Önce Aklında Kazan, Sonra da Kalbinde...

tiamath

@tiamath yazdı...

26.02.2020

BU YAZI SPOILER İÇERMEKTEDİR

The Power of One Yıllarca sürmüş bir zulmü anlatmak, kaç film çekilirse çekilsin hala bir şeyler eksik kalabilir. Bu filmde benzerleri gibi siyahilere yapılan ırkçılığı anlatmayı hedeflemektedir ve bunu alışılmışlığın dışında bir şekilde ele almaktadır. Günümüzden 280 yıl kadar önce (filmin çekildiği dönemde 250) Avrupa'da henüz rönesans gerçekleşmemişken, dini zulümden kaçmak için Afrika'ya göç etmiş olan topluluklar kendilerine Afrikaner demişlerdir. Diğer adıyla beyaz afrikalılar. Bu göçten sonra, özellikle birinci dünya savaşı atlatıldığında artık Afrika sömürülmeye başlamıştır ve zamanında göç etmiş olan bu ırklar muhafazakar bir devlet kurup bunun temeline de ırkçılığı yerleştirmişlerdir. P.K. dediğimiz karakterde bu ailelerden birinde doğmuş ve siyahilerle birlikte büyümüştür. Fakat hükumetin baz aldığı ırkçı sistem her yerde karşısına çıkmaktadır.

Film ilk olarak babasının ölümü ve annesinin hastalanmasıyla yatılı okula gönderilen P.K. ile başlamaktadır. Aynı zamanda da ikinci dünya savaşı arefesindedir dünya ve gittiği okulda Nazi görüşünü destekleyenler vardır. P.K.ingiliz bir ailenin çocuğu olduğu için daha on ikisindeyken, okulda ciddi bir baskıya maruz kalmaktadır. Filmin daha temelden işlemeye başladığı bu konu oldukça başarılıydı. Çocuk oyuncu oynatıp bu kadar başarılı olmak kolay değildir ve politik görüşün kontrolsüzce çocuklara geçmesinin bile daha temelde ne kadar etki edebileceği oldukça başarılı işlenmektedir. Özellikle kendini bir anda lider atayıp hüküm kesme boyutuna gelinen sahne durumu çok daha açık özetlemiştir.

Filmin sonraki aşamasında, P.K.yurttan alınıp büyükbabasının yanına verilmiştir. Fakat dede çocuk bakımı konusunda son derece başarısız olduğundan dedesi, P.K.i, arkadaşı olan bir profesörün yanına verir. Film bu ikinci aşamada bir çocuk bile olsa eğitim sayesinde hayat görüşünün ne kadar değişebileceğini göstermektedir. Yani deyim yerindeyse "ağaç yaşken eğilir" sözünü göstermektedir.

Üçüncü aşamada ise bir nevi dönüm noktası olan ikinci dünya savaşı patlak verir ve hükumet yasaları hayatı oldukça zorlaştırır. Profesör Alman asıllı olduğu için, ingiliz hükumetinin kuralları gereği kamplara götürülür. Kamplarda aynı zamanda suçlu siyahilerde vardır. Irkçılığında getirdiği ayrımcılıkla birlikte burada siyahilere bir hayvandan bile kötü muamele edilmektedir. P.K. burada bir siyahiden boks eğitimi almaya başlar. Prof. kendini savunmayı öğrenmesi gerektiğini düşündüğünden kampta böyle bir ayarlama yapar. P.K.in siyahilerle kaynaşması bu noktadan sonra daha da pekişir. Kendilerini ten renginden dolayı üstün sananların tavırlarını gördükçe, bu gidişe bir dur denilmesi gerektiğini ince ince aklına yazmaya başlar. Filmin bu üçüncü aşamasında, ırkçılığın nelere mal olduğu daha net bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Bu bölümdeki özellikle yağmur yağdıran kavramı ve tüm kabileleri birleştirerek şarkı söyletme merasiminin olduğu sahneler çok etkileyicidir.

Savaş biter ve dördüncü aşamaya geçilir. P.K.artık profesörden ayrılmıştır. Çünkü profesör ülkesine dönme kararı vermiştir. P.K. okuluna yüklenmeye karar verir. Bu sırada da para kazanmak için ufak tefek boks müsabakalarına katılır. Bir yandan da daha büyük oynamak ister ve profesyonel boks için bir kulübe girer. Buradaki eğitmen aynı zamanda siyahileri de eğitmektedir. Mevcut hükumette bunu yapmak gerçekten cesaret istemektedir. Çünkü ırkçılık iyice tavan yapmış durumdadır. P.K. kulübe girer aynı zamanda da bir boks müsabakasında kendini destekleyen Maria isimli kızı görür ve karşıt görüşlü babasına rağmen onunla birlikte olma mücadelesi verir. Maria'nın, babasına rağmen siyahileri destekleyici tavırları, zamanla değişen düşünceleri ve günün sonunda bunun hayatına mal olması, herşeyin (iyilik amaçlıda olsa) bir bedeli olduğunun resmidir.

Filmde, hayatın her sekansında verilebilecek mücadelelerden doneler barındırılmış. Hemen hemen her sahne birbirine benzer bir çöl-kasaba vari bir bölgede geçtiğinden çok büyük bir görsel şölen var diyemem ama müzikler son derece başarılıydı. Oyunculuk ekseriyetle başarılı. Maria'nın babası, cenaze merasimindeki siyahilerin ağıtlarını duyunca, içinde birşeylerin değiştiğini hissediyor gibiyiz. Yada film bize öyle yansıttı. Buradaki muallak kalan kısmı biraz daha netleştirmiş olmalarını isterdim. Bunun gibi tek tük havada kalan konular dışında eleştirilecek bir nokta yok diyebilirim. Filmin sonunda en azından profesöre ne olduğu, dadıya ne olduğu kısa kısa gösterilebilirdi. Ayrıca çok kısa da olsa dini, siyahilere yaptıkları davranışlarını desteklemek amacıyla nasıl kendilerine göre şekillendirdiklerine değinmiş olmaları da yerindeydi.

Kesinlikle izlenmesi gereken bir film.

DEĞERLENDİRME

Konu

6

Oyunculuk

6

Senaryo

6

Kurgu

6

Sanat Yönetimi

6

6.0
Fena Değil!

YORUM YAZ

SPOILER

YENİ YORUMLAR

@tiamath

2 hafta önce

Puanlama kısmını girmeyi unutmuşum :/ bende hakkının 10/8,5 olduğunu düşünüyorum.
Y

@yaseminsevgiyil

3 hafta önce

Konusu itibariyle bu denli ilgi çekici bir proje daha iyi geçirilebilirmiş hayata gibi geldi bana. ama yine de benden 7/10'u kapmasını da bildi.
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL