Enteresan ve ilgi çekici bir hikaye. Benim gibi yeni şeyler görmeye aç insanlar beğenecektir.
Domhnall Gleeson son zamanlarda görmek istediğim yüzlerden biri oldu. Ex Machine ve Black Mirror'daki rolleriyle yarattığı karakteri seyircide içselleştirebildiğini düşünüyorum. Bu filmle de akış itibarı ile bizi kendi dünyamızda hissettirecek bir geçiş sağlanmış ve Jon karakteri karar ve yaklaşımıyla izleyeni hikayenin içine çekip, olan bitene duyarlı hale getiriyor.
Anlamıyoruz, üzülüyoruz, hafif gülümsüyoruz, dahil olabilmek istiyoruz. Bunlar hikaye akışında görmek istediğimiz şeyler. Çünkü günümüzde ilgimizi çekebilecek yeni bir şey bulabilmek öyle zor ki. Ya bildiklerimize tutunuyoruz ve Star Wars VIII izlemek istiyoruz, ya da tekrar tekrar arşivimizi karıştırıyoruz. Bu üretenin yaratıcılığını da kısıtlıyor ve baskı altında bırakıyor. O yüzden bu tarz özgün yapımlar daha fazla desteklenmeli diye düşünüyorum ben kendim. Ve doğrusu filmin akışında değiştirmek istediğim hiçbir şey de yok, ... Devamı
Enteresan ve ilgi çekici bir hikaye. Benim gibi yeni şeyler görmeye aç insanlar beğenecektir.
Domhnall Gleeson son zamanlarda görmek istediğim yüzlerden biri oldu. Ex Machine ve Black Mirror'daki rolleriyle yarattığı karakteri seyircide içselleştirebildiğini düşünüyorum. Bu filmle de akış itibarı ile bizi kendi dünyamızda hissettirecek bir geçiş sağlanmış ve Jon karakteri karar ve yaklaşımıyla izleyeni hikayenin içine çekip, olan bitene duyarlı hale getiriyor.
Anlamıyoruz, üzülüyoruz, hafif gülümsüyoruz, dahil olabilmek istiyoruz. Bunlar hikaye akışında görmek istediğimiz şeyler. Çünkü günümüzde ilgimizi çekebilecek yeni bir şey bulabilmek öyle zor ki. Ya bildiklerimize tutunuyoruz ve Star Wars VIII izlemek istiyoruz, ya da tekrar tekrar arşivimizi karıştırıyoruz. Bu üretenin yaratıcılığını da kısıtlıyor ve baskı altında bırakıyor. O yüzden bu tarz özgün yapımlar daha fazla desteklenmeli diye düşünüyorum ben kendim. Ve doğrusu filmin akışında değiştirmek istediğim hiçbir şey de yok, öylece kendi gibi kalsın ve ben onu düşünürken bir kahve içeyim ve tebessüm edeyim.
Filme ilk geçen yıl digiturk'un sinema kanallarından birinde denk gelmiştim, beş dakika bakınca güzel bir film olduğu anlaşılıyordu zaten sonra hemen kanal değiştirdim filmi mahvetmemek ve daha sonra başından bir kaç sigara eşliğinde izleyebilmek için... daha sonra unuttum bu filmi taa ki geçtiğimiz günlerde bir internet sitesinde görene dek. Daha sonra hemen izledim ve bana o 5 dakikada verdiği referanstan çok daha fazlasını gördüm. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
Tamamiyle iyi anlamda "Bu neyin kafası?" diye sormak istediğim, değişik kafaların bulunduğu, lezzetli film. Frank'i çok sevemedim film süresince ama özellikle son bölümde duygulandırdı. "I Love You All" şarkısı da filmi baştan sonra gözlerimin önünden geçirten, sıcak bir şarkı oldu. Aslında tüm şarkıları tuhaf ama tarihsiz bir lezizliği var. 7/10
filmin odak noktası frank olsa da diğer karakterler de es geçilmemiş.Mis gibi bir sonuç çıkmış ortaya.Bayıldıım
en başta klavyecinin intihar girişimi esnasında tesadüfen orada olan jon kendini aniden grubun içinde buluverir.Aslında bu sadece o an acil bir klavyeci bulma ihtiyacından doğmuştur ama jon boktan hayatından onu kurtarabilecek olan bir grup bulduğu için bu gerçeği görmez belki de görmek istemez.Hiç harcı olmamasına rağmen frank ve clara delileri ile gizliden gizliye bir yarış içine girer.Kendini onlara kanıtlamak için onların yaptığı çılgınlıklara ayak uydurmaya çalışır amapek de beceremez. Gene de yaşadığı şey o kadar heyecan vericidir ki bunu twitter ve bloglar üzerinden insanlara yayar.Günden güne egosuna ego katar.Aslında clara'nın onun için söylediği sen bir parazitsin ve frank'ten besleniyorsun cümlesi jon'u tamamen özetliyor.Kendisi yeteneği olmayan, sıradan bir insan ama frank kadar yetenekli olabileceğine inanıp bunu keşfedec... Devamı
filmin odak noktası frank olsa da diğer karakterler de es geçilmemiş.Mis gibi bir sonuç çıkmış ortaya.Bayıldıım
en başta klavyecinin intihar girişimi esnasında tesadüfen orada olan jon kendini aniden grubun içinde buluverir.Aslında bu sadece o an acil bir klavyeci bulma ihtiyacından doğmuştur ama jon boktan hayatından onu kurtarabilecek olan bir grup bulduğu için bu gerçeği görmez belki de görmek istemez.Hiç harcı olmamasına rağmen frank ve clara delileri ile gizliden gizliye bir yarış içine girer.Kendini onlara kanıtlamak için onların yaptığı çılgınlıklara ayak uydurmaya çalışır amapek de beceremez. Gene de yaşadığı şey o kadar heyecan vericidir ki bunu twitter ve bloglar üzerinden insanlara yayar.Günden güne egosuna ego katar.Aslında clara'nın onun için söylediği sen bir parazitsin ve frank'ten besleniyorsun cümlesi jon'u tamamen özetliyor.Kendisi yeteneği olmayan, sıradan bir insan ama frank kadar yetenekli olabileceğine inanıp bunu keşfedeceğini düşünüyor.Biraz ergen kafası ile saçı sakalı salıp değişik kıyafetlere yöneldiğini de görüyoruz.Bu yüzden son sahnede frank ile grubu buluşturup tabiri caizse hayatlarından defolup gitmesi ile gözlerim mutluluktan parladı.Filme başlarken tmamen kilişe bir şey bekliyordum açıkçası çok şaşırdım ve mutlu oldum.
BORD SKANNAN NA hEİRENANN yani Irish film Board'un benim için referansı oldukça yüksek tir. Şimdiye kadar hiç hayalkırıklığına uğramadım. Frank oldukça farklı ve özgün bir yapım. İnanılmaz gelse de gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor. İzleyicisine farklı duyguları bir arada hissettirebilen filmlerden. Aslında bir dram olsa da bazı yerlerde kahkaha atmak kaçınılmaz. Micheal'a olan sevgimi anlatmaya kelimeler yetmez. Yeteneğinin bir sınırı var mı acaba merak ediyorum. Tek eksi yanı süresinin uzunluğu. Durağanlığı ilk yarının sonlarına doğru izleyiciyi sıkabilir. Fakat ikinci yarının ortalarında toparlanıp finale kadar da temposunu korumayı başarıyor. Özellikle finalini çok beğendim. Tavsiye ederim. İyi seyirler.
Filmin senaryosu İngiltere'de 1980'lerde kurulan Oh Blimey Big Band grubunun hikayesinden yola çıkıyor. Gazeteci, belgesel yönetmeni olan Jon Ronson gruba klavyeci olarak dahil oluyor , grubun en ilginç üyesi Frank Sidebottom . Papier-mache (kartonpiyer) bir maske ile sahne alıyor ve bu maskeyi duş alırken bile çıkarmıyor. Filmin buraya kadar olan kısmı tamamen gerçek. Filmde Frank karakterini Hunger filminde dikkatleri üzerine çeken Michael Fassbender canlandırıyor. Jon Ronson 'ı ise Domhnall Gleeson . D.Gleeson'nın gruba dahil olmasıyla komik sayılacak olaylar başlıyor. Film temposunu yer yer düşürse de film izlemeye değer.
@burusuk_panda
8 ay önce
@ege_undag
4 yıl önce
7.8 / 10
@cnnto
10 yıl önce
Domhnall Gleeson son zamanlarda görmek istediğim yüzlerden biri oldu. Ex Machine ve Black Mirror'daki rolleriyle yarattığı karakteri seyircide içselleştirebildiğini düşünüyorum. Bu filmle de akış itibarı ile bizi kendi dünyamızda hissettirecek bir geçiş sağlanmış ve Jon karakteri karar ve yaklaşımıyla izleyeni hikayenin içine çekip, olan bitene duyarlı hale getiriyor.
Anlamıyoruz, üzülüyoruz, hafif gülümsüyoruz, dahil olabilmek istiyoruz. Bunlar hikaye akışında görmek istediğimiz şeyler. Çünkü günümüzde ilgimizi çekebilecek yeni bir şey bulabilmek öyle zor ki. Ya bildiklerimize tutunuyoruz ve Star Wars VIII izlemek istiyoruz, ya da tekrar tekrar arşivimizi karıştırıyoruz. Bu üretenin yaratıcılığını da kısıtlıyor ve baskı altında bırakıyor. O yüzden bu tarz özgün yapımlar daha fazla desteklenmeli diye düşünüyorum ben kendim. Ve doğrusu filmin akışında değiştirmek istediğim hiçbir şey de yok, ... Devamı
Domhnall Gleeson son zamanlarda görmek istediğim yüzlerden biri oldu. Ex Machine ve Black Mirror'daki rolleriyle yarattığı karakteri seyircide içselleştirebildiğini düşünüyorum. Bu filmle de akış itibarı ile bizi kendi dünyamızda hissettirecek bir geçiş sağlanmış ve Jon karakteri karar ve yaklaşımıyla izleyeni hikayenin içine çekip, olan bitene duyarlı hale getiriyor.
Anlamıyoruz, üzülüyoruz, hafif gülümsüyoruz, dahil olabilmek istiyoruz. Bunlar hikaye akışında görmek istediğimiz şeyler. Çünkü günümüzde ilgimizi çekebilecek yeni bir şey bulabilmek öyle zor ki. Ya bildiklerimize tutunuyoruz ve Star Wars VIII izlemek istiyoruz, ya da tekrar tekrar arşivimizi karıştırıyoruz. Bu üretenin yaratıcılığını da kısıtlıyor ve baskı altında bırakıyor. O yüzden bu tarz özgün yapımlar daha fazla desteklenmeli diye düşünüyorum ben kendim. Ve doğrusu filmin akışında değiştirmek istediğim hiçbir şey de yok, öylece kendi gibi kalsın ve ben onu düşünürken bir kahve içeyim ve tebessüm edeyim.
Hikayenin kaynağı olan gruptan da bir kuble;https://youtu.be/4y48U3_ZIZ4
@freudjuice
10 yıl önce
9.2 / 10
@stiff
12 yıl önce
7 / 10
@otlu_kek
12 yıl önce
en başta klavyecinin intihar girişimi esnasında tesadüfen orada olan jon kendini aniden grubun içinde buluverir.Aslında bu sadece o an acil bir klavyeci bulma ihtiyacından doğmuştur ama jon boktan hayatından onu kurtarabilecek olan bir grup bulduğu için bu gerçeği görmez belki de görmek istemez.Hiç harcı olmamasına rağmen frank ve clara delileri ile gizliden gizliye bir yarış içine girer.Kendini onlara kanıtlamak için onların yaptığı çılgınlıklara ayak uydurmaya çalışır amapek de beceremez. Gene de yaşadığı şey o kadar heyecan vericidir ki bunu twitter ve bloglar üzerinden insanlara yayar.Günden güne egosuna ego katar.Aslında clara'nın onun için söylediği sen bir parazitsin ve frank'ten besleniyorsun cümlesi jon'u tamamen özetliyor.Kendisi yeteneği olmayan, sıradan bir insan ama frank kadar yetenekli olabileceğine inanıp bunu keşfedec ... Devamı
en başta klavyecinin intihar girişimi esnasında tesadüfen orada olan jon kendini aniden grubun içinde buluverir.Aslında bu sadece o an acil bir klavyeci bulma ihtiyacından doğmuştur ama jon boktan hayatından onu kurtarabilecek olan bir grup bulduğu için bu gerçeği görmez belki de görmek istemez.Hiç harcı olmamasına rağmen frank ve clara delileri ile gizliden gizliye bir yarış içine girer.Kendini onlara kanıtlamak için onların yaptığı çılgınlıklara ayak uydurmaya çalışır amapek de beceremez. Gene de yaşadığı şey o kadar heyecan vericidir ki bunu twitter ve bloglar üzerinden insanlara yayar.Günden güne egosuna ego katar.Aslında clara'nın onun için söylediği sen bir parazitsin ve frank'ten besleniyorsun cümlesi jon'u tamamen özetliyor.Kendisi yeteneği olmayan, sıradan bir insan ama frank kadar yetenekli olabileceğine inanıp bunu keşfedeceğini düşünüyor.Biraz ergen kafası ile saçı sakalı salıp değişik kıyafetlere yöneldiğini de görüyoruz.Bu yüzden son sahnede frank ile grubu buluşturup tabiri caizse hayatlarından defolup gitmesi ile gözlerim mutluluktan parladı.Filme başlarken tmamen kilişe bir şey bekliyordum açıkçası çok şaşırdım ve mutlu oldum.
@emcoln
12 yıl önce
http://www.youtube.com/watch?v=0zA1Ld2ZnwE
@jalanili
12 yıl önce
@volk
12 yıl önce
9.7 / 10
@bohemiancat
13 yıl önce