Kara Sevdanın Sinemaya Yansıması - Kader&Masumiyet

zeytutu

@zeytutu yazdı...

02.09.2021

Masumiyet Zeki Demirkubuz’un 1997 yapımı Masumiyet ve 2006 yapımı Kader filmlerinden ve aslında ne kadar derin hikayelere sahip olduklarından bahsedeceğim. Aşağıda yazdıklarım gerçekten aşırı derecede spoiler içeriyor. Eğer izlemediyseniz ve izlemek istiyorsanız, gözünüz kayarsa yüreğinize inebilir, benden söylemesi. Herkesin karakterlerle kendisini bağdaştıracağı bir film ve ben, Zeki Demirkubuz’un yaptığı en iyisi olduğu kanaatindeyim.

Bekir, kara sevdanın sinemadaki en etkileyici görünümlerinden birisi belki de. Aynı mahallede oturduğu Uğur’a genç yaşta aşık olan Bekir, hayatını aşkına bir karşılık bulma umuduyla geçirir ancak kısa zamanda Uğur’un bir başkasına kapıldığını öğrenir. Bu kişi, Bekir’in aşık atamayacağı kadar yükseklerde gördüğü birisidir. Yakışıklılığı kadar şiddet eğilimi ile de dikkat çeken Zagor, aslında Uğur için biçilmiş kaftandır. Her ikisinin de ailelerinden kopuk olması, suça meyilli olmuş da olsalar hayatı özgürce yaşamaları Zagor-Uğur arasında bir bağ oluşturmaktadır. Oysa Bekir tam tersi bir rol çizmektedir çünkü babasının kanatları altındadır. Liseyi bitirmiştir, askere gitmiştir ve hatta onun için planlanan görücü usulü bir evlilik bile vardır. Bunların hepsi Bekir’in ataerkil bir yapıya sahip olan ailesine bağımlılığının işaretleridir. Dolayısıyla Uğur’a aşık olmak, Bekir için ailesinin otoritesine karşı çıkışı da temsil eder. Yani aslında Bekir, Uğur’a olan aşkı sayesinde özgürleşmektedir.

Bekir hikayenin daha sonraki aşamalarında kendisini sürekli reddeden Uğur için çeşitli roller oynamayı dener. Zararsız aşıktan, yardımının karşılığını bekleyen çıkarcı bir insana, sonrasında karşılık beklemeksizin imdada koşan bir dosta dönüşür. Gel-gitlerle süren ilişki sırasında Uğur için Bekir bir koruyucu melek olur. Yol arkadaşı, iş ortağı ve hatta çocuk bakıcısı olur. Ama asla Uğur’un "aşığı" olamaz. Bekir bu süreçte Uğur’un Zagor’a duyduğu aşkı izlemiş, evliliğine ve çocuk sahibi oluşuna tanıklık etmiş, fahişelikten para kazanmasına göz yummuş hatta fahişelikle kazanılan parayı korumuştur da. Tüm bunlar Bekir için acı verici deneyimlerdir. Zaman zaman Uğur’u farklı bir hayat kurmaya ikna etmeye çalışsa da, Zagor engeli çıkmıştır hep. Bekir ise bu zamana kadar yaşadığı her şeyi bazen öfkesini kusarak ama genellikle susarak içine atmıştır.

"Masumiyet" filminde, Uğur’la olan ilişkisini henüz tanışmış olduğu Yusuf’a anlatırken şöyle der -ki ayrıca bu tirad, Masumiyet’in en güzel repliğidir-: "Oğlum Bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli; eğ başını, usul usul yürü şimdi. O gün bugün usul usul yürüyorum işte.."

Bekir için hayat, ürettiği, ürettikçe mutlu olduğu, kendi benliğini sevgi ile beslediği bir süreç değildir. Bekir, Uğur’un peşinden usul usul yürüyerek, sadece çilesini doldurmaktadır. İntiharından bir gece önce, Uğur’un Yusuf ile ilişki kurduğundan şüphelenmiş, kurduğu bu düşünce ile sarhoş olmuştur. Bekir, Uğur’un karşısında son kez rol değiştirmiştir. "Bana da vereceksin!" diye çıldırması, salt cinsellik peşindeymiş gibi görünse de, durum bundan daha karışıktır aslında. Bekir son çare olarak kendisini Uğur’un müşterilerinden biri, aslında nefret ettiği, aşık olduğu kadının bedeni üzerinde hüküm süren diğer erkeklerden biri gibi sunmak ister. Bu sunuş, Uğur’a değil, kendisine yönelen bir aşağılamadır. Sonunda en alt basamağa inmiş, bir kaşık suda boğmak istediği adamlardan biri olmuştur. Ki, gecenin sonunda canına kıyması da bu yüzdendir.

Demirkubuz, Bekir’in ölümünün ardından, üzerinden hiç çıkartmadığı gömleği Yusuf’a giydirir ve Bekir’in içerisine düştüğü kara sevdayı, Yusuf’a devreder. Artık Uğur’un peşinden o yürüyecektir. Yusuf Ankara’da, pavyonun önünde "Nesi oluyorsun Uğur hanımın?" diye soran adama "Hiç kimsesi" derken, yürüyeceği yolun zaten farkındadır.

Yazarken yararlandığım çok sevgili hocamın bir makalesi var, eğer linki bulursam onu da paylaşacağım. Demirkubuz’un seyrettiğim ilk ve en etkileyici filmlerinden birisi olan Masumiyet’i ilk izlediğim gün ekranın başından belli bir süre kalkamamıştım. Son sahne ile film arasında bir korelasyon kurmak, bir anda şimşeklerin çakmaya başlaması ve gelen farkındalık ile filme bir kez daha neden hayran kaldığımı anladım. Eğer önce Kader, daha sonrasında üstüne Masumiyet izlenirse tadından yenmez.

DEĞERLENDİRME

Konu

8.5

Oyunculuk

9

Senaryo

9

Kurgu

8

Sanat Yönetimi

9

8.7
Mutlaka İzleyin!

YORUM YAZ

SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL