15 yıl önce
Kaybedenler Kulübü filmine yorum yazdı:
Baran filmine yorum yazdı:
vahşi, kaba saba, çevresindekilere şefkat beslemeyen bir çocuğun aşkla nasıl ehlileşip nasıl büyüdüğünü görüyoruz filmde.
latifin ilk başlarda baranın gözüne girmek için yaptığı iyiliklere, sonlara doğru bu aşkı asla yaşayamayacağını, karşılık alamayacağını bile bile devam ettiğini görüyoruz. bir nevi barana duyulan aşkın allah sevgisine dönüşünü izliyoruz.
çok çok dramatik, müthiş trajediler görüyoruz ama tam o anda öyle birşey yapıyor ki majid kahkalarla gülmeye başlıyoruz birden. yönetmen bunu diğer filmlerinde de yapıyor (özellikle cennetin çocuklarında); ama baranda bu durumun çok daha baskın olduğunu söyleyebiliriz.
inşaatda geçiyor olması, afganların sıkıntılarına da bu kadar tercüman olması dolayısıyla (hem de aile kavramının önplanda olmaması sebebiyle) ben bu filmin majid in diğer filmlerinden ayrı tutuyor ve en orijinal filmi olduğunu düşünüyorum, latif karakterini oynayan oyuncu çok başarılı. memarı zaten diğer filmlerinden ... Devamıvahşi, kaba saba, çevresindekilere şefkat beslemeyen bir çocuğun aşkla nasıl ehlileşip nasıl büyüdüğünü görüyoruz filmde.
latifin ilk başlarda baranın gözüne girmek için yaptığı iyiliklere, sonlara doğru bu aşkı asla yaşayamayacağını, karşılık alamayacağını bile bile devam ettiğini görüyoruz. bir nevi barana duyulan aşkın allah sevgisine dönüşünü izliyoruz.
çok çok dramatik, müthiş trajediler görüyoruz ama tam o anda öyle birşey yapıyor ki majid kahkalarla gülmeye başlıyoruz birden. yönetmen bunu diğer filmlerinde de yapıyor (özellikle cennetin çocuklarında); ama baranda bu durumun çok daha baskın olduğunu söyleyebiliriz.
inşaatda geçiyor olması, afganların sıkıntılarına da bu kadar tercüman olması dolayısıyla (hem de aile kavramının önplanda olmaması sebebiyle) ben bu filmin majid in diğer filmlerinden ayrı tutuyor ve en orijinal filmi olduğunu düşünüyorum, latif karakterini oynayan oyuncu çok başarılı. memarı zaten diğer filmlerinden tanıyor ve başarısını takdirle takip ediyoruz. fakat her zamanki gibi kadın karakter baran film boyunca malesef sönük bir oyunculuk sergiledi.
Serçelerin Şarkısı filmine yorum yazdı:
majidi küçük yaşta babasını kaybetmiş, filmlerinde çoğunlukla baba karakterini ön planda tutmasının sebebi bu olmalı. bu film de baba üzerinden dönüyor.
film tek başına değerlendirildiğinde ilahi el in yanlışları kendince cezalandırması göze o kadar batmayabilir fakat majidi nin diğer filmlerini de izlediyseniz sürekli gözler önüne serilen bu adalet sistemi biraz rahatsız edici olabiliyor.
eriklerin yolda dökülmesi, çarşıda amir e kötü davranan motorlu amcanın motorunun bozuluvermesi, komşudan kıskanılan mavi kapının sonradan tekrar elden gitmesi tıkır tıkır işleyen ilahi adalet sistemine örnekler
Cennetin Rengi filmine yorum yazdı:
Majid çok iyi bir sanatçı olduğu gibi çok da zeki bir adam bence. küçük hikayelerde yarattığı küçük ayrıntılarla çok büyük, evrensel dertleri sembolize edebiliyor ve islamiyeti seyircilerin bu adam din propagandası yapıyor diyemeyeceği kadar naif bir şekilde hikayenin içine yedirebiliyor. Ancak bazen öyle sahneler oluyor ki , tam gözlerim kapalı filmin akışına kendimi bırakmış sürüklenip giderken birden uyanıveriyorum ilahi adalet olgusunun dikte edildiğini hissettiğim için. Namaz kılınan sadece bir sahne hatırlıyorum filmlerinde, kuranı hiç görmedim, camide geçen bir sahne yok sanırım ama inanç bizim de çok alışık olduğumuz sudan şeylerde resmen vücut buluyor pek çok kez. Ve ben böyle anlarda beni kendimi kaptırdığım rüyadan uyandırdığı için yönetmene kızmaktan kendimi alamıyorum malesef.
Diğer majidi filmlerinde de gördüğümüz gibi kadın karakterlerin oyunculukları malesef yine çok zayıf. Diğerlerinde kadın karakterin rolü mühim olmadığı için bana öyle geliyordur diyordum. Ama cennet ... DevamıMajid çok iyi bir sanatçı olduğu gibi çok da zeki bir adam bence. küçük hikayelerde yarattığı küçük ayrıntılarla çok büyük, evrensel dertleri sembolize edebiliyor ve islamiyeti seyircilerin bu adam din propagandası yapıyor diyemeyeceği kadar naif bir şekilde hikayenin içine yedirebiliyor. Ancak bazen öyle sahneler oluyor ki , tam gözlerim kapalı filmin akışına kendimi bırakmış sürüklenip giderken birden uyanıveriyorum ilahi adalet olgusunun dikte edildiğini hissettiğim için. Namaz kılınan sadece bir sahne hatırlıyorum filmlerinde, kuranı hiç görmedim, camide geçen bir sahne yok sanırım ama inanç bizim de çok alışık olduğumuz sudan şeylerde resmen vücut buluyor pek çok kez. Ve ben böyle anlarda beni kendimi kaptırdığım rüyadan uyandırdığı için yönetmene kızmaktan kendimi alamıyorum malesef.
Diğer majidi filmlerinde de gördüğümüz gibi kadın karakterlerin oyunculukları malesef yine çok zayıf. Diğerlerinde kadın karakterin rolü mühim olmadığı için bana öyle geliyordur diyordum. Ama cennetin çocuklarında küçük kızın rolü gayet büyüktü ve de bu filmde anneanne çok güçlü bir karakter, baran keza öyle. Buna rağmen hepsinin de oyunculukları majid in castına bakıldığında çok çok zayıf. Muhammed emir naji, Hüseyin mahjoub, hüseyin abedini gibi erkek oyuncuları keşfetmiş bir yönetmenin kadın oyuncular hususunda bu kadar özensiz bir tavır sergilemesi beni rahatsız etti, kesinlikle tesadüf olamayacak kadar ısrarcı buluyorum bu durumu.
Çocuk isyan ettiği bölumde allahi bulana kadar elleriyle her yere dokunacağını söylüyor. Filmin son sahnesinde biz çocuk öldü, baba da kötü amellerinin cezasını ebedi bir pişmanlıkla ödeyecek demişken muhammed eliyle gökten gelen ışığa dokunuyor. Aynı zamanda o ışıkla allah, öğretmeninin de dediği gibi, muhammede onu da sevdiğini gösteriyor. Bu son sahneye kadar ben babanın filmin ana karakteri olduğunu düşünüyordum, ama muhammedin elinin ışığın içinde birkaç saniyelik kıpırdayışı bana koca film boyunca kendimi babanın yerine koyup yaşadığım gelgitleri unutturdu ve muhammedin film boyunca söylediği sözlerin büyüklüğünü idrak ettirdi. Ben muhammedin yaşamasının babanın son andaki doğru kararına değil muhammedin sabrına bir ödül olduğunu düşünüyorum. Muhammed babası ile okuldan eve gelirken, kardeşleri ile tarlada oynarken renkler, ışıklar cenneti andırıyor; baba marangozdan dönerken, anneanne evi terkederken karanlık, kasvet, yağmur, çamur da bir o kadar cehennemi akla getiriyor. Zira orjinal ismi allahın rengi iken ingilizceye cennetin rengi olarak çevrilmiş film. Yönetmenin son filmi olan the song of sparrows da islami vurguları çok kışkırtıcı bulmuştum. The song of sparrowdan çok daha önce çekilmiş olan bu filmde babanın da oğlunun da allahı sorgulaması (en nihayetinde ikisi de gene hak yolunu bulsa bile) the song of sparrows daki islami öğeler için kredi açmış oldu benim gözümde.
nasıl bir kaybeden hikayesidir, adamlar para sıçıyor, her gece başka alemlerdeler, birinin barı birinin yayınevi var.
hadi onlar senaryoya saçma sapan, kesinlikle hiçbir anlam içermeyen diyaloglar koymuşlar, ey seyirci arkadaşım sen neden "vay be lafa bak" şeklinde prim veriyorsun.
feysbuktaki, twitterdaki istatistiklere bakacak olursak etrafımızdaki insanların yuzde doksanı fotografçılıkla profesyonel olarak ilgileniyor, nejatçığım durur mu o da fotografçı. şunu kabul edelim entelektüel=fotografçı değildir.
filmde kadının metalaştırıldığı bir gerçek, fakat bu beni o kadar da rahatsız etmedi. nitekim hikaye kadını metalaştıran karakterleri konu ediniş olabilir. zaten genel olarak kadının sinemada bu şekilde işlenmesine cephe almıyorum çünkü anlatılmak istenen hikayede kadın gerçekten bir tüketim aracı olarak cinsel bir obje olarak görülüyor olabilir. sıkıntı ger ... Devamı
nasıl bir kaybeden hikayesidir, adamlar para sıçıyor, her gece başka alemlerdeler, birinin barı birinin yayınevi var.
hadi onlar senaryoya saçma sapan, kesinlikle hiçbir anlam içermeyen diyaloglar koymuşlar, ey seyirci arkadaşım sen neden "vay be lafa bak" şeklinde prim veriyorsun.
feysbuktaki, twitterdaki istatistiklere bakacak olursak etrafımızdaki insanların yuzde doksanı fotografçılıkla profesyonel olarak ilgileniyor, nejatçığım durur mu o da fotografçı. şunu kabul edelim entelektüel=fotografçı değildir.
filmde kadının metalaştırıldığı bir gerçek, fakat bu beni o kadar da rahatsız etmedi. nitekim hikaye kadını metalaştıran karakterleri konu ediniş olabilir. zaten genel olarak kadının sinemada bu şekilde işlenmesine cephe almıyorum çünkü anlatılmak istenen hikayede kadın gerçekten bir tüketim aracı olarak cinsel bir obje olarak görülüyor olabilir. sıkıntı gerek türk gerek dünya sinemasında (affınıza sığınıp bir genelleme yapıyorum) ağırlıklı olarak kadını metalaştıran filmler olması.
film boyunca orijinal bir şey yapıyormuş havası verdiği halde son derece sıradan bir film.
(rıza kocaoğlu ve oynadığı karakter nisbeten başarılı idi diyebilirim)