Kieslowski'nin bu muazzam kısa röportaj belgeselinde en sıcak hissettiğim iki cevap şunlar oldu; "Şehirden kaçıp doğanın içinde yaşamak istiyorum." ve "Ben dağcıyım. Kimse yok. Sadece dağlar var." Bu iki cevap bana "Ben de Köylü Ekrem'im" adlı bir öğrenci çalışmasını hatırlattı. İzlemek isteyenler için buraya bir link bırakayım; https://youtu.be/LW3BY5qzhlg Benim cevabım da tam olarak; "Köylü Ekrem olmak istiyorum" olurdu. İnsanın olduğu yerde iyilik, huzur, barış, hak, eşitlik, özgürlük gibi şeylerin var olması çok zor, fakat röportajlarda da görüldüğü gibi çoğumuz insanlıktan umudumuzu kesmiyoruz ve isteklerimizle de olsa ışık saçmaya devam ediyoruz.
Kieslowski evrensel bir insandır, yaşadığı bölgenin zenginliklerini kullanıp bugüne kadar ulaştırabilmiş bir dehadır, alimdir. Düşünce harika, cevaplar da öyle, alın size hayatınızın özeti ve ne olacağınız... 100 yaşında bile "daha uzun yaşamak" diyebilecek kadar ...
Filmde tarihin geriye gitmesinin sebebi, konuşan kişilerin doğum yılları olmasından kaynaklı. Yani film zamanda geri gitmiyor konuşan kişilerin yaşları artıyor. Konuşan insanlar aynı dönemde yaşayan insanlar yani. Bir alttaki yorumda yanlış yorumlanmış düzeltmek istedim. Diğer yönden bakacak olursak insanların kendine özgü karakterleri, yaşama şekilleri, gördükleri, geçirdikleri olduğundan; istekler de bu bağlamda değişkenlik gösteriyor. Bazısı mevcut durumdan memnun hayal ortamında yaşamının devam etmesini beklerken(yüz yıl yaşayan teyzenin daha uzun yaşamak istemesi ya da hayatında zorluk çekmemiş gencin bu şekilde yaşamaya devam etmek istemesi gibi) ; bir diğeri gördüğü, yaşadığı haksızlığın ya da mevcut sorunun ortadan kalkmasını temenni ediyor(genel olarak istenilen hak, özgürlük, eşitlik gibi). Şu da bir gerçek ki eğitim ve gelir seviyesine bağlı olarak da insanların istekleri daha çok soyutlaşmaya, duygulara yönelmeye başlıyor. Kısaca insanlar genel olarak birşeyler istiyor; bu ... Devamı
Filmde tarihin geriye gitmesinin sebebi, konuşan kişilerin doğum yılları olmasından kaynaklı. Yani film zamanda geri gitmiyor konuşan kişilerin yaşları artıyor. Konuşan insanlar aynı dönemde yaşayan insanlar yani. Bir alttaki yorumda yanlış yorumlanmış düzeltmek istedim. Diğer yönden bakacak olursak insanların kendine özgü karakterleri, yaşama şekilleri, gördükleri, geçirdikleri olduğundan; istekler de bu bağlamda değişkenlik gösteriyor. Bazısı mevcut durumdan memnun hayal ortamında yaşamının devam etmesini beklerken(yüz yıl yaşayan teyzenin daha uzun yaşamak istemesi ya da hayatında zorluk çekmemiş gencin bu şekilde yaşamaya devam etmek istemesi gibi) ; bir diğeri gördüğü, yaşadığı haksızlığın ya da mevcut sorunun ortadan kalkmasını temenni ediyor(genel olarak istenilen hak, özgürlük, eşitlik gibi). Şu da bir gerçek ki eğitim ve gelir seviyesine bağlı olarak da insanların istekleri daha çok soyutlaşmaya, duygulara yönelmeye başlıyor. Kısaca insanlar genel olarak birşeyler istiyor; bu istekleri kaygılarına bağlı olarak değişiyor. Ama en önemlisi insanlar her zaman daha fazlasını, daha komplikesini istiyor. İsteklerimiz de hiçbir zaman bitmiyor, bitmeyecek...
Kieslowski çok güzel bir düşünceden yola çıkarak güzel bir netice elde etmiş. Film yılların geriye, yaşlarınsa ileriye sarılışı şeklinde ilerliyor, kişilerin dünyaya karşı olan kayıtsızlığı azalıp da kendilerini anlatmak için kullandıkları kelimeler arttıkça yüzlerindeki tebessümler azalarak daha mutsuz bir hal alıyor, hayalperest ve umutlu yılların-yaşların hayattan beklentileri yüksek iken bir yaştan sonra ise beklentiler gittikçe küçülüyor ve en son kişide ise bu beklenti daha fazla yaşam olarak son buluyor.
@sibelboz
3 yıl önce
@radiohead22
9 yıl önce
İnsanın olduğu yerde iyilik, huzur, barış, hak, eşitlik, özgürlük gibi şeylerin var olması çok zor, fakat röportajlarda da görüldüğü gibi çoğumuz insanlıktan umudumuzu kesmiyoruz ve isteklerimizle de olsa ışık saçmaya devam ediyoruz.
@josephwhite
10 yıl önce
8.2 / 10
@surgeon
12 yıl önce
@mryz
13 yıl önce
7.9 / 10