Paris, Seni Seviyorum Yorumları

Paris, Seni Seviyorum filmi detayları

@aysovski

4 ay önce

8 / 10

yönetmen hafızası çok iyi olmayan biri olarak, her kısafilm başlangıcında durdurup yönetmeninin hangi filmleri çektiğine, tanıdık filmi yoksa da tarzına hızlı bir göz attım. "evet koş lola koş'u çeken yönetmen paris'te bu hikeyeyi olsa olsa böyle çekerdi" şeklinde heyecanlar yaşadım. bazı hikayeler bir süre kafamda yaşamaya devam edecek. alexander payne'in bölümündeki aynı anda hem hüzün hem mutluluk yaşayan kadınla bir süre şehri dinleyeceğim. pandomimcilerin oğluyle bir süre okula gideceğim. karısına yeniden aşık olan adamla bir süre avare gezeceğim.
son olarak; "..seni gördüğümde konuşmaya ihtiyacım var gibi hissettim."

@enik_kral

4 yıl önce

7.4 / 10

Cities Of Love, serisinin ilk filmi olan ?Paris I Love You?, yirmi bir yönetmen tarafından çekilmiş on sekiz farklı kısa filmden oluşuyor. Her bölüm Paris?in farklı bölgesinde geçen birer aşk hikayesi barındırıyor. Filmin başındaki aşk hikayeleri yeni başlayan ilişkileri ele alırken, film ilerledikçe sorunlu ya da bitmek üzere olan ilişkilerle karşılaşıyoruz. Bu anlamda filmdeki hikayelerin veriliş sırasının gelişi güzel olmadığını anlıyoruz.

Bölümler içerisinde en dikkat çekici olan ise Tom Tykwer?in yönettiği, ?Faubourg Saint-Denis?ti. Film içerisinde yer alan bir çok bölüm, hikayenin adını aldığı semtte geçiyor ve o semtin ambiyansına uygun bir hikayeyle karşı karşıya kalıyoruz. Fabour Saint-Denis?te, bir koşturma sahnesinde kadraja ?Star Çankırı Çay Salonu?nun tabelası hakim olacak kadar girmeyi başarıyor. Bu sahneden de anlaşılacağı üzere semt Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgedir. Durumun böyle olması bir Türk aşk hikayesi görebili
... Devamı
Cities Of Love, serisinin ilk filmi olan ?Paris I Love You?, yirmi bir yönetmen tarafından çekilmiş on sekiz farklı kısa filmden oluşuyor. Her bölüm Paris?in farklı bölgesinde geçen birer aşk hikayesi barındırıyor. Filmin başındaki aşk hikayeleri yeni başlayan ilişkileri ele alırken, film ilerledikçe sorunlu ya da bitmek üzere olan ilişkilerle karşılaşıyoruz. Bu anlamda filmdeki hikayelerin veriliş sırasının gelişi güzel olmadığını anlıyoruz.

Bölümler içerisinde en dikkat çekici olan ise Tom Tykwer?in yönettiği, ?Faubourg Saint-Denis?ti. Film içerisinde yer alan bir çok bölüm, hikayenin adını aldığı semtte geçiyor ve o semtin ambiyansına uygun bir hikayeyle karşı karşıya kalıyoruz. Fabour Saint-Denis?te, bir koşturma sahnesinde kadraja ?Star Çankırı Çay Salonu?nun tabelası hakim olacak kadar girmeyi başarıyor. Bu sahneden de anlaşılacağı üzere semt Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgedir. Durumun böyle olması bir Türk aşk hikayesi görebilirmişiz dedirtse de, görebildiğimiz Türkçe bir tabeladan öteye geçmiyor. Bir Türk hikayesi görebilmek için belki de serinin ikinci filmi olan ?New York I Love You? da yer alan Fatih Akın gibi bir Türk yönetmene ihtiyaç vardı.

Fabourg Saint-Denis de görme engelli bir genç olan Thomas ve bir aktris olan Francine?in aşk hikayesine tanık oluyoruz. Thomas, Francine?in telefonda ayrılma kararı aldığını ima eden bir şiir okumasına dayanamayarak telefonu kapatır. O andan itibaren Thomas?ın zihninde, tanıştıkları andan başlayarak ilişkileri gelişim sürecine kadar canlanır. Bu sayede tüm hikaye gözümüzün önünden bir film şeridi gibi hızlıca geçer. Telefon tekrar çaldığında ise aslında ayrılığın söz konusu olmadığını anlıyor ve Thomas gibi biz de bir sürprizle karşı karşıya kalıyoruz.

Tom Tykwer?in kendine has üslubunu bu filmine de net bir şekilde yansıttığını görüyoruz. Yönetmen filmlerinde, zamanın ve anlık kararların insanların kaderleri üzerinde ne denli etkili olabildiğini göstermeyi seviyor. Özellikle ?Run Lola Run? filminde bu durumu bariz bir biçimde ele alıyor. Filmde aynı olayı, farklı başlangıçlarla tekrar tekrar gösteriyor ve hiçbirinin aynı şekilde sonuçlanmadığını görüyoruz.

Yönetmen Tom Tykwer, bu hikaye de ise Thomas?ın bir anlık yanlış anlamasıyla hikayenin nerelere varabileceğini göstermekle yetiniyor. Filmde kullandığı müzik, ritim ve hız bir Tykwer filmi içerisinde olduğumuzu hissettiriyor. Filmin girişinde bir iş makinasının asfaltı deldiğini görüyoruz. Yönetmenin filme bu şekilde girerek tarzını daha en baştan ortaya koyduğunu görüyoruz. Daha sonra filmin içerisinde telefon sesi ile kahramanımızı rutininden uyandırıyor. Geçmişe döndüğünde ise çan sesi ile bir dönüm noktasında olduğunun haberini veriyor. Yine bir yanılsamanın ve rüyanın içinde olduğunu fark edip uyanması için telefon zilini tercih ettiğini görüyoruz.

Hikayede geriye dönüşün olduğu sahnede hızlandırılmış görüntüler ardı sıra gelirken aslında filmin içerisinde çok fazla çekimi barındırdığını da görüyoruz. Bu görüntüler filme birçok açıdan zenginlik katarken, yine bu sayede süre olarak diğer filmlerle aynı olmasına karşın aslında içlerindeki en uzun etkiyi yakalamasına olanak sağlıyor. Yönetmen bu hızlandırılmış görüntüler arasında geçişler yaparken mix ve efektlerden de yararlanarak hikayeden kopmamamızı sağlıyor.

Thomas?ın zihninde gerçekleşen geri dönüşle, gördüğümüz aşk hikayesinin yine Thomas?ın iç sesiyle dile getirildiğini görüyoruz. Thomas?ın yaşadıkları ilişkiyi bu şekilde aktarırken seçtiği bazı sözcükler ve görüntülerin de tekrar etmesiyle aslında yanlış anlaşılmaya sebep olan şiire, şiirsel bir karşılık verdiğini görüyoruz. Bu sayede her karenin yüzlerce kelimelik bir etkiye sahip olarak, filmin görsel bir şiire dönüştüğünü söyleyebiliriz.

@az87

8 yıl önce

7.5 / 10

20 yönetmenin yönettiği kısa filmlerden oluşuyor kendisi.Ne kadar kısa filmler arasında ilgi kuramasanız da aslında hepsinin anlattığı şey şu: Paris dünyanın en güzel şehridir.(Benzer ya da daha iyisi Woody Allen'in 'Pariste Gece Yarısı' filmidir)

@enik_kral

9 yıl önce

7.4 / 10

aşka aşık olanların filmi...

20 farklı yönetmenin çektiği kısa bölümlerden oluşan 'paris i love you' da favorim, oliver schmitz'in yönettiği place des fetes isimli hikaye... emin olun alt yazı veya tercümeye ihtiyacınız yok. sadece seydou boro'nun katoucha adlı parçası eşliğinde olduğu gibi izleyin...

@sebo

9 yıl önce

21 farklı yönetmen - 18 farklı aşk öyküsü.

Bazen bu hayatı paylaşacak birinin olması iyi olurdu diye düşünüyorum. Mesela, bir gökdelenden aşağı Paris' e bakarken, birilerine "Ne kadar güzel, değil mi?" demek istiyorum. Ama kimse yok.

---

Francine dinle. Öyle zamanlar olur ki, hayat bizi değişime çağırır. Bu bir geçiştir. Mevsimler gibi. İlkbaharımız harikaydı ama yaz bitti. Sonbaharı da kaçırdık. Ve şimdi her şey soğuk. Her şey soğuk ve donmaya başladı. Aşkımız uykuya daldı ve kar, amansızca üzerimize çullandı. Karların içinde uyursan, ardından ölüm gelir. Kendine iyi bak.

@smh_sarp

9 yıl önce

5 / 10

ben beğenmedim açıkçası.. hatta ne zaman bitecek diye bekledim sürekli.. farklı yönetmenler,farklı hikayeleri işlemiş ancak akıcılık sıfır. konular alakasız.. eğer paris i anlatan,orada geçen filmse Midnight in Paris'i tek geçerim ve tabii ki Woody Allen'i

diyeceğim odur ki ı ıhh olmamış

@bay_orcun

9 yıl önce

Filmi alalı bir yıldan fazla oldu arşivimde öyle duruyordu ve dedim ki bugün bunu izleyeyim yaa kaldırabilirim dedim ve izledikten sonra kendime "Olm bir yıldır hangi akla hizmet bu filmi izlemedin" yani büyük kayıp oldu geç izlemek =)
B

@babanneminkaoti

11 yıl önce

8.3 / 10

yorumlarda da dendiği gibi filmin "faubourg saint denis" kısmı çok iyi. bunun dışında pandomimin geçtiği hikaye de dikkatimi çekenlerden biri oldu. 20 hikayeden oluşması biraz yorucu. gene de izlenesi film. iyidir iyi.

@ustunkoru

12 yıl önce

7.5 / 10

hafızıma kazınan hikaye, Tuileries - ( Joel & Ethan Coen'nin yönetmenliğinde, Steve Buscemi )
1

@1925

12 yıl önce

once new york i love you, ertesi gun paris je t'aime seyrettim. ortak kani paris'in daha iyi olduguydu. paris biraz daha iyi ama oyle abartildigi kadar da degil bence.

sonucta ikisi de hosuma gitti. hatta paris beni biraz hayal kirikligina ugratti bile diyebilirim. ben daha guzel olacagini dusunmustum. keske fatih akin, yasamin kiyisinda filmine ara verip burada da olsaymis :)

ama yine de birbirinden farkli hikayeler izlemek isteyenler kacirmasin diyelim.

en begendigim hikayeler;

-oglunu kaybeden anne
-kahve icme temali, otoparkta calisan adam

-kor genc ile kizin aski

-cohen biraderlerin metro'da gecen filmi.
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL