İlişkilere karamsar bir bakış; Marriage Story

zanezav

@zanezav yazdı...

01.01.2020

BU YAZI SPOILER İÇERMEKTEDİR

Marriage Story Son dönemde sinema severler açısından ilgiyle karşılanan film belli ki çokça tartışılacak değerde bir yapım olmuş.Bilirsiniz insanlar filmlerdeki karakterlere ne kadar yakın hissederse o denli etkisinde kalır.Bu filmde tamda böyle arada bırakacak türden bir yapım.Nicol veya Charlie hangisi ile empati kurmaya çalışırsanız ona hak verirken buluyorsunuz kendinizi.

Filmin cazibesi bu ikilemden kaynaklanıyor.Bu hikayede haksız kimse yok ama aynı zamanda haklı da yok.Şimdi hikayeye giriş yapalım.Birbirini seven iki insanın bu duygusu bir beraberliğe yeterli olur mu ? eskilerden çokça duyduğumuz iki gönül severse samanlık seyran olur sözü gerçekte nereye tekabül ediyor?

Tüm hayatını farklı çevre ve şartlarda yaşamış,bu koşulların etkisiyle şekillenmiş iki insanın bu backgroundu bir kenara bırakarak beraber olması mucizeden başka bir şey değil.Elbette bu kadar karamsar bakmamın bazı nedenleri var.Öyle ya romantik hikayelerin yüceltildiği efsanevi aşk destanlarının övülerek anlatıldığı bu topraklarda şeytanın avukatlığı yapmak için elbette bazı sağlam iddialara sahip olmak gerek.Ben tüm bu hikayelere esastan bir itirazda bulunacağım.Destek olması açısından büyük düşünür Sartre'in iddialı bir sözüyle başlamak isterim.Sartre Aşk; 'iki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır. Boşuna bir çaba, çünkü insan kendi bilincine mahkumdur' der.Elbette bu sözün taşıdığı karamsarlığın ve ağırlığın farkındayım.Ancak türlü romantik ilişkilerin vardığı sonuçları gözlemlerseniz bana hak verirken bulabilirsiniz kendinizi.

Aşk başlangıçta bulutların üstünde olduğu hissi verebilir.Kabul edelim hepimiz sandığımızdan daha duygusal insanlarız.Ancak bu duygu geçtiği zaman geldiğimiz noktadan geriye baktığımızda olduğumuz kişinin başlangıçta düşündüğümüz kişi olmadığını farkederiz.Birlikte olmanın büyüsü diğer tüm idealleri bir anda gölgelemiştir.Kendimizi aşk uğruna hapisten farksız bir hayat yaşarken buluruz.Elbette hapis bir hayat derken arada keyif aldığınız bir hayat da olabilir.Ancak bu hayatın istediğimiz hayat olmadığı buruk bir gerçek şeklinde eşlik eder

Birlikte olmak için seviyor olmanın yeterli olmadığını en keskin biçimiyle tanık oluyoruz filmde.Öyle ki gösterilen çabanın işleri daha da kötüye götürdüğü filmin ilerleyen sahnelerinde daha da belirgin hale geliyor.Nicole ve Charlie gençliğin ilk dönemlerinde bu tutkulu aşkın büyüsüyle beraber olmaya çalışmış,evliliklerin ilerleyen dönemlerinde tıkanmış ve çocuk faktörü bile öngörülebilir ayrılığa çare olamamıştır.Evlilik bir süre sonra iki tarafa da eziyet veren ancak devam edilmesi gereken bir mutabakat gibi zor bela ayakta tutulmaya çalışılmıştır.Neticede ipler geri döndürülemez bir şekilde kopmuş, partnerler buruk bir hayata adım atmıştır.

Bana kalırsa filmin asıl etkileyici unsuru bizi bu gerçekle bir kez daha yüzleştirmesi.İlişki yürütmek sanıldığından daha zor bir durum.Bu kadar negatif bakarken olumlu birkaç bir şey söylemeden bitirmek olmaz.Yine de bizi hayata bağlayan ve yaşıyor olduğumuzu hissettiren en önemli duygulardan biri bu öngörülemez tutku şeklinde sirayet eden Aşktır.Belki burada yapılması gereken en önemli şey aşkı yaşarken birbirimizin hayatlarını mümkün olduğu ölçüde bastırmadan beraber yürüyebilmekte.Her ne kadar filmin sonu bize bunu başaramayan iki insanı gösteriyor olsa bile.

DEĞERLENDİRME

Konu

8.2

Oyunculuk

8.9

Senaryo

8.4

Kurgu

8.4

Sanat Yönetimi

8.2

8.4
Mutlaka İzleyin!

YORUM YAZ

SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL