Köpekler Pantolon Giymez Yorumları

Köpekler Pantolon Giymez filmi detayları

@olanzveins

1 ay önce

7 / 10

Hollywood klişelerine kaçmadan harika işlenmiş bir film. Ayrıca toplumun yasak haz olarak damgaladığı eğilimleri ötekileştirmeden anlatan bir yapım. Zor bir durumla empati yaptırabilecek kadar sade ve incelikli işlenmiş.
G

@ganimeunsal

1 yıl önce

7.2 / 10

Diş çekme sahnesini gözlerini kırpmadan izleyebilen cindir

@naksidil

1 yıl önce

Juha’nın ayağına taş bağlayıp dibe vurmaması ve Mona’nın evinde neden bir pitbul ile yaşamaması arasında güçlü bir film. Kırbaç, pense, kamçı gibi aletlerle
" gerçek metaforları "izleyicinin duygu yoğunluğuna, hislerine gizlemiş yönetmen.
Otoerotik asfiksiyi de göz ardı etmemek gerek.. Bu gizli aşkın hazzı ölüp ölüp dirilerek yaşama isteği sapkınlıktan öte bir gizem. Sonunda Yuha’ya bakıp tebessüm ettim.

@fruit_fly

1 yıl önce

7.6 / 10

hep yuh ya ne sapık insanlar var sekste suratına işetmekten zevk alıyomuş kendini dövdürüyomuş ya bu hastalık.. falan deriz ya genelde ya da demeyiz bilmiyorum ilk kez bunu seven birinin kafasına girebilen bi film izledim. bazı sahneleri ellerimle gözümü kapatarak sansürledim ama yine de beni etkiledi.

@daw

1 yıl önce

9 / 10

Köpek gibi Sev, Balık gibi Yaşa

Kendisini yeni tanıdığım Jukka-Pekka Valkeapaa’nın inanılmaz filmi olan "Koirat Eivat Kayta Housuja" yani "Köpekler Pantolon Giymez"in ilk 10 dakikasında (belki daha erken) anlamıştım zaten başucu filmlerim arasına gireceğini. Hal böyleyken bir miktar zaman ayırıp, iki satır yazı yazmazsak olmaz. Kim okur, kim duyar bilmem. Ben üzerime düşeni yapayım.

Esas oğlanımız olan Juha, "coğrafya kaderdir"i tersten okumuş bir vatandaş. Finlandiya’da misler gibi yaşamaktadır. Henüz kendisinin bile ne kadar çok sevdiğini bilmediği bir kadınla evlenmiş, güzel bir kızı var, doktor, parası pulu da var belli, göl/deniz kenarı bir yerde evi var, ohh kebap valla. Ama bizim gözümüz kalıyor bu durumda ve başına bir büyük olay geliyor. Sonuçta mutluluk öyle kolay mı lan!?

Azıcık şurada kıvrılayım dediği bir an bir bakıyor ki karısı yok ortada, çocuk da başında ağlıyor. Karısını son gördüğünde iskele oturuyordu, suya düşmüş olabili
... Devamı
Köpek gibi Sev, Balık gibi Yaşa

Kendisini yeni tanıdığım Jukka-Pekka Valkeapaa’nın inanılmaz filmi olan "Koirat Eivat Kayta Housuja" yani "Köpekler Pantolon Giymez"in ilk 10 dakikasında (belki daha erken) anlamıştım zaten başucu filmlerim arasına gireceğini. Hal böyleyken bir miktar zaman ayırıp, iki satır yazı yazmazsak olmaz. Kim okur, kim duyar bilmem. Ben üzerime düşeni yapayım.

Esas oğlanımız olan Juha, "coğrafya kaderdir"i tersten okumuş bir vatandaş. Finlandiya’da misler gibi yaşamaktadır. Henüz kendisinin bile ne kadar çok sevdiğini bilmediği bir kadınla evlenmiş, güzel bir kızı var, doktor, parası pulu da var belli, göl/deniz kenarı bir yerde evi var, ohh kebap valla. Ama bizim gözümüz kalıyor bu durumda ve başına bir büyük olay geliyor. Sonuçta mutluluk öyle kolay mı lan!?

Azıcık şurada kıvrılayım dediği bir an bir bakıyor ki karısı yok ortada, çocuk da başında ağlıyor. Karısını son gördüğünde iskele oturuyordu, suya düşmüş olabilir diye düşünüp atlıyor balıklama ama iş işten geçmiş. Neredeyse boğulana kadar çıkmıyor sudan ve o an, işte tam neredeyse boğulup öleceği o an, karısına en son yaklaşabildiği an olarak beynine işleniyor. Ve bu tarz anlarda zamanın nasıl yavaş geçtiğini Einstein’dan daha iyi anlıyor.

Araya bir not girmeden edemeyeceğim. Filmde "köpek" kadar "balık" metaforu da var. Hatta tam bu sahnede bir balığın son nefeslerini görüyoruz. Ne demek istediğimi yazı bitince daha net anlayacaksınız.

Gel zaman git zaman, yalnızlık zor tabi, sadık Juha en azından kendini karısının hayaliyle tatmin etmeye çalışıyor. Hatta daha iyi kokusunu alabilmek için karısının çamaşırlarını kafasına geçiriyor ve üstüne parfümünü de sıkıyor. Aslında yavaş yavaş "o an"ı arıyor ama henüz ismini koyamamış.

Kızı da büyümüş tabii bu arada. Tam bir ergen, kişiliğini arıyor garibim. Piercing merakı oluşmuş. Babamız da medeniyetin beşiğinden çıkma yağız Fin Erkeği olduğu için hiç itiraz etmiyor, "tabi" diyor beraber gidiyorlar piercing-tattoo dükkanına. O güne kadar kızı sırf çevre edinmek, etrafta cool görünmek için girdiği bu kapıdan birkaç gün sonra gerçekten bunu istemediğini fark edip piercingi çıkartıyor. Ancak baba Juha için durum tam tersi. O ise "buneamna" bakışları altında girdiği mekanın (aslında yaşam tarzının) müdavimi oluyor. Şimdi şurayı es geçmeyelim. Juha yalnızlıktan sıkılmış veya cinsel olarak her şeyi gördüm bir de bunu deneyeyim mantığıyla girmiyor bu farklı dünyaya. Tesadüfi olarak gelişmiş bir olay neticesinde "boğulma anı"nın ufak bir fragmanını yaşıyor ve olay sırasında tırnağı yaralanıyor. Şimşek tam orda çakıyor. Tekrar tekrar gözünün takıldığı yaralı tırnağı ona bir sinyal yolluyor. Juha da zamanla bu sinyale cevap verir oluyor. Doktor arkadaşı kendisindeki bu değişimi fark ediyor ki zaten bütün film boyunca onu "kendi dünyaları"nda tutmaya çalışıyor.

Karısını "köpek" gibi seven Juha, sırf o anı yaşamak için elinden geleni ardına koymuyor. Gözü ne işini görüyor ne kızını. Kendini bile düşünmüyor ve limitleri gökyüzü olan Mona’yı bile korkutacak duruma geliyor. Mona için ayrı bir parantez açmak lazım. Onun hikayesini tam olarak bilmiyoruz ama bu kişiliğini tanımamıza engel değil. Muhtemeldir ki o da başka benzer bir hikayenin başrolü. Sadece belli şeyleri aşmış ve gündüz fizyo terapide yürüyemeyenleri yürütüp/yürütmeye çalışıp mutlu eden melek kalpli hemşire, gece ise insanları köpek gibi yürütüp mutlu eden bir sahibe. İki dünyasının arasına kalın bir duvar örmüş, birbirine karıştırmıyor. Limitlerine ulaşabilen yokken, Juha çıkageliyor ve Mona bile korkak bir kedi durumuna düşüyor.

Olaylardan habersiz kızımız Elli, babası Juha’nın yalnızlığına çok üzülüyor ve müzik öğretmenini ayarlamak istiyor. Juha buna pek yanaşmasa da bakıyor ki Mona’ya ulaşamıyor, denemekten ne çıkar diye müzik öğretmeni ile buluşuyor. Kadın pek Juha’nın tipi değil belli ki çünkü Juha kadının ağırbaşlı ve dominant olanını seviyor ancak bizim müzik öğretmeni balık restorantında kafayı bulup gülme krizine girebilen bir tip. Bak yine balık, tesadüf işte... Juha’nın olayı zaten belli, bu yüzden kadına, karısının parfümünden hediye ediyor. Eve geçiyorlar (burada bir müzik açıyor kadın, Tomaso Albinoni’nin Adagio’su. Fin metal grubu Sentenced, Buried Alive albümünde intro olarak kullanılmıştı. Ablacım bu müzikle nasıl sevişir bir insan, bence bu kadın sado-mazo yapanlardan bile daha garip, neyse) ve yatağa giriyorlar. Juha önce kibarca parfümü sıkmasını istiyor sonra da kendini boğmasını. Kadın doğal olarak garip karşılıyor ama ayak uydurmaya çalışıyor. Olayı yeteri kadar ciddiye almaması ve tekrar tekrar gülmesi nedeniyle Juha istediği seviyeye ulaşamıyor, yani karısını göremiyor. Mutsuz son.

İşler Juha için yolunda gitmiyor ve anlıyor ki bu derde tek çare Mona. Juha ipini koparan köpek gibi geri adım atmadan saldırdığı için Mona, Juha’nın "son kez" sözüne güvenip "ne istersem yaparım bonusunu" da cebine atıyor ve bunu evine alıyor. İşin rengi evde diş çekmeye dönüyor. Ben bunun bir vazgeçirme denemesi olduğunu düşünmüştüm ama öyleyse bile Juha all-in yapıyor. Başta korksa da (ben ikna oldum) köpek gibi sevdiği karısını bir an daha görebilmek için bunu bile kabul ediyor ve dişini çektiriyor. (Acaba bu Yorgos Lanthimos’un Kynodontas’ına bir selam olabilir mi? Lütfen olsun bence! Kalp Gözlü Gülen Smiley). Juha zaman-mekan’dan öyle bir uzaklaşıyor ki Mona artık olayın farklı duruma geçtiğini ve Juha’nın kendini öldürtmeye çalıştığını düşünüyor. Sözünün eri olan esas oğlanımız Juha, bunun da bir hayal olduğunun ve hazzın daha ötesinin olamayacağını yani karısına bir daha ulaşamayacağını istemese de kabul ediyor, evden bir daha gelmemek üzere ayrılıyor. Tüm o kıyafetleri çöpe atıyor hatta durumu kızına itiraf etmeye bile çalışıyor.

Amaaa bir kez suya girmiş Juha, hayatını, hayatının anlamını orada görmüş... Daha da çıkamıyor. Çıktığı an nefes alamıyor, ölüyor. Artık onun karısı bir deniz kızı ve Juha’da ona aşık olan bir balık. En azından gündüz yaşadığı hayatta kalabilmek için doktor arkadaşına da dediği gibi "yalan söylüyor". Gündüzleri rol yaptığı bir hayatı yaşıyor. Gerçekten istediğinin peşinde aynı Mona gibi geceleri koşabiliyor. Kendisini olaylardan önce önünden bile geçmeyeceği barın içinde dans ederken buluyor. Ve karşısında onu anlayan, sudan çıkamayan başka bir balık Mona

@mehmetm

1 yıl önce

Metamorfoz-Katarsis Gerilimi

Deri latex sıkı giysiler, kırbaç, şiddet ve hakaret insanı neden tahrik eder? Anlamlandıramadığım birçok konudan biri de sadizm ve mazoşizm’in seks içerisinde bir motivasyon kaynağı olarak kullanılmasıdır. Yani erkek için kadının vücudu tahrik kaynağı olarak yetmiyorsa; dominant bir karakter tarafından bastırılması, hakarete uğraması, kırbaçlanması ya da şu anda yabancısı olduğum bu konseptin bilmediğim öteki uygulamaları nasıl yetiyor? Bunu galiba normal-heteroseksüel (straight demeye çalışıyorum) biri anlamayamaz ve anlamlandıramaz; ancak şimdi üzerine yazmak istediğim karakterimiz, iki ayağı üzerinde duran bir köpeğe dönüştüğünü kanıtlayıp, bir katarsis yaşamıştı.

Juha adlı kahramanımız bir cerrahtır ve karısı ve çocuğuyla bir gölevinde tatilde oldukları sırada, karısı gölde boğulur ve onu kurtarmaya geç kalmıştır, karısı ölmüştür. Çocuğunu tek başına büyütür ve işine devam eder. Karısının yokluğunu derinden his
... Devamı
Metamorfoz-Katarsis Gerilimi

Deri latex sıkı giysiler, kırbaç, şiddet ve hakaret insanı neden tahrik eder? Anlamlandıramadığım birçok konudan biri de sadizm ve mazoşizm’in seks içerisinde bir motivasyon kaynağı olarak kullanılmasıdır. Yani erkek için kadının vücudu tahrik kaynağı olarak yetmiyorsa; dominant bir karakter tarafından bastırılması, hakarete uğraması, kırbaçlanması ya da şu anda yabancısı olduğum bu konseptin bilmediğim öteki uygulamaları nasıl yetiyor? Bunu galiba normal-heteroseksüel (straight demeye çalışıyorum) biri anlamayamaz ve anlamlandıramaz; ancak şimdi üzerine yazmak istediğim karakterimiz, iki ayağı üzerinde duran bir köpeğe dönüştüğünü kanıtlayıp, bir katarsis yaşamıştı.

Juha adlı kahramanımız bir cerrahtır ve karısı ve çocuğuyla bir gölevinde tatilde oldukları sırada, karısı gölde boğulur ve onu kurtarmaya geç kalmıştır, karısı ölmüştür. Çocuğunu tek başına büyütür ve işine devam eder. Karısının yokluğunu derinden hisseder, onun parfümünü, iç çamaşırlarını mastürbasyon sırasında kullanır. Yalnızdır; bundan zevk duymaz, ancak kimselerle de birlikte olduğunu görmeyiz, Juha karısının yarattığı boşluğu dolduramamıştır.

Kızı artık bir genç kız sayılacak yaşta, 14-15 yaşlarındadır. Ve ergenliğinin getirdiği ilgiyi istemektedir, piercing yaptırmak ister. Juha kızını piercing’in yapılacağı yere götürür, kızı piercing yaptırırken o da etrafı inceler. Bulunduğu katı dolaşır, perdelerin ardından kırmızı loş ışıkla aydınlatılmış bir salona girer, salonun bir kenarında dikenli bir zırh ayakta durmaktadır, o zırha dokunmak için yaklaşan Juha elini değdirecekken, Mona lateksiyle, kırbacıyla, kısa siyah saçlı peruğuyla ve fazlasıyla sert bakışlarıyla çıkar ve Juha’nın eline kırbacı indirir, onu tekmeler yere düşürür, yüksek topuğuyla baş parmağının tınağına bastırır ve yine kırbacıyla onu boğmaya başlar, Juha direnir; ancak Mona bu işte çok iyidir, baskıyı arttırır, Juha’nın bilinci yavaş yavaş gider, oksijen yetersizliği çekmektedir, karısının boğulduğu zaman gelir aklına, direnmeyi bıraktığı anda Mona bırakır onu, bu Mona’yla ilk temasıdır. Bu temas, kendisine yaşadığını hissettirir. Tırnağına kan oturmuştur, Mona ile tekrar buluşmalıdır.

Mona’yı arar ilk randevusunu alır, ne olacağını ne yapması gerektiğini bilmemektedir. Ayakkabılarını çıkarmış, ayakta gömleği ve pantolonu ile karşısında bulunduğu mekanın tanrısnı gibi tahtında oturan Mona ona solu diye komut verir, bu komut aslında onun bulunduğu konumu anlamlandırması için verilen süredir, bunu tabiki bizim gibi o da anlayamaz ve gayrihitiyari küçük bir kahkaha atar, Mona buna sinirlenir, Juha’nın terbiye edilmesi gerekmektedir, ayağa kalkar etrafında dolanır ve köpekler pantolon giymez, çıkar der, onu çıplak bırakır, hala ne yapacağını bilmeyen Juha’ya ikinci komut gelir, köpekler iki ayakları üstünde durmazder ve ikinci komutu ile Juha artık bir köpektir, çizmelerini yalatır, sonrasında Juha’nın asıl istediği şey gelecektir. Gerçekten ilk temaslarında olan şey şimdi de olacak mıdır, Juha’yı koltuğuna oturtur ve kucağına geçer, konuşmasına izin vermez. Juha’nın safe wordu elinde tuttuğu cam küredir. Bunu yere bıraktığı an, Mona duracaktır. Mona koltuğunda oturur vaziyetteki Juha’nın kafasına siyah torbayı geçirir ve onu boğar. Juha ilkinde küreyi bırakmaz, uzun süre boğulmasına rağmen, çünkü boğulma ona yaşadığını hatırlatır. Mona ürker ve torbayı çeker, Juha tekrar etmesini ister, tekrar boğdurur kendini, bu sefer Mona torbayı çıkarmaz, Juha elindeki küreyi bir müddet sonra bırakır, çünkü yine karısıyla gölün derinliklerinde buluşmuştur. Mona torbayı çıkarır ve onu yalnız bırakır, Juha mutludur. Bir daha buluşurlar, aynı şeyler tekrarlanır, Juha köpek olduğu için konuşturulmaz ve tekrar tahta oturtulup boğulur, juha çok güzel duygular yaşar, bunun bir göstergesi olarak Mona’ya sarılır ve onu öper. Bu Mona için beklenmeyen bir şeydir, onunda hoşuna gider, karşılık verir; ancak sonradan hışımla kalkar ve Juha’ya tokat atar. Juha, çıkmadan ondan özür diler ve bir sonraki buluşmayı hemen yarına ister, Mona yarın dolu olmasına rağmen Juha’yı alır, Juha’nın kendisinden isteği artık onu daha uzun süre boğmasıdır.

Ancak 3. buluşmanın gerçekleşeceği gün hem yapması gereken ameliyatlar vardır hem de kızı Elli’nin konseri vardır. Ameliyatlara Elli’nin konserini bahane ederek olaylı bir şekilde girmez, hastaneden çıkınca da Doğruca Mona’ya gider, elinde kesikler vardır, çünkü ameliyathaneden çıkması için okuttuğu kart çalışmamış, o da kapının camına yumruğunu geçirip kapıyı dışardan açmıştır. Mona girer girmez sağlam olan eline cam küreyi yerleştirir ve onu boğmaya başlar. Bu sefer dediği gibi daha uzun boğar, Juha artık kendisini gölün dibinde görür, Mona torbanın şişmediğini farkeder, Juha nefes almayı bırakıp, bilincini kaybetmiştir. Küre de yerde değildir, Juha küreyi elinde sıkarak parçalamıştır, şimdi iki eli de kesiklerle doludur. Mona ona kalp masajı yapar, hayata döndürür, gözlerini açar açmaz Juha biraz daha boğ, diye yalvarır. Mona sinirden ve korkudan ne yapacağını bilemez ve hışımla ordan ayrılır, giderken ordakine yukarı bir ambulans gönderilmesini ister.

Mona’nın profesyonelliği amatörlüğünün altındadır, kendisi sadece para için yapmaz bu işi. Yaşanan son olaydan sonra Juha’nın görüşme tekliflerini reddeder; istediği şeyin kendisine büyük bir acıya mal olacağını belirtir, ancak Juha vazgeçmez, onu takibe alır ve en sonunda onu yakalar, kendisine istediği her şeyi yapabileceğini ama sonunda son bir defa onu boğması gerektiğini söyler. Mona’nın amatör ruhu buna hayır diyemez, evine götürmeye karar verir. Juha ya bakar ve köpekler iki ayakları üstünde durmaz, der dairesine çıkar, Juha’da peşinden emekleyerek devam eder. Orda Mona penseyle Juha’nın köpek dişini söker, Juha acı çeker; ama ona rağmen işin sonunda alacağı ödüle değeceği için sadece bir kere bağırır, şakayla karışık yanlış diş der ve Mona’yı güldürür, Mona penseye abanır, ganimetini almıştır. Şimdi sıra Juha’nın istediğindedir. Streç filmi getirir, Juha’nın başı etrafına sarmaya başlar, ancak bir anda durur ve bunu yapamayacağını söyler, ısrarla bunu belirtir; bu olaydan korkması ile mi yoksa Juha’yı kaybetme korkusu mudur, tartışılabilir; ama bunu yapmaz, Juha bundan etkilenir, Mona’nın durumu onu etkiler, Mona ona değer vermektedir. Mona’yı öper, Mona gülümseyerek karşılık verir ve artık Juha aradığını bulmuştur.

Kendi gibi insanların içerisinde rahat eder, daha önce kapısından giremediği s&m barına bu sefer deri kıyafetiyle? kabul alır, içki içer ve dans etmeye başlar. Kimse ona bakmamaktadır, kimsenin umrunda değildir, o da kimseye bakmadan dans etmektedir tek başına. Kapıdan Mona’nın girdiğini görür, gülümseme suratına yayılır, Mona’da gülümsemeye başlar ve daha çoşkulu dans eder.

Dönüşümünü tamamlamış, yaşayan bir insan olmuştur. Mona’nın boşluğunu, ihtiyaçlarını anlayan ve gideren kişidir, Mona’da ona hayatını tekrar veren kişidir, birleşmeleri belki de garip bir titanı hayata döndürecektir. Katarsisine tanıklık edilen Juha, Mona’yla kişiliğini bulmuş, yavaş yavaş kendini bırakan tırnak gibi dönüşümünü tamamlamış ve yeniden hayata dönmüştür, Mona ile birlikte artık rahatça gülümser ve sadece bir kabuktan ibaret olmadığını farkeder.

@uzgunrobot

2 yıl önce

8 / 10

Güzeldi

@ustunkoru

2 yıl önce

7.7 / 10

İyi filmdi. Yönetmenini takibe aldım.

@poormf

2 yıl önce

4.1 / 10

Çivi çiviyi mi sökermiş?
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL