Nam Myoho Renge Kyo

tiamath

@tiamath yazdı...

25.06.2020

BU YAZI SPOILER İÇERMEKTEDİR

Tina Medyanın maskesinin arkasında süren hayatların, bize gösterilenden ne kadar farklı olabileceği hususunda ne kadar fikrimiz var? Bizler, üzerimizden para kazanabileceklerini düşündükleri senaryoları ve görünümleri izleyerek çeşitli hissiyatla doluyor ve onları unutuyoruz. Peki ya arka planda neler oluyor? Truman show filmindeki gibi, adam içeriden çıktından sonra show biter ve insanlar başka kanala geçer. Burada, bizi başka kanala değil, olayın aslına çeken bir konu söz konusu.

Tina Turner, daha çocukluğunda kendinin farkında olan ve kilise korosuna aykırı ses tonundan vazgeçmeyen yapısıyla çıkıyor karşımıza. Daha miniklikten birşeyler olacağının mesajını veriyormuş dünyaya fakat bunu annesi bile görme konusunda problemler yaşıyor. Filmin ilk dersi diyebileceğim bu nokta, bir çoğumuzun ailesi ile kendi tercihleri arasında kaldığı ikilemle başlıyoruz. Olmak istediğimiz şey ile olduğumuz şey arasındaki uçurum da bu dönemlerde başlamıyor mu?

Bir fırsat yakalanıyor ve Ike Turner ile yolları kesiştikten sonra, Ike’nin ikna etme yeteneği sayesinde Tina’nın kendi hayalleri doğrultusundaki serüvenine başlama fırsatı ortaya çıkıyor. Ve o sahnenin insanı delirten havası beraberinde geliyor. İnsanlar, tüketim konusunda o kadar başarılı ve hızlı ki, arka arkaya yapılan gösterilere bir de para kazanma hırsı eklenince, Tina’nın sağlık problemleri baş gösterir. İşte, seçilen hayat arkadaşınızın ne kadar hayat arkadaşı olduğu zor zamanları başlamasıyla ortaya çıkıyor. Bu da filmin ikinci ders niteliğinde ki noktası oluyor bize. Bir kimse, sizin için başkasını terk edebiliyorsa, bir gün başkası için de sizi terk eder. Karşımızdaki kişiyi seçerken hayalimizdeki kişi olarak değil, onun gerçek kimliğini göz önüne alarak seçmek gerekir. Bunların üstüne kadına şiddet ve cinsel istismara varan olaylar da baş gösterinde artık hayat Tina için kaçınılmaz olur. İlk şiddetin arkasında ona yardım etmeliyim diyen Tina, artık intiharı bile göze almaya başlar. İşte bu noktada özellikle büyük annelerimizin neler yaşadığı ile ilgili parantez açmak istiyorum. Saçma sapan gelenek ve kültürel davranışlar yüzünden bir şekilde aşağılanan/itilip kakılan kadınlar buna yıllarca katlanıyor. Psikolojik araştırmalar neticesinde bunun sebebi olarak "öğrenilmiş çaresizlik" gösterilir. Kadın bir kere yapacak birşeyi olmadığına ikna olursa, bunlara sürekli katlanmaya başlar. Tina’da da resmen bunu görüyoruz. Ve insan bu hikayeleri dinlediğinde, gerçekten tüm bunlara nasıl katlanabilmişler diye şaşırmadan edemiyor.

Filmin son bölümünde ise, artık bunlardan kurtulabileceğinin ve bunun zamanının çoktan geçtiğinin farkında olan Tina’nın sürecini görüyoruz. Burada farklı bir pencereye değinmek istiyorum, sanatçı seviyesinde olsa bile Ika’nın neredeyse Tina’yı öldürme noktasına ulaşması yine de engellenemiyor. Kapıdaki korumalar, etraftaki kalabalık.. bunu bir kere kafasına takmış olması tüm bu engelleri aşıp silahla yanına gelmesini sağlıyor. Film bu son bölümde, kadınlara hitaben "cesaretli olun" diyor resmen.

Filmin senaristi Tina Turner olduğu için filmin gerçekçilikle uyumunun oldukça üst düzeyde olduğunu düşünüyorum. Angela ve Laurence’nin oyunculukla oldukça başarılı. Müzik ve dans kullanımları, hikayenin akışı, sanat yönetmeni gerçekten oldukça başarılıydı. Filmin sonunda, son sahnedeki konserin gerçek videosu dışında filmin genelindeki olaylarla ilgili daha fazla gerçek karenin gösterilmesini beklerdim. Ayrıca, filmde bir sahnede kaçıp annesinin yanına gitmeye çalışan Tina’nın annesinden bir daha hiç bahsedilmemesi de bir eksiklik olarak geldi bana.

Benim nazarımda bu film, kadınların çaresiz olmadığı ve tüm buna benzer şiddet unsurlarına katlanmalarının asla gerekmediğini anlatma hususunda başarılı bir filmdir.

DEĞERLENDİRME

Konu

9

Oyunculuk

9

Senaryo

8

Kurgu

8

Sanat Yönetimi

10

8.8
Mutlaka İzleyin!

YORUM YAZ

SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL