The House That Jack Built Yorumları

The House That Jack Built filmi detayları

@apocalypse

1 ay önce

ördek sahnesinden sonra izleyemedim

@olanzveins

1 yıl önce

10 / 10

Trier’in bu filminde işleyiş olarak izleyenlerin rahatsızlık duydukları olaylar ve diyaloglar tamamen hastalıklı toplumun farkına varamayan ehlileştirilmiş kişilerin yorumlarıdır. Bu filmdeki olaylardan tiksinecek kadar hayata yabancılaşmadıysanız sanat ile olan bağınızı mutlu sonla biten filmlerde arayın. Yabancılaşmayan insan kendini bu filmde bulamaz. Yabancılaşmamış insanında sanat ile bağı olmaz. Sanatın değeri travmaları sarıcı, tedavi edici yönüyle değil aksine travma yaratabilme gücüyle değer kazanır.

@philocine

2 yıl önce

6.8 / 10

Son 15-20 dakikası klasik bir Trier filmi gibi. Son bölümleri Antichrist'ı hatırlatsa da, filmin ilk iki saati maalesef çok karışık. 'Anlaşılmaz' anlamında karışık değil de, yönetmenin anlatım dilindeki kararsızlığıyla karışık olmuş gibi. Tam olarak ne ve nasıl anlatmak istediğine net karar verememiş gibi. Trier iyidir ama bu film maalesef kötü.

@enik_kral

2 yıl önce

The house that Jack built,
Lars von trier'in son filmi bir seri katili konu alıyor. Trier, jack'in yaptığı ya da yapmadığı her eylemle seyircinin bilincine oynuyor. Trier'in sinemasına aşina olmayanların filmin rahatsız edici sahnelerine hazırlıklı olmaları gerekir. Filmin başından itibaren dış ses olarak duyabildiğimiz Bruno Ganz'ın canlandırdığı Verge karakteri finalde ortaya çıkıyor.
Trier, filmin içindeki söylemler ve görsellerle entelektüel birikimini ve estetik kaygılarını da ortaya koyuyor.
Verge'ün aslında 'İlahi komedya'nin Vergilius'u olduğunu da bu referanslardan yola çıkarak anlamak mümkün. Filmi Bruno Ganz'ı kaybedeli daha bir kaç gün olmuşken sıcağı sıcağına onu yad etmek adına izledim. Aslında epeydir erteliyordum, çünkü Trier'in filmleri benim için tıpkı Haneke filmleri gibi seyri ve hazmı zor filmler. Nitekim yine öyle de oldu. Bruno Ganz'ı kariyeri boyunca bu filmde olduğu gibi uhrevi rollerde öne çıkan performansları ile hatırlayacağım.
Der Himmel über Berlin, Ete
... Devamı
The house that Jack built,
Lars von trier'in son filmi bir seri katili konu alıyor. Trier, jack'in yaptığı ya da yapmadığı her eylemle seyircinin bilincine oynuyor. Trier'in sinemasına aşina olmayanların filmin rahatsız edici sahnelerine hazırlıklı olmaları gerekir. Filmin başından itibaren dış ses olarak duyabildiğimiz Bruno Ganz'ın canlandırdığı Verge karakteri finalde ortaya çıkıyor.
Trier, filmin içindeki söylemler ve görsellerle entelektüel birikimini ve estetik kaygılarını da ortaya koyuyor.
Verge'ün aslında 'İlahi komedya'nin Vergilius'u olduğunu da bu referanslardan yola çıkarak anlamak mümkün. Filmi Bruno Ganz'ı kaybedeli daha bir kaç gün olmuşken sıcağı sıcağına onu yad etmek adına izledim. Aslında epeydir erteliyordum, çünkü Trier'in filmleri benim için tıpkı Haneke filmleri gibi seyri ve hazmı zor filmler. Nitekim yine öyle de oldu. Bruno Ganz'ı kariyeri boyunca bu filmde olduğu gibi uhrevi rollerde öne çıkan performansları ile hatırlayacağım.
Der Himmel über Berlin, Eternity and a day ilk aklıma gelenler.

@abella

2 yıl önce

Cannes tarafından "Nazist" söylemlerde bulunduğu için "persona non grata" ilan edilen Trier’in, herkes dört gözle tek kurşun deneyini yapabilecek mi diye beklerken sahneyi tamamlamayıp seyirciye "tüh be göremedik" dedirtmesi ve asıl nazistin kim olduğunı suratımıza suratımıza çarpması.

@leylelem

2 yıl önce

"Kadın-erkek ilişkileri, siyahiler, çocuklar, dostluk, nazizim, Avrupa duyarsızlığı gibi fısıltılarla tartışılan ve kimi zaman tabulaşan konulara değindim" Trier’i bu filmde de karşımızda. Artık hangi bağlamda değerlendiririz, biz seyirciye kalmış. Ben bu filmle beraber, filmlerini keyifle izlediğim Trier’in artık kendini tekrara düştüğünü ve tabu üstüne konuşmayı bir tabu haline getirdiğini düşünmekteyim. İlk etapta film bizi psikopat bir katille birçok sosyal mevzu üzerinden empatiye yaklaştırıyor diye düşünüyoruz, hemen ardından ama bu bir katil yönetmen bir alt metinle iletiyor fikirlerini diye zihnimizden geçiriyoruz belki, Trier’in psikopatolojisi de burada ortaya çıkıyor zaten. Filmin ve beyaz Avrupalı orta sınıf Jack’in üzerine daha uzun konuşmak mümkün ama ne gerek var? Adamın cennetten anladığı dahi ellerindeki oraklarla uzamış otları biçip, doğaya biçim ne nizam verdiğini düşündüğümüz ve beslenme yolunda ilk adımı atmış olan köylü erk
... Devamı
"Kadın-erkek ilişkileri, siyahiler, çocuklar, dostluk, nazizim, Avrupa duyarsızlığı gibi fısıltılarla tartışılan ve kimi zaman tabulaşan konulara değindim" Trier’i bu filmde de karşımızda. Artık hangi bağlamda değerlendiririz, biz seyirciye kalmış. Ben bu filmle beraber, filmlerini keyifle izlediğim Trier’in artık kendini tekrara düştüğünü ve tabu üstüne konuşmayı bir tabu haline getirdiğini düşünmekteyim. İlk etapta film bizi psikopat bir katille birçok sosyal mevzu üzerinden empatiye yaklaştırıyor diye düşünüyoruz, hemen ardından ama bu bir katil yönetmen bir alt metinle iletiyor fikirlerini diye zihnimizden geçiriyoruz belki, Trier’in psikopatolojisi de burada ortaya çıkıyor zaten. Filmin ve beyaz Avrupalı orta sınıf Jack’in üzerine daha uzun konuşmak mümkün ama ne gerek var? Adamın cennetten anladığı dahi ellerindeki oraklarla uzamış otları biçip, doğaya biçim ne nizam verdiğini düşündüğümüz ve beslenme yolunda ilk adımı atmış olan köylü erkekler. Ve biz Z. Bauman’ın "Bahçıvan Devlet"ine benzeyen bu erkeklerin göründüğü sahnede insan Jack’i görüyoruz. Sevgili zavallı Jackimizin gözlerini bu erkekler dolduruyor.
Tüm film boyunca kurbanlara ait gördüğümüz kırmızı objeler -ki tıpkı Schinder’s List’teki meşhur kırmızı kaban gibi- filmin sonunda Hitlerimizin pardon katilimizin üstündeydi. Trier’in zavallıları da göz yaşartan cinstten...
P.S: yaşlılarla ilgili tabular da yıkılsın be Trier!

@fthgzl79

2 yıl önce

5 / 10

O kadar insanı öldürüp,yakalanamaması çok anlamsız..Filmin din/sanat üzerinden sunulmaya çalışılması da..Bazı sahneler gerçekten ürkütücü..Yetişkin değilseniz,izlemenizi önermem..Açıkcası filmi beğenmedim..Bu yönetmenin tarzı bana göre değil zaten..Başroldeki Matt Dillon iyi oynamış ama..Bunu da belirtmem lazım..10/5

@tibetli

2 yıl önce

7.2 / 10

film etik ve estetik ahenkle ilerliyor. Tirer önceki filminde nemfomanyağın itiraflarını göz önüne sererken bu defa seri katilin anlatılarına yer vermiş. bir taraftan öldürme eylemini rahatsızlıkla izlerken diğer taraftan oluşuma doğu gidecek her basamağı dikkatlice izliyoruz .

@poormf

2 yıl önce

5.5 / 10

Önceki filmlerinde bir şekilde tanrıyı bulan yönetmen bu kez şeytani bir şekilde insanı ele alıyor derken yine işi cehennem ve yıkılmış sırat köprüsü argümanıyla tanrıya bağlamayı başardı. Filmden geriye kalan özendirici ölçüde öldürme arzusunun kamçılanışı... 55/100
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL