uğradım. 1982'ye göre muhteşem denebilecek görseller var ama beklentiler büyük olunca karşılaması zor oluyor.Sonuyla da pek tatmin etmedi.
Kirazın Tadı filmine yorum yazdı:
izlerken bir kez daha Türkçe'nin büyük bir kısmının Arapça'dan geldiğini farkettim.Altın palmiyeyi hakedecek derecede olmasa da İran sineması sevenler için izlenecek güzellikte.
Kim Kiminle Nerede? filmine yorum yazdı:
Film buram buram Woody Allen kokuyor. Filmin en başından itibaren karakterlerle düşünmeye başlıyor insan.
Charlize Theron hala taş gibi ama.