Benim tuhaflıklarımı bir hastalık ya da travma olarak görme, bunlar sana saçma gelse de gerçek... Sam Deed
İnanılmaz bir film. Böyle diyerek başlıyorum çünkü izlediğim onlarca romantik komediden apayrı bir yere sahip oldu bu film. Seyirciyi baştan sona kendini bağlamayı başaran bilim kurguyu, romantik komediyle harmanlamış hali oldukça başarılıydı. Film sadece bu harmandan ilerlemiyor, komedi-romantizm ve bilim kurgu unsurlarını da son derece dengeli bir şekilde ilerletiyor. Buradaki bilim kurgu unsuru üzerinden de filmin başından sonuna tıpkı Ruby'in yaptığı gibi gerçeğe ulaşmak için ipuçlarını kovalamanızı sağlıyor. Sam gerçekleri mi söylüyor? yoksa kaçığın önde gideni mi?
Filmin en çok dikkat çeken noktalarından biri, zamanda yolculukla ilgili olarak oluşan bir çok noktanın filmin kendi evreninde bir mantığa oturtulmuş olması. Kendi geçmişine müdahale edememesi, zaman yolculuğuyla ilgili çeşitli bilim adamlarının koymuş olduğu kanunlar,... Devamı
Benim tuhaflıklarımı bir hastalık ya da travma olarak görme, bunlar sana saçma gelse de gerçek... Sam Deed
İnanılmaz bir film. Böyle diyerek başlıyorum çünkü izlediğim onlarca romantik komediden apayrı bir yere sahip oldu bu film. Seyirciyi baştan sona kendini bağlamayı başaran bilim kurguyu, romantik komediyle harmanlamış hali oldukça başarılıydı. Film sadece bu harmandan ilerlemiyor, komedi-romantizm ve bilim kurgu unsurlarını da son derece dengeli bir şekilde ilerletiyor. Buradaki bilim kurgu unsuru üzerinden de filmin başından sonuna tıpkı Ruby'in yaptığı gibi gerçeğe ulaşmak için ipuçlarını kovalamanızı sağlıyor. Sam gerçekleri mi söylüyor? yoksa kaçığın önde gideni mi?
Filmin en çok dikkat çeken noktalarından biri, zamanda yolculukla ilgili olarak oluşan bir çok noktanın filmin kendi evreninde bir mantığa oturtulmuş olması. Kendi geçmişine müdahale edememesi, zaman yolculuğuyla ilgili çeşitli bilim adamlarının koymuş olduğu kanunlar, ilerleyen tarihte gerçekleşmiş olan petrol savaşları gibi ilginç olaylar, gen mutasyonunun gelebileceği nokta gibi.. tabi tüm bunların içinde kansere hala çözüm bulamadık gerçekten tam bir komediydi. Günümüz tıp teknolojisine bir gönderme olduğunu düşünüyorum. Milenyum döneminde insan genom projesi çok dillenmişti ve zannediyorum dönem yazarları, bununla uğraşmak yerine asıl sorunumuz olan kansere neden odaklanmıyoruz demeye çalışıyor.
Marisa Tomei ve Vincent'in oyunculukları gerçekten harika. Piknik sahnesinde Sam zaman yolcusu olduğunu açıklamış Ruby ise bunun bir oyun olduğunu düşündüğü için. Yine gelecekle ilgili konuştuğunda Ruby, Sam'in kolunu ısırıyor. Bu sahne o kadar güzel doğaçlanmış ki gerçekçi bir oyunculuk bu kadar güzel yansıtılır.
Film bir başka açıdan, Sam'in durumunu Temporal Lobe Epilepsy ile bağdaştırarak, ilişki problemlerine de kısmen değiniyor. Ruby'in dertleştiği arkadaşının "seks iyiyse bence ilişkide problem yok" gibi ilişkilere bakış açısıyla Ruby'in partnerini iyileştirmeye yönelik psikolojisine güzel ışık tutulmuş. Ve o son 4 dakika. Filmi gerçekten iyi bir dikkatle izlemişseniz bu kısmın son derece etkili hazırlandığını fark edeceksiniz.
Aslında romantik ve komedi türlerinin çok üstünde bir yere yerleştirilebilecek bir film. İzledikten sonra mükemmel, eşsiz denilmiyor ama böyle hoş bir tat bırakıyor, tekrar açıp izleme hissi uyandırıyor. Bir kere filmdeki başrolümüz romantik komedilere muhakkak birer adet yerleştirilmesi zorunlu(!) ukala, karizmatik, yakışıklı karakterlerden değil, hatta yer yer şapşal adam bile diyebiliyoruz (Tabii karakterden bahsediyorum yoksa Vincent D'onofrio'a sözüm yok.) Bunu sevdim. Daha da önemlisi bilim-kurgu yönü, işin garibi gerçekten tatmin edici cevaplar verilmeye çalışılmış filmde. Ayrıca dış ses konuşurken görüntünün fotoğraflanıp yakınlaştırılması ve konuşmanın bunun üzerinden akıp gitmesi basit ama filme çok ayrı bir hava katmış. Film boyunca tempoyu da düşürmüyor. Deli mi yoksa doğru mu söylüyor ikileminde gidip gelmemize neden oluyor.
Geriye doğru sarma sahnelerinde müziğin de etkisiyle gerçekten insanın başı dönmüyor mu? Yine basit ama güz... Devamı
Aslında romantik ve komedi türlerinin çok üstünde bir yere yerleştirilebilecek bir film. İzledikten sonra mükemmel, eşsiz denilmiyor ama böyle hoş bir tat bırakıyor, tekrar açıp izleme hissi uyandırıyor. Bir kere filmdeki başrolümüz romantik komedilere muhakkak birer adet yerleştirilmesi zorunlu(!) ukala, karizmatik, yakışıklı karakterlerden değil, hatta yer yer şapşal adam bile diyebiliyoruz (Tabii karakterden bahsediyorum yoksa Vincent D'onofrio'a sözüm yok.) Bunu sevdim. Daha da önemlisi bilim-kurgu yönü, işin garibi gerçekten tatmin edici cevaplar verilmeye çalışılmış filmde. Ayrıca dış ses konuşurken görüntünün fotoğraflanıp yakınlaştırılması ve konuşmanın bunun üzerinden akıp gitmesi basit ama filme çok ayrı bir hava katmış. Film boyunca tempoyu da düşürmüyor. Deli mi yoksa doğru mu söylüyor ikileminde gidip gelmemize neden oluyor.
Geriye doğru sarma sahnelerinde müziğin de etkisiyle gerçekten insanın başı dönmüyor mu? Yine basit ama güzel kalkılmış altından. En özel sahnesi benim için zamanın nasıl bükülebileceğinin ve sıçramanın anlatıldığı sahneydi. Bilimin romantizmle kesiştiği yer. Hoş.
son zamanlarda değil tüm hayatım boyunca izlediğim en farklı ve romantik bilim kurgu filmiydi. filmin amacı farklı insanlar üzerinden hayatı sorgulatmak. hayatta hep psikiyatrı oynayıp kendi akıl sağlığımızı nasıl yıpratıyoruz, insanları yaftalayıp aslında kendi görünüşümü sorgulamadan o sorunluydu deyip kutuya koyduğumuz ex-files de aslında kendimiz de yer alıyoruz mu? diğer farklı gördüklerimizin penceresinden onların haklılık payı nedir ya da karşımızdakine nasıl bir ilişkinin akıl sağlığının, huzurlu ilişkinin garantisini veririz? bir ilişki zaten karşındakini ruhsal açıdan çökertmek değil midir? hangi seven insan normaldir:D
ayrıca en hoşuma giden ise kişinin kendi geçmişine gidememesi fikri oldu. diğer zaman yolculuğu temasında göremediğimiz bu kural filmi ayrıca çekici kılmış. filmin soru işareti bırakmayacak şekilde bitmesi de bence yerinde olmuş. sonuçta zinciri kırmak sam'in uykularına bile girmiş bir sorundur ve romantik bir filmde ... Devamı
son zamanlarda değil tüm hayatım boyunca izlediğim en farklı ve romantik bilim kurgu filmiydi. filmin amacı farklı insanlar üzerinden hayatı sorgulatmak. hayatta hep psikiyatrı oynayıp kendi akıl sağlığımızı nasıl yıpratıyoruz, insanları yaftalayıp aslında kendi görünüşümü sorgulamadan o sorunluydu deyip kutuya koyduğumuz ex-files de aslında kendimiz de yer alıyoruz mu? diğer farklı gördüklerimizin penceresinden onların haklılık payı nedir ya da karşımızdakine nasıl bir ilişkinin akıl sağlığının, huzurlu ilişkinin garantisini veririz? bir ilişki zaten karşındakini ruhsal açıdan çökertmek değil midir? hangi seven insan normaldir:D
ayrıca en hoşuma giden ise kişinin kendi geçmişine gidememesi fikri oldu. diğer zaman yolculuğu temasında göremediğimiz bu kural filmi ayrıca çekici kılmış. filmin soru işareti bırakmayacak şekilde bitmesi de bence yerinde olmuş. sonuçta zinciri kırmak sam'in uykularına bile girmiş bir sorundur ve romantik bir filmde mucizeleri görmek bilindik bir şey. karamsar bitmemesine sevindim. bir de küçük bir nüans: sam silah almak için antika dükkanına girdiğinde aklıma direkt fullmetal jacket geldi. kesin "this is my rifle, there are many like it but this one is mine..." diye bağıracak:). vincent donofiro'nun sorunlu tipleri canlandırmasına alıştım bkz: fmc, 13. kat :) gerçi bu filmde de normal değil ya neyse:)
Söz konusu kişi, Marisa Tomei ise değil 2470 yılından 7240 yılından bile geri dönerim Allahıma. Zaman çizgisi falan tanımam, kırar geçerim. Kuantum dinamikleri köpeğin olsun Tomei.Costanza'yı anlamaya başladığım filmdir bu. :))
Hayatımda izlediğim en sevimli filmlerden biriydi. Gerçekten çok latif bir film. Film boyu, bu adamcağız deli mi, yoksa gerçekten Anokratik bir zaman yolcusu mu sorusunun cevabını bekledim. Elbette,finale doğru sağlam bir de sürprizi var :) Yalpalayan bir film değil her şeyden önce. Oraya buraya savurmuyor. Derdi belli,kalıbı belli. Örmeye çalıştığı gizem atmosferi asla bozulmuyor. Yol boyu iki tarafa da meyledebiliyorsunuz. Gerçek deli kim, Sam mi, Ruby mi ? Bak onu bile sordurdu bana. Ama bir yerden sonra, Allah kahretsin ya,bırak, kim kimse kim, çok mu önemli lan ? Al sana on numara romantik film. İnsanın içi dışı ısınıyor.
Vincent D'onofrio, mükemmel bir delimsek olmuş. Bir insan olsun ki, bu kadar şirin bir zaman yolcusu olsun. 2470'e gitmek istiyo... Devamı
Söz konusu kişi, Marisa Tomei ise değil 2470 yılından 7240 yılından bile geri dönerim Allahıma. Zaman çizgisi falan tanımam, kırar geçerim. Kuantum dinamikleri köpeğin olsun Tomei.Costanza'yı anlamaya başladığım filmdir bu. :))
Hayatımda izlediğim en sevimli filmlerden biriydi. Gerçekten çok latif bir film. Film boyu, bu adamcağız deli mi, yoksa gerçekten Anokratik bir zaman yolcusu mu sorusunun cevabını bekledim. Elbette,finale doğru sağlam bir de sürprizi var :) Yalpalayan bir film değil her şeyden önce. Oraya buraya savurmuyor. Derdi belli,kalıbı belli. Örmeye çalıştığı gizem atmosferi asla bozulmuyor. Yol boyu iki tarafa da meyledebiliyorsunuz. Gerçek deli kim, Sam mi, Ruby mi ? Bak onu bile sordurdu bana. Ama bir yerden sonra, Allah kahretsin ya,bırak, kim kimse kim, çok mu önemli lan ? Al sana on numara romantik film. İnsanın içi dışı ısınıyor.
Vincent D'onofrio, mükemmel bir delimsek olmuş. Bir insan olsun ki, bu kadar şirin bir zaman yolcusu olsun. 2470'e gitmek istiyor insan. Allahım; 2000'de Tomei; 2470'de D'onofrio, ne şanslı insanım !!!
Tomei'yi pek göremiyorum uzun süredir. Ama çok lezzetli bir insan. Doyamadım.
@tiamath
10 ay önce
10 / 10
İnanılmaz bir film. Böyle diyerek başlıyorum çünkü izlediğim onlarca romantik komediden apayrı bir yere sahip oldu bu film. Seyirciyi baştan sona kendini bağlamayı başaran bilim kurguyu, romantik komediyle harmanlamış hali oldukça başarılıydı. Film sadece bu harmandan ilerlemiyor, komedi-romantizm ve bilim kurgu unsurlarını da son derece dengeli bir şekilde ilerletiyor. Buradaki bilim kurgu unsuru üzerinden de filmin başından sonuna tıpkı Ruby'in yaptığı gibi gerçeğe ulaşmak için ipuçlarını kovalamanızı sağlıyor. Sam gerçekleri mi söylüyor? yoksa kaçığın önde gideni mi?
Filmin en çok dikkat çeken noktalarından biri, zamanda yolculukla ilgili olarak oluşan bir çok noktanın filmin kendi evreninde bir mantığa oturtulmuş olması. Kendi geçmişine müdahale edememesi, zaman yolculuğuyla ilgili çeşitli bilim adamlarının koymuş olduğu kanunlar, ... Devamı
İnanılmaz bir film. Böyle diyerek başlıyorum çünkü izlediğim onlarca romantik komediden apayrı bir yere sahip oldu bu film. Seyirciyi baştan sona kendini bağlamayı başaran bilim kurguyu, romantik komediyle harmanlamış hali oldukça başarılıydı. Film sadece bu harmandan ilerlemiyor, komedi-romantizm ve bilim kurgu unsurlarını da son derece dengeli bir şekilde ilerletiyor. Buradaki bilim kurgu unsuru üzerinden de filmin başından sonuna tıpkı Ruby'in yaptığı gibi gerçeğe ulaşmak için ipuçlarını kovalamanızı sağlıyor. Sam gerçekleri mi söylüyor? yoksa kaçığın önde gideni mi?
Filmin en çok dikkat çeken noktalarından biri, zamanda yolculukla ilgili olarak oluşan bir çok noktanın filmin kendi evreninde bir mantığa oturtulmuş olması. Kendi geçmişine müdahale edememesi, zaman yolculuğuyla ilgili çeşitli bilim adamlarının koymuş olduğu kanunlar, ilerleyen tarihte gerçekleşmiş olan petrol savaşları gibi ilginç olaylar, gen mutasyonunun gelebileceği nokta gibi.. tabi tüm bunların içinde kansere hala çözüm bulamadık gerçekten tam bir komediydi. Günümüz tıp teknolojisine bir gönderme olduğunu düşünüyorum. Milenyum döneminde insan genom projesi çok dillenmişti ve zannediyorum dönem yazarları, bununla uğraşmak yerine asıl sorunumuz olan kansere neden odaklanmıyoruz demeye çalışıyor.
Marisa Tomei ve Vincent'in oyunculukları gerçekten harika. Piknik sahnesinde Sam zaman yolcusu olduğunu açıklamış Ruby ise bunun bir oyun olduğunu düşündüğü için. Yine gelecekle ilgili konuştuğunda Ruby, Sam'in kolunu ısırıyor. Bu sahne o kadar güzel doğaçlanmış ki gerçekçi bir oyunculuk bu kadar güzel yansıtılır.
Film bir başka açıdan, Sam'in durumunu Temporal Lobe Epilepsy ile bağdaştırarak, ilişki problemlerine de kısmen değiniyor. Ruby'in dertleştiği arkadaşının "seks iyiyse bence ilişkide problem yok" gibi ilişkilere bakış açısıyla Ruby'in partnerini iyileştirmeye yönelik psikolojisine güzel ışık tutulmuş. Ve o son 4 dakika. Filmi gerçekten iyi bir dikkatle izlemişseniz bu kısmın son derece etkili hazırlandığını fark edeceksiniz.
Harika ve mutlaka izlenmesi gereken bir film.
@teksekerlicay
14 yıl önce
Geriye doğru sarma sahnelerinde müziğin de etkisiyle gerçekten insanın başı dönmüyor mu? Yine basit ama güz ... Devamı
Geriye doğru sarma sahnelerinde müziğin de etkisiyle gerçekten insanın başı dönmüyor mu? Yine basit ama güzel kalkılmış altından. En özel sahnesi benim için zamanın nasıl bükülebileceğinin ve sıçramanın anlatıldığı sahneydi. Bilimin romantizmle kesiştiği yer. Hoş.
@kaede
14 yıl önce
10 / 10
ayrıca en hoşuma giden ise kişinin kendi geçmişine gidememesi fikri oldu. diğer zaman yolculuğu temasında göremediğimiz bu kural filmi ayrıca çekici kılmış. filmin soru işareti bırakmayacak şekilde bitmesi de bence yerinde olmuş. sonuçta zinciri kırmak sam'in uykularına bile girmiş bir sorundur ve romantik bir filmde ... Devamı
ayrıca en hoşuma giden ise kişinin kendi geçmişine gidememesi fikri oldu. diğer zaman yolculuğu temasında göremediğimiz bu kural filmi ayrıca çekici kılmış. filmin soru işareti bırakmayacak şekilde bitmesi de bence yerinde olmuş. sonuçta zinciri kırmak sam'in uykularına bile girmiş bir sorundur ve romantik bir filmde mucizeleri görmek bilindik bir şey. karamsar bitmemesine sevindim. bir de küçük bir nüans: sam silah almak için antika dükkanına girdiğinde aklıma direkt fullmetal jacket geldi. kesin "this is my rifle, there are many like it but this one is mine..." diye bağıracak:). vincent donofiro'nun sorunlu tipleri canlandırmasına alıştım bkz: fmc, 13. kat :) gerçi bu filmde de normal değil ya neyse:)
@kumik
15 yıl önce
10 / 10
@havlayankuzu
18 yıl önce
9 / 10
Hayatımda izlediğim en sevimli filmlerden biriydi. Gerçekten çok latif bir film. Film boyu, bu adamcağız deli mi, yoksa gerçekten Anokratik bir zaman yolcusu mu sorusunun cevabını bekledim. Elbette,finale doğru sağlam bir de sürprizi var :) Yalpalayan bir film değil her şeyden önce. Oraya buraya savurmuyor. Derdi belli,kalıbı belli. Örmeye çalıştığı gizem atmosferi asla bozulmuyor. Yol boyu iki tarafa da meyledebiliyorsunuz. Gerçek deli kim, Sam mi, Ruby mi ? Bak onu bile sordurdu bana. Ama bir yerden sonra, Allah kahretsin ya,bırak, kim kimse kim, çok mu önemli lan ? Al sana on numara romantik film. İnsanın içi dışı ısınıyor.
Vincent D'onofrio, mükemmel bir delimsek olmuş. Bir insan olsun ki, bu kadar şirin bir zaman yolcusu olsun. 2470'e gitmek istiyo ... Devamı
Hayatımda izlediğim en sevimli filmlerden biriydi. Gerçekten çok latif bir film. Film boyu, bu adamcağız deli mi, yoksa gerçekten Anokratik bir zaman yolcusu mu sorusunun cevabını bekledim. Elbette,finale doğru sağlam bir de sürprizi var :) Yalpalayan bir film değil her şeyden önce. Oraya buraya savurmuyor. Derdi belli,kalıbı belli. Örmeye çalıştığı gizem atmosferi asla bozulmuyor. Yol boyu iki tarafa da meyledebiliyorsunuz. Gerçek deli kim, Sam mi, Ruby mi ? Bak onu bile sordurdu bana. Ama bir yerden sonra, Allah kahretsin ya,bırak, kim kimse kim, çok mu önemli lan ? Al sana on numara romantik film. İnsanın içi dışı ısınıyor.
Vincent D'onofrio, mükemmel bir delimsek olmuş. Bir insan olsun ki, bu kadar şirin bir zaman yolcusu olsun. 2470'e gitmek istiyor insan. Allahım; 2000'de Tomei; 2470'de D'onofrio, ne şanslı insanım !!!
Tomei'yi pek göremiyorum uzun süredir. Ama çok lezzetli bir insan. Doyamadım.