Gidilecek bir yer, çıkılacak bir yol kalmadı bize

tiamath

@tiamath yazdı...

28.08.2020

BU YAZI SPOILER İÇERMEKTEDİR

Yol Öncelikle, bu filmi izledikten sonra mutlaka filmle ilgili Tarık Akan’la yapılmış olan röportajları da izleyin. Çünkü bu filmin hangi şartlar altında ve nasıl çekildiği ile ilgili olarak anlatılanları duyduktan sonra filme bakış açınız çok daha net bir hal alıyor.

Yol, sıkıyönetimden dolayı hapishane izinlerinin iptal edildiği bir dönemde, izinler beş günlüğüne verilir verilmez yola çıkan altı mahkumun hikayesine değinmektedir. Buraya küçük bir açıklama eklemek istiyorum, senaryoyu Yılmaz Güney ilk yazdığında on iki mahkum olarak yazmış fakat yönetmenin filmi çekme zorluğu ve maddi kısıtlamalar yüzünden çekemeyeceklerini söylemesi üzerine altıya düşürülmüştür. Senaryo ilk halindeki gibi çekilseydi, bu film üç saatlik bir film olacaktı. Her mahkum üzerinden Doğu Anadolu’nun gerçekleri anlatılmaya çalışılmış. Bu gerçeklerden kastım, gelenek görenekler, insanların yaşam biçimleri, hayata bakış açılarıdır.

Mehmet Salih, karakteri üzerinden, bir kan davasının nasıl doğduğu, herşeye rağmen ailesi ile birlikte olmaya çalışan birinin, sabit fikirli akrabalar tarafından nasıl kısıtlandığı, karısı dahi olsa, tuvalette müctehcen bir an yaşamaya kalktıklarında trenin geri kalanının verdiği tepki ile dönemin insanlarının zihniyeti iyi yansıtılmış. Bir sahnesinde, meydanda eşini döven adamı görüyoruz. Bu anlatımda eksik olduğunu düşündüğüm nokta, Salih’in hısmının trene nasıl bindiği, onları nasıl takip ettiği ile ilgili detayların hiç verilmemiş olmasıydı.

Ömer karakteri üzerinden, doğuda yeşermiş olan terörizme değinilmiş. Fakat buradaki en çarpıcı detay, Ömer memleketine girerken başlıkta yazan "kürdistan" yazısıdır. Yılmaz Güney’in burada tam olarak ne demek istediğini merak ettim açıkcası. Yani Türkiye ne yaparsa yapsın, ne düşünürse düşünsün, bu insanların gözünde bu bölge bir özerk mi olacak? Askeri darbe sonrası kaçakçılığın önünün ciddi manada kesildiğini, her gece sınırlarda çatışmalar olduğunu, buna karşı çıkan gençlerin dağlara çıktığını görüyoruz. Burda bir çelişki var gibi geldi bana; hem kürdistan başlığı ile konuyu açıp hemde kaçakçılığın önü kesiliyor diye dağa çıkıyorlar demesi alakasız geldi. Yani devlet kaçakçılığa izin mi vermeli? Bu bölgenin yaşayanlarınıda anlayalım isteniyorsa, neden kaçakçılığa ihtiyaç duyulduğu detayına inilmesi gerekiyordu diye düşünüyorum. Bu bölümün sonunda bulunan, cesetlerimize bile sahip çıkamıyoruz detayı başarılıydı ama öte yandan Ömer’in bakıştığı kız ile ilgili ne oldu? Sadece kızın kim olduğunu sordu ve konu bitti.

Mevlüt karakteri üzerinden, bu bölgelerdeki evlenme öncesi örf ile ilgili nuanslar bulunmakta. Mesela, kız, gönlünün kimde olduğu babası tarafından anlaşılana kadar şeker kabını geri çekmiyor, buluşmalarında kızın akrabalarından iki kişi yanlarından hiç ayrılmıyor. Adamın, kız ile ilgili olan konuşmaları bize ne kadar cahilce ve kızın hayatını bitirecekmiş gibi gelsede, o dönemdeki kızların bundan nasıl etkilendiklerini görüyoruz. Çünkü yetiştirilme tarzları bu temel üzerine kurulu.

Seyit Ali, karakteri üzerinden, hapiste kendisini beklemeyip başka birine giden eşine karşı tutulan tutuma değinilmiş. En çarpıcı detay, kızın kendi babasının bile onu hapsetmiş ve eğer gereğini yapmazsan ahirette iki elim yakanda olur demesiydi. Kimse, kadının böyle birşey neden yaptığını, hapiste olan birini beklemenin zorluğunu düşünmeyip sadece biletin kesilmesi gerektiğine odaklanmış durumda. Ali’nin beş günlük izni boyunca tek hedefinin, o zorlu yolculuklardan geçip bu işi sonlandırmak olması da aynı zihniyetin ürünüydü. Burada işlenen konu bir çok Türk filminde işlendiğinden, Mart ayında karlı sahnelerin çekimi ile ilgili Tarık Akan’ın söylediklerini özetlemek istiyorum; artık karlar erime dönemine girmiş ve bizimde karlı sahneleri çekebileceğimiz zaman kısalmıştı. Her gece sabaha kadar kompozit köpüklerini eritip etrafa saçar, sabahlarıda filmin sahneleri çekerdik. Silivride kaldığımız gecelerde sadece çarşafa dolanıp ısınmaya çalışırdık.

Filmin geneli, gerçekten ciddi imkansızlıklarla çekilmiştir. Bazı yorumlarda, bazı kişilerin şivesi ile ilgili, yada oyunculuk zayıflığı ile ilgili eleştiriler yapılmış. Filmde ne kadar çok figüran kullanıldığına odaklanın ve maddi imkanların zayıflığından ötürü kimi bulurlarsa oynatmak zorunda kalmışlar. Hal böyle olunca, bazı sahnelerde daha radyo ile bile tanışmamış kişilerin oynatıldığını unutmamak lazım.

Filmde eleştirdiğim karakter Yusuf’a gelirsek, ne oldu şimdi bu adama? İznini sorgulamak için indirdiler otobüsten. Sonra yok olup gitti? Bari bir dakikalık bir sahne ile akıbetini görebilseydik.

Filmde, Doğu Anadolu’nun içinde geziyor hissine kapılabilirsiniz. Son derece samimi ve halktan sahneler mevcut. Kullanılan ağıtlar ve müzikler çok yerinde ve dozundaydı. Arkadaş filmindeki her boş sahneye bir müzik yapıştırmak yerine gerekli yerlerde kullanılmış. Dönem şartları düşünüldüğünde, ciddi anlamda cesur bir film. Mutlaka izlenmeli ve arşivlerde bulunmalı.

DEĞERLENDİRME

Konu

10

Oyunculuk

8.5

Senaryo

8.5

Kurgu

8

Sanat Yönetimi

8

8.6
Mutlaka İzleyin!

YORUM YAZ

SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL