İzınli olduğum tek günde hayatsız gibi fifa oynamaya devam etmeliydim...
Açılışı (ilk birkaç dakika) iyiyken, daha sonrasında saçma sapan kurgusuyla, aptalca metaforlarıyla ve abartılı sinematografisiyle izleyiciyi sıkan bir filme dönüşüyor. Sinematografi evet iyi gözüküyor ama olması gerekenden fazla estetik duruyor. Sanki kötü bir şarkının iyi bir klibini izliyormuş gibi hissettim ya da Pinterest’te boş boş kaydırıyormuşum gibi bir etki bıraktı.
Ben kitabı okumadan izleyip filmin zaten kötü olduğuna karar vermiştim ama kitapla da alakasız olması bu filmi ekstra kötü yapıyor. Alakasız demek doğru değil belki ama gelişimi olmayan, derinlikten uzak karakterler; duyguyu geçiremeyen diyaloglar ve oyunculuklar; kitabın asıl odağı olan karanlık tonu ve rahatsız edici atmosferi neredeyse tamamen yok edilmiş. Yerine rahatsız etmesi için fazla estetik sinematografi ve cringe diyaloglar eklenmiş. Takıntılı aşkı anlatmak için de olabildiğince sığ düş... Devamı
2026’nın 7. Filmi: Wuthering Heights
İzınli olduğum tek günde hayatsız gibi fifa oynamaya devam etmeliydim...
Açılışı (ilk birkaç dakika) iyiyken, daha sonrasında saçma sapan kurgusuyla, aptalca metaforlarıyla ve abartılı sinematografisiyle izleyiciyi sıkan bir filme dönüşüyor. Sinematografi evet iyi gözüküyor ama olması gerekenden fazla estetik duruyor. Sanki kötü bir şarkının iyi bir klibini izliyormuş gibi hissettim ya da Pinterest’te boş boş kaydırıyormuşum gibi bir etki bıraktı.
Ben kitabı okumadan izleyip filmin zaten kötü olduğuna karar vermiştim ama kitapla da alakasız olması bu filmi ekstra kötü yapıyor. Alakasız demek doğru değil belki ama gelişimi olmayan, derinlikten uzak karakterler; duyguyu geçiremeyen diyaloglar ve oyunculuklar; kitabın asıl odağı olan karanlık tonu ve rahatsız edici atmosferi neredeyse tamamen yok edilmiş. Yerine rahatsız etmesi için fazla estetik sinematografi ve cringe diyaloglar eklenmiş. Takıntılı aşkı anlatmak için de olabildiğince sığ düşünülüp cinsellik seçilmiş. Bunun yanında kitabın asıl olayı olan son yarısı da çekilmemiş.
Aslında bakarsanız kitapta olanlar burada da yapılmaya çalışılmış ama sadece çalışılmış; hiçbirinde başarılı olamamışlar. Hiçbir duygu geçmiyor. Ekranda sarsıcı bir şey oluyor ama bu kimseyi sarsmıyor. Karakterlerden biri aptalca bir karar veriyor ama bu bize normal geliyor; çünkü bu aptalca hamlelere artık alıştık.
Sonuç olarak izlediğimiz şeyi kitapla alakasız bambaşka bir hikâye olarak sunsalar daha iyi olurdu. En azından birçok kişi tarafından başyapıt denilen kitabın adı lekelenmemiş olurdu. Çünkü bu filmi izleyip ya da yorumları görüp “kitap da kötüdür zaten” diyecek çok insan çıkacaktır. Ayrıca filmdeki müzikler her ne kadar iyi olsa da filmle fazla alakasız duruyor.
Açıkçası filmi izlemeden önce yapılan PR çalışmalarından sonra bu filmin kötü olacağından emindim ama yine de bu kadarı benim için sürpriz oldu. Yılın en kötüsü olur mu bilmem ama yılın en potansiyelini kullanamayan işi olacağından eminim.
Bu filmin yönetmeni ve senaristi olan Emerald Fennell’ın daha önceki filmlerinin iyi olduğunu duymuştum ama sadece listeme eklemekle kalmıştım. Şimdi dönüp baktığımda, önceki işlerinde aldığı eleştirilerin hiçbirini umursamadığını ve aynı şekilde devam edip üçüncü filminde sıçıp sıvadığını gördüm.
Kısacası Wuthering Heights gibi kült ve klasik bir roman ele alınmış kendi kafalarına göre eğip bükülmüş, takıntı cinselliğe dönüştürülmüş ama sonucunda erotik film bile olmayı başaramamış.
Bu kadar mükemmel bir kitabın başına bunlar mı gelecekti?!! Hayretler içerisinde izledim filmi. Satır satır yazmaya kalksam o kadar uzun sürer ki kitapla alakasızlığı.. Öyle saçma, öyle kötü bir film ki..
Filmin ortalarını başka biri çekmiş olabilir mi? Az da olsa sinematografik kaygıları olan film, ortalarında Pinterest kızının ıslak rüyalarına dönüşüyor. Ayrıca sonunda ne anlatıldı? "Hepsi seks yüzünden, pis seks, ama güzel şey" falan mı? Emerald Fennell Barbie etkisinden çıkamamış bazı sahnelerde.
Konuya az çok hakimdim ama gotik atmosferli Canısı remake’i izleyeceğimi tahmin etmiyordum.
Yine de Heathcliff‘den biraz İbrahim Erkal gururu beklerdim. Cath’le sarılırken yatak odasını farkedip “Onunla günlerce bu yatakta yattın! Onun kulağına bu yatakta aşk kelimeleri fısıldadın değil mi?! Sıra bende hadi soyun kaç paraysa ödiycem!” şeklinde bir gurur monoloğu patlatsaydı çok da absürd durmazdı.
@burakt0
3 hafta önce
3 / 10
İzınli olduğum tek günde hayatsız gibi fifa oynamaya devam etmeliydim...
Açılışı (ilk birkaç dakika) iyiyken, daha sonrasında saçma sapan kurgusuyla, aptalca metaforlarıyla ve abartılı sinematografisiyle izleyiciyi sıkan bir filme dönüşüyor. Sinematografi evet iyi gözüküyor ama olması gerekenden fazla estetik duruyor. Sanki kötü bir şarkının iyi bir klibini izliyormuş gibi hissettim ya da Pinterest’te boş boş kaydırıyormuşum gibi bir etki bıraktı.
Ben kitabı okumadan izleyip filmin zaten kötü olduğuna karar vermiştim ama kitapla da alakasız olması bu filmi ekstra kötü yapıyor. Alakasız demek doğru değil belki ama gelişimi olmayan, derinlikten uzak karakterler; duyguyu geçiremeyen diyaloglar ve oyunculuklar; kitabın asıl odağı olan karanlık tonu ve rahatsız edici atmosferi neredeyse tamamen yok edilmiş. Yerine rahatsız etmesi için fazla estetik sinematografi ve cringe diyaloglar eklenmiş. Takıntılı aşkı anlatmak için de olabildiğince sığ düş ... Devamı
İzınli olduğum tek günde hayatsız gibi fifa oynamaya devam etmeliydim...
Açılışı (ilk birkaç dakika) iyiyken, daha sonrasında saçma sapan kurgusuyla, aptalca metaforlarıyla ve abartılı sinematografisiyle izleyiciyi sıkan bir filme dönüşüyor. Sinematografi evet iyi gözüküyor ama olması gerekenden fazla estetik duruyor. Sanki kötü bir şarkının iyi bir klibini izliyormuş gibi hissettim ya da Pinterest’te boş boş kaydırıyormuşum gibi bir etki bıraktı.
Ben kitabı okumadan izleyip filmin zaten kötü olduğuna karar vermiştim ama kitapla da alakasız olması bu filmi ekstra kötü yapıyor. Alakasız demek doğru değil belki ama gelişimi olmayan, derinlikten uzak karakterler; duyguyu geçiremeyen diyaloglar ve oyunculuklar; kitabın asıl odağı olan karanlık tonu ve rahatsız edici atmosferi neredeyse tamamen yok edilmiş. Yerine rahatsız etmesi için fazla estetik sinematografi ve cringe diyaloglar eklenmiş. Takıntılı aşkı anlatmak için de olabildiğince sığ düşünülüp cinsellik seçilmiş. Bunun yanında kitabın asıl olayı olan son yarısı da çekilmemiş.
Aslında bakarsanız kitapta olanlar burada da yapılmaya çalışılmış ama sadece çalışılmış; hiçbirinde başarılı olamamışlar. Hiçbir duygu geçmiyor. Ekranda sarsıcı bir şey oluyor ama bu kimseyi sarsmıyor. Karakterlerden biri aptalca bir karar veriyor ama bu bize normal geliyor; çünkü bu aptalca hamlelere artık alıştık.
Sonuç olarak izlediğimiz şeyi kitapla alakasız bambaşka bir hikâye olarak sunsalar daha iyi olurdu. En azından birçok kişi tarafından başyapıt denilen kitabın adı lekelenmemiş olurdu. Çünkü bu filmi izleyip ya da yorumları görüp “kitap da kötüdür zaten” diyecek çok insan çıkacaktır. Ayrıca filmdeki müzikler her ne kadar iyi olsa da filmle fazla alakasız duruyor.
Açıkçası filmi izlemeden önce yapılan PR çalışmalarından sonra bu filmin kötü olacağından emindim ama yine de bu kadarı benim için sürpriz oldu. Yılın en kötüsü olur mu bilmem ama yılın en potansiyelini kullanamayan işi olacağından eminim.
Bu filmin yönetmeni ve senaristi olan Emerald Fennell’ın daha önceki filmlerinin iyi olduğunu duymuştum ama sadece listeme eklemekle kalmıştım. Şimdi dönüp baktığımda, önceki işlerinde aldığı eleştirilerin hiçbirini umursamadığını ve aynı şekilde devam edip üçüncü filminde sıçıp sıvadığını gördüm.
Kısacası Wuthering Heights gibi kült ve klasik bir roman ele alınmış kendi kafalarına göre eğip bükülmüş, takıntı cinselliğe dönüştürülmüş ama sonucunda erotik film bile olmayı başaramamış.
@poormf
1 ay önce
2.6 / 10
@kassandraa
3 ay önce
4.5 / 10
@thecherrynight
3 ay önce
10 / 10
@furkandgn9
4 ay önce
6 / 10
@merodesidero
4 ay önce
Yine de Heathcliff‘den biraz İbrahim Erkal gururu beklerdim. Cath’le sarılırken yatak odasını farkedip “Onunla günlerce bu yatakta yattın! Onun kulağına bu yatakta aşk kelimeleri fısıldadın değil mi?! Sıra bende hadi soyun kaç paraysa ödiycem!” şeklinde bir gurur monoloğu patlatsaydı çok da absürd durmazdı.