Protesto Yorumları

Protesto filmi detayları

@bahilas

5 gün önce

try what is wrong for to make it true
D

@dilsanoi

1 ay önce

oyunculuklar mü-kem-mel. gettoda her an her şey olabilir, 5 dakikada değişir bütün işler! ortalık bi anda karışabilir, bunun gerginliğini çok iyi hissettiriyor.

@tiamath

9 ay önce

6.5 / 10

Bu düşen bir toplumun hikayesidir. Düşerken sorun yoktur ve kendine şunu tekrar eder "buraya kadar bir sorun yok" . Çünkü önemli olan yere vuruş anıdır!

Tamamen sisteme isyan üzerine kurulu bir film. Üç arkadaşın, başta yaşanan bir olaydan sonra (bir polis tarafından komaya sokulurcasına dövülen arkadaşları) polise karşı besledikleri kinin kendilerini getirdiği noktayı anlatmaktadır. Evet suçun içinde veya zihniyetinde büyümüş olmanın etkisi kaçınılmaz olabilir ama herşeyi bunun üzerine atıp kenara çekilmenin de doğru olmadığını anlatan bir film. Film aynı zaman da Paris’in gösterilen güzel yüzünün bir arkası olduğunu da anlatmaktadır. Başarılı oyunculuklar ve siyah-beyaz çekim ile sergilenmiş sanatsal sunum da aynı başarıdadır. İhtiyarın nasihati ise oldukça manidardı. Filmde üç defa ihtiyar ne demek istendi denmesi ile burada anlatılan boşa gitmemesi için olabildiğince çaba gösterilmiş.

@mehmetm

1 yıl önce

sonda lacan’ın portresinin olması, yapının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor olabilir, sadece banliyöler düşmez, düştüklerinde peşlerinde yapının geri kalanını da düşürür

çok uzun süredir beklettiğim bir filmdi, dürüst olmak gerekirse sıkıldım; ancak sinematografisi ve yorumların birinde bahsedilen edith piaf’a yapılan düzenlemeyle ortaya çıkan müzik gayet güzeldi

@filmist

1 yıl önce

8 / 10

Toplumsal hayattan dışlanan bölgede etnik kökenleri farklı 3 genç
Adaletsizliği, sosyal sınıfın eşitsizliği gözler önüne seriyor.
Kaliteli bir yapım.

@no_one

4 yıl önce

8.5 / 10

İzlemeyi en çok ertelediğim filmlerden biriydi ve izlerken sinematografisine hayran kalıp çoğu sahneyi tekrar tekrar başa sardım . Ana karakterlerin gerçek adlarını kullanması , yönetmenin 28 yaşında böyle bir eser ortaya koyması ve can alıcı sahnelerdeki mükemmel kamera kullanımı filmi estetik yönden daha güçlü hale getirmiş.

Bir siyahi ,bir yahudi ve bir Arap’tan oluşan karakterler için azınlık olmaktan daha kötüsü bir de banliyöde yaşamak durumunda kalmak olsa gerek .Hubert’i süperego ,Said’i ego ve Vinz’i ide benzettim izlerken ve bazen de oluşturdukları o kelimeyi düşündüm ; " Cul-de-sac."... Filmle ilgili zaten birçok eleştiri ve yorum yapıldı bugüne kadar ,can alıcı sahneler ve replikler paylaşıldı ;tek söyleyeceğim filmin aslında açık uçlu da olsa cevabı olan bir soru sormadığı veya bizi bir şey hakkında düşündürmek istemediği , amacının bir gerçeği tokat gibi çarpmak olduğu ; sistemin sadece hatalı ürünü ,sonucu değil hepimizin bu sistemin sebebi ve sonucu ,katili ve maktülü
... Devamı
İzlemeyi en çok ertelediğim filmlerden biriydi ve izlerken sinematografisine hayran kalıp çoğu sahneyi tekrar tekrar başa sardım . Ana karakterlerin gerçek adlarını kullanması , yönetmenin 28 yaşında böyle bir eser ortaya koyması ve can alıcı sahnelerdeki mükemmel kamera kullanımı filmi estetik yönden daha güçlü hale getirmiş.

Bir siyahi ,bir yahudi ve bir Arap’tan oluşan karakterler için azınlık olmaktan daha kötüsü bir de banliyöde yaşamak durumunda kalmak olsa gerek .Hubert’i süperego ,Said’i ego ve Vinz’i ide benzettim izlerken ve bazen de oluşturdukları o kelimeyi düşündüm ; " Cul-de-sac."... Filmle ilgili zaten birçok eleştiri ve yorum yapıldı bugüne kadar ,can alıcı sahneler ve replikler paylaşıldı ;tek söyleyeceğim filmin aslında açık uçlu da olsa cevabı olan bir soru sormadığı veya bizi bir şey hakkında düşündürmek istemediği , amacının bir gerçeği tokat gibi çarpmak olduğu ; sistemin sadece hatalı ürünü ,sonucu değil hepimizin bu sistemin sebebi ve sonucu ,katili ve maktülü olduğumuz o gerçeği , o çıkmazı ,o döngüyü...

İyi seyirler dilerim .. 8/5/10

@poormf

6 yıl önce

7.5 / 10

Dile pelesenk olan sözleri başkaldırının doğal seyrini anlatan filmin önüne geçmiş... Sonu çarpıcı... 75/100
C

@cagdasbdy

6 yıl önce

8.4 / 10

Mathieu Kassovitz’e 1995 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü’nü getiremese de En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren filmi. Yönetmen Mathieu Kassovitz, arkadaşlarından biri polis tarafından gözaltındayken öldüğü zaman filmin senaryosunu yazmaya karar vermiştir.

Film, Fransa’da Paris’in yakınlarındaki bir banliyöde yaşayan biri Arap, biri Yahudi ve diğeri de siyahi olan üç arkadaşın şiddetli bir isyanın ardından hayatlarının 24 saatlik zaman dilimini anlatıyor. Filmin söylemek istediği esas şey; aslında hepimiz şiddetin, ırkçılık ve diğer sosyal baskıların hem kurbanları hem de failleriyiz. Hiç kimse şiddet ve şiddetin tüm biçimlerinden yara almadan, zarar görmeden kaçamaz.

Film kahramanlarını mükemmelleştirmekten ziyade onların zayıf ve eksik yönlerini açığa çıkarmakla ilgileniyor. Olay örgüsü ve oyunculuklar gerçekçi ve ikna edici. Film aslında renkli çekilmiş ancak sonra bizzat yönetmen Kassovitz tarafından siyah beyaza dönüştürülmüş. Açıkçası çokta iyi olmuş.

Filmin sonunda n
... Devamı
Mathieu Kassovitz’e 1995 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü’nü getiremese de En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren filmi. Yönetmen Mathieu Kassovitz, arkadaşlarından biri polis tarafından gözaltındayken öldüğü zaman filmin senaryosunu yazmaya karar vermiştir.

Film, Fransa’da Paris’in yakınlarındaki bir banliyöde yaşayan biri Arap, biri Yahudi ve diğeri de siyahi olan üç arkadaşın şiddetli bir isyanın ardından hayatlarının 24 saatlik zaman dilimini anlatıyor. Filmin söylemek istediği esas şey; aslında hepimiz şiddetin, ırkçılık ve diğer sosyal baskıların hem kurbanları hem de failleriyiz. Hiç kimse şiddet ve şiddetin tüm biçimlerinden yara almadan, zarar görmeden kaçamaz.

Film kahramanlarını mükemmelleştirmekten ziyade onların zayıf ve eksik yönlerini açığa çıkarmakla ilgileniyor. Olay örgüsü ve oyunculuklar gerçekçi ve ikna edici. Film aslında renkli çekilmiş ancak sonra bizzat yönetmen Kassovitz tarafından siyah beyaza dönüştürülmüş. Açıkçası çokta iyi olmuş.

Filmin sonunda ne olacağına dair hiçbir uyarı yok ve her şey biranda gelişiyor. Kesinlikle filmin son sahnesi unutulmazlar arasında. Filmle ilgili ufak bir detay, filmin bir sahnesinde üç arkadaş kapı zili üzerinde arkadaşları Asterix’in adını ararken zilin üstündeki isimlerden birinin filmde ana karakter Vinz’i canlandıran Cassel’in, bir diğer isim ise yardımcı yönetmenin isminin olmasıdır.

It’s about a society on its way down. And as it falls,it keeps telling itself: "So far so good... So far so good... So far so good." It’s not how you fall that matters. It’s how you land.
I

@idokabul

6 yıl önce

50 katlık bir binadan düşen adamın hikayesidir. Her katta kendini rahatlatmak için şunu demiş içinden: "Şimdiye kadar herşey yolunda." "Şimdiye kadar herşey yolunda." "Şimdiye kadar herşey yolunda." Önemli olan düşüş değil. Yere iniştir.

@daydinak

7 yıl önce

öncelikle filmin başrol oyuncuları kendi orijinal isimlerini kullanmış ve de ait oldukları milletleri temsil etmişlerdir. said, vinz ve hulbert / arap, yahudi ve siyahi. bu bence filmdeki en güzel ayrıntılardan biri. film fransız banliyölerinde, bu üçlünün arkadaşlığı çerçevesinde gelişir. fransanın hep o gösterilen (olumlu) yüzüne karşın yönetmen sokaklara inmiş, halkı ve öfkesinin perde arkasını yakından incelemiştir. aslında protestodan ziyada nefret ve öfke olgusu üzerinde durulmuştur..

filmdeki (ki aslında bence özetliyor filmin ana konusunu) bir ayrıntı da vinz ve hulbert arasındaki tartışmaya dahil olan yaşlı adamın tuvalette anlattığı sibiryaya mahkum hikayesidir. ’mahkum arkadaşının (masum utangaçlığından ötürü dahi olsa) sürüden ayrılıp tek başına hareket etmesi durumunda trenin kaçması ve buna tekabül yalnız kalıp ölmesi demek; kendinizi toplumdan hangi sebeple olursa olsun uzaklaştırırsanız uzaklaştırın, toplum sizin için efor sarf
... Devamı
öncelikle filmin başrol oyuncuları kendi orijinal isimlerini kullanmış ve de ait oldukları milletleri temsil etmişlerdir. said, vinz ve hulbert / arap, yahudi ve siyahi. bu bence filmdeki en güzel ayrıntılardan biri. film fransız banliyölerinde, bu üçlünün arkadaşlığı çerçevesinde gelişir. fransanın hep o gösterilen (olumlu) yüzüne karşın yönetmen sokaklara inmiş, halkı ve öfkesinin perde arkasını yakından incelemiştir. aslında protestodan ziyada nefret ve öfke olgusu üzerinde durulmuştur..

filmdeki (ki aslında bence özetliyor filmin ana konusunu) bir ayrıntı da vinz ve hulbert arasındaki tartışmaya dahil olan yaşlı adamın tuvalette anlattığı sibiryaya mahkum hikayesidir. ’mahkum arkadaşının (masum utangaçlığından ötürü dahi olsa) sürüden ayrılıp tek başına hareket etmesi durumunda trenin kaçması ve buna tekabül yalnız kalıp ölmesi demek; kendinizi toplumdan hangi sebeple olursa olsun uzaklaştırırsanız uzaklaştırın, toplum sizin için efor sarf etmeyecektir ve de bunun sonucu olarak hem dışlanıp yalnız kalacak hem de ölmeye mahkum olacaksınız. eğer o treni kaçırmak istemiyorsanız bulunduğunuz sürüde kalmak zorundasınız aksi takdirde dışlanmış olacaksınız ve bu da sizin elinizdedir. ’diye mesaj vermiştir o öfkeli gençlere.. said ’in 2-3 kez ne anlatmak istedi ki? demesi de orayı dikkatlice dinleyiniz demektir kanımca:)

ayrıca said’in ’’ le monde est a vous ’’ yazısını ’’ le monde est a nous ’’ çevirmesi çok hoştu..

son olarak filmin mükemmel olan son sahnelerinde vinz’in ’’ kendimi galaksiler arasında kaybolmuş gibi hissediyorum..’’ söylemi hepimizin bir nevi dünyadaki halini temsil ediyor gibi..


uzun lafın kısası, mükemmel çekim tekniklerine ve mesajlara sahip olan bu fransız filmini izleyiniz..fransız kalmayınız :)
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL