''Dünya, ilk adımı atmayan yalnız insanlarla dolu.''

mamcici

@mamcici yazdı...

11.02.2019

BU YAZI SPOILER İÇERMEKTEDİR

Yeşil Rehber Ötekinin ruh hali ve önyargılar üzerine birçok film izledik. Karakterlerini gerçek yaşamdan alan filmler de oldu haliyle ama Green Book, konuya yaklaşımıyla ve eleştirdiği noktaların keskinliği ile benzerlerinden ayrışıyor bence. Örneğin, benzer bir yapıda görünüyor olmasına rağmen, Mis Daisy'nin Şöförü'ndeki hümanizma ile sınırlamıyor söylemini.

Öncelikle Tony Lip'in hem sınıfsal olarak hem de kültürel olarak kendisini ülkenin siyahı olarak görüyor olmasına rağmen, siyahiler konusunda kendisini aşağılayanlarla benzer önyargılara ve ırkçı fikirlere sahip biri olması, yani ırkçılığa uğrayanın ırkçılık yapması gibi kör bir çelişki içerisinde. Tony, bu haliyle tahmin edilenden de yaygın ve sorunlu bir vaka aslında. Sonrasında kültürel ve insani her temas önyargıları yıkar gerçeği ile, Tony'nin değişimini de görüyoruz kaçınılmaz olarak.

Don ise müzikal dehasıyla beyaz efendinin saygınlığını kazanmaya çalışan zavallı biri gibi görünüyor başta. Film illerledikçe Don'un duruşunu daha iyi anlıyoruz. Don'un tüm mücadelesi beyaz efendiye kendini kabul ettirmek değil, tam tersi elde ettiği saygınlığı ile ırkçılığa neden olan o önyargıları yıkmak. Bunu yaparken halkından ve müziğinden uzaklaştığını farkında olmadan ama.

Don, evrenselliğe inanan ve teninin rengiyle tanımlanmak istemeyen biri olduğu için etnik kimlikten uzak, herkesin anlayıp sevebileceği evrensel bir müzikle yola çıkıyor. Mississippi'de Tony'nin arabayı onarırken tarlada çalışan siyahların Don'a uzun uzun baktığı sahneyi unutmayalım, umutla mı, yoksa nefretle mi baktıkları muamma, tedirgin edici bir andır o. Filmin sonlarına doğru bir siyahi barda yaptığı o siyahi müzikle halkına yaklaşır Don. Bir nevi günah çıkarmadır bu.

Benim için filmin tek bir problemi vardı, o da filmin sonlarına doğru, büyük bir umutla bitmesi. En son trafik çevirmesinde, polisin Don'a kim olduğunu bilmeden saygılı davranması, Tony'nin ailesinin, o tüm tutuculuklarına rağmen (karısı hariç) Don'u hemen samimiyetle kabül etmeleri gibi. Böylece seyircide, sanki tüm bu yaşananlar çok geride kalmış ve tarihi ayıplardan ibaretmiş duygusu uyandırılıyor. Orası olmadı işte. Tony ve Don gibi insanlar olsa da, beyaz efendinin gizli ırkçılığı sinsi bir şekilde devam ediyor hala.

Oyunculuğa gelince özellikle Viggo Mortensen şahane bir performans sergiliyor. Mahershala Ali'de en az hikaye kadar başarılı.

Not: Başlık filmdeki bir replikten.

DEĞERLENDİRME

Konu

8.1

Oyunculuk

8.1

Senaryo

8.1

Kurgu

8.3

Sanat Yönetimi

8

8.1
Mutlaka İzleyin!

YORUM YAZ

SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL