fisher, hg'nin zihnine biz ise lvt'nin zihnine girmekle uğraşıyoruz film boyunca. kamera ve geçiş kullanımı oldukça fazla ve belki de biraz fisher'daki gibi baş ağrısına sebep olsa da suçun haritasında ilerlemek ve bu yolculuğu yönetmenin gözünden izlemek ilginç bir deneyimdi.
Trier'in Tarkovsky'nin Stalker'ının ağır etkisinde kaldığı belli oluyor. Film rengiyle, atmosferiyle, sularıyla, terk edilmişliğiyle, çekim açılarıyla ve benzeri elementleriyle fazlasıyla Stalker'ı yansıtıyordu. Nitekim etki söz konusu olsa da konusu ve işlenişi göze alınınca özgün bir eser ortaya çıkmış.
Poetik psikolojik polisiye tanımı yapmak doğru olur sanırım film için. Ne kadar özgün desem de film konusu ve sunumuyla tezatlığını kotarabilmiş mi, bence olmamış. Doyum açısından tutarlı bir şey izleyemiyoruz. Olay ve durum örgüleriyle iki koldan işlenişi ilerledikçe bütünleşemedi gözümde. Bir yandan pazarlanmış hareketli seri katil/polisiye macerası var, öteki yandan psikolojik karakter durum betimlemesi var. Lakin iki tarafa da yoğun kaymalar olunca ne macerası doyurucu geliyor, ne edebi felsefi işlenişi. Yine de dehşet güzel görselliğinden, bazı anlar hikayeyi umursamamayı başarıyor insan. Sadece görüntüye dalıp gidebiliyorsun. Trier bu dengesizliği ileride ki filmlerinde bir yö... Devamı
Trier'in Tarkovsky'nin Stalker'ının ağır etkisinde kaldığı belli oluyor. Film rengiyle, atmosferiyle, sularıyla, terk edilmişliğiyle, çekim açılarıyla ve benzeri elementleriyle fazlasıyla Stalker'ı yansıtıyordu. Nitekim etki söz konusu olsa da konusu ve işlenişi göze alınınca özgün bir eser ortaya çıkmış.
Poetik psikolojik polisiye tanımı yapmak doğru olur sanırım film için. Ne kadar özgün desem de film konusu ve sunumuyla tezatlığını kotarabilmiş mi, bence olmamış. Doyum açısından tutarlı bir şey izleyemiyoruz. Olay ve durum örgüleriyle iki koldan işlenişi ilerledikçe bütünleşemedi gözümde. Bir yandan pazarlanmış hareketli seri katil/polisiye macerası var, öteki yandan psikolojik karakter durum betimlemesi var. Lakin iki tarafa da yoğun kaymalar olunca ne macerası doyurucu geliyor, ne edebi felsefi işlenişi. Yine de dehşet güzel görselliğinden, bazı anlar hikayeyi umursamamayı başarıyor insan. Sadece görüntüye dalıp gidebiliyorsun. Trier bu dengesizliği ileride ki filmlerinde bir yöne ağırlık verip işlemesiyle düzeltmiş denebilir.
@gadasiz
3 yıl önce
6.9 / 10
@deusexmachina
7 yıl önce
Poetik psikolojik polisiye tanımı yapmak doğru olur sanırım film için. Ne kadar özgün desem de film konusu ve sunumuyla tezatlığını kotarabilmiş mi, bence olmamış. Doyum açısından tutarlı bir şey izleyemiyoruz. Olay ve durum örgüleriyle iki koldan işlenişi ilerledikçe bütünleşemedi gözümde. Bir yandan pazarlanmış hareketli seri katil/polisiye macerası var, öteki yandan psikolojik karakter durum betimlemesi var. Lakin iki tarafa da yoğun kaymalar olunca ne macerası doyurucu geliyor, ne edebi felsefi işlenişi. Yine de dehşet güzel görselliğinden, bazı anlar hikayeyi umursamamayı başarıyor insan. Sadece görüntüye dalıp gidebiliyorsun. Trier bu dengesizliği ileride ki filmlerinde bir yö ... Devamı
Poetik psikolojik polisiye tanımı yapmak doğru olur sanırım film için. Ne kadar özgün desem de film konusu ve sunumuyla tezatlığını kotarabilmiş mi, bence olmamış. Doyum açısından tutarlı bir şey izleyemiyoruz. Olay ve durum örgüleriyle iki koldan işlenişi ilerledikçe bütünleşemedi gözümde. Bir yandan pazarlanmış hareketli seri katil/polisiye macerası var, öteki yandan psikolojik karakter durum betimlemesi var. Lakin iki tarafa da yoğun kaymalar olunca ne macerası doyurucu geliyor, ne edebi felsefi işlenişi. Yine de dehşet güzel görselliğinden, bazı anlar hikayeyi umursamamayı başarıyor insan. Sadece görüntüye dalıp gidebiliyorsun. Trier bu dengesizliği ileride ki filmlerinde bir yöne ağırlık verip işlemesiyle düzeltmiş denebilir.
@luftmensch
8 yıl önce
@ustilago
10 yıl önce
@solipsist
11 yıl önce
5 / 10
@savaska
13 yıl önce