Kırılmış Ebeveynler ve Kısır Döngüler Üzerine

kedimbenim

@kedimbenim yazdı...

09.02.2021

BU YAZI SPOILER İÇERMEKTEDİR

I Smile Back Gerek Sarah Silverman’in oyunculuğuyla gerekse hayatın tam da içinden oluşuyla bana inanılmaz keyif veren bu filmin, neden bu kadar düşük puan aldığını ister istemez sorguladım. Zira bana kalırsa filmler ne kadar hayatın içinden olursa o kadar duygulara hitap ediyor ve bizi aslında hepimizin öyle ya da böyle karşılaştığı veya yaşadığı dünyevi problemlerle yüzleştiriyor. Konu davranış psikolojisiyse bazen bazı şeyler gerçekten beyaz perdede gösterildiği kadar "basit" fakat bir o kadar anlaşılması zor olabilir. Çocukken aile içerisinde yaşadığımız sorunların yetişkinlikte sinsi bir hastalık gibi vücudumuzu ele geçirmesi ve son evreye kadar ne olduğunu bilmememiz veya inkar etmemiz gibi. Sanırım hepimiz kabul etmeliyiz ki, sağlıklı bir birey sağlıklı aile ilişkilerinden doğar. Filmdeki bir replikten alıntılamam gerekirse; "Mutlu ebeveynler mutlu çocuklar yetiştirir."

Filmi bu ana fikir çevresinde ele aldığımızda Sarah Silverman’ın üstün bir performansla bize sunduğu karakterimiz Laney’nin, çocukken babası tarafından terk edilmiş oluşu işte onun sinsi hastalığıdır.

Terk edilmek her yaşta birey için zor olsa da, aileleri tarafından terk edilmiş çocuklar için bu travmatik durum -tıpkı Laney’de olduğu gibi- onları kendilerini sürekli olarak değersiz hissettikleri bir döngünün içine atar. Her birey bu değersizlik hissiyle başka şekillerde başa çıkmaya çalışsa da kendi kendini yiyen yılan gibi bu döngü her nesilde yeniden çocuklara aktarılır aslında. Bunu Laney’nin babasının da travmatik bir çocukluk anısına sahip oluşu ve aslında babasının da tıpkı kendisi gibi eksik kalmış bir birey ve ebeveyn olduğunu fark ettiğimizde daha iyi anlıyoruz. Aynı şekilde film ilerledikçe Laney’in davranışlarının oğlu E’nin karakterini ve davranışlarını sistematik olarak etkilemeye başlaması da döngünün devam edeceğinin bir göstergesi gibi.

Filmde davranış psikolojisine yönelik gerçeğe çok yakın bir betimleme söz konusu. Film roman uyarlaması olduğu için belki kitapta daha detaylı çıkarımlar yer alıyordur fakat bu haliyle bende herhangi bir soru işareti bırakmadı. Şahsen bu tarzda karakter portreleme çalışmalarını ben beyaz perdede oldukça beğeniyorum. Aslında Laney’nin madde veya seks bağımlılığı vücudunun hastalığına karşı verdiği tepkiler ve bunlar sadece birer sonuç. Filmi sadece bu sonuca göre değerlendirmek bence bu filmin doğasıyla ters düşüyor. Yani filmi "madde bağımlısı, kocasını aldatan kadın" olarak değerlendirmek yerine "Küçük yaşta babası tarafından terk edilmesinin yarattığı ruhsal sorunlar ve bu sorunların hayatındaki izdüşümleri" olarak değerlendirmemiz gerektiği kanısındayım. Çünkü filmin asıl keyfi karakterin geçmişi ve benliği arasında yaşanan savaşımda gizli. Babasının onu terk edişi o kadar benliğine işlemiş ki, karakterin ağzından çıkan her kelimeyi, verdiği her tepkiyi ve aldığı her kararı etkilediğini görebiliyoruz. Örneğin, Laney ile kocası arasında geçen basit bir köpek sahiplenme muhabbetinin bile arkasında o duygusal savaşım gizli. Buna benzer psikolojik alt metinlerin filmde bolca bulunduğunu söylemem gerekiyor.

Bana kalırsa ’I Smile Back’, yapay veya zoraki olmayan bu davranış ve karakter analizi için özellikle de oyunculuğu ile filmi bir yerden alıp başka bir yere taşıyan Sarah Silverman için kesinlikle izlenmeli.

Duygusal ağırlığına rağmen su gibi akıp giden 1 saat 25 dakika sonunda, insan şunu bir kez daha sorguluyor;

Yaptığımız seçimler, anlam veremediğimiz davranışlarımız, bizi biz yapan düşüncelerimiz, kim olduğumuz, kim olacağımız eninde sonunda mutlu veya mutsuz ebeveynlerimizin üzerimizdeki yansıması değil midir?

DEĞERLENDİRME

Konu

7

Oyunculuk

8

Senaryo

7.5

Kurgu

7.5

Sanat Yönetimi

7

7.4
Fena Değil!

YORUM YAZ

SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL