Perfect Blue ve Dikizleme Üzerine

tnetennba

@tnetennba yazdı...

19.08.2018

Pâfekuto burû Perfect Blue; Satoshi Kon'un kullanmayı tercih ettiği temaları, renkleri, karakterleri, kısaca biçemini anlayabilmek adına inceleyebileceğimiz, güzide örneklerden biri, hatta belki de ilki... dakikalarda gerçek olduğunu düşündüğümüz; ancak geniş açıdan gösterildiğinde bir çeşit live action'dan ibaret olduğu anlaşılan Powertron sahnesiyle açılıyor film. Yaklaşık bir buçuk saat boyunca, gerçek ve hayal (kurgu) arasında sıkışıp kalan karakterin başına gelecek olayların ilk ipuçları bunlar... Gerçek ve kurgu ayrımını ortadan kaldırmada yardımcı; art arda kesme, görüntüyü bulanıklaştırma gibi, izleyiciyi yanıltacak tekniklere başvuruluyor.

Gerilim unsuru, müzikler ve karakterlerden hareketle, birçok izleyici, Perfect Blue'yu Alfred Hitchcock filmlerinden Rear Window ile kıyaslamış. Rear Window'da fotoğrafçı (Jeff), aslında bir röntgenci; yani sinema seyircisidir, her bir 'balkon' ayrı bir hikayedir. Biz de Perfect Blue'da sık sık Mima'nın hayatını, amiyane tabirle dikizliyoruz. Yalnızca biz değil; obsesif hayranlar, paparazziler, Double Bind dizisinin çekimleri esnasında gözümüze sokulan monitörler, eve alınan bilgisayarlar, kısaca her şey, bu röntgenin/dikizlemenin bir parçası...



Darren Aronofsky'nin Black Swan'ı, belli bir ücret karşılığında telif hakları alınan Perfect Blue'nun, yeniden çekilmiş versiyonu... Black Swan'da Nina'nın dönüşümünün zirve noktası, kanatlarının çıktığı andı. Uykusunda sırtını kaşıyıp kendini yaraladığı için tırnaklarını kesen Nina, aslında benliğini aşıp dönüşüyor, bir nevi kozasından çıkıyordu. Darren Aronofsky'nin, o ünlü küvet sahnesinin aynısını çekmek için 59 bin dolar telif hakkı ödediğini söylemeden geçmeyelim.

Mima'nın büyüyüp olgunlaşmasını izliyoruz film süresince. İçinde bulunduğu müzik grubundan kopup kendi yolunu çizmek istemesi, eski görünümünün; çocuksuluğunun izlerini silebilmek için çıplak pozlar verip cüretkar diyebileceğimiz sahnelerde oynaması...

Mima'nın büyümesine engel olan girlband ve boyband'ler, özellikle 90'lar sonu ve 2000'lerin başında Amerika'yı kasıp kavurmuştu. Genç yaşta ünlü olan ve genellikle genç kitleye hitap eden insanlar, yaşları ilerledikçe bu durumdan rahatsız olmaya başlıyorlardı. Grup içinden biri tek başına devam etmediği müddetçe, maalesef, nostalji kisvesi altında anılmaya mahkum hale geliyorlardı.



Mima'nın, Double Bind'daki ufak tefek replikleri bile kimlik karmaşasının bir izdüşümü gibi değil mi? Sık sık tekrarlanan "Who are you?" sorusu, Mima kadar, bizim de cevabını vermemiz gereken bir soru gibi sanki.

Akvaryumlar, aynalar, pencereler, gerçeklik algısını bozan kırmızılar ve tüm bu katmanları ustalıkla oluşturan Satoshi Kon, üzerinden yıllar geçse bile yeni bir şeyler bulabileceğim çeşitlilikte, sayfa sayfa bile yazsam, muhakkak eksik kalacak bir sinema dili yaratmış.

DEĞERLENDİRME

Konu

9.5

Oyunculuk

8

Senaryo

9.5

Kurgu

10

Sanat Yönetimi

10

9.4
Mutlaka İzleyin!

YORUMLAR

SPOILER

TÜM YORUMLAR (1)

@spike yazdı...

Cmt, 01 Eyl 2018, 19:01 (3 ay önce)

İzlediğim en iyi filmlerden birisidir, Satoshi Kon'un da en sevdiğim filmi. Black Swan bu filmden arak sanıyordum, meğer telif ödenmiş, biraz içim rahatladı :)

Spoiler içeren yorumlarınızda "spoiler"
butonunu kullanınız.

SPOILER

SİNEROBOT

BUGÜN NE İZLEMEK İSTERSİN?

YILI

SÜRESİ

PUANI

GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL