İncir Reçeli furyasına hitaben

kavunici

@kavunici yazdı...

08.08.2011

İncir Reçeli

 

Geçenlerde yoğun ısrar üzerine incir reçelini izleme gafletinde bulundum. Çevremdeki bi çok insandan uzun zamandır duyuyordum. Aman efendim şöyle güzel, aman efendim böyle ağladım, duygulandım. Çok feci harika, mükemmel bi konu, kız çok tatlı. Efendime söyleyeyim adam çok hoş vs vs. bunun gibi olumlu ve merak uyandırıcı şeylerdi duyduklarım.  

 

E bende yazımın büyük bi bölümünü evde oturup film izlemeye ayırdığım için. Kimi zamanlar günde 6 film izlediğim bile oluyor , e bu durumda Çevrenizden duyduğunuz  her filmi izleme alışkanlığı ediniyosunuz.  Bunuda izleyeyim o zaman ben.  A dur onuda izleyeyim.  Oh yarınada izlenecek 6 film çıktı, darısı öteki günün başına falan diyebiliyosunuz.

Velhasıl kelam incir reçelini izleme kara verdim.  Yiyecek stoğumuda yeniledikten sonra oturup tekli koltuğuma izlemeye koyuldum. İzledim.

 

Aman tanrım.

 

O neydi öyle?

 

Filmin konusundan ziyade başroldeki hatun kızımızın oyunculuğunun kötü olması gözümüze gözümüze sokuluyor.  “ Sen izliyosun ama ben hiçte inandırıcı bi oyuncu değilim, hahaha.”  Gibi bi izlenim uyandırıyor insanda. Rol kızda, kızda filmde fazlasıyla iğreti duruyor.

 

Bu durum ilk eksi puanı filmin hanesine yazıyor tabiiki.

 

Neyseki erkek oyuncu bu kadar sırıtmıyor filmde.

 

Velhasıl kelam.

 

Olabilir, kız daha yeni oyuncudur, bu filmde iyi bi iş çıkaramamış olabilir, genç yeteneklere yol açmak gerekir, fazla ön yargılı olma diyerekten , kendimi güdüleyip filmi izlemeye devam ediyorum.

 

Derken, o ne öyle. !!??

 

Yalnız yaşayan, bunalıma girmesine ramak kalmış, yazamayan bi yazar. YUH!

 

Bu klişeden sıkılmadı mı artık senaryo yazarları.

 

Neyse,  barda tanıştığı kızı saf temiz duygularla evine götürüyor. Kızda maşşallah bu duruma o kadar alışkınki sanki tanımadığı bi adama notlar yazmalar, kahvaltı hazırlamalar, gülücükler, sevimli olma çabaları, 45 yıllık dost gibi davranmalar. Ki bu kızda yani içten içe çöküntüde olan hayattan umudunu kesmiş bi kızcağız. İçi seni dışı beni yani, o hesap.

 

Sonradan anlıyoruzki kız aids.

 

E kızım madem aidsin, madem tedavi olmuyosun, madem sevişmiyosun.

 

 Niye adama gidip yanaştın, niye aklına girdin, niye aşık ettin, onunla sevişmeyip ona aids bulaştırmak istememen korumacı bi davranışta onu kendine aşık edip öyle sap gibi ortada bırakman ne kadar korumacı oldu bilemedim.  

 

Herneyse,

 

Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim, filmdeki hanım kızımızın böyle tipik liseli ergenler gibi “aşkııııım” “yaa hayatıımmmm” “ama bitaneeem” gibisinden konuşmasıda insana fazlasıyla itici geliyor.

 

Bu kız hayatın sillesini yemiş, olgun bir kız profili çizecekken ergenliğinin tadını çıkaramamış hoppala bi kız profili çizmişler. Ki oldukça kötü durmuş bu. Çünkü diğer yandanda kızımız her fırsatta özlü sözler etmektende geri durmuyor. Nedir bu özlü söz çılgınlığıki? İnsan normal hayatında kaç kere vay bee diyebileceği şeyler söylerki.  Hadi bir kere olmadı iki kere. Ama yok bunlar öyle insanlarki her anları hayata dair muhteşem, acıklı, duygulu sözler söylemekle geçiyor. Konuşmuyor adeta kitap okuyorlar sanki. Ki söylenen sözlerde o kadar bayatladıki, hayat ………… ile başlayan. Yaşamak……… ile başlayan sözler artık anlamsız. Kimse sözlere göre yaşamıyor. Kimse kimsenin acıklı hikayelerine göre hayatlarına yön vermiyorki. Bırakın artık bu özlü söz muhabbetini. Rahat etsin insanlar. Yapmacıklıktan başka bi şey kazandırmaz bu filmdeki karakterlere.

 

Derken, birde filme biraz yanlış anlaşılma ve ayrılık sebebide eklenmeli tabiiki.Diye düşündüm ve düşündüğüm başıma geldi. Bir dizi saçma yanlış anlaşılma ve ayrılık. Daha inandırıcı bi yanlış anlaşılma olabilirdi. Zira izleyen herkes o adamı gördüğü gibi “ahanda bu babası” demişken. Bizim oğlanın onu kızın eski sevgilisi olarak düşünmesi biraz aptalca olmuş.

 

Ve tabiiki tesadüfler. Olmazsa olmazdı. Olduda zaten.

 

Kızın doktorunu orada görmesi ve o şekilde kızı bulması. Kızın doktorunun orada ne işi var. Kız adamın onu bulmasını istemiyoduysa doktoru ne boş boğazlıymışta hemen söyledi.

 

Her neyse, ayrıca söylemeyi unuttum filmde kızın sürekli sevişmek yok sevişmek yok! Demeside çok yapmacık geldi.  Prezervatif diye bişey var ama dimi. Sevişmeyi kendine yasaklaması filmi izleyen aidsli insanlar üzerinde çok büyük bi etki yaratmış olabilir. Tabiiki kötü etki. Aids hakkında hiç bi şey bilmeyen biri fazlasıyla yanlış bilgi edindi.

 

Ne tutuyosunuz kendinizi, alın bi prezervatif rahat edin gençler diyesim geldi filmi izlerken.

 

Sevişmek, sevginin göstergesidir, insani bi ihtiyaçtır ve önemlidir.

 

Bundan kendini soyutlayarak aslında tamamen hayattan soyutlamış oluyor. Bi yandan hayattan vazgeçmiş diğer yandan hayatla dolu gibi görünmesi ironinin yanı sıra fazlasıyla yapmacık geldi, düşünceli insan tipi çizilmeye çalışılmış belki ama fazlaca duygu sömürüsünden öteye gidememiş bence.

 

Heleki o çıplak karşılıklı oturdukları sahne. Aman allahım. Ne o öyle.

 

Seni sevmek bilmem ne yapmak gibi, seni sevmek bilmem neyi hissetmek gibi, seni sevmez zart gibi zurt gibi. Bu ne ya?  Ortaokuldayken sevgilimizle böyle diyaloglara giriyoduk biz.

 

Gelgelelim filmin sonuna. Kızımız son anlarında bile özlü bir şeyler söyleme çabasında ve gencecik yaşında ölürken sırf yanında sevdiği adam var diyede gayet mutlu ölüyor. Ölmek yerine tedavi olma kısmını es geçmesi mutluluğa engel olmuyor. Başlı başına saçmalık. Tedavi olup yaşayabilmek gibi bi seçenek varken , sırf toplum dışlaması sebebiyle tedaviyi reddetmiş biri hayatı sevmez. Hayatı bırakın bi adamı asla sevemez. Çok seviyosan tedavi olsaydın kardeşim derler adama.

 

Salt olumsuz eleştiri oldu ama maalesef olumlu eleştirilerim mevcut değil.

 

Olmamış gençler olmamış.

 

Başka film yorumlarımda görüşmek üzere.

 

Sevgiler.

 

Not: toplumsal bi yaraya parmak basmış muhabbeti ne olur yapmayın bu film hakkında. Aidsli insanların  toplumca dışlanması elbette bir sorun, elbette aşılmalı, elbette anlatılmalı insanlara ama ondan öte bu ülkede travestilerde dışlanıyor, eşcinsellerde dışlanıyor. Katbekat fazla, katbekat şiddetle.  Katbekat ölümcül. Bu durumda kalkıp aids için toplumun kanayan yarası demek fazlaca bakış açıdan yoksun geliyor bana. Toplumun kanayan yarasna parmak basmak buysa ben daha önce bastığım parmaklarımı çekiyorum.

 

Not2:  çok uzun ve karışık bi film yorumlaması oldu belki ama napim tutamadım kendimi, çok doluyum çok.

 

YORUMLAR

SPOILER

TÜM YORUMLAR (38)

@tuhafakillimuzi yazdı...

Çar, 26 Kas 2014, 15:39 (3 yıl önce)

Tv2 de rastlamıştım bu filme.Ergenler çok bahsettiği için biraz takılayım dedim.İlk yarım saati güç bela izledim.(sonuna kadar gitmeyi nasıl başardın bence onuda anlatsan iyi olacak :))gerisi hakkında inan hiçbir bilgim yok özellikle şu karşılıklı soyundukları sahneyi görmedim.Velhasılseek three book than..

@stupidflanders yazdı...

Cum, 02 Ağu 2013, 04:10 (5 yıl önce)

izlemem ki deli miyim.

@shutterbugiconi yazdı...

Sal, 04 Haz 2013, 19:49 (5 yıl önce)

İncir Reçeli'nin senaryosu biraz arızalı ve belli ki belli bir noktada senarist tıkanmış ve " Ahan da bu kızın babası" diyeceğiniz yere olmadık bir yanlış anlaşılma yerleştirmişler. “Gerçek yaşamda öyle olmazdı, şöyle olmalıydı…" tarzından yorumları haksız bulduğumu söylemeliyim. Eğer bir filmdeki bütün kişiler herkesin her gün gerçek yaşamda karşılaşabileceği alelade insanlar olsaydı zaten 'ölümsüzleştirilecek' film ya da roman karakteri olmazlardı. Gerçek yaşamınızda filmlerdeki gibi konuşan insanlarla karşılaşmanız milyonda bir ihtimaldir ama tekdüze diyaloglardan oluşan filmlerin ne kadar sıkıcı olabileceğini takdir etmeniz lazım ve filimadaminda niçin 'dehşetengiz replikler ’gibi bir kategori olduğunu da kendinize sormanız lazım. Bazen bir filmi hatırda kalır kılan kötü ve inandırıcı olmayabilecek senaryosuna rağmen sıra dışı karakterleri, ergen sevecenliği ve müzikleridir.Toplumuzda cinsellik ve alkol ile ilgili ciddi, arızalı tabular varken son dönemde çekilen Kaybedenler Kulübü, Issız Adam, İncir Reçeli ve Başka Dilde Aşk gibi filmlerdeki cinsellik ve düzenli içicilik vurgusunu anlamış değilim. Bu toplumun çoğunluğu henüz “sevişmek, sevginin göstergesidir, insani bi ihtiyaçtır ve önemlidir.” sözünüzü anlamış değil zira. Dahası “sosyal içiciliğin” bile ne anlama geldiğinin anlatılması gerektiği bu toplumda söz konusu filmlerdeki karakterler üzerinden düzenli ve aşırı içme davranışının her ‘sosyal’ ve ‘âşık’ birey tarafından sergilenmesi gerçeğini de anlamıyorum.

Spoiler içeren yorumlarınızda "spoiler"
butonunu kullanınız.

SPOILER

SİNEROBOT

BUGÜN NE İZLEMEK İSTERSİN?

YILI

SÜRESİ

PUANI