"Climax" Rüya Görünümlü Kabus

hippolyte

@hippolyte yazdı...

15.05.2020

Climax Gaspar Noe’den Climax, filmi izlerken size rüya görünümlü bir kabus deneyimi sunuyor. Filmin dar koridorlarından, bilinçsiz danslarına; kırmızı ışıklarının çarpıcı etkisiyle, her anı ve tüm atmosferi sizi sonsuz bir dans partisine çekiyor.

Climax, bir grup dansçının provalarından sonra eğlenmek amaçlı düzenlediği bir partinin hikayesi. Filme, ilerleyen dakikalarda daha ayrıntılı olarak tanıyacağımız dansçılarımızın "audition tape"lerini izleyerek başlıyoruz. Film ve kitap referanslarıyla dolu raflar arasında izlediğimiz bu videolarla karakterleri tanıyoruz. Dansçılarımızın dini inançları, en büyük korkuları, şiddet eğilimleri, dansın hayatlarındaki yeri, yaşama şekilleri ve daha önce uyuşturucu kullanıp kullanmadıkları yavaş yavaş ince bir işçilikle önümüze serilmeye başlıyor. Yönetmen karakterleri burada ve ilerideki diyaloglarla şekillendiriyor. Bence Climax, göz dolduran danslarının yanı sıra bir diyalog filmi. Mesela Emmanuel’in annelik kimliğini, hamilelik ve çocuk yetiştirme süreci hakkında söylediklerine dayanarak benimsiyoruz. Filmin devamında bu duruma paralel olarak Emmanuel’i her zaman ebeveyn konumunda izliyoruz.

Film çok hareketli bir tanıtım yapıyor. Dansçılar tarafından hazırlanan bayram tadı olan bir dans koreografisi izleyerek başladığımız partiye, dansçıların ilişkilerini ve kişiliklerini ikili ve üçlü diyaloglarıyla tanımaya ve özümsemeye başlıyoruz. Sonra uzun bir solo dans sekansı izliyoruz. Bu bölüm ayrıca karakterleri tek tek gösterirken bize yeniden tanıtıldıklarını hissettiriyor. Karakterlerle birlikte kendimizi climaxe ulaşmış buluyoruz, solo danslardan sonra herkes kontrolsüz bir şekilde dans etmeye başladığı anda birden bire kendimizi jenerikle karşılaşırken buluyoruz.

Bu noktadan sonra, film yeniden ve farklı bir noktadan başlıyor adeta. Sangria kasesine bir Point Of View (Karakterin bakış açışı) çekimi ile bu yeni başlangıcımız tamamlanıyor. Arkadan, şimdiye kadar duyduğumuzdan farklı, non diegetik bir müzik duyuluyor. Diğerlerinden farklı olarak canlı ve heyecan verici bir dans müziği değil. Bu, gerginliğimizi artıran ve olayların devamında iyi şeyler olmayacağına dair mesajlar gönderen yavaş bir müzik. Plastik bardağı kasemize daldırarak ve içecekle doldurarak karakterimizle yürümeye başlıyoruz. Bir sonraki sahnede, çevreye Ivana’nın açısından baktığımızı anlıyoruz, kostümün etkisiyle. Bu sahne çok kısa sürede bitiyor. Gaspar’ın amacının, tıpkı müzikte olduğu gibi, bir şeyin geldiğini anımsatmasını sağlamak olduğunu anlıyoruz. Sangria yakın çekimi de içki hakkında bizi endişelendiriyor. Pek geçmeden içeceğe LSD eklendiğini öğreniyoruz.

Sorun tespit edilir edilmez, bir suçlu aranmaya başlanıyor. Bu anlarda gerilim bizim de damarlarımızda yukarı doğru tırmanıyor. İlk, içeceği hazırlayan Emmanuel suçlanıyor ancak onun da içiyorum olması arayışın devam etmesine neden oluyor. İnançları nedeniyle alkol kullanmayan Omar yargısız infaz ediliyor ve suçlanıyor. Herkesin Omar’ın üzerinde yürüdüğü sahnede kadrajın yamultulduğunu görüyoruz. Yönetmen, karakterlerin etkilenen karar verme yetkileriyle yanlış sonuçlar çıkardıklarını bize böyle anlatmış oluyor. Selva Lou’nun odasına gittiğinde hamile olduğunu öğrendiğimiz Lou, sangriadan içmediği için Dom tarafından suçlanıyor bu kez. Yalvarış ve yakarışlarına rağmen kafası yerinde olmayan Dom tarafından tekmeleniyor ve bebeği düşüyor. Lou yerde yatan bebeğini kaybetmek için acı çekerken yönetmenin "Rule of Thirds"e uygun şekilde kadrajı üçe bölüp Lou’yu kenara konumlandırdığını görüyoruz. Bu şekilde yönetmen kompozisyona gerilim katıyor ve ilgimizi arttırıyor zaten o sahneye bakar bakmaz gözünüz Lou’ya kayıyor. LSD’nin etkisi altında olanlar korkuları ve paranoyaları tarafından yakalanırken, dini (Omar) ve vicdanı (Lou) çevreden uzaklaştırıyorlar.

Bu kırılma noktasından sonra, dansçılarımızın her biri korkularının esiri haline geliyor. Emmanuel, Tito’yu onu korumak için bir odaya kilitliyor, ancak anahtarını kaybederek ölümüne neden oluyor. Kargaşada, bir sahnede odanın kapısında Selva’yı görüyoruz. Burada Lou’nun yerde yattığı sahnede yine aynı amaç için kullanılan "Rule of Thirds"ü görüyoruz. Üçe bölünmüş bir ekran hayal edersek, Selva soldaki ilk hayali çizginin üzerine yerleştirilmiş. Tito’yu çıkartamamanın ve halüsülasyonlarının çaresizliğiyle yerde kıvrılmış halde. Önceki dakikalardan, Taylor’ın kız kardeşi Gazelle için aşırı kıskanç ve aşırı koruyucu olduğunu görmüştük. Bu tutumunun arkasında, Taylor’ın bilinçaltında yatan rahatsız edici dürtülerin olduğunu fark ediyoruz. Gazelle’nin Taylor’dan kaçtığı sahnede kadraj baş aşağı dönüyor. Bu şekilde, yönetmen kızın hayatının alt üst olduğunu vurguluyor. Bu sahnenin devamında dansçıları farklı açılardan izliyoruz. Titrek ve akıcı kamera hareketleri aralarında yürüyormuşuz, onlarla dans ediyor ve korkularımızın beden bulmuş halleri arasına hapsolmuşuz hissini yaratıyor. Karakterlere bazen "high angle", bazen "low angle", bazen de onların seviyelerine bakıyoruz. Bu, onların arasında olduğumuz fikri için güçlendirici bir faktör haline geliyor. Herkesin kendi cehennemini yaşadığı anlarda Selva içerideki odada dans ediyormuş gibi kendi canavarlarıyla mücadele ediyor. Kanepede kıvrıldığı sahnelerde, yine çerçevenin üçte birine yerleştirilmiş halde, ancak bu sefer sağa. Gaspar, karakterlerinin kabuslarının somutlaştırılmış halini başarıyla evlerimizin içine sokuyor.

Filmin sonunda tekrar tepetaklak bir kadraj gördük ve polisler içeri girdi. Tüm karakterlerimize, "omniscient (tanrısal) POV" ile arka arkaya planlarla baktık. Çünkü her şeye tanıklık etmiştik. Ve sonlarını gördük. Bu çekimlerde Psyche’ı odasında gördük. Ve gözlerine asit damlatmasını izlerken suçluyu bulduk. Burada kullanılan "high angle", Alman kızı suç üstü yakaladığımız izlenimini yarattı. Bu şekilde, yönetmen büyük bir "plot twist" yarattı.

Bir çığlık sesi, Tito’nun yerde yatarken gördüğümüz sahneden peşisıra gelen diğer sahnelere sarkarak görüntüyle örtüştüğünde ve bir "soundbridge" (ses köprüsü) yarattı. Çünkü Lou’nun ilerleyen görüntülerde dışarı çıktığını gördük. Çığlıklar onundu.

Gaspar, Başka insanların korkularıyla; gördükleri halüsülasyonları seyirciye göstermeden bizi kanımızın çekilmesine sebep olacak kadar germeyi başardı. Gördüklerini görmüyor oluşumuz benim en beğendiğim noktalardan biri oldu. Ne de olsa en korkunç canavar hayal gücümüzün izin verdiği kadar korkunç.

Sözlerimi burada Gaspar Noe gibi Existence is a temporary illusion. diyerek noktalandıracağım.

DEĞERLENDİRME

Konu

6.5

Oyunculuk

9.5

Senaryo

8

Kurgu

9

Sanat Yönetimi

10

8.6
Mutlaka İzleyin!

YORUM YAZ

SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL