17 Aralık 2004'deki "Hey Gidi Karadeniz" konserinde çekebildiğim az sayıdaki fotoğraflardan birinde o nalet ince öksürük...10 yıl oldu :(
Aslına bakarsanız Ümit Kıvanç'ın belgelediği, hem 33 yaşındaki Kazım hem de 43 yaşındaki Ahmet gibi iki kocaman yürekli insanın ölümleri bu ülke tarihinde başlangıçtan günümüze değin süregelen sistematik bir hal almış öldürülmelerin bir parçasıydı.
Gördüğüm kadarıyla 'Hayat TV' her yıl dönümünde yayınlamayı es geçmiyor. İzlemek isteyenlerden oradan da takip edebilirler .
VA MİŞKUNAN'dan
"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, he... Devamı
17 Aralık 2004'deki "Hey Gidi Karadeniz" konserinde çekebildiğim az sayıdaki fotoğraflardan birinde o nalet ince öksürük...10 yıl oldu :(
Aslına bakarsanız Ümit Kıvanç'ın belgelediği, hem 33 yaşındaki Kazım hem de 43 yaşındaki Ahmet gibi iki kocaman yürekli insanın ölümleri bu ülke tarihinde başlangıçtan günümüze değin süregelen sistematik bir hal almış öldürülmelerin bir parçasıydı.
Gördüğüm kadarıyla 'Hayat TV' her yıl dönümünde yayınlamayı es geçmiyor. İzlemek isteyenlerden oradan da takip edebilirler .
VA MİŞKUNAN'dan
"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."
@ecosphere
12 yıl önce
9 / 10
Aslına bakarsanız Ümit Kıvanç'ın belgelediği, hem 33 yaşındaki Kazım hem de 43 yaşındaki Ahmet gibi iki kocaman yürekli insanın ölümleri bu ülke tarihinde başlangıçtan günümüze değin süregelen sistematik bir hal almış öldürülmelerin bir parçasıydı.
Gördüğüm kadarıyla 'Hayat TV' her yıl dönümünde yayınlamayı es geçmiyor. İzlemek isteyenlerden oradan da takip edebilirler .
VA MİŞKUNAN'dan
"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, he ... Devamı
Aslına bakarsanız Ümit Kıvanç'ın belgelediği, hem 33 yaşındaki Kazım hem de 43 yaşındaki Ahmet gibi iki kocaman yürekli insanın ölümleri bu ülke tarihinde başlangıçtan günümüze değin süregelen sistematik bir hal almış öldürülmelerin bir parçasıydı.
Gördüğüm kadarıyla 'Hayat TV' her yıl dönümünde yayınlamayı es geçmiyor. İzlemek isteyenlerden oradan da takip edebilirler .
VA MİŞKUNAN'dan
"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."
@kuzgunadam
14 yıl önce
7 / 10